• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    misafir <s><span style='color: #FF0000'>alpi1907</span></s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-11-2005
    Mesajlar
    27,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Gizli tanık: Çatlı'yı odunla döverek öldürdük

    Ergenekon'un 2. iddianamesinin ek klasörlerinde "Kıskaç" isimli gizli tanığın "Zannediyor musun bu bir trafik kazası, bizde kayıtları var. Araç çarptıktan sonra Abdullah Çatlı sağdı. Sağ kolu kırılmıştı, yaralıydı" ifadeleri yer alıyor.
    Ergenekon davasının ikinci iddianamesinin delillerinin yer aldığı ek kalsörlerlerde, ilk iddianamede olduğu gibi birçok gizli tanığın ifadelerine yer veriliyor.

    Kendisine "Kıskaç" adı verilen gizli tanık, 1993 yılına kadar JİTEM'e bağlı istihbarat elemanı olarak çalıştığını anlatıyor.

    "Kıskaç", Sabancı suikasti gibi istihbarat verdiği eylemlerin engelenmemesi üzerine içinde şüphe doğduğunu, bu nedenle bildiklerini savcılara anlattığını öne sürüyor.

    Sivas olaylarının provakasyon olduğunu öne süren "Kıskaç", Alevi-Sünni çatışması çıkartılmak istendiğini belirterek "Sedat Peker'in Sivas olayları nedeniyle cezaevinde bulunanlara para gönderdiğine şahit oldum" dedi. "Kıskaç", Nevşehir cezaevinde bulunan uyuşturcu kaçakçısı Urfi Çetinkaya'nın da Sivas olayları nedeniyle cezaevinde bulunan Sedat Pekerin adamlarına para gönderidğini ileri sürüyor.

    Gizli tanık "Kıskaç", kumarhaneler kralı Ömer Lütfi Topal'ın da özel timciler tarafından değil JİTEM mensuplarınca öldürüldüğünü öne sürüyor.

    Antalya JİTEM'de görevli başçavuş Hakan'ın kendisine Susurluk kazasıyla ilgili "Zannediyor musun bu bir trafik kazası, bizde kayıtları var. Araç çarptıktan sonra Abdullah Çatlı sağdı. Sağ kolu kırılmıştı, yaralıydı. Araba sağ ön taraftan çarpmış, Abdullah Çatlı arka solda oturuyordu. Trafik kazasından değil, darptan öldü. Abdullah Çatlı'yı odunla öldürdük" dediğini iddia ediyor.

    Ancak gizli tanığın, Güneydoğu olaylarından Sabancı suikastine, Ömer Lütfi Topal cinayetinden Sivas olaylarına kadar pek çok şeyden bilgi sahibi olduğunu öne sürmesi kuşku yaratıyor.

    kaynak

    bana ınandırıcı gelmedı.


    Kor cehalet cirkeflestirir insanlari !
    Suskunlugum asaletimdendir...
    Her lafa verecek bir cevabim var...
    Lakin bir lafa bakarim laf mi diye,
    Bir de soyleyene bakarim adam mi diye...
    Mevlana Celaleddin-i Rumii

  2. #2
    TruckTurkey adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-12-2007
    Mesajlar
    2,102
    Karizma Gücü
    5
    Eğer Abdullah Çatlı'yı Türk Ordusu darpederek öldürdüyse kaza gecesi araçta olan Sedat Bucak'ta suç ortağı olmalı idi.

    O zaman savcılığın Sedat Bucak hakkında da dava açması gerekmiyor mu?

    Gizli tanık olarak bu ifadeleri hukuken kabul ediyorsan Sedat Bucak'ın da sorgulanması gerekirdi.

    Yok sorgulamıyorsan neden bu ifadeleri iddianameye koyuyorsun?


    Soykırım Propagandacılarına Kriz Geçirten Site
    Linke Tıklayın
    Armenian Genocide Photos

  3. #3
    bitlikral adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2004
    Mesajlar
    2,086
    Karizma Gücü
    0
    9 tane gizli tanık var 2. iddianamenin büyük kısmı bunların ifadelerine dayandırılmış ama okudukça safsatadan öte şeyler olmadığı birilerinin bir çok şeyi oturma organlarından yazdıkları anlaşılıyor hemen bakmata fayda var şu Gizli tanıkların ifadelerine

    "Peker istedi, Sergen ve Tümer derbiyi sattı"

    Ergenekon soruşturmasının ikinci iddianamesinin ek klasörlerinde yer alan Poyraz kod adlı tanığa göre, 2004 yılındaki Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi öncesinde Sedat Peker, Sergen ve Tümer’i yanına çağırıp “Bu maçı kaybedeceksiniz” dedi.


    İSTANBUL- Ergenekon soruşturmasının ikinci iddianamesinin ek klasörlerinde yer alan 9 gizli tanığın ifadeleri vahim. En çarpıcılarından biri ise Poyraz kod adlı tanığın iddiaları. Poyraz, 2004 yılındaki Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi öncesinde Sedat Peker’in, Sergen ve Tümer’i yanına çağırıp “Bu maçı kaybedeceksiniz” dediğini ileri sürdü
    Ergenekon soruşturmasının 2’nci iddianamesinin ekleri arasında yer alan belgelerde futbol camiasını karıştıracak bilgiler de yer aldı. Savcılığa ifade veren gizli tanık Poyraz, Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında oynanan maçta şike yapıldığını ileri sürdü. Sedat Peker’e en yakın isimlerden Poyraz, maçla ilgili birçok detay da verdi. İşte “Poyraz” kod adlı gizli tanığın ifadeleri: “Sergen Yalçın İstanbulspor’a transfer ücretinden 300 milyar lirayı Cem Uzan’dan alamıyordu. Bu tahsilat konusu Sedat Peker’e geldi. Sedat Peker de Cem Uzan’a haber göndererek, parayı bir an evvel ödemesini söyledi. Bu tahsilat da gerçekleşmiş oldu. Bu olaydan sonra Sergen Yalçın, Sedat Peker’in adamı oldu. Böylece Sedat Peker bir taraftan da spor camiasına girmeye başladı.”
    'Tümer hiç sahaya çıkmadı’
    “Daha sonraki süreçte Sergen Yalçın Beşiktaş’a geçti. O yıllarda, Beşiktaş ile Fenerbahçe’nin çok iddialı bir maçı vardı. Fenerbahçe veya Beşiktaş’tan hangisi yenerse şampiyon olacaktı. Bu maçtan önce Sedat Peker, Sergen Yalçın aracılığıyla Beşiktaşlı futbolcuları yanına çağırdı. Hatırladığım kadarı ile 3 ya da 4 futbolcu geldi. Benim bildiğim kadarıyla bu futbolcular Tümer ve Sergen Yalçın’dı. Diğerlerinin isimlerini hatırlamıyorum. Sedat Peker bunlara hitaben, ”Maçı kaybedin, nasıl kaybediyorsanız kaybedin, o sizin sorununuz“ dedi ve gönderdi. Ben bu olaya bizzat şahit olduğum için çok merak ettim, normalde maç izlemediğim halde, Beşiktaş-Fenerbahçe maçını özellikle seyrettim. Gerçekten de Beşiktaş kaybetti. Maçı izlediğim kadarı ile Tümer maça çıkmamak için her türlü çirkefliği yaştı. Maç başladığı sırada yedek kulübesinde oturuyordu. Yedek kulübesinden hakeme müdahale etmeye çalışıyordu. Hakem onu uyarmaya geldiğinde yüzüne tükürdü ve bunun üzerine Tümer yedek kulübesinde iken kırmızı kart gördü ve bu maçı Beşiktaş kaybetti.”
    'Yıldırım Peker’e para verdi’
    “Bu olaydan dolayı Sedat Peker, Aziz Yıldırım’dan yüksek miktarda para istedi. Zaten daha önceden Aziz Yıldırım ile bu konuda anlaşmışlardı. Sedat Peker vaat edilen parayı aldıktan sonra, ilerleyen dönemde yine Aziz Yıldırım’dan para istedi. Bunun üzerine Aziz Yıldırım bunaldı ve istifa etmek istediğini söyledi. Hatta bu istifa konuları o dönemde medyada da yer aldı.”
    POYRAZ KİMDİR?
    Sabıkası kabarık adi suçlu
    Poyraz kod adlı gizli tanık, yaralama, adam kaçırma, cinayete azmettirme gibi suçlar nedeniyle cezaevinde kalmış sabıkası kabarık bir kişi. Paşakapısı Cezaevi’nde koğuş arkadaşı olan Mecnun Odyakmaz’ın vasıtasıyla Sedat Peker’le tanışmış. Cezaevinden çıktıktan sonra uzun süre Alaattin Çakıcı ile çalışmış. Daha sonra da Peker’le hareket etmiş. Poyraz, savcılıkta verdiği ifadenin son bölümünde, “Peker ve Veli Küçük için canımı verirdim ama onların terör örgütüne bağlı olduklarını öğrenince soğudum ve bu ifadeleri vermek istedim” dedi.
    GERÇEKTE NE OLDU?
    Tümer 86 dk. sahadaydı Sergen çok iyi oynadı
    KarŞIlaŞma Fenerbahçe’nin şampiyon olduğu 2003-2004 sezonunda oynandı. 25 Nisan 2004’teki karşılaşmayı deplasmanda oynayan F.Bahçe 3-1 kazandı. Sergen Yalçın iddiaların aksine Beşiktaş’ın en iyi oynayan oyuncularının başında yer aldı. 90 dakika sahada kalan Sergen, 86. dakikada bir de sarı kart gördü. Tümer Metin ise vasat bir performans sergilediği karşılaşmanın 86. dakikasında oyundan alındı. Tümer yedek kulübesinde yardımcı hakem Ekrem Kan ile bir tartışma yaşadıktan sonra soyunma odasına gitti. Bu maçtan bir gün sonra Beşiktaş yönetimi topluca istifa etti.
    ‘Yalan, ben o maçta var gücümle oynadım’
    “İddİa edildiği gibi ben böyle bir görüşme yapmadım. Ne yüz yüze ne de telefonla böyle bir görüşme yapmam söz konusu değil. Bu iddiaların hiç biri doğru değil. Benim bilerek oynamamam mümkün değil. Zaten o maçı izleyenler benim ne denli çaba harcadığımı ve maçı kazanmak için elimden gelen tüm gücümü sarf ettiğimi hatırlayacaklardır. Bu iddiaların tamamı yalan!”

    Veli Küçük, Zirve katliamı için 500 bin dolar önerdi
    Mersİn’de işlediği bir cinayet nedeniyle tutuklu bulunan eski astsubay Metin Doğan’ın, Savcı Zekeriya Öz’e Hrant Dink Suikastı, Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamı ve Orhan Pamuk’a suikast planlarıyla ilgili verdiği bilgiler de ek delil klasörleri arasında yer aldı: “Veli Küçük, Malatya’da Zirve Yayınevi olduğunu, bunların misyonerlik faaliyetleri yaptıklarını ve imha edilmeleri gerektiğini söyledi. Zirve Yayınevi işini bana ihale etti ve bu işin için de 500 bin dolar önerdi. Ayrıca Dink ile Orhan Pamuk’un ülke için zararlı faaliyetler yaptığını, bu şahısların da ortadan kaldırılması gerektiğini anlattı. Pamuk ile ilgili eylemin zor, ancak Hrant Dink eyleminin basit olacağını, hatta eylemi yapacak olanların da hazır olduğunu söyledi. Küçük daha sonra bunun için bir TİM kurduğunu, bunun komutanlığından birinin Osman Gürbüz olduğunu anlatı.”
    ‘Çatlı ölmemişti, odunla döve döve öldürdüler’
    En uzun ifadeyi veren Kıskaç, Alevi - Kürt kökenli olduğunu, işlediği suçlar yüzünden hapis cezası aldığını söylüyor. Cem Ersever’den Veli Küçük’e, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’dan Fikri Karadağ’a kadar bir çok kişiyi tanıdığını, son 15 yılın tüm karanlık olay ve ilişkilerini bildiğini öne sürüyor. İşte iddiaları: “Antalya JİTEM’de Başçavuş Hakan ile tanıştık ve konu Susurluktan açıldı. Bana olayı şöyle anlattı: ” Abdullah Çatlı kendi çıkarları için çalışıyordu. Araç çarptıktan sonra sağ korulu kırılmış, yaralıydı. Araba sağ önden çarpmış Çatlı sol arkada oturuyordu. Kolunu büktük, köpek gibi yalvarıyordu. Çatlı’yı odunla öldürdük.
    Sahte hakim: 150 milyon dolar sır oldu
    Bursa Adliyesi’nde 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde sahte hakim olarak çalışırken tutuklanıp hapse konulan Adem Yıldız’ın ifadesinde ilginç itiraflarda bulundu. Tuncay Güney ile birlikte 1995’te Veli Küçük’le bağlantılı olarak çalışmaya başladığını ve birlikte Barzani ile görüşmeye gittiklerini belirten Yıldız, 2002’de Bursa Adliyesi’ne dönemin Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Nahit Hatipoğlu tarafından yerleştirildiğini öne sürdü: “Bursa MİT Sorumlusu’nun Çekirge’de merkezi binanın önünde yardımcısı tarafından vurularak öldürülmesi olayını Tuncay Güney bilmekteydi. O akşam Bursa C. Başsavcısı Emin Özler beni arayarak Nöbetçi Hakim sen olacaksın dedi. Bir saat sonra Cumhuriyet Savcısı beni aradı, MİT Bölge Sorumlu Müdürü vurulmuş dedi. Güney’in ağzından duydum, bu cinayetin 150 milyon dolar yüzünden olduğunu... Bu para hala kayıp. Ama paranın Veli Küçük’ün elinde olduğu söylendi.”

    Gizli tanıkların kod isimleri
    Ergenekon davasının ek iddinamesinde 9 gizli tanığın ifadesi yer alıyor. Gizli tanıklara verilen ’kod’ isimler ise şöyle: “Kıskaç, Aydos, Kafkasya, Boyabat, Hisar, Akdeniz, Yavuz, Poyraz ve Selçuk.” İlk iddinamede ise 13 gizli tanık vardı: “Deniz, 17, İsmet, Dilovası, 9 Nolu Gizli Tanık, Yüksel, Ahmet, Galip, C, A, B, Alman, 6”
    TSK belgesi taklit edilmiş
    Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, Ergenekon soruşturması kapsamında şüphelilerin ev ve iş yerlerinde ele geçirilen bazı belgelerle ilgili olarak 9 Temmuz 2008’de Genelkurmay Başkanlığı’na yazı yazarak 1 DVD, 15 CD, 3 dosya ve 6 klasörün incelenerek gizlilik derecesinin bildirilmesini, ayrıca bir ihbar mektubunda adları geçen bazı muvazzaf asker personelin soruşturma konusu eylemlerle bağlantılarının bulunup bulunmadığının araştırılmasını istedi. İncelemesini 5 günde tamamlayan Askeri Savcılık 14 Ağustos 2008 tarihli cevap yazısında tablo da hazırladı.
    10 belge hakkında uyarı
    Ağırlıklı olarak emekli Org. Hurşit Tolon, emekli Org. Şener Eruygur, Albay Hasan Atilla Uğur ve gazeteci Mustafa Balbay ile ilgili dosyalardaki tüm bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu hazırlanan tabloya göre devlet güvenliği bakımından gizli kalması gereken bilgiler içeren 10 belge hakkında uyarıda bulunuldu. Yazıda bu belgelerin şüphelilerin eline nasıl geçtiğinin tespit edilemediği belirtildi. Bazı belgelerin ’gizli’ niteliği taşımasına rağmen gizli kalmasının bugün itibarıyla zorunlu olmadığı tespit edildi. Çoğu belgenin de TSK’ya ait olmadığı, bazılarının da askeri belge teknikleri taklit edilerek oluşturulduğu bildirildi.
    İşte TSK’ya ait olmadığı belirtilen belgelerden bazıları; AKP’ye ait kadrolaşma, yolsuzluklar ve raporlar, Tolon’a ait olduğu belirtilen CD’lerdeki dosyalar, irticai faliyetlerde bulunan kamu personeline ait bilgiler, Başbakan Erdoğan’a ait soykütüğü ve nüfus bilgilerini içeren belge, Korkut Eken hakkındaki belge, irtica ile mücadelede uygulanacak strateji içerikli belge, emekli Org. İsmail Karadayı’ya yazılan 3 sayfalık ihbar mektubu, hükümetin Atatürkçülük ve Cumhuriyetin temel ilkeleri konusundaki olumsuz açıklama ve faliyetleri içerikli belge. (VATAN GAZETESİ)




    Burada evrakların sahte olduğu ve ifadenin zaten baştan yalan olduğu ispatlanmış , o maçı çok iyi hatırlıyorum sahanın en iyisi sergen yalçındı ki Tümer metin 11 de sahadaydı klubede değil.


    Gene bir gizli tanık buyurmuş Erdoğan cezaevinde öldürülecekmiş şimdi düşünüyorum adi bir suçtan yatan birisi Ceza evine belli görevle yollanmış 2 gardiyanın görev tanımına bile haiz ve gardiyanlar bu konuda açıklama yapıyorlar kişiye öyle bir terör örgütü imajı çiziliyorki dünyada emsali olmayan ama bu örgütün mensupları o kadar amtörki Erdoğanı öldürmeye adam gönderip bunuda ceza evinde afişe ediyorlar.


    İkinci iddianamenin ekleri arasında Hisar kod adlı bir başka gizli tanık şu iddiayı ortaya atıyor: “Erdoğan, Pınarhisar Cezaevi’nde yattığı sırada öldürülecekti. Bu suikast için Remzi ve Fadıl adlı iki gardiyan Pınarhisar’a tayin edildi. Ancak son anda suikasttan vazgeçilmiş. Erdoğan’ı kendileri mi öldürecekti yoksa katillere yardımcı mı olacaklardı, bunu net olarak bilemiyorum...”
    Adi bir suçtan hapishaneye giren Hisar’ın, tanık olduğunu iddia ettiği diyaloglar şöyle: Kırklareli Cezaevi’ndeyken Mustafa Duyar ile tanıştık. Daha sonra cezaevine Vedat Ergin getirildi. Bu kişilerin Duyar’ı öldüreceğini duydum. Konuyu hapishane yönetimine ilettim. Ama hiçbir önlem almadılar. Sonra Ergin ve adamları beni tehdit etti. Duyar bu sırada başka cezaevine naklini istedi ve Afyon’a gitti. Daha sonra Ergin’in adamları Afyon Cezaevi’nde onu öldürdü. Erdoğan, Kırklareli Pınarhisar Cezaevi’nde tutukluydu. Bizim cezaevindeki Remzi ve Fadıl isimli gardiyanların tayini bu hapishaneye çıktı. Bu kişilerin Erdoğan’ı öldüreceği konuşuldu. Hatta bunu Zafer isimli gardiyan da söylemişti. Ancak öldürmeden vazgeçildiğini yine kendisinden duydum.



    Gene Pkk vb örgütün ergenekon bağlantısının kaynağı bu gizli tanıklar elde belirtilmiş somut en ufak şey yok sadece eski itirafçı ve bir takım gizli tanıklar bir şeyler söylüyor ve bunlardan yola çıkarak suçlu aranıyor yaratılmaya çalışılıyor Ergenekonun tüm gerçekliğide budur.
    o simdi susuyor

    El feneriyle küçük hırsızlıklar,denizfeneriyle büyük hırsızlıklar yapılır ancak ikisine AMPÜL lazımdır.


    http://video.google.com/videosearch?...mi&emb=0&aq=f#

  4. #4
    EgeTuna adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-02-2005
    Mesajlar
    22,217
    Karizma Gücü
    12
    tanıkların ifadesi hayal ürünü.
    ''Türkiye; Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e..."


    1907-2007

  5. #5
    bitlikral adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2004
    Mesajlar
    2,086
    Karizma Gücü
    0
    GAZETEPORT’a konuşan Sağlar, 3 Kasım 1996’da meydana gelen Susurluk kazasından sonra, görgü tanıkları ve Sedat Bucak’ın şöförü ile korumalarının ifadelerine başvurduklarını belirterek şunları söyledi:
    ‘’Olaydan hemen sonra Çatalceviz benzin istasyonundaki pompacılar, yangın tüpleriyle aracın yanına koşuyorlar. Kısa süre sonra da arkadaki Mercedes’te bulunan Sedat Bucak’ın şoförü Gani Kızılkaya ile korumaları Ercan Ersoy, Mustafa Altunok ve Enver Ulu olay yerine ulaşıyor. Bu dört isimle de konuştuk. İfadeleri tutanaklarda var. Ercan Ersoy, Çatlı’yı araçtan kendisinin çıkardığını ve hastaneye götürene kadar da yaşadığını anlattı. Hastaneye 15 dakika sonra ulaşıyorlar ve orada yeniden nabzını tuttuğunda öldüğünü anlıyor. Kamyon şoförü ve benzincideki pompacılar da olay yerinde… Başka şahısların gelip, araç içinde bulunan bir kişiye sopayla vurmalarını kimsenin görmemesi mümkün değil. Ama, olayın trafik kazası mı, yoksa kazaya zemin hazırlanan planlı bir olay mı olduğu konusunda benim de halen kuşkularım devam ediyor’’
    ERSOY’UN İFADESİ
    Bucak’ın şoförü Ercan Ersoy da TBMM Ssurluk komisyonuna verdiği ifadede ‘’Mehmet Bey'in (Abdullah Çatlı) yaşadığını görünce hemen onu çıkardık, yüzü, kolu, göğüs kısmı kırıktı. "Allah" diyordu. Susurluk Sağlık Ocağına giderken ben yol boyunca nabzını tutuyordum. Bir ara baktım ki nabzı atmıyor, durmuş.’’ demişti.
    İkinci Ergenekon iddianamesinin delilleri arasında yer alan gizli tanık ‘’Kıskaç’’ ise savcılara verdiği ifadede, ‘’Antalya JİTEM'de görevli başçavuş Hakan'ın kendisine, (Araç çarptıktan sonra Abdullah Çatlı sağdı. Sağ kolu kırılmıştı, yaralıydı. Araba sağ ön taraftan çarpmış, Abdullah Çatlı arka solda oturuyordu. Kolunu büktük, köpek gibi yalvarıyordu. Trafik kazasından değil, darptan öldü. Abdullah Çatlı'yı odunla öldürdük" dediğini iddia etmişti. (GAZETEPORT)
    o simdi susuyor

    El feneriyle küçük hırsızlıklar,denizfeneriyle büyük hırsızlıklar yapılır ancak ikisine AMPÜL lazımdır.


    http://video.google.com/videosearch?...mi&emb=0&aq=f#

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. 'Geldik! Gördük! Öldürdük!'
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde Dostluk ve barış tarafından açılmış
    Yanıt: 10
    Son Mesaj: 25.10.11, 23:35
  2. Tanık olmak
    2005 Konuları bölümünde Auth tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 18.10.05, 17:20

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •