• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
22 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    _OlguN_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-09-2005
    Mesajlar
    18,827
    Karizma Gücü
    10

    Kurtulmuş: 'Gülen cemaati SP'ye uzak davrandı'



    Necmettin Erbakan siyasi yasağı kalktıktan sonra “Sürünerek gitseniz, gitmemiz gerek. Bizim bavullarımız ilaçlarla dolu. İnşallah Allah bir hafta dayanmamıza yardım eder” diyerek soluğu İran’da aldı.

    Geçen ekim ayında milli görüş bayrağını devralarak Saadet Partisi Genel Başkanı seçilen iktisat profesörü Numan Kurtulmuş ise ilk ziyaretlerinden birini Anıtkabir’e yapmıştı.

    Numan Kurtulmuş ile yaptığımız söyleşiden sonra, farklı görünen bu iki üsluba bir detay daha eklendi. Nedeni, Kurtulmuş’un, “türbana da, Ruhban Okulu’na da özgürlük” talep eden tutumu.

    “Saadet Partisi’ne uzak bir görüntü sergileyen” Fethullah Gülen cemaatinin yayın organları ve onu destekleyen çevrelerin Adalet ve Kalkınma Partisi ile “yakın diyalogları olduğunu” belirten Kurtulmuş, “Bu seçimlerde belki de ilk kez bu cemaatin bu kadar açık politize olduğuna şahit olduk” diyor.

    “İktidar olabilmek için yeni kitlelere karşı siyaset yürüteceğiz” diyorsunuz. Erbakan’ın tekrar aktif olduğu Saadet Partisi ile bu nasıl olacak?
    Saadet Partisi’nin genel başkanlık ya da liderlik sorunu yoktur. Görevlendirilmiş, seçilmiş ve millet tarafından da teyit edilmiş lideri olarak ben görevime devam ediyorum. Olan şey Sayın Erbakan’ın memnu haklarının iadesidir.

    ‘Yüzde 5 oy aldık, yüzde 50 gibi etkisi oldu’

    En çok vurguladığınız söylemlerden biri “Yeni kitlelere karşı siyaset yürütmek.” Bu nasıl olacak; somutlaştırır mısınız?
    Bu seçimde enteresan bir şey oldu. Belki de ilk kez, kitleler bizi önyargısız dinledi. Şimdiye dek bize hiç oy vermemiş insanlar, çalışmalarımıza katıldı. Nitekim seçim sonrasında, önemli bir kamuoyu araştırma şirketinin yaptığı araştırma sonucunda Saadet Partisi’ne oy veren insanların yüzde 70’inin hayatlarında ilk kez bir milli görüş partisine oy verdiği sonucu ortaya çıktı. Bundan sonraki siyasi yol haritamız için bu çok önemli bir gelişme. 5.2 oy aldık. Fakat toplumda sanki yüzde 50 oy almışız gibi bir etki ortaya çıktı. Yani Saadet Partisi’nin siyasal seçim gücü şu an da almış olduğu oy oranın çok üstünde.

    Belediye tesislerindeki alkol yasağı suni gündem’

    Milli görüş geleneğine uzak olan kitleleri hangi değişiklikler ile ‘tavlayacak’sınız; mesela Saadet Partili belediyelerin sosyal tesislerinde “Alkol serbest olabilir. İsteyen içki içer isteyen içmez” mi diyeceksiniz?
    Bunu Türkiye’nin suni bir gündemi olarak görüyorum.

    Neden?
    Bu tip konuları Türkiye’nin can damarındaki sorunmuş gibi ortaya konmasını doğru bulmuyorum. Üzerinde esas yoğunlaşmamız gereken yoksulluk, işsizlik içinde kıvranan insanların nasıl toparlanacağıdır.

    ‘Vazifem dini yaşayış empoze etmek değil’

    O halde şöyle soralım: Aileden üç kuşaktır CHP’li üniversite mezunu işsiz genç Saadet’e neden oy versin? Bu kitleleri kendinize entegre etmek ütopik bir heves mi, bunu makûl hale getirecek hangi yöntemleri geliştireceksiniz?
    Bu seçimde söylediğiniz vasıflarda insanlar da bize oy verdi. Benim vazifem insanlara dini bir yaşayışı empoze etmek ya da kamu yönetiminde göreve geldiğimizde bir devlet dinini zorla kabul ettirmek değildir. İnsanların inanışları, dini inançları önündeki engellerin kaldırılması ve özgürleşmesini sağlamaktır.

    Tam da burada, özgürlüklerden bahsederken “Mehmet’e verilmeyen Agop’a verilecek”ten yana olur musunuz peki?
    Ben sınıflandırma yaparak konuşmam. Ama prensip olarak şunu söylerim; bu memlekette yaşayan, hangi dinin, inanışın, yaşayışın temellerini benimsemiş olursa olsun, her birey gerçek anlamda özgür ve eşit olmalı. Herkese özgürlükten yanayım.

    ‘Türban yasağına hayır, Ruhban Okulu’na evet’

    “Herkese özgürlük” lafı çok hoş ama “İmam hatiplilerin önünü tıkamayın, katsayı sorunu aşılsın, türban yasağı kalksın” derken Ruhban Okulu’na da “Evet” diyebilir misiniz mesela?
    Tabii, onu söylüyorum. Kaldı ki halkın, milletin talep ettiği her alanda hiçbir baskı olmadan, ayrımcılık yapılmadan bunu yerine getirmek, bizim kültürümüze yabancı bir şey değil. Milletin taleplerini bütünüyle karşılayan, milletin özgürlüğünü sağlayan bir anayasa bu konulardaki problemlerde önümüzü açacaktır. Osmanlı 400 küsur sene Kudüs eyaletini, üstelik bir manga askerle yönetti. Ben buna “Osmanlı’nın Kudüs kriterleri” diyorum. Ne yaptı; insanları özgürleştirdi. Orada bütün mezhepleri ile Hıristiyanlar, bütün mezhepleri, meşrepleri ile Yahudiler ve Müslümanlar vardı. Farklı etnik kökenlerden insanlar vardı. Arap, Kürt, Çerkez, Acem… Ama bir tek etnik kavga, bir tek din ve mezhep kavgası yok. Bizim kültürümüzün temeli ötekileştirmemektir. Bizim derdimiz ise siyasette bunu bugünün lisanına çevirmemektir. Dört asır boyunca ötekileştirme olmadan, o eyaletin yönetiminde herkes dilediği şekilde inancını yaşamış, inançları çerçevesinde örgütlenmiş, eğitimini almış, ticaretini serbestçe yapmış.

    ‘Anıtkabir’e gitmemi eleştirenler marjinal’



    Genel Başkan olduktan sonra heyetinizle birlikte Anıtkabir’i ziyaret ettiniz. Tabanda, teşkilatta bu ziyaretiniz nasıl karşılandı?
    Fevkalade normal. Bu devletin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ziyaret etmek kadar normal bir şey olamaz. Bu herkes tarafından da normal karşılanmıştır.

    İnternet ortamında bazı milli görüşçüler tarafından bu ziyaretin ‘esefle’ karşılandığını gördük. Bakın birkaç yorum size: “Başını bir gün secdeye koymamış birini nasıl ziyaret eder! Saadet Partisi binalarına birer Atatürk heykeli koysunlar. Ne de olsa İslam’da ulu’ül emre itaat farzdır!” Üzerinizde “Atatürkçü gözükme, Anıtkabir’e gitmen yanlış” gibi bir mahalle baskısı var mı?
    Bu tip düşüncelerle hiç karşılaşmadım. Bu tarz yorumları yapanlar düşüncelerini özgürce söyleyebilir. Ben yaptığım işin doğru olup olmadığına bakarım. Bu tip eleştiriler beni rahatsız etmez.

    Sizce bu yorumlar marjinal mi?
    Tabii ki. İlk kez sizden duydum bunları. Eğer bu yönde kuvvetli bir taban olsaydı mutlaka bize yansırdı.

    ‘Gülen cemaati AKP’ye yakın Saadet’e uzak davrandı’

    Fethullah Gülen’i tanıyor musunuz?
    Şahsen tanımıyorum.

    Milli görüş, Gülen cemaatine ne kadar mesafeli?
    Biz, Saadet Partisi olarak hiçbir şahsın, grubun partisi değil 72 milyonun partisidir.

    Gülen grubuna Milli Gazete’de sıkı muhalefet yapılıyor. Gazetenin en etkili yazarlarından Mehmet Şevket Eygi, Fethullah Gülen için ‘din baronu’ imasında bulunuyor. Adını vermeden cemaati, “Rezil bir din sömürüsü var. Akılları tek bir zatta” diyerek eleştiriyor. Allayıp pullamadan söyler misiniz; Gülen cemaati ile Milli görüşçüler arasında tam olarak ne var?

    Samimiyetle söylüyorum. Biz Türkiye’de hiçbir gruba savaş açmayız. Saadet Partisi bir siyasi partidir. Gülen cemaati ise bir cemaat örgütlenmesidir. Herhangi bir cemaatin nasıl bir siyasi faaliyet içinde olacağı da bizim etkimizde değildir. Ama en azından şunu söyleyebilirim; son seçimlerde Fethullah Hoca Efendi cemaatinin yayın organları ve onu destekleyen çevrelerde Saadet Partisi ile ilgili uzak bir görüntü sergilemişlerdir. Fakat daha önemlisi şudur; Adalet ve Kalkınma Partisi ile çok yakın diyalogları olduğu görülmüştür. Bu seçimlerde belki de ilk kez bu cemaatin bu kadar açık politize olduğuna şahit olduk.

    ‘Erdoğan’ın gömleği tekrar giymesi mümkün gözükmüyor’

    Milli görüş cephesinden AKP’ye yapılan "Aslınıza dönün, milletinize dönün, ruhunuza dönün, yeniden milli görüş'e dönün, gömleği tekrar giy Tayyip Erdoğan” gibi önerileri yakışıklı buluyor musunuz?
    Bunu ben de söylüyorum. Ya aslınıza döneceksiniz, ya kendinize ya da bu işi aslına teslim edeceksiniz, diyorum. Bu siyaseten söylenmiş bir şey değil.

    “O gömleği giydim” dese Erdoğan kabulünüz mü?
    Burada kastedilen milli politikalardır. Örneğin IMF’nin güdümünde olmayan bir politika.

    Avrupa Birliği, IMF ile ilgili politikalarda milli görüş geleneğine paralel politikalar izleyen, ancak sahip olduğu servetten partisinin icraatına kadar bir dizi tartışmaya konu olan bir Erdoğan kabulünüz mü?
    Bir varsayım sorusu bu. Olmamış, olması mümkün gözükmeyen bir şey.

    Hem “Gömleğini giy, dön” hem de “Dönmesi mümkün değil” diyorsunuz. Ne bekliyorsunuz?
    Geri dönüşleri çok mümkün gözükmüyor. Siyaset ve ekonomiden bahsediyorsak model konuşuyoruz. Hükümetin sekiz yıldır kurduğu model, bizim tasvip etmediğimiz bir ekonomi ve dış politika modeli. Örneğin ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlığını kabul etmiş. Bunu parti meclis grubunda Başbakan kendi söylemiş, sadece söz olarak değil icraatı ile de ortaya koymuş. Türkiye’nin AB’nin terbiye salonunda oturtulmasına razı olan bir ilişki, NATO Genel Sekreterliği konusunda hükümetin tutumu keza yine yanlış. Dolayısıyla tüm bunlar bir modelin sonucudur. Ve bu modelden vazgeçmeleri çok mümkün gözükmüyor. Ama her insanın nihayetinde pratik olarak yaptıklarından pişman olma, vazgeçme, tövbe etme imkânı vardır. “Gömleğini giy” o anlamda söylediğim bir şey. Bir temenni, ama mümkün gözükmüyor.

    ‘AKP’ye gitmem imkânsızdı’

    Erdoğan sizi AKP’ye bizzat davet etti, üstelik birkaç kez. Erbakan’a olan vefa duygunuz mu; AKP’nin siyasetini beğenmemeniz mi daha ağır bastığı için bu daveti reddettiniz?
    Adalet ve Kalkınma Partisi’nin siyasetlerinde, çok temelde eleştirdiğimiz birçok husus vardı, var. Dolayısıyla öyle bir teklifin kabul edilmesi benim açımdan imkânsızdı.

    “Erdoğan’ın entelektüel rakibi Numan Kurtulmuş Başbakan’ın uykularını kaçırıyor” gibi yorumları gerçekçi buluyor musunuz? Sizce Başbakan’ın uykularını kaçırıyor musunuz?
    Sadece bir partiye ya da kişiye karşı gelerek yapılan tarzda bir siyasetin içinde asla olmam.

    Ya “Numan Kurtulmuş, iyi akademisyen, iyi insan olabilir. Ama ancak DSP’nin Zeki Sezer’i gibi olur. Karizmatik bir lider değil” yorumlarının neresinde durursunuz?
    Tüm bunlar kişilerin kendi pencerelerinden gördükleridir. Benim durduğum yer belli.

    ‘Müslüman demokrat ifadesinin toplumda karşılığı yok’

    Peki sizin bu durduğunuz yerde “Muhafazakâr demokrat” lafı kulağınızı tırmalıyor mu?
    Benim kulağımı tırmalaması önemli değil. Bu laf halkta hiçbir anlam taşımıyor.

    Kendilerine ‘Müslüman demokrat’ deseler?
    “Muhafazakâr”ı zaten o anlamda kullanıyorlar. Ama sorun şu; millet AKP’ye önce yüzde 35, ardından yüzde 47 oranında oy verdi. Bu denli oy alan siyasi partinin bir tanımı olur. Oysa “müslüman demokrat” ya da “muhafazakâr demokrat” tanımlarının toplumda bir karşılığı yok. Almanya’da bir adam “Hıristiyan demokratım” dediği zaman bunun karşılığı var. 200 yıllık bir gelenekten bahsediyoruz. Oysa burada sokaktan insanları, üstelik AK Parti’ye oy vermiş insanları, çevirelim. Hiç kimse bu tanımın ne manaya geldiğini bilmiyor ve bu tanımla da ilgilenmiyor. Çünkü milletin AK Parti’ye verdiği rol ile onların icraatı arasında neredeyse bir ilişki yok. Tüm bunlar AK Parti’nin bir konjonktür partisi olmasıyla ilişkili. 12 Eylül sosyolojik gelenekleri olan partileri kapatmıştır. Konjonktür partileri ortaya çıkmıştır. Bunun bir örneği ANAP'tır. 12 Eylül siyaseti nasıl dizayn etmiş ise 28 Şubat’ta da aynısı olmuştur. AK Parti, 28 Şubat sonrası bir ihtiyaç sonucu kuruldu. Eğer AK Parti kendisine millet tarafından verilen seçenekleri değerlendirerek toplumsal iktidarı siyasal iktidara dönüştürmüş olsaydı bugün Menderes’in Demokrat Partisi gibi kalıcı bir parti olurdu. Benim de söyleyecek hiçbir sözüm olmazdı.

    Kaynak

    Uzun ama açıklayıcı bir söyleşi..
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ
    1923

    İLALABET !




    Kemalin Askerleri


    1919 Ruhu İle ...



    Bağımsız vekilim Kamer Genç ...




    Mes rêves guident mes pas

  2. #2
    PasakLi_Kont adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2008
    Mesajlar
    1,802
    Karizma Gücü
    5
    kemalistlerle radikal dinciler!. mutabakat halinde.. oo ne ala. nerde bizim mualla hayırlı birliktelikler dileriz..
    Bizi yok edecekler şunlardır dedi Gandhi, “İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlâktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun bir din anlayışı.

    Bugün kendini ifade edemeyenler bir gün mutlaka sinelerindeki heyecan ve ızdırabı çevrelerine duyuracak, şimdilerde hafakanlarla yutkunmalarına karşılık gelince sükûtun o en müessir şiirlerini inşad edeceklerdir -MFG-

    Bir ördek dedi ki: Hızır divanından bir ferman çıktı, bundan sonra bütün sular serbesttir. Timsah ona cevap verdi: Unutma ki benim için de serbesttir.

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    10,477
    Karizma Gücü
    0
    Devletin trilyonunu çalan Erbakan Hizbullah denen terör örgütü ile mutakabatta iken; AKP ise ABD maşası emekli imam ile kol kola iken diğer palavra ve vehim mutakabatların hükmü yoktur.

    Ağlayan imam ABD'nin emri ile AKP'ci bu aralar zaten.
    Bilmeyen yok.

  4. #4
    Rize/Güneysu/Adacami <span style='color: #8B0000'><span class='glow_000000'>Jonnhyrook</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-05-2007
    Mesajlar
    5,870
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Saadet %40 AKP %5 alsa idi, hergün Erdoğan söyleşilerini okur izlerdik.
    İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır

    Johhnyrook nedir?
    http://www.youtube.com/watch?v=Y7qcN...eature=related

  5. #5
    ÇILGIN AT adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-03-2009
    Mesajlar
    6,743
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    belkıde saadet partısını yeterınce amerıkancı bulmamıstır gulen amca
    Harran Ovasında Toros Yaylalarında Karadeniz Yaylalarında iki inek yetiştirmeyi beceremeyen adamlar maşallah ekranlarda yüzlerce sığır yetiştirdi.. Nihat GENÇ
    Yasama, yürütme, yargı içiçe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hâkimdir! (Jean-Jacques Rousseau)

    http://www.facebook.com/video/video....59027504130383

  6. #6
    bitlikral adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2004
    Mesajlar
    2,086
    Karizma Gücü
    0
    Son kabine değişikliği ile yeniden milli görüşçülerin kabineye girmesinin nedeni Faziletin çıkış grafiğidir.
    o simdi susuyor

    El feneriyle küçük hırsızlıklar,denizfeneriyle büyük hırsızlıklar yapılır ancak ikisine AMPÜL lazımdır.


    http://video.google.com/videosearch?...mi&emb=0&aq=f#

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-04-2009
    Mesajlar
    71
    Karizma Gücü
    0
    ABD iki ,üç,dört..ipte birden oynayabilmekte ve bunda sakınca görmediğine göre, geleceğe yönelik yine şeytanca planları var demektir.ABD, neden maşa olarak ''emekli imam'' tercih eder,''emekli imam'' neden bu tercihe muhatap olmayı kabul eder,Türkiye'de , tepki toplayıp, mahkeme kararıyla yargı yolu açılıp hakkında soruşturma kararı verilen.. fethullah gülen'e ABD neden pasaport verip , topraklarında barındırmak ister.müslümanların fişlendiği,islami isimli olanların dahi uçaklara alınmadığı yada sıkı kontroller altında seyahat etmelerine izin verildiği bir ülkede ,neden şeriat taraftarı olup ,bu yoldaki icraatleri ortada olan fethullah gülen'i sınır dışı etmez. bütün bu gözyummalardan,imam,hoca merakından sonra neden müslümanların üzerinde terör estirme politikalarını değiştirmez.islam,müslüman üzerindeki acımasızlığı ,sadistliği bilinirken ,fethullah sığınınmak,kaçmak için neden bu sabıkalı ülkeyi tercih eder. neden obama denen bir adam islama yeşil ışık yakar.neden fethullah hoca sp 'ye değilde akp ye meyleder. (eskidende anap' ı desteklerlerdi ). gülen'e, ''serinkanlı ,gizlice,hissettirmeden ilerleme taktiği ''teşhisi konulduğu halde ,abd neden gülen'in gizlice ,hasır altı projeler üretebilecek tehlikeli biri olduğunu düşünmez..ortada bir çorba var.yiyebilene afiyet olsun.

  8. #8
    ultrAslan37 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-04-2008
    Mesajlar
    2,714
    Karizma Gücü
    5
    Zamanında Gülen Cemaatine Küfür Edersen , Ergenekon Operasyonu'nu Desteklemezsen

    Ve Yalancılıktan Başka Bir Halt Yemezsen Seni Anca Bu Ülke'nin %5 'i Destekler ...
    G A L A T A S A R A Y


    K A S I M P A Ş A





    İmparator Fatih Terim ... !!!

  9. #9
    Özgü A. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2008
    Mesajlar
    2,849
    Karizma Gücü
    5
    Ruhban Okulu'na kimsenin hayır dediği zaten yok fakat bu ülkede okul açacaksanız bu ülkenin gerekli kurumlarına bağlı olacaksınız.

    Saadet Partisinin programını okumuş biri olarak belirtmek isterimki o programa bağlı kalırlarsa tabiki Türkiye'de muhafazakar oylara hitap edeceklerdir. Bugün %40 ile AKP'nin yerine %40 ile Saadet Partisi olsaydı pek çok alanda Milli duruşu görebilirdik.

    Saadet Partisi hiçbir açıdan benim düşüncelerime hitap etmiyor. Fakat Türkiye için çalışan partileri ideolojisine bakmadan kabul ederim. Geçmişte yaptıkları hataların farkına vardılar ise bu parti Türkiye'ye yararlı olacaktır.

    Gülen Cemaatine gelecek olursak Hüseyin Gülerce'nin belirttiği gibi bu cemaat AB'cidir. Yani Saadet partisi milli değerlerinden vazgeçmez ve dini siyasete ve ekonomik hayata alet etmezse oy alamaz.
    BİLİM + GÖNÜL


    Yılmayacağız , Yıkılmayacağız , Başaracağız !

    *

    Kızılların ve Kürtçülerin Şer Birliğini Yıkacağız!

  10. #10
    LAZROCK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-02-2009
    Mesajlar
    527
    Karizma Gücü
    4
    Gulen cemaati bir Amerikan yapimi cemaat'dir ve Amerikasiz hareket etmez, cemaat Amerikan yanlisidir.

    Saadet'in ise Erbakan hoca'dan gelen Amerikan akrsiti soylemleri var bu yuzden Gulen cemaati saadeti desteklemez su anda..

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. YAŞ'ta atılmaktan (nasıl olduysa) kurtulmuş bir binbaşı..
    Benim Gündemim-Benim Köşe Yazılarım bölümünde kenankilimci tarafından açılmış
    Yanıt: 14
    Son Mesaj: 19.08.11, 23:12

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •