• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    deniz006 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-03-2008
    Mesajlar
    2,271
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    Soykırımın Ermenicesi

    Obama soykırım dedi mi demedi mi konusunda Murat Bardakçı ilginç ve mizahi bir yazı yazmış. Bu olup bitenler bana soytarılık gibi geliyor.

    Bu konuda yanlış bulduğum bir algılamaya da dikkat çekmek istiyorum. Bazıları diyor ki, sadece ABD'de soykırım tasarısı geçmesin, Obama soykırım demesin diye dış politikada gereksiz angajmanlara giriyoruz, taviz vermek zorunda kalıyoruz. Sonra da soykırım mı dedi, "Büyük Felaket" mi dedi, Ermenice tanımlamayı soykırım anlamında kullandı vesaire gibi şeyleri tartışmak zorunda kalıyoruz. Türkiye'nin artık "yeter ki tam kelime olaraksoykırım denmesin, başka her şeye razıyım, her tür tavizi veririm" noktasına getirildiği söyleniyor. Evet, bu yönde görüşler var.

    Ben biraz farklı düşünüyorum. Türkiye'nin bu kelime oyunlarından bile medet umacak kadar aciz duruma düşürüldüğü doğru ama bence AKP hükümetinin Ermeni sorunu alanındaki politikasını soykırım tasarıları tehditlerinden çok kendi çıkarları yönlendiriyor. İçeride ekonomik durum kötüye giderken baskı altında kalan ve toplum desteğini kaybetme sürecine giren AKP hükümeti şu an her açıdan ABD ve AB desteğine daha çok bakar durumdadır. Ülke değil parti geleceği açısından her türlü tavize en müsait olduğu süreçtedir.


    Soykırımın Ermenicesi, Besmele'nin Farsçası



    AMERİKAN Başkanı Barack Obama'nın 24 Nisan açıklamasında kullandığı "Meds Yeghern" yani "Büyük Felâket" sözüyle ne demek istediğini, neyi kasdettiğini birileri nihayet anladı.
    24 Nisan gecesi "Başkan 'soykırım' kelimesini kullanmadı, içimiz rahat etti" diyenler, Obama'nın Ermenice'de "soykırım" demek olan "Meds Yeghern" ifadesiyle nasıl bir diplomatik manevra yaptığını 48 saat sonra idrak buyurabildiler. Şimdi, Amerikan elçisini Dışişleri'ne davet edip "rahatsızlığımız" aktarılıyor, devletlûlarımız hep bir ağızdan "tatmin olmadıklarını", "hayal kırıklığına uğradıklarını", "bu ifadeyi kabul etmediklerini" söylüyorlar.
    Bonjur beyefendiler, sabah şerifleriniz hayrolsun!


    BU İŞ, KIVRAK ZEKÂ İSTER

    Bir olayla ilgili olarak sıfat yahut kavram kullanmak icap ettiğinde o sıfatın yahut kavramın pek bilinmeyen dillerdeki karşılıklarını söylemek hem bilgi, hem de kıvrak bir zekâ ister.

    Örnek teşkil edecek bir hadise anlatayım:

    Tahran'da, bundan birkaç sene önce, kültür konusunda uluslararası bir toplantı vardır ve toplantının başkanı, Türkiye'nin çok meşhur bir âlim profesörüdür.
    Açılış konuşmasını Türk profesör yapacaktır ve Türkiye Büyükelçiliği'nin mensupları da salondadırlar. Diplomatlarımız, kürsüye çıkmasından önce profesörün yanına yaklaşır ve "Aman, hocam!" derler. "Malumunuz, İranlılar böyle toplantılarda söze Besmele ile başlarlar. Şimdi, misafirlerinden de aynı şeyi yapmalarını istiyorlar. Lâik kimliğimiz dolayısıyla bu şekilde davranmamız imkânsız... Siz tabii çok daha iyi bilirsiniz ama, işte, görevimiz gereği bir hatırlatalım dedik".

    Hoca'nın cevabı "Tabii, hiç merak etmeyin" olur.

    Sonra, İranlılar gelirler ve hocadan diplomatlarımızın söylediğinin tam tersi bir ricada bulunurlar: "Agggay e üstâd, mâlum, İslam Cumhuriyetiyiz... Besmele mecburiyeti var... Bizi mahcup etmezsiniz değil mi?...".

    Hoca gene aynı cevabı verir: "Bilmez olur muyum canım? Merak buyurmayın!..".

    Derken kürsüye çıkar, konuşmasına "Bismihî teâlâ behşende e mehribân" sözleriyle başlar, söyleyeceğini söyler ve iner.

    Hocaya ilk teşekkür, diplomatlarımızdan gelir. "Söze Besmele ile başlamadığınız için sağolun" derler. "Bismillâh dese idiniz, hakikaten problem olurdu"...

    Memnuniyetlerini ifade etme sırası, İranlılardadır: "Besmeleniz için binlerce teşekkür üstad! Eğer çekmeseydiniz, çok zor durumda kalırdık".


    BİR TEŞEKKÜR BORÇLUYUZ

    Hocanın kıvraklığını farkedebildiniz mi? Besmele, İran'da bizde olduğu gibi sadece Arapça değil, Farsça da çekilir ve bu iş bin küsur senedir böyledir. İranlılar bazen "Bismi'llâhi'r-rahmani'r-rahîm" derler, bazen de bu ifadenin Farsça tercümesi olan "Bismihî teâlâ behşende e mehribân"ı kullanırlar.
    Türk profesör, sözlerine Arapça yerine Farsça besmele ile başlamakla iki tarafı da memnun etmiştir. İranlılar kurallarına riayet edilmesinden dolayı memnundurlar. Bizimkilerin memnuniyeti ise maalesef hazindir ve bu memnuniyetin temelinde, açık söylemek gerekirse, derin bir bilgisizlik yatmaktadır. Tayin edildikleri memleketlerin kültürünü öğrenmeleri diplomatlarımızın görevleri gereğidir ama işin görev tarafını bir tarafa bırakın, bu konulara şahsî bir merak bile duymamaktadırlar ve Tahran'daki hariciyecilerimiz, İranlılar'ın Besmele'yi Farsça da çektiklerinden bîhaberdirler.

    Dolayısıyla, "Medz Yeghen"in ne olduğunu sayesinde öğrendiğimiz Obama'ya, başta dışişlerimiz olmak üzere, hepimizin teşekkür borcu var...

    Habertürk Gazetesi
    Murat BARDAKÇI
    Kaynak

  2. #2
    Özgü A. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2008
    Mesajlar
    2,849
    Karizma Gücü
    5
    Murat Bardakçı'nın tarih bilgisine hayranım, günümüz ile geçmişte olan olayların ilişkisini hemen çözebiliyor.

    Verdiği örnekte çok hoş bir örnek ...
    BİLİM + GÖNÜL


    Yılmayacağız , Yıkılmayacağız , Başaracağız !

    *

    Kızılların ve Kürtçülerin Şer Birliğini Yıkacağız!

  3. #3
    .ihtiyatname. <span style='color: #800080'><span class='glow_800080'>nikomedia</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-02-2007
    Mesajlar
    4,387
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Cem Yılmaz esprilerinde olduğu gibi. Adam filmde bi ton küfür eder ama altta kahretsin yazar. Aynen bu şekilde işliyor. Bu olaydan önce kim biliyordu "Meds yeghern"i ??
    ..Müjgan'ı unutmak, Müjgan'ı sevmemek..

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •