• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 6 123456 SonSon
55 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    kadr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-04-2009
    Mesajlar
    172
    Karizma Gücü
    0

    Tevrat’ın tahrip ve tahrif edilmesine misaller

    TEVRAT’IN TAHRİP VE TAHRİF EDİLMESİNE MİSALLER
    Tevrattaki Tenakuzlar:

    “Ve Rabbin sözüne göre, Rabbin kulu Musa orada Moab diyarında öldü. Ve Moab diyarında Beyt-Poer karşısındaki derede onu gömdü, fakat bugüne kadar kimse onun kabrini bilemez.” (Tesniye: 34/5-6)

    Allah-u Teâlâ yaşayan Hazret-i Musa Aleyhisselâm’a böyle hitap etmez. Demek ki tevrat sonradan yazılmıştır.


    “Ve İsrâiloğulları, Moab ovasında, otuz gün Musa’ya ağladılar ve Musa için yas ağlama günleri tamam oldu.”
    (Tesniye: 34/8)


    Musa Aleyhisselâm daha hayatta iken İsrâiloğulları onun ölümü için yas tutmuştur. Öte yandan Tekvin (14/14) Hakimler (18/2) cümleleri karşılaştırıldığı vakit bu daha açık görülebilir. Tekvin’de geçen “Dan” bir şehir adıdır ve Musa’dan seksen sene sonra bu ismi almıştır.


    İşte bu Yahudiler’in Tevrat’ı sonradan elleriyle yazdıklarını gösterir.

    Eski Ahid’deki tahrif unsurlarından biri de içinde bulunan çelişik ifadelerdir.
    Tekvin’in ilk babında Allah’ın insanı kendi suretinde erkek ve dişi olarak aynı anda; Tekvin (1/27)de ise önce erkek ve onun kaburga kemiğinden kadını yarattığı ifade ediliyor.
    Tufan hadisesi anlatılırken, bir yerde Tufan’ın 40 gün, diğer bölümde 150 gün sürdüğü ifade ediliyor. (Tekvin: 7/4,12,17,24)
    Nuh Aleyhisselâm’ın gemisine getirilen hayvanların her cinsinden Tekvin 6. bab da 2, Tekvin (7/9,10,14,16) ise 7 çift alındığı söylenmektedir.
    Allah, İsrâiloğullarının sayımı için II. Samuel’de (24/1-6) Davud Aleyhisselâm’ı görevlendirmekte; I Tarihler’de (21/1-7) aynı konunun, şeytanın tahrikiyle olduğu belirtilmektedir.
    I. Samuel’de (16/10-13) Hazret-i Davud Aleyhisselâm Yesse’nin sekizinci oğlu olarak gösterilirken, I. Tarihler’de (2/13-15) ise Yesse’nin yedinci oğlu olarak geçmektedir.
    II. Samuel’de (6: 23-21) Saul’un kızı Mikail’in hiç çocuğu olmadığı söylenirken, Tekvin’de (2/14, 17) beş oğlundan bahsedilmektedir.
    II. Samuel’in 24. bölümünde “vilâyetimizde yedi sene kıtlık” denirken I. Tarihler’in 21. bölümünde “üç sene kıtlık...” denilmektedir.
    II. Krallar’ın 8. bölümünde “Ahazya kral olduğu zaman 22 yaşında idi.” denilirken I. Tarihler’in 22. bölümünde “Ahazya kral olduğu zaman 42 yaşında idi.” denilmektedir.
    II. Krallar’ın 24. bölümünde “Yehoyakin kral olduğu zaman onsekiz yaşında idi.” derken, II. Tarihler’in 36. bölümünde “Yehoyakin kral olduğu zaman sekiz yaşında idi.” denilmektedir.
    II. Samuel’in 5. ve 6. bölümlerinde Davud Aleyhisselâm’ın ilâhî tabutu Filistî’ler muharebesinden sonra, I. Tarihler’in 13. ve 14. bölümlerinde ise Davud Peygamber’in ilâhî tabut’u muharebeden önce taşıdığı belirtilmektedir.
    I. Krallar’ın dördüncü bölümünde: “Ve Süleyman’ın cenk arabaları için kırk bin ahır bölüğünde atları vardı. Ve oniki bin atlısı vardı.” denilirken I. Tarihler’in dokuzuncu bölümünde: “Ve atlarla cenk arabaları için Süleyman’ın dört bin ahırı vardı. Ve oniki bin atlısı vardı...” denilmektedir.
    I. Krallar’ın beşinci bölümünde: “Süleyman’ın işte çalışan kavmin üzerine hükmeden, işin başında bulunan üçbin üçyüz baş kâhyaları vardı.” denilirken, II. Tarihler’in ikinci bölümünde: “Ve onların üzerinde iş başı olan üçbin altıyüz adam saydı.” deniliyor.
    I. Krallar’ın yedinci bölümünde: “Süleyman peygamberin yaptırdığı denizin ikibin bat su aldığı” belirtilirken, II. Tarihler’in dördüncü bölümünde “üç bin bat alır.” denmektedir.
    I. Tarihler’in üçüncü bölümünde: “Davud’un çocuğu olarak, Geşur kralı Talmay’ın kızı Maaka’nın oğlu Abşalom” denilirken II. Tarihler’in onbirinci bölümünde ise: “Ve Mahalattan sonra Abşalom’un kızı Maaka’yı aldı ve ona Abiya’yı... doğurdu.” denilmektedir. İkinci Samuel’in ondördüncü bölümünde de; “Ve Abşalom’un üç oğulla bir kızı doğdu ve kızının adı Tamar’dı” deniliyor. Aynı kitapta birbirini tutmayan aykırılıklar mevcuttur.
    Yeşu kitabinin onuncu bölümünde: “İsrâiloğulları Kudüs Kralını öldürdüler. Bütün mal ve mülkünü ele geçirdiler.” denirken, aynı kitabın onbeşinci bölümünde ise “İsrâiloğulları Kudüs’e hiçbir zaman taarruz etmediler.” denilmektedir.
    II. Tarihler’in üçüncü bölümünde: “Evin önünde olan çardağın uzunluğu evin genişliği kadar, yani yirmi arşın ve yüksekliği de yüzyirmi arşın” diye yazılıdır. I. Krallar’ın 6. bölümünde ise evin yüksekliğinin “otuz arşın” olduğu yazılmaktadır.
    II. Tarihler’in yirmisekizinci bölümünde: “İsrâil kralı Ahaz’ın yüzünden Rab Yahuda’yı alçalttı.” deniliyor. Oysa ki, İsrâiloğulları sözü yanlıştır. Çünkü Ahaz İsrâiloğullarının değil Yahuda’nın kralıydı.
    Hezekiel kitabının yirmialtıncı bölümünde şöyle yazılıdır: “Bana Rabbin şu sözü geldi. Allah-u Teâlâ Hazretleri buyurdu ki: İyi bil, ben öyle bir kudret sahibiyim ki, Bâbil Padişahı Buhtunnasr’ı bir takım atlarla ve başka binilecek şeylerle, süvari ve piyade askerler ve büyük bir kuvvetle Sur üzerine göndereceğim, senin tarlada çalışan kız ve kadınlarını kılıçtan geçirecekler, seni kuşatacaklar, şehrin etrafına mancınık mevzileri yapacaklar. Sur şehri etrafında bulunan sur ve burçları bu mancınıklarla yıkacaklar, şehrin cadde ve yollarını harap edecekler, içindeki bütün insanları kılıçla öldürecekler, mallarını yağma edecekler, bütün binaları harap ederek, binaların taşlarını, ağaçları suya atacaklardır. Ve bir daha bina yapamayacaksın.”
    Buhtunnasr Sur şehrini onüç yıl muhasara etti. Onu elde etmeye çok çalıştı, fakat alamadı. Büyük bir başarısızlıkla geri çekilmeye mecbur oldu. Tarih bunu belgelemiştir. Semavi kitaplar yanlış bilgi vermezler.
    Tekvin’in onbeşinci bölümünde; “Ve İbrahim dedi: ‘Ya Rab Yehova, bana ne vereceksin?” ifadesi varken. Çıkış’ın altıncı bölümünde “Ve Tanrı Musa’ya söyleyip dedi: “Ben Rabbim ve İbrahim’e İshak’a ve Yakub’a kadir olan Tanrı olarak göründüm. Fakat Yehova ismimle malum olmadım.” şeklinde geçmektedir.
    Tekvin’in otuzikinci bölümünde; “Allah’ı yüzyüze gördüm ve canım sağ kaldı” ifadesi varken. Çıkış’ın otuzüçüncü bölümünde; “Ve (Rab) dedi, yüzümü görmezsin, çünkü insan beni görüp de yaşayamaz.” ifadesi vardır.

    İşte Yahudilerin iman ettikleri muharref Tevrat bu ve bunun gibi tutarsızlıklarla doludur. Onlar sırf kibirlerine yediremediklerinden Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e iman etmemişlerdir. Zira onlar Peygamber Efendimiz’in geleceğini ve sıfatlarını biliyorlardı, ancak İsrâiloğullarından gelmesini umuyorlardı. Onu öz çocuklarından daha iyi tanıdıkları halde sırf kendi milletlerinden olmadığı için iman etmemişler, bu kadar tutarsızlığa rağmen dinlerini terketmemişler ve Allah’ın lânetine müstehak olmuşlardır.


    Kur’an-ı kerim için ise Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:


    “Onlar Kur’an’ı gereği gibi düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından indirilseydi, içinde birbirini tutmayan birçok şeyler bulurlardı.”
    buyuruyor. (Nisâ: 82)


    Hazret-i Musa’ya gelen ilk vahiylerde böyle çelişkiler yoktu. Bunlar sonradan meydana geldi. Allah sözünde böyle birbirine zıt olan, birbirini çürüten ifadeler bulunmaz.

    Allah-u Teâlâ kendi varlığını ve birliğini bilmeleri, kendisine ibadet ve taatta bulunmaları için insanları yaratmıştır.

    İnsanların hakikati bulmaları, dünyada güzel bir düzen içinde yaşamaları, ahirette de selâmete ermeleri için fazl-u keremi ile varlığından insanları haberdar etmiştir.


    Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruyor:

    “Biz peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ta ki, bu peygamberlerin gelişinden sonra insanların Allah’a karşı bahaneleri kalmasın. Allah Azîz’dir, hükmünde hikmet sahibidir.” (Nisâ: 165)

    Hakk Celle ve Alâ Hazretleri insanların dünya ve ahirette saadet ve selâmete ermeleri için onlara kendi içlerinden peygamberler göndermiş, kitaplar salmıştır.

    Her peygambere gönderildiği insanlar arasındaki ihtilaf ve ayrılıkları halletmek için bir kitap verildiği Kur’an-ı kerim’de şöyle haber veriliyor:

    “İnsanlar bir tek ümmet idi. Bu durumda iken Allah müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi. İnsanların ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında hüküm vermeleri için onlarla birlikte hak kitaplar indirdi. İndirilen kitapta, gönderilen peygamber ve onun dininde hiç kimse ayrılığa düşmedi. Ancak kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, sırf aralarındaki kıskançlıktan, ihtirastan ötürü kendilerine kitap verilenler ayrılığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izni ile inananları, ayrılığa düştükleri gerçeğe eriştirdi. Allah dilediğine doğru yolu gösterir.”
    (Bakara: 213)


    Kendisine müstakil bir kitap verilmeyen peygamberler ise daha önce indirilen ilâhi bir kitaba tâbi olmuşlar ve gönderildikleri milletlere talim ve telkin etmekle vazifelendirilmişlerdir.


    Bunun içindir ki Allah-u Teâlâ sadece Kur’an-ı kerim’e değil, daha önce indirilen ilâhi kitapların hepsine iman etmeyi emir buyurmuştur:


    “Ey iman edenler! Allah’a, Peygamber’ine, Peygamber’ine indirdiği Kitab’a ve daha önce indirdiği Kitab’a iman ediniz.”
    (Nisâ: 136)


    Kur’an-ı kerim’de her millete bir peygamber ve her peygambere de bir “Kitap” veya “Suhuf” verildiği bildirilmiş ise de, bütün peygamberlere indirilen kitapların isimleri ayrı ayrı beyan edilmemiştir.


    Bu bakımdan Kur’an-ı kerim’de isimleri geçen mukaddes kitapların her birinin Allah Kelâmı olduğuna ayrı ayrı inanmak her müslümana farzdır. Bir insan Allah-u Teâlâ’nın indirdiği ilâhi kitaplara inanmadıkça müslüman olamaz.


    Ancak Kur’an-ı kerim’den başka diğer kitapların bir kısmı tamamen kaybolmuş, günümüze kadar gelenler de tahrif edilerek ilâhi kitap özelliğini yitirmiştir. Biz bozulmuş olan bu kitapların Allah’tan gelen ilk şekline inanıyoruz.


    Zira;

    “Onlar durmadan yalana kulak verirler. Sana gelmeyen bir başka topluluk lehine kulak verip casusluk yaparlar. Kelimeleri yerlerinden tahrif ederek değiştirirler. ‘Bu (değişik şekliyle) size verilirse alın, verilmezse sakının!’ derler.” (Mâide: 41)

    Yahudiler Allah’ın kendilerine gönderdiği kitabı tahrif etmiş, kelime ve cümlelerin yerlerini değiştirmiş, manalarını saptırmış, gerçekleri ve bu arada Hazret-i Peygamber’in geleceğini müjdeleyen kısımları örtmüş, bozmuş ve inkâr etmişlerdir.


    “Kitabı elleriyle yazıp da, sonra onu az bir pahaya satmak için: ‘Bu Allah katındandır.’ diyenlerin vay haline! Ellerinin yazdıklarından ötürü vay haline onların! Kazandıkları vebalden ötürü vay haline onların!”
    (Bakara: 79)

    “Onlar, ellerinin yapıp öne sürdüğü işlerden dolayı ölümü aslâ istemezler. Allah zâlimleri bilir.” (Bakara: 95)

    Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’lerinde müslümanlara karşı ikiyüzlü hareket eden bir kısım yahudiler ile kendi bilgilerini açıklayan diğer bir kısım yahudilerin hallerini bildirmektedir.


    “(Yahudi münafıklar) müminlerle karşılaştıkları zaman: ‘Biz de iman ettik.’ derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıklarında ise: ‘Allah’ın size açtıklarını, Rabbiniz katında sizin aleyhinizde kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz? Bunları hiç düşünemiyor musunuz?’ derler.”
    (Bakara: 76)


    Çünkü onlar hem Muhammed Aleyhisselâm’ın peygamber olduğunu kabul ediyorlardı, hem de ona uymuyorlardı.


    “Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilmektedir.”
    (Bakara: 77)


    Bu çirkin hareketlerinin cezasını görmeyeceklerini mi sanıyorlar?


    Diğer bir Âyet-i kerime’de ise şöyle buyuruluyor:

    “Allah’ın indirdiği Kitap’tan bir şeyi gizleyenler ve onu az bir pahaya satanlar var ya, işte onların karınlarına doldurdukları ateşten başka bir şey değildir. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmaz, onları temize de çıkarmaz. Orada onlar için can yakıcı bir azap vardır.” (Bakara: 174)

    Çünkü onlar bile bile gerçeği gizlerler.


    “Tevrat indirilmeden önce İsrâil’in (Yakub’un) kendisine haram ettiğinden başka bütün yiyecekler İsrâiloğullarına helâl idi. De ki: ‘Eğer doğru sözlü iseniz Tevrat’ı getirip okuyun.’

    Artık bundan sonra da kim Allah’a yalan uydurup iftirâ ederse, işte onlar zâlimlerin tâ kendileridir.” (Âl-i imran: 93-94)

    Resulullah’ın zamanında da ilk anda kötü maksatlarını belli etmeyecek sözler kullanarak onu tahkir etmek ve kinlerini tatmin eylemek yoluna gitmişlerdir.


    Allah-u Teâlâ yahudi ve hıristiyanlardan teşekkül eden ehl-i kitaba seslenerek, kendilerine Muhammed Aleyhisselâm’ı peygamber olarak gönderdiğini haber veriyor:


    “Ey ehl-i kitab! Peygamberlerin ardı arkası kesildiği, bir boşluk meydana geldiği sırada size PEYGAMBER’imiz gelmiştir. Gerçekleri size açıklıyor ki, ‘Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi.’ demeyesiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi.

    Allah’ın her şeye gücü yeter.” (Mâide: 19)

    Bu Âyet-i kerime mucibince Resulullah Aleyhisselâm geldiği halde inanmayan hiçbir ehl-i kitabın kurtulması mümkün değildir.

    Hakk Celle ve Alâ Hazretleri onu peygamberlerin arkasının kesildiği bir dönemde; dinlerin değiştirildiği, hak ve hakikatten uzaklaşıldığı, yolların çıkmaza girdiği, putperestlerin çoğaldığı bir devirde gönderdi.
    Onun gönderilişindeki nimet, nimetlerin en büyüğüdür.

    Bir Hadis-i şerif’te şöyle buyuruluyor:

    “Varlığım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bu ümmetten yahudi olsun hıristiyan olsun, kim benim Peygamberliğimi duyar da benim getirdiğime iman etmeden ölürse, mutlaka cehennemliklerden olur.” (Müslim)

    Bunların hepsi onu duyduğu halde inkâr ettiler, itiraz ettiler. Bunların hepsinin cehennemlik olduğunu bu Hadis-i şerif beyan eder.


    Bir de “Onların da dini hak” diyenler var. Hayır!


    “Allah katında din İslâm’dır.”
    (Âl-i imran: 19)


    Bir kimse Hazret-i Allah’a ve Resul’üne iman etmedikçe cennete giremez. Bu Âyet-i kerime ve bu Hadis-i şerif mucibince muhakkak onların hepsinin cehennemde olduğunu görürsünüz.


    İsa Aleyhisselâm göğe yükselmeden önce bütün insanlara en büyük müjdeyi vererek şöyle söylemişti:


    “Ey İsrâiloğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş Tevrat’ı tasdik edip doğrulayan, benden sonra gelecek ve ismi Ahmed olacak bir peygamberi müjdeleyen Allah’ın size gönderilmiş bir peygamberiyim.” (Saf: 6)


    Görülüyor ki, Allah-u Teâlâ Habib-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-ini bütün peygamberlere ismiyle cismiyle nasıl tanıtmış ve bildirmiştir. Hiçbir yahudinin bu vebal altından kurtulması mümkün değildir. Çünkü açık bir ferman-ı ilâhiye var. Zira Hazret-i Allah ve Peygamber’i bildirip açıklıyor. Yani ben bilmiyordum, duymadım gibi bir itirazı kabul etmek mümkün değildir.



    Kaynak


    Apaçık belgelerle yazdık...Okuyalım öğrenelim.
    “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber (Muhammed)e çok salât ve senâ ederler.

    Ey iman edenler! Siz de ona salât-ü selâm getirin ve tam bir teslimiyetle gönülden teslim olun.
    (Ahzâb: 56)

  2. #2
    cano.062 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-01-2009
    Mesajlar
    1,681
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı kadr tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    TEVRAT’IN TAHRİP VE TAHRİF EDİLMESİNE MİSALLER



    Kusura bakma ama , hem inanıyorum diyorsun, hem imanımız gereği evvelki gönderilmiş olan Kutsal Kitab ' lara da inanmamız gerektiğini ifade ediyorsun, hem gönderilmiş olan Kitab ' ların ilk hallerine inandığımızı anlatmaya çalışıyorsun


    Ondan sonra da böyle bir konu açıp

    TEVRAT TAHRİF ve TAHRİP EDİLMİŞTİR ibaresi kullanıyorsun ..!

    İman etmiş bir kişinin açması gereken bir konu olduğunu sanmıyorum ..!

    Madem ki değiştirilmiş ( ASLI DEĞİŞTİRİLMEMİŞTİR ) kısmı bizi ilgilendirmiyor o zaman bu konu bence burada kapanmalıdır ..!
    ( Bazılarının ellerinde yeterince malzeme var zaten, daha fazlasını sunmadan )


    KURAN-I KERİM bizlere yeter . Evvelki Kutsal Kitab 'lardan da bahsedilmiş.

    Zebur isteyene , KURAN-I KERİM ,
    Tevrat isteyene , KURAN-I KERİM ,
    İncil isteyene, KURAN-I KERİM YETER ........! Dört Kitab 'ın manası '' Lailahe illallah '' tır...!

    Bu mesaj en son " 30.04.09 " tarihinde saat 01:36 itibariyle cano.062 tarafından düzenlenmiştir...
    ''' Ummandan katre '''


    Sizden ücret istemeyen kimselere tabii olun , onların sözlerine kulak verin . Onlar hidayete ermiş kimselerdir.
    ( Yasin suresi , 21 )

  3. #3
    kadr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-04-2009
    Mesajlar
    172
    Karizma Gücü
    0
    Konuyu okumadan ön yargı ile cevap vermeyin lütfen...Tahrif edilmiş tevrat'a iman edecek halimiz yok herhalde...
    “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber (Muhammed)e çok salât ve senâ ederler.

    Ey iman edenler! Siz de ona salât-ü selâm getirin ve tam bir teslimiyetle gönülden teslim olun.
    (Ahzâb: 56)

  4. #4
    cano.062 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-01-2009
    Mesajlar
    1,681
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı kadr tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Konuyu okumadan ön yargı ile cevap vermeyin lütfen...Tahrif edilmiş tevrat'a iman edecek halimiz yok herhalde...


    ÖN YARGI MI ..?


    Güzel kardeşim tahrif, tahrip kelimesi iman ettim diyen bir kişinin inancına uymaz. Konuyu okusam ne, okumasam ne olur.

    Konunun başlığıdır beni rahatsız eden. İmanlı kişiye şu açıklama uyar mı ..?

    Diyorsun ki :

    Ancak Kur’an-ı kerim’den başka diğer kitapların bir kısmı tamamen kaybolmuş, günümüze kadar gelenler de tahrif edilerek ilâhi kitap özelliğini yitirmiştir. Biz bozulmuş olan bu kitapların Allah’tan gelen ilk şekline inanıyoruz.

    Allah (c.c) böyle mi buyuruyor ..?

    ''Habibim, o mi-min kişiler ki , sana ve senden önce gönderdiklerimize de iman ederler. ''

    Allahın varlığına iman ,
    Meleklerine iman ,
    Kitab 'larına iman ,
    Resullerine iman ,
    Hayrın ve şerrin Allah 'dan olduğuna iman ,
    Öldükten sonra tekrar dirileceğimize iman (ahiret hayatına iman )

    Allah 'ın Kuran-ı Kerim 'den önce göndermiş olduğu Kitab 'larına imanın belirtisi bu mu olmalı ..? Sen inandığın halde TAHRİF, TAHRİP kelimesini kullanırsan, inanmayanın kabul etmemesini gayet doğal karşılaman gerekir..Zaten inanmıyor.
    Bu formda neyin mücadelesini veriyorsun o zaman ..?

    Kim sana dedi, git de kendine bir TEVRAT al da ona iman et diye ..!

    Anlaşılan Kuran-ı Kerim sana iman etmen için yeterli gelmiyor ..!

    Hem diyorsun ; Biz bozulmuş olan bu kitapların Allah’tan gelen ilk şekline inanıyoruz

    Hem de ; Tahrif edilmiş Tevrat 'a inanacak halimiz yok diyorsun ..!

    İnandığını, inancını, kullandığın kelimeleri bir kez daha gözden geçirmelisin .
    Kullanmış olduğun kelimelerdeki tezatlığa bakarmısın ..?

    Bırak, Kuran-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz bizlere rehber olarak yeterlidir. Ne Zebur , ne Tevrat , ne de İncil ' den sual olunmayacaksın.
    İllede tümüyle ilgilenececeksen, KURAN-I KERİM herkese yettiği gibi sana da yeter ...!



    ''' Ummandan katre '''


    Sizden ücret istemeyen kimselere tabii olun , onların sözlerine kulak verin . Onlar hidayete ermiş kimselerdir.
    ( Yasin suresi , 21 )

  5. #5
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    CANO.062 , kadr arkadaşımızın yazdığı cümleyi dikkatle oku ;

    Konuyu okumadan ön yargı ile cevap vermeyin lütfen...Tahrif edilmiş tevrat'a iman edecek halimiz yok herhalde
    eğer dikkatle okursan kullnadığı kelimelerde bi tezatlık olmadığını sende göreceksin.

    Tabi ki tahrif edilmiş kitaba iman etmiyoruz.Biz geçmiş Peygamberlere ve onlara indirilenleri kabul ettiğimizi söylüyoruz .Dikkat et '' Onlara indirilenlere iman ediyoruz , onlara indirildikten sonra tahrif edilmiş olanlara değil .

    Yok hala göremedim diyorsan o zaman kendine şu soruyu sor ;

    Sen ''Kitab 'larına iman '' ediyorum dediğin de Şu anda Yahudilerin içinde Hz. Süleyman (ra) hakkında sapık hikayelerin olduğu tahrif edilmiş Tevratı kabul ettiğini mi söylüyorsun ?



    selam ve dua ile,


    .
    Bu mesaj en son " 30.04.09 " tarihinde saat 17:11 itibariyle student tarafından düzenlenmiştir...
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  6. #6
    cano.062 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-01-2009
    Mesajlar
    1,681
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı student tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    CANO.062 , kadr arkadaşımızın yazdığı cümleyi dikkatle oku ;

    eğer dikkatle okursan kullnadığı kelimelerde bi tezatlık olmadığını sende göreceksin.

    Tabi ki tahrif edilmiş kitaba iman etmiyoruz.Biz geçmiş Peygamberlere ve onlara indirilenleri kabul ettiğimizi söylüyoruz .Dikkat et '' Onlara indirilenlere iman ediyoruz , onlara indirildikten sonra tahrif edilmiş olanlara değil .

    Yok hala göremedim diyorsan o zaman kendine şu soruyu sor ;

    Sen ''Kitab 'larına iman '' ediyorum dediğin de Şu anda Yahudilerin içinde Hz. Süleyman (ra) hakkında sapık hikayelerin olduğu tahrif edilmiş Tevratı kabul ettiğini mi söylüyorsun ?

    selam ve dua ile,


    Student, sen benim nasıl okuduğumu boşver de sen arkadaşın kullanmış olduğu cümlenin MEALİNİ çıkartıver birzahmet ..!

    Şöyle demiş :

    Ancak Kur’an-ı kerim’den başka diğer kitapların bir kısmı tamamen kaybolmuş, günümüze kadar gelenler de tahrif edilerek ilâhi kitap özelliğini yitirmiştir. Biz bozulmuş olan bu kitapların Allah’tan gelen ilk şekline inanıyoruz.


    Eğer sen de arkadaşın kullanmış olduğu cümlenin doğruluğundan bahsediyor isen, Hz.ALLAH (c.c) 'a sor bakalım. Kitabının değiştirilmiş olduğu yönündeki cümleyi, iddiaları kabul ediyor mu..?

    Benim yazımdan senin de bir mana çıkartamaman beni üzdü. Hem inanacaksınız, hem tahtip edilmiştir diye cümle kullanacaksınız.

    Siz inandık diyenlerin, Allah 'ın Kutsal Kitab 'ının tahrip edildiğini savunması, o yönde fikir beyan etmesi ne kadar utanç verici.! O zaman Kuran karşıtı olan arkadaşlara da sizin hak veriyor olmanız gerekmez mi ..?

    Ben inandım dediğim Kutsal Kitab 'ların değiştirilmiş olduğunu değil kabul etmek, DÜŞÜNMÜYORUM BİLE ..! Sen o zamanda gönderilmiş Kuran-ı Kerim günümüzde nasıl ise, bizim için değer ve önemi ne ise diğer Kitab 'lar için de aynı şeyi düşnmek zorundasın ..!

    KURAN-I KERİM ' den sormlu olduğunuzu unutmayın yeter ..

    Şu anki yazılı olanlardan değil, ilk , ALLAH 'ın gönderdiği şekliyle ...!

    DEĞİŞTİRİLMİŞTİR İDDİANIZDAN VAZGEÇİN ..!
    ''' Ummandan katre '''


    Sizden ücret istemeyen kimselere tabii olun , onların sözlerine kulak verin . Onlar hidayete ermiş kimselerdir.
    ( Yasin suresi , 21 )

  7. #7
    kadr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-04-2009
    Mesajlar
    172
    Karizma Gücü
    0
    İşte bunların iç yüzünü iyice öğrenin arkadaşlar.Kimi yahudiler ateist kılığında kimisi müslüman kılığında yazıyor.

    Tarih boyunca yahudiler kendi kimliklerini ortaya koymadan bu şekilde davranmış olduklarına dair birçok kaynak var.Görüldüğü gibi bu her asırda bu şekilde...

    Biz muharref tevratın bozulduğunu aslını kaybettiğini açtığımız konuda ayetle delillendiriyoruz.Bu şahıs student arkadaşa git Allah C.C ha sor diyor.Peygamber efendimiz Hz.Allah ile konuşmak isteyen Kuran okusun buyuruyor...Yani Hz.Allah'a sorduk bozulduğunu bizzat söyledi.
    “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber (Muhammed)e çok salât ve senâ ederler.

    Ey iman edenler! Siz de ona salât-ü selâm getirin ve tam bir teslimiyetle gönülden teslim olun.
    (Ahzâb: 56)

  8. #8
    hughe adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-01-2007
    Mesajlar
    2,031
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı kadr tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Konuyu okumadan ön yargı ile cevap vermeyin lütfen...Tahrif edilmiş tevrat'a iman edecek halimiz yok herhalde...
    Belkide Allahın tahrif edileceğinden haberi yoktu! ve onun içinde iman edin demişti. Eğer Allah herşeyi biliyorsa tahrif edileceğinden de haberi olurdu ve eğer son kitapla öncekileri iptal ettiyse ( ki böyle bir hüküm yok) önceki kitaplara iman edin demezdi.

    Kitapların tahrif olduğuna dair Kur'andan ayet gösteriyorsunuz sonrada önceki Kitapların daha sonra tahrif edildiğini iddia ediyorsunuz. Kur'anda yazıyorsa Kur'an geldiğinde öncekiler zaten tahrif olmuş demektir eğer öyleyse nasıl olurda Peygamberimiz öncekileri tasdik olarak gönderilmiş olabilir? Allah Kur'anda hem önceki Kitapların tahrif olduğunu hemde onlara iman etmemizi istemiştir öyle mi? Peki Allah Kur'an için öncekileri tasdik ve koruyup kollamak için gönderdik diyor (maide 48) yani son kitap görevini yerine getirememiş midir? Peki ya Kur'an Allahın sözlerinin değiştirilemeyeceğini söylüyor (kehf 27) bu konuda ne diyorsunuz acaba Kur'an yanılıyor mu!!!!? Yoksa yanılan başkası mı?

    Alıntı kadr tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    İşte bunların iç yüzünü iyice öğrenin arkadaşlar.Kimi yahudiler ateist kılığında kimisi müslüman kılığında yazıyor.

    Tarih boyunca yahudiler kendi kimliklerini ortaya koymadan bu şekilde davranmış olduklarına dair birçok kaynak var.Görüldüğü gibi bu her asırda bu şekilde...

    Biz muharref tevratın bozulduğunu aslını kaybettiğini açtığımız konuda ayetle delillendiriyoruz.Bu şahıs student arkadaşa git Allah C.C ha sor diyor.Peygamber efendimiz Hz.Allah ile konuşmak isteyen Kuran okusun buyuruyor...Yani Hz.Allah'a sorduk bozulduğunu bizzat söyledi.
    Peki bizim gibilerinde iç yüzünü Allaha mı sordunuz bizzat söyledi mi yoksa ?

    Maide;

    46 - O peygamberlerin ardından, yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryemoğlu İsa'yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur olan, kendinden önceki Tevrat'ı tasdik eden ve Allah'dan korkanlar için bir hidayet rehberi ve bir öğüt olan İncil'i verdik.

    47 - İncil ehli de Allah'ın ona indirdikleriyle hükmetsinler. Kim, Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir.

    48 - Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur'ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.

    Şura
    15. (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: "Ben Allah'ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O'nadır."

    Bizde Allaha sorduk dediki bırakın artık milletin diniyle uğraşmayı kendinize bakın dedi. Kendnizi bulutların üstünde görmekten vazgeçin dedi. Ben alemlerin Rabbiyim herkesin Rabbiyim kafanıza sokun artık dedi.
    Bu mesaj en son " 30.04.09 " tarihinde saat 19:59 itibariyle hughe tarafından düzenlenmiştir...
    Allah'ın ismiyle başlarım ki, O'nun ismine sığınmış kişiye ne yerdeki ne de gökteki hiç bir şey zarar veremez. ''O'' işitendir bilendir.

  9. #9
    Asitane ve yine hasret... <span style='color: #7FFFD4'><span class='glow_7FFFD4'>excalibur66</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-03-2007
    Mesajlar
    33,024
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    tabiiki değiştirildi bu kitaplar.
    hatta yakın zamanda amerikada ismini hatırlayamadığım bir kuran basıldı.tabii tahrif edilerek.kitap daha çok hristiyanlığa kaydırıyor müslüman inancını.bunuda islmi inanışı bozmak için yaptılar.ama fazla kabul görmedi.inen kitaplara tabiiki iman etmekteyiz ama bu günki hallerine iman söz konusu olamaz.allah tabiiki hepimizden daha iyi bilecektir.
    yahudilerde hristiyanlarda günlük isteklerine göre düzenlediler kitaplarını.tevhid ortadan kalktı.biri ırkçı diğeri putperest bir din oldu.aslıyla ilişkisi kalmadı.okuyun tezatları göreceksiniz zaten.bunu nasıl anlamıyorsunuz ki.
    CHP'de inanılmaz değişim!Artık CHP'ninde oy kullanmayı becerebilen bir başkanı var
    İyi Günde Sevmedim ki Kötü Günde Terk Edeyim
    En Kötü Gün Bugünse Bugün de FENERBAHÇE !

  10. #10
    kadr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-04-2009
    Mesajlar
    172
    Karizma Gücü
    0
    Amerikada basılan kitabın ismi "Gerçek Furkan" bozuk incil, bozuk tevrat ve Kuran-ı Kerim'den alıntı yapılarak oluşturulmuş bir kitap...
    “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber (Muhammed)e çok salât ve senâ ederler.

    Ey iman edenler! Siz de ona salât-ü selâm getirin ve tam bir teslimiyetle gönülden teslim olun.
    (Ahzâb: 56)

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Turkce Kuran Tevrat Zebur Ve Incil
    2005 Konuları bölümünde WhyNot tarafından açılmış
    Yanıt: 11
    Son Mesaj: 13.11.05, 00:37
  2. Kızıldeniz'de antik Tevrat bulundu
    2005 Konuları bölümünde cindycate tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 16.07.05, 21:06
  3. ahmet taner kışlalı parkı tahrip ediliyor!TRde ilk defa TURKFORUMda
    2005 Konuları bölümünde berzerker tarafından açılmış
    Yanıt: 15
    Son Mesaj: 11.04.05, 21:21

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •