EROĞLU TALAT'I RAHATLATMIŞ! ŞİMDİ DE TALAT BİZİ RAHATLATSIN...
Talat, Eroğlu ile yaptığı görüşmede gerçekten de rahatladı mı?
Eroğlu Talat’ı gerçekten rahatlattıysa bunu nasıl yaptı?
İki devletli çözümden, yani konfederasyondan vazgeçerek mi?
Çünkü Eroğlu’nun bu açıklamasının ardından, bu kez bizim rahatlatılmaya ihtiyacımız var.
Seçim telaşı geride kaldı.
Gerçi henüz hükümet kurulmadı ama seçim sonuçlarının yarattığı heyecan oturdu, herşey rutininde devam ediyor.
Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu, koalisyona sıcak bakmadıklarını, tek başına hükümet olma yoluna gideceklerini açıkça ortaya koydu.Hükümeti kurma görevini almayı beklemeden, yarın meclisteki siyasi partilerle görüşmeye başlayacak. Hedefte koalisyon yok, ama teamüllere uygun davranmayı tercih ederek, Eroğlu nezaketen bu ziyaretleri yapacak.
Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı, hükümet göreve geldikten sonra ilk olarak ekonomiye el atacaklarını defalarca söyledi. Başta ‘Serbest Bölge’ projesi olmak üzere, ekonomiyi güçlendirmek adına hazırladıkları projeleri adım adım hayata geçireceklerini ifade etti Eroğlu.
Eroğlu’nun, ekonomi dışında en çok gündem yaptığı diğer konu ise müzakereler.
Ulusal Birlik Partisi’ne Kıbrıs konusunda yöneltilen eleştirileri püskürtebilmek adına olsa gerek, sıklıkla, görüşme sürecinde Cumhurbaşkanı Talat’a destek beyan ediyor ve ekliyor geleceğin Başbakanı; “biz çözümden yanayız”.
En son Cumartesi günü, yani iki gün önce BRT’ye verdiği özel demeçte bu konuya değinen Eroğlu’nun söylediklerinden kısa bir alıntı yapmak istiyorum:
“Biz de barış ve çözümden yanayız. Sayın Cumhurbaşkanı’nın ve bazı çevrelerin başlangıçta telaşlanmasına gerek yoktu. Zaten Sayın Cumhurbaşkanı’na telaşa gerek olmadığını geçen günkü görüşmemizde hissettirdik. Kendisini rahatlattık. UBP, müzakerelerde, Cumhurbaşkanı’na destek olmaya devam edecektir.”
Bu noktada, benim kafam karıştı açıkçası.
Neden mi?
Çünkü normal şartlarda, Talat ve Eroğlu’nun Kıbrıs konusunda aynı paralelde buluşması mümkün değil.
Müzakere masasında görüşülen model federasyonken, iki devletli çözümden yana olduğunu açıkça ortaya koyan Ulusal Birlik Partisi, Talat’ı nasıl rahatlatmış olabilir?
Kabul edersiniz ki, “ikimiz de çözüm istiyoruz, ikimizin de hedefi Avrupa Birliği üyeliğidir, o halde sorun yok” gibi bir anlayış, Talat ve Eroğlu’nun uyumu demek olamaz.
Talat’ın masada elinin rahat olabilmesi için, hükümetin de federal bir çözümü destekliyor olması gerekir. Çözümün en temel parametresi olan konuda taban tabana zıt modelleri savunan iki odak, nasıl bir rahatlıktan ve uyumdan söz edebilir?
***
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas dün Atina’dan çok net bir soru yöneltti Cumhurbaşkanı Talat’a ve Ankara hükümetine.
Kuzey Kıbrıs’ta yapılan seçimlerin sonucunu işaret ederek, müzakere sürecinin tahrip edilme tehlikesi olduğunun altını çizen Hristofyas, Türkiye’nin ve Talat’ın, anlaştıkları çözüm şeklini net bir şekilde ortaya koymalarını istedi.
Rum hükümetinin büyük ortağı AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu da tıpkı Hristofyas gibi, 19 Nisan seçiminin sonucuna ilişkin endişelerini dile getirdi ve iki taraf arasında üzerinde anlaşmaya varılan noktaların bozulmasına ve Birleşmiş Milletler çerçevesi dışındaki tezlere göz yummayacaklarını söyledi.
Kıbrıs sorununa, “tek egemenlik, tek vatandaşlık ve tek uluslararası kimliğe sahip olacak, iki kesimli, iki toplumlu federasyon” temelinde çözüm bulunması konusunda uzlaşmaya varıldığını anımsatan Kiprianu, çözüm için Kıbrıs Türk yönetiminin bu temel üzerinde hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Şimdi açıklama yapma sırası sanırım Cumhurbaşkanlığında.
Talat, Eroğlu ile yaptığı görüşmede gerçekten de rahatladı mı?
Eroğlu Talat’ı gerçekten rahatlattıysa bunu nasıl yaptı?
İki devletli çözümden, yani konfederasyondan vazgeçerek mi?
Çünkü Eroğlu’nun bu açıklamasının ardından, bu kez bizim rahatlatılmaya ihtiyacımız var.
Çözümü iki ayrı devlet temelinde görmeyerek, O’nu Cumhurbaşkanlığı görevine getiren Kıbrıslı Türkleri rahatlatmalı Talat, müzakerelerin başında uzlaşılan parametrelerin altını yeniden çizerek.
Ve tabii Rum tarafını...
Çünkü Hristofyas da masada konfederasyonu değil, federasyonu görüşüyor.
http://www.yeniduzengazetesi.com/tem...articleid=8533