• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
15 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor

Konu: Ömer Hayyam

  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    Ömer Hayyam

    Sevgili yöneticiler umarım burası şiir köşesi değil demezsiniz.Şu Hayyama bakın nice konularda konuşulanları nasıl mısralarda özetliyor.



    Sevgiyle yoğurulmamışsa yüreğin,
    Tekkede manastırda eremezsin.
    Bir kez gerçekten sevdinmi bu dünyada,
    Cennetin, Cehennemin üstündesin.


    Cennette huriler varmış, ey kara gözlü
    İçkinin de ordaymış en güzeli
    Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz
    Bak bir yanda şarap, bir yanda sevgili..



    Ey kör, bu yer bu gök bu yıldızlar boştur boş
    Bırak onu bunuda gönlünü hoş tut hoş
    Durmadan kurulup dağılan bu evrende
    Bir nefestir alacağın oda boştur boş.



    Bayram geldi; işimiz iştir bu aralık;
    Horoz kanı gibi şarap bollaşır artık.
    Gel gelelim eşekler de boş gezer şimdi:
    Oruç gemi ağızlarından çıkar, ne yazık!


    Bir kalb ki onun sevmesi, aldanması yok.
    Tutkunluğu yok, bir güzele yanması yok.
    Bin kez yazık olsun sevgisiz bir yüreğe,
    Aşksız geçecek günlerin faydası yok



    Can yoldaşı dostlar çekilip gittiler
    Ecel çiğnedi hepsini birer birer
    Yan yana oturmuştuk hayat sofrasına
    Bizden birkaç kadeh önce sızıp gittiler



    Çekmeyiz beş paralık dünyanın gamını
    Özleriz gül rengi şarabın canını
    Şarap dünyanın kanı dünya ise kanlımız
    Niçin içmeyelim kanlımızın kanını


    Yıkık bir saray bu dünya dedikleri
    Gece ve gündüz atlarının durak yeri
    Yüz Çemşit'ten arta kalmış bir dünya bu
    Yüz Behram kendinin sanmış bu gökleri




    Dal goncayı bir sabah açılmış buldu,
    Gül melteme bir masal deyip savruldu
    Dünyada vefasızlığa bak; on günde
    Bir gül yetişip, açıp, solup kayboldu.

    Sen acırken bana, hiç bir günahımdan korkmam
    Benle oldukça; yokuş, engebe, yoldan korkmam
    Beni ak yüzle diriltirsin a Tanrım, bilirim;
    Defterim dolsa da suçlarla, siyahtan korkmam.



    Elimde olsa bu dünyayı küçümserdim
    İyisine de kötüsüne de yuh çekerdim
    Daha doğrusu bu aşağılık yere
    Ne gelirdim ne yaşardım ne ölürdüm



    Adil davranmadıktan sonra
    Hacı hoca olmuşsun kaç para
    Hırka , tesbih , post , seccade güzel ama
    Tanrı kanar mı bunlara



    geçmiş olan dünden hiç yad etme
    yarın da gelmemişken feryad etme
    düşünme geleceği de geçmişi de
    şimdi şen ol da yaşamı berbad etme



    Geldimse bu dünyaya ne bulmuş dünya
    Gitsem de eğer kıymeti eksilmez ya !
    Bir kimse çıkıp da anlatıp söylemedi
    Gelmekte ve gitmekteki hikmet ne ola?


    Gençlik bir kitaptı, okuduk bitti;
    Canım bahar geçti çoktan, kış şimdi.
    Hani sevincin, o cıvıl cıvıl kuş?
    Nasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti?



    Kim görmüş o cenneti, cehennemi?
    Kim gitmiş de getirmiş haberini?
    Kimselerin bilmediği bir dünya
    Özlenmeye, korkulmaya değer mi?

    Dert içinde sevinci bul da yaşa;
    Haksız düzende haklı ol da yaşa;
    Sonu nasıl olsa yokluk dünyanın,
    Varından, yoğundan kurtul da yaşa.

    Bulut geldi; lalede bir renk bir renk
    Şimdi kızıl şarap içmemiz gerek.
    Şu seyrettiğin serin yeşillikler
    Yarın senin toprağında bitecek.




    Deniz bu dalga dalga dalgalanır
    Suda yüzen çöpe sorsan
    dalgaları kendisi için sanır.



    Kul olup bir güzele gönülden
    Geçtik her bağdan , her tövbeden
    Herkes koyu müslüman döner
    Biz putperest döndük kabeden



    Dünyada akla değer veren yok madem,
    Aklı az olanın parası çok madem,
    Getir şu şarabı, alın aklımızı:
    Belki böyle beğenir bizi el alem!



    İnsan yiyeceksiz, giyeceksiz edemez:
    Bunlar için didinmene bir şey denmez.
    Ondan ötesi ha olmuş, ha olmamış:
    Bu güzelim ömrünü satmaya değmez.



    Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin
    Tekkede, manastırda eremezsin.
    Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada
    Cennetin, cehennemin üstündesin.




    Gözünü aç!
    Birgün canından ayrılacaksın.
    Hüdanın,
    Esrar perdesinin arkasına göçeceksin.
    Aşk şarabı iç ki;
    Nereden geldiğini bilmeyesin.
    Sarhoş ve neş'eli ol ki,
    Nereye gideceğini bilmeyesin.





    Evvela;
    Benim rızam olmaksızın
    Dünyaya getirildim.
    Hayatta;
    Hayretimden başka bir şeyim artmadı.
    Sonra yine elimde olmadan
    Bu dünyadan göçeceğim.
    Gelmekten, kalmaktan, göçmekten
    Maksat ne?
    Hala anlamış değilim.




    Şarap, şarkılar, çalgıcılar ve ben
    Bu harap köşede beraberiz
    Rehin etmişiz canımızı şarap için.
    Rehin etmişiz gönlümüzü, görüntümüzü.
    Vazgeçmişiz rahmet umudundan,
    Azap korkusundan...
    Ve kurtulmuşuz
    Yel, toprak, ateş, su korkusundan.



    Ben olamayınca bu güller bu selviler yok
    Kızıl dudaklar mis kokulu şaraplar yok
    Sabahlar , akşamlar , sevinçler , tasalar yok
    Ben düşündükçe var dünya , ben yok o da yok




    Kim senin yasalarını çiğnemedi ki söyle
    Günahsız bir ömrün tadı ne ki söyle
    Yaptığım kötülüğü, kötülükle ödersen
    Sen ile ben arasında ne fark kalır ki onu söyle





    Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?
    Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.
    Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:
    Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.




    Felek ne cömert ne aşağılık insanlara!
    Han hamam, dolap değirmen, hep onlara.
    Kendini satmıyan adama ekmek yok:
    Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!



    Mal mülk düşkünleri rahat yüzü görmezler,
    Bin bir derde düşer, canlarından bezerler.
    Öyleyken, ne tuhaftır, yine de övünür,
    Onlar gibi olmayana adam demezler.




    Gül verme istersen, diken yeter bize.
    Işık da vermezsen, ateş yeter bize.
    Hırka, tekke, post most olasa da olur,
    Kilise çanları bile yeter bize.




    Beni özene bezene yaratan kim? Sen!
    Ne yapacağımı da yazmışın önceden.
    Demek günah işleten de sensin bana:
    Öyleyse nedir o cennet cehennem?




    İnsan bastığı toprağı hor görmemeli:
    Kim bilir hangi güzeldir, hangi sevgili.
    duvara koyduğun kerpiç yok mu, kerpiç?
    Ya bir Şah kafasıdır, ya bir vezir eli!



    Varlığın sırları saklı, benden;
    Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben.
    Bizimki perde arkasında dedi-kodu:
    Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben.



    Yel eser, umutlar savrulur gider;
    Sensiz, bensiz kalır bağlar bahçeler;
    Altın gümüş nen varsa harcamaya bak!
    Ölür gidersin, düşmanın gelir yer.



    Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde:
    Senden ayığız bu sarhoş halimizde.
    Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı:
    İnsaf be sultanım, kötülük hangimizde?



    Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama;
    Senden benden başka düşünen yok, arama!
    Vaz geç ötelerden, yorma kendini:
    O var sandığın şey yok mu, o yok arama!



    Camiye gittim, ama Allah bilir niye:
    Ne namaz kılmaya, ne dua etmeye.
    Eskiden bir kilim aşırmıştım camiden:
    O eskidi gittim yenisini yürütmeye.



    Gökte bir öküz varmış, adı Pervin;
    Bir öküz de altındaymış yerin.
    Sen asıl iki öküz arasında
    Tepişmesine bak şu eşeklerin!



    Ne bilginler geldi, neler buldular!
    Mumlar gibi dünyaya ışık saldılar.
    Hangisi yarıp geçti bu karanlığı?
    Birer masal söyleyip uyuya kaldılar.




    Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:
    Kuklacı Felek usta, kuklalar da biz.
    Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer ikişer;
    Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz.



    Dedim: artık bilgiden yana eksiğim yok;
    Şu dünyanın sırına ermişim az çok.
    Derken aklım geldi başıma, bir de baktım:
    Ömrüm gelip geçmiş, hiç bir şey bildiğim yok.



    Sen sofusun, hep dinden dem vurursun;
    Bana da sapık, dinsiz der durursun.
    Peki, ben ne görünüyorsam oyum:
    Ya sen? Ne görünüyorsan o musun?


    Bir elde kadeh, bir elde Kuran;
    Bir helaldir işimiz, bir haram.
    Şu yarım yamalak dünyada
    Ne tam kafiriz, nede tam müslüman!



    Öldürmek de, yaşatmak da senin işin;
    Bu dünyayı gönlünce düzenleyen sensin.
    Ben kötüyüm diyelim, kimde kabahat?
    Beni böyle yaratan sen değil misin?


    Ey doğru yolun yolcusu, çaresiz kalma;
    Çıkma kendinden dışarı, serseri olma;
    Kendi içine sefer et erenler gibi:
    Sen görenlerdensin, dünya seyrine dalma.



    Sen nesin, varlık nedir, nerden bileceksin?
    Dünyan esen yel üstüne kurulmuş senin.
    İki yokluk arasında bir varlık seninki:
    Hiçlik ne varsa çevrende, sen de bir hiçsin.



    Putların, Kabenin istediği: Kölelik;
    Çanların, ezanın dilediği: Kölelik;
    Mihraptı, kiliseydi, tespihti, salipti
    Nedir hepsinin bu özlediği? Kölelik



    Sır saklamasını bilirsen Hayyam söyler
    İnsanoğlu nedir, ne yapar, ne eder:
    Dert çamuruyla yoğrulup gelir dünyaya
    Yer içer, karın doyurur ve çeker gider.



    Hem sana el değdirmeğe elim varmaz,
    Hem sensiz aldığım nefes, nefes olmaz:
    Bir garip dert bu, kimseye de açılmaz:
    Bir zehir zakkum ki tadına da doyulmaz.



    Gökleri yarıp darma dağın ettiğin gün,
    Pırıl pırıl yıldızları kararttığın gün,
    Sen sorguya çekmeden ben soracağım sana:
    Ey Tanrı, hangi günahım için beni öldürdün?



    Biz hırkadan sonra küpe gelmişiz;
    Kıpkızıl şarapla abdest almışız.
    Medresede kaybettiğimiz ömrü
    Meyhanede aramaktır işimiz.




    Şarap benlik kaygusu bırakmaz sende
    Çözülmedik bir düğüm kalmaz beyninde
    İblis bir kadeh şarap içmiş olaydı,
    Secdeye yatardı Adem'in önünde



    Tepemizde dönüp duran gökler
    Büyücünün fanusu gibidirler:
    Güneş bu fanus içinde lamba,
    Biz de gelip geçen görüntüler.



    Biz aşka tapanlarız, müslüman değil;
    Cılız karıncalarız, Süleyman değil;
    Biz eskiler giyen benzi soluklarız:
    Pazarda sırma satan bezirgan değil.



    Öldük, dünyayı şaşkın bırakıp gittik;
    Yüzlerce incimiz vardı delinmedik.
    Sersemliği yüzünden bilgisizlerin
    Renk renk düşünceler kaldı söyleyemedik.



    Yok olmamış varlık var mı bir tek?
    Herşey bir gün, dağılıp gidecek.
    Öyleyse vara yoğa ne bakarsın?
    En iyisi yoku var, varı yok bilmek.



    Bu çürük temelli kubbede neyiz ki biz?
    Tasta delik arayan karıncalar gibiyiz.
    Ne korku, ne umut kapılarını bilen
    Şaşkın, gözü bağlı, avanak öküzleriz.



    Şarap küpü önüne serdik seccademizi;
    Şarap yakutuyla adam ettik kendimizi;
    Umudumuz, meyhanede yeniden bulmak
    Camide, medresede kaybettiğimiz günlerimizi.

  2. #2
    HeLLFiRe adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-05-2005
    Mesajlar
    249
    Karizma Gücü
    0
    Harikasın walla ya.. gecenin bi yarısı güldürdün
    Üzmesin seni karşılıksız sevgiler
    Yüreğine 'sus' dersin belki sözünü dinler
    Aldırma! Yangınlarda söner
    Sakın bakma arkana Krallar önde gider..!!

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Bu siir daha cok guldurecek anladigim kadariyla

    HELE 2. KITASI



    .



    .

  4. #4
    Asitane ve yine hasret... <span style='color: #7FFFD4'><span class='glow_7FFFD4'>excalibur66</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-03-2007
    Mesajlar
    33,024
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    o şimdi sorduğu soruların cevabının hepsini aldı.
    yerine hüküm verdiği tanrı ! şimdi hakkında ne hüküm verdi acaba.yoksa yerimemi geç dedi?anladı tabii.yeniden gelse ne der acaba?
    CHP'de inanılmaz değişim!Artık CHP'ninde oy kullanmayı becerebilen bir başkanı var
    İyi Günde Sevmedim ki Kötü Günde Terk Edeyim
    En Kötü Gün Bugünse Bugün de FENERBAHÇE !

  5. #5
    Kapatıldı Franchise adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2005
    Mesajlar
    6,936
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Belki şöyle derdi,

    "Herkes, gönlünce bir yol arıyor kendine...Kimi arayışı sürdürmekte,kimi bulduğundan emin..Ama bir gün,bir ses haykıracak göklerden:
    HERKESİN YOLU KENDİNE VARIR, ARAMA BAŞKA YERDE!!"

  6. #6
    MiR_GaLiYeV adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-04-2009
    Mesajlar
    943
    Karizma Gücü
    0
    Camiye gittim, ama Allah bilir niye:
    Ne namaz kilmaya, ne dua etmeye.
    Eskiden bir kilim asirmistim camiden:
    O eskidi gittim yenisini yürütmeye.:
    OMER HAYYAM

    bu güzelmiş
    bye bye blackbird

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı excalibur66 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    o şimdi sorduğu soruların cevabının hepsini aldı.
    yerine hüküm verdiği tanrı ! şimdi hakkında ne hüküm verdi acaba.yoksa yerimemi geç dedi?anladı tabii.yeniden gelse ne der acaba?

    Kusura bakma ama yukaridaki yorumundan oralara gidip geldigin hissine kapildim.
    Dunyayi,kendisini,kutsallari elestiren bu zati muhterem karincayi bile incitemiyecek yurege sahiptir.Eger o kisi ceza alacaksa su dizesi simdiden hayirlara vesile olsun.

    Kim senin yasalarını çiğnemedi ki söyle
    Günahsız bir ömrün tadı ne ki söyle
    Yaptığım kötülüğü, kötülükle ödersen
    Sen ile ben arasında ne fark kalır ki onu söyle



    .

  8. #8
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    harika dizeler ömer hayyamdan...
    ............
    imza

  9. #9
    MiR_GaLiYeV adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-04-2009
    Mesajlar
    943
    Karizma Gücü
    0
    adam hayatı çözmüş
    bye bye blackbird

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    İranlı matematikçi, astronom, filozof, şair Ömer Hayyam, bir çadırcının oğlu olarak 11. asrın ortalarında Nişabur kentinde doğdu. Tıp, fizik, astronomi, cebir, geometri ve yüksek matematik alanlarında önemli çalışmalara imza attı. `Zamanın bütün bilgilerini bildiği` söylenirdi. Ancak yaptığı çalışmaların çoğunu kaleme almadı. Oysa Hayyam, çokça duyduğumuz teoremlerin isimsiz kahramanıydı. Mesela bilinmeyen manasındaki `x` kavramını, Celali takvimi o icat etti. Kendini ne kadar gizlemeye çalışsa da aşk, şarap ve insan kavramlarını sık sık dile getirdiği şiirleri sayesinde adı dillerden düşmedi.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Hayyam GarİpoĞlu'ndan Batik Bankalar GerÇeĞİ
    2006 Konuları bölümünde Quality tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 19.02.06, 13:27

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •