• Reklam
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor

Konu: 40 hadis

  1. #1
    yesevili_burak adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2008
    Mesajlar
    279
    Karizma Gücü
    5

    Mutlu 40 hadis

    1

    اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ

    (Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

    Müslim, İmân, 95.
    2

    اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

    İslâm, güzel ahlâktır.

    Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.
    3

    مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

    İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

    Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.
    4

    يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

    Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

    Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.
    5

    إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ:

    إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

    İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.

    Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.
    6

    اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ

    Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

    Tirmizî, İlm, 14.
    7

    لاَ يُلْدَغُ اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ

    Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)

    Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.
    8

    اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا

    وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ

    Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.

    Tirmizî, Birr, 55.
    9

    إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ

    Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.

    Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.
    10

    اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ

    İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.

    Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.
    11

    مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ

    Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.

    Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.
    12

    عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ

    بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

    İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

    Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.
    13

    لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ

    Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.

    İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.
    14

    لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

    Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.

    Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.
    15

    اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

    Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.

    Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.

    16

    لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا

    İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.

    Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.
    17

    اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

    Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

    Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.
    18

    لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا

    وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ

    Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.

    Buhârî, Edeb, 57, 58.
    19

    إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا

    Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.

    Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.
    20

    لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

    (Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.

    Tirmizî, Birr, 58.
    21

    تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ

    (Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

    Tirmizî, Birr, 36.
    22

    إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ

    Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.

    Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;

    Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.
    23

    رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ

    Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.

    Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.

    Tirmizî, Birr, 3.
    24

    ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ:

    دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ

    Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:

    Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.

    İbn Mâce, Dua, 11.
    25

    مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ

    Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir

    hediye veremez.

    Tirmizî, Birr, 33.
    26

    خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ

    Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.

    Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.
    27

    لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا

    Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı

    göstermeyen bizden değildir.

    Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.
    28

    كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى

    Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.

    Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.
    29

    اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ

    (İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.

    Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.
    30

    مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ

    Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.

    Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.
    31

    مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ

    Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki;

    ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.

    Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.
    32

    اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

    أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ

    Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden

    veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle

    geçiren kimse gibidir.

    Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41;

    Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.
    33

    كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ

    Her insan hata eder.

    Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.

    Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.
    34

    عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ

    Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.

    Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.
    35

    مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا

    Bizi aldatan bizden değildir.

    Müslim, Îmân, 164.
    36

    لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ

    Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe)

    cennete giremezler.

    Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.
    37

    أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ

    İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.

    İbn Mâce, Ruhûn, 4.
    38

    مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ

    طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ

    Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.

    Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.
    39

    إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ

    وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ

    İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.

    Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.
    40

    اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ

    Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

    Tirmizî, Cum’a, 80.


    http://www.diyanet.gov.tr/turkish/default.asp

    EVET HADİS EZBERLEMEYE BURADAN BAŞLIYALIM.
    Tanrı zar atmaz
    Albert Einstein

  2. #2
    kadr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-04-2009
    Mesajlar
    172
    Karizma Gücü
    0
    Hazret-i Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet olunduğuna göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

    "Bugün sizden kim oruçlu olarak sabahladı?"

    Hazret-i Ebu Bekir -radiyallahu anh-: "Ben!" dedi.

    Resulullah Aleyhisselâm:

    "Bugün kim bir cenazeye katıldı?" buyurdu.

    Yine Hazret-i Ebu Bekir -radiyallahu anh-: "Ben!" dedi.

    Resulullah Aleyhisselâm:

    "Bugün kim bir hastayı ziyaret etti?" dedi.

    Bu sefer de Hazret-i Ebu Bekir-radiyallahu anh-: "Ben!" dedi.

    Bunun üzerine Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

    "Bunlar bir kimsede biraraya geldi mi, o kimse mutlaka cennete girer!"
    buyurdular." (Müslim)



    Ebu Musa -radiyallahu anh-dan rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyuruyorlar:

    "İyi arkadaşla kötü arkadaşın misâli; misk taşıyanla, körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince ya elbiseni yakar yahut da sen onun pis kokusunu alırsın." (Buhârî, Müslim)


    Saîd İbn-u Zeyd -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

    "Ebu Bekir cennetliktir, Ömer cennetliktir, Osman cennetliktir, Ali cennetliktir, Talhâ cennetliktir, Zübeyr cennetliktir, Sa'd İbn-u Mâlik cennetliktir, Abdurrahman İbn-u Avf cennetliktir, Ebu Ubeyde İbnu'l-Cerrâh cennetliktir."

    (Râvi der ki: Zeyd) onuncu da sükut etti. Dinleyenler: "Onuncu kim?" diye sordular. (Bu taleb üzerine):

    "Saîd İbn-u Zeyd!" dedi. Yani bu, kendisi idi. Zeyd sonra ilâve etti:

    "Allah'a yemin ederim. Onlardan birinin Resulullah Aleyhisselâm ile birlikte yüzü tozlanacak kadar bulunuvermesi, sizden birinin ömür boyu çalışmasından daha hayırlıdır, hatta ömrü, Hazret-i Nuh Aleyhisselâm'ın ömrü kadar uzun olsa bile." (Ebu Dâvud)



    Talha -radiyallahu anh- bir gün Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in huzur-u saadetlerine girdiklerinde, ellerinde bir ayva olduğu halde görür ve kendilerine şöyle söyledikleri rivayet edilir:

    "Ey Talha! Şunu al, (ye)! Çünkü bu, kalbe rahatlık verir."

    Hazret-i Cündüb -radiyallahu anh-dan rivayet edildiğinde ise Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz şöyle buyurmaktadırlar:

    "Kim (başkalarının kusurlarını teşhir edip herkese) duyurursa, Allah da (onun kusurlarını) duyurur. Kim de riyâ yaparsa Allah da onun riyâsını ortaya çıkarır." (Buhârî, Müslim)


    Hazret-i Ebu Zerr -radiyallahu anh-den şöyle rivayet edilmektedir.

    "Ashâb-ı kiram'dan bazıları:

    "Ey Allah'ın Resul'ü! Zenginler ücretleriyle gittiler. Onlar da bizim gibi namaz kıldılar, bizim gibi oruç tuttular, mallarının artanından da sadaka verdiler!"
    dediler.

    Resulullah Aleyhisselâm:

    "Allah size de tasadduk edeceğiniz şeyler verdi: Her bir tesbih sadakadır, her bir tekbir sadakadır, her bir tahmîd sadakadır, her bir tehlil sadakadır, emr-i bi'lma'ruf sadakadır, nehy-i ani'lmünker sadakadır, herbirinizin (hanımıyla) ciması sadakadır!" buyurdular." (Müslim)


    İbn-i Ömer -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurdular:

    "Sıkılık huyundan kaçının. Zira sizden önce gelip geçenler bu huy yüzünden helâk oldular. Şöyle ki: Bu huy onlara cimrilik emretti, onlar hemen cimrileşiverdiler, sıla-ı rahmi kesmelerini emretti, hemen sıla-ı rahmi kestiler, doğru yoldan çıkmayı (fücur) emretti, hemen doğru yoldan çıktılar." (Ebu Dâvud)


    Ebu Saîd el-Hudrî -radiyallahu anh-den rivayet edeldiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

    "İki haslet vardır ki bir müminde asla beraber bulunmazlar: Cimrilik ve kötü ahlâk."
    (Tirmizî)

    Vâsile İbnu'l-Eska el-Leysî -radiyallahu anh-den yapılan bir rivayette ise Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir gün Tirit tabağının ortasına mübarek ellerini koyarak şöyle buyurmuşlardır:

    "Bismillâh diyerek etrafından (kendinize yakın yerinden) yiyin, orta kısmını bırakın. Zira yemeğe bereket ortasından gelir."
    “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber (Muhammed)e çok salât ve senâ ederler.

    Ey iman edenler! Siz de ona salât-ü selâm getirin ve tam bir teslimiyetle gönülden teslim olun.
    (Ahzâb: 56)

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Bu kadarmı,hepsi bu mu?Bunlar Kurandan sonra ki tek kaynakmı?Sadece kırk hadis ve Kuran yetermi?

    Şimdi diğer hadisleri buraya biz eklesek eminim''Kardeşimmmm,hadislerin çoğu uydurmadır'' veya ''Arkadaşım kuran bize yeter'' vs vs gibi oryantalist figürler sergilenir.

    Emin olun bu dediğim olur .İsterseniz kanıtlayalım,

    Sayın Barristor,

    Büyük İslam Külliyatından seçme hadisleri buraya eklermisiniz?Kendi beğendikleriniz ve imanınızı tazelediğiniz hadislerden başlarsanız seviniriz.

  4. #4
    kadr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-04-2009
    Mesajlar
    172
    Karizma Gücü
    0
    “İyi bilin ki, Allah’ın veli kulları için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklar.

    Onlar iman edip takvâya ermiş olanlardır. Dünyâ hayatında da âhirette de onlar için müjdeler vardır. Allah’ın verdiği sözlerde aslâ değişme yoktur. Bu en büyük saâdetin tâ kendisidir.”
    (Yunus: 62-63-64)

    Hadis-i kudsî’de ise şöyle buyuruluyor:

    “Her kim benim veli kullarıma düşmanlık ederse, ben ona harp açarım.” (Buhârî)

    Hadis-i şerif’lerde de şöyle buyuruluyor:

    “Her asırda benim ümmetimden sâbıkûn = öncüler vardır.” (Nevâdir-ül usûl)

    “Allah’ın öyle velî kulları vardır ki, onların gönülleri ilâhî râhmet deryâlarıdır.”

    “Öyle ilimler vardır ki, gizlenmiş mücevher gibidir. Onu ancak Arifbillah olanlar bilirler. Bu ilimden konuştukları vakit, Allah’tan gafil olan kimseler anlamazlar.

    Binaenaleyh Allah-u Teâlâ’nın kendi fazlından ilim ihsan ettiği âlimleri sakın tahkir edip küçük görmeyin. Çünkü Allah Azze ve Celle onlara o ilmi verirken tahkir etmemişti.”
    (Erbain)
    “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber (Muhammed)e çok salât ve senâ ederler.

    Ey iman edenler! Siz de ona salât-ü selâm getirin ve tam bir teslimiyetle gönülden teslim olun.
    (Ahzâb: 56)

  5. #5
    kadr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-04-2009
    Mesajlar
    172
    Karizma Gücü
    0
    Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

    “Kâfirin cehennemdeki azı dişi Uhud dağı kadardır. Derisinin kalınlığı ise üç gecelik yol mesafesidir.” (Müslim: 2851)

    “Cehennemde kâfirin iki omzunun arası hızlı giden binekli kimsenin üç günlük yolu kadardır.” (Müslim: 2852)
    “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber (Muhammed)e çok salât ve senâ ederler.

    Ey iman edenler! Siz de ona salât-ü selâm getirin ve tam bir teslimiyetle gönülden teslim olun.
    (Ahzâb: 56)

  6. #6
    yesevili_burak adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2008
    Mesajlar
    279
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı DÜZEN tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu kadarmı,hepsi bu mu?Bunlar Kurandan sonra ki tek kaynakmı?Sadece kırk hadis ve Kuran yetermi?

    Şimdi diğer hadisleri buraya biz eklesek eminim''Kardeşimmmm,hadislerin çoğu uydurmadır'' veya ''Arkadaşım kuran bize yeter'' vs vs gibi oryantalist figürler sergilenir.

    Emin olun bu dediğim olur .İsterseniz kanıtlayalım,

    Sayın Barristor,

    Büyük İslam Külliyatından seçme hadisleri buraya eklermisiniz?Kendi beğendikleriniz ve imanınızı tazelediğiniz hadislerden başlarsanız seviniriz.
    düzen sana acıyorum.

    sen ezberlemeye buradan başla ben sana devamını getiririm.
    Tanrı zar atmaz
    Albert Einstein

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    02-05-2009
    Mesajlar
    4
    Karizma Gücü
    0

    ...............................................

    Alıntı yesevili_burak tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    düzen sana acıyorum.

    sen ezberlemeye buradan başla ben sana devamını getiririm.
    bende bu konuda sana seve seve yardım ederim acınası haldeki arkadaşlara doru yolu göstermek boynumuzun borcu

  8. #8
    kadr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-04-2009
    Mesajlar
    172
    Karizma Gücü
    0
    Kâ’b bin Ucre -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

    “Ey Kâ’b bin Ucre! Seni, benden sonra gelecek ümerâya karşı Allah’a sığındırırım. Kim onların kapılarına gider ve onları yalanlarında tasdik eder, zulümlerinde onlara yardımcı olursa, o benden değildir, ben de ondan değilim.

    Ahirette Kevser Havz’ının başında yanıma da gelemez.

    Kim onların kapısına gitmeyip, yalanlarında onları tasdik etmez, zulümlerinde yardımcı olmazsa, o bendendir, ben de ondanım. O kimse Havz’ın başında yanıma gelecektir.

    Ey Kâ’b bin Ucre! Namaz burhandır. Oruç sağlam bir kalkandır. Sadaka hataları söndürür, tıpkı suyun ateşi söndürdüğü gibi.

    Ey Kâ’b bin Ucre! Haramla biten bir ete mutlaka ateş gerekir.”
    (Tirmizi: 614)
    “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber (Muhammed)e çok salât ve senâ ederler.

    Ey iman edenler! Siz de ona salât-ü selâm getirin ve tam bir teslimiyetle gönülden teslim olun.
    (Ahzâb: 56)

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •