Türkiye’nin suç ve suçlu haritasını bir inceleyelim bakalım. Ortaya ne tür sonuçlar çıkacak? Bunu kamuoyuna açıklayabilecek kadar yürekli olabilecek misiniz?
Türkiye’nin Suç ve Suçlu Haritasında Etnik Kökene Mensubiyet Bilgileri Nelerdir?
2000’li yılların başından itibaren insan DNA’sına ilişkin bilgilerin güvenlik birimleri tarafından depolanmaya başlaması önceleri “daha yüksek güvenlik” nedeniyle fazlaca tartışmaya neden olmadı. Ancak, 'ırk' kavramından sıklıkla bahsedilmesi sonrasında, 'bilimsel ırkçılık canlanıyor mu' sorusunun sorulmaya başlandı.
Hiç şüphesiz ki, genetik biliminde sağlanan ilerleme, güvenlik güçlerinin birçok cinayeti ve suçu aydınlatmasına yardımcı oluyor. Ancak, toplanan verilerin sadece toplumun belli kesimleri üzerine yoğunlaşması, bazı şüpheleri de beraberinde getirdi. Örneğin, İngiliz polisine ait DNA veri tabanında kayıt altına alınanların yüzde 77’si siyah erkekler. Bunun yanında, “Müslüman” olarak nitelenenlerin oranı da neredeyse, yüzde 50 seviyesine yaklaşıyor. Hal böyle olunca, “güvenlik” amacıyla DNA veri bankası oluşturan İngiliz polisi “ırkçılık yapmak” ve “genetik fişleme” suçlamalarına maruz kalıyor.
2007 yılında İngiliz polisinin “suç işlemeye meyilli” olarak “fiş”lediği insanların özellikle belli bir gruba ve belli bir dini inanışa sahip insanlar arasında yoğunlaşmış olması, aklı başında İngilizler tarafından da eleştirldi. Örneğin, King’s College Suç Bilimleri bölümü uzmanlarından Profesör Ben Bowling, “polisin asayiş kontrollerinde özellikle siyahları hedef aldığını” söyledi. Profesör Bowling, eleştirilerini daha da yoğunlaştırarak “aslında yapılan, genel olarak siyah nüfusun DNA veri bilgilerinin toplanmasından başka bir şey değil. Bu çok kaygı verici bir durum. Polisin şüpheli olarak gördükleri, bir anlamda, genetik fişlemeye’ tabii tutuluyor” dedi.
Bu tartışmalar, sadece İngiltere’de yapılmıyor. ABD’de 11 Eylül saldırıları bahane edilerek ‘suç işlemeye meyilli insanlar’a ilişkin Dünya’nın en büyük veri bankası kurulacağı açıklandı. İngiltere’de nüfus sayımlarında vatandaşlara “etnik olarak” kendilerini nasıl tanımladıkları özellikle soruluyor. İngiliz yetkililer, bu sorunun “devletin verdiği hizmetlerin tüm kesimlere eşit bir şekilde ulaşıp ulaşmadığını izlemek” için sorulduğunu söyleseler de, bu sorunun nüfus sayımlarında sorulmaması gerektiği son derece açık..
Asıl gerçek ise, İngiltere’de bilimsel ırkçılığın devlet eliyle adeta yasallaştırılması.. Daha da tehlikelisi, bu uygulamanın diğer ülkelerde de yapılabilecek şekilde hararetle savunuluyor olması..
Bilimsel ırkçılığı ortaya çıkartan bu uygulama, insana ve topluma ilişkin her şeyden önce “gen özellikleri gelir” şeklinde bir kabulün ortaya çıktığını gösteriyor. İngiltere’deki fişlemede “gen” ön plana çıktığına göre, suçluların çocukları muhtemel suçlu; suç oranı fazla milletlerin suç işleme potansiyeli en yüksek topluluk olarak görülmesi gibi bir değerlendirmeyi de beraberinde getiriyor.
Bu uygulamayı Türkiye’ye uygulamaya kalkıştığımızda karşımıza pek çok sorudan oluşacak bir dizi çıkacak:
Türkiye’nin suç haritasında hangi bölgenin insanları ön plana çıkıyor? Türkiye’de “kap-kaç”, “otopark mafyası”, “esrar, eroin, kokain kaçakçısı”, “kadın satıcısı”, “mülteci mafyası-hayal taciri” gibi ve benzeri konularda faaliyet gösterenler, mahkum olanlar acaba kendilerini hangi etnik gruba mensup görüyorlar? Bu kişiler suç ortaklarını, kendilerini mensup gördükleri etnik kökenden mi seçiyorlar? Bu suç örgütlerinin lider kadrolarının etnik kökenleri nedir? Bu suç örgütlerinde yer alan kişilerin yurt dışı bağlantılarında etnik köken ön plana çıkıyor mu?
Böyle bir araştırma yapılsa, herhalde, Türkiye’de kendini hangi etnik gruba mensup sayacak insanların açık ara önde olacakları sır değildir. Bunu anlamak için sokakta rastgele 10 kişiye soru sormak yeter de artar bile!
Ancak, bu soruyu sorup cevabını yayınlarsanız; sizi “etnik ayrımcılık” yapmakla suçlarlar. Bir bakarsınız ki, vatansever olan sizler, birileri tarafından “vatan haini” olarak afişe edilirsiniz.
King’s College Suç Bilimleri bölümü uzmanlarından Profesör Ben Bowling, İngiltere’nin bu çabasını “19. yüzyıl anlayışına yeniden geri dönmek” olarak tanımlıyor ve şöyle diyor:
“19. yüzyılda insanı ve toplumları, kafatası yapısı gibi özellikleriyle sınıflandırmaya çalışmışlardı. Bunun sonuçlarını hepimiz biliyoruz. Eğer genetik bilimi konusunda dikkatli olmazsak, geçmişte yapılan uygulamaların aynısı bugün DNA ve “gen şifreleri” çalışmaları adı altında tekrarlanacaktır.”
Bütün bu eleştirilerin yanında genetik bilimi alanında çalışan uzmanların bir çoğu, toplumsal farklılıkların gerisinde de gen özelliklerini görüyorlar.
İngiltere’deki Nottingham Üniversitesi’nin gen bilimi alanında çalışan 28 uzmanla yaptığı bir araştırmada, genetik bilimcilerinin; insan ve toplum davranışlarını yorumlarken, toplumsal niteliklere değil, gen farklılıklarına vurgu yaptıklarını ortaya çıkardı. Bu sonuç, “bilimsel ırkçılık çağı başlıyor” diyenlerin ne kadar haklı olduklarını ortaya çıkardı.
Warwick Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Robert Carter, genetik bilimindeki meslektaşlarını, çalışmalarının “siyasi ve sosyal etkileri” konusunda inanılmaz bir saflık içerisinde olmakla suçluyor. Bilim adamlarının bir çoğunun hala, ‘ırk’ kavramını, ya da bunun bir başka türevi, etnisite sözcüğünü kullandıklarını belirten Carter, “Ama gerçekte bunun ne anlama geldiğinin farkında değiller. İnsanları, genetik, sosyal ya da politik açıdan betimlerken, çok dikkatli ve açık olmamız gerekiyor. Bunun siyasi sonuçları hakkında iyi düşünmemiz gerekiyor” diyor.
Ortaya çıkan tablo şu:
İngiltere’de “ulusal güvenlik” nedeni bahane edilerek insanlar fişleniyor. Fişlenen insanların özellikle belli bir ırkı içermiş olması dikkati çekiyor. Ve bu insanların büyük bir bölümünün mensup oldukları dini inancın ağırlıklı olarak bir din olması da bazı kuşkuları beraberinde getiriyor.
Türkiye’de her ne iş yapılırsa yapılsın, “Batı’da bunun örneği var mı?” şeklinde bir soru sormak alışkanlık haline geldi, getirildi.. Bu soruyu soranlara işte Batı’dan örnek..
Türkiye’nin suç ve suçlu haritasını bir inceleyelim bakalım. Ortaya ne tür sonuçlar çıkacak? Bunu kamuoyuna açıklayabilecek kadar yürekli olabilecek misiniz?
Kaynak: http://www.ulkucu.org/ - M. İdikut Kadıoğlu


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla





