• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Kapatıldı Franchise adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2005
    Mesajlar
    6,936
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Araştırma "Gerçeğin Yolu" ve Doğru Din Anlayışı

    Gerçeğin Yolu(Dhammapada) dan sözler, Tüm dinler ve ulaşmaya çalıştıkları yer...Ve bunun çevresinde gelişen(hiç değilse gelişmesi gereken) doğru din anlayışı ile ilgili bir kaç söz etmek isterim.

    Gerçeğin Yolu, gerçeğe götüren yol anlamında bir sözcük "dhammapada"...
    Buddha'nın yaşadığı M.Ö 563-483 yılları(1) arasında kendisinden işitilen sözlerin bir kısmını içermektedir.
    Buddha hiçbir kutsal kitap,hiçbir öğreti bırakma çabası içine girmemiştir fakat onun aracılığı ile aydınlanmaya erişenler tarafından oluşturulan bir komisyon yardımıyla öğretiler ve sözler toplatılmıştır.Ve tahmin edebileceğiniz gibi her dinde olduğu şekliyle rahiplik,hocalık,guruluk gibi din sistemi oluşturulmuş ve Buddha'nın kendi aydınlanma sürecindeki izlediği yolun özünden uzaklaşılmıştır.

    Bu sebeple Buddha bir budist değildir,tıpkı İsa'nın Hristiyan,Lao Tzu'nun Taoist,Musa'nın Musevi vs. olmayışı gibi...

    Ben Geniş tarihi bilgiler eşliğinde peygamberlerin hayat hikayeleri veya o adamların mutlak(adım adım) izlenmesi gerektiğini söyleyen dindarların yaptığı gibi sıkıcı öğretiler sunmaya inanmıyorum.İnsanlar kendi deneyimleri,kendi anlayışları eşliğinde doğal dini bulamıyorlarsa o halde dayatılan şey varoluş karşıtı,doğa akrşıtı bir din olacaktır.Ki bu tür saçma disiplinlere dayalı din anlayışları sıkıntı,gerginlik,nefret,yaşam karşıtlığı dışında başka bir şey vermez.

    Peki neden bu metinleri din bölümünde paylaşıma açma gereği hissettim?

    Buddha'nın sözlerini incelediğimizde,kendi yaşamı süresince oluşturduğu diğer insanlara yol gösterme şeklini incelediğimizde bundan Anadolu Mistiklerinin önemli ölçüde etkilendiğini ve her çağda her nerde olursa olsun gerçeği kavramış kişilerin aynı şeylerden farklı kelimelerle bahsettiğini görebiliriz.

    10. yy'a kadar Türk boylarının büyük bir çoğunluğu Budistti.(2) Dolayısıyla hem şamanizm hem budizm hem Anadolu Mistiklerine,Yunus Emre,Hacı Bektaş,Mevlana,Ahmet Yesevi gibi büyük Mutasavvıflara esin kaynağı olmuş hatta bu Sufi ve Budist metinleri arasındaki benzerlikler onları ilk incelediğim zamanlarda beni de oldukça şaşırtmıştı.(3) Çünkü Budizm,Hinduizm,Taoizm ve diğer uzak şark öğretileriyle ilgili okullarda bana öğretilen üstünkörü bilgiler eşiliğinde yanlış ve eksik şartlanmalar almıştım,okullarda aldığım aynı eksik ve üstünkörü bilgiler Hristiyanlık ve Anadolu'nun öz dini İslam için de geçerliydi.Elbette bütün bu dünya dinlerinin birbirleriyle olan ilişkilerinden ve etkilenişlerinden bilimsel kaynaklar çıkarılsa da(4) bunlarla ilgilenmek yerine,bilimsel bir köken aramak yerine bu dinlerin aradıkları ve ulaşmaya çalıştıkları şeyi kavramak bana o günlerden beri daha akıllıca görünmüştür.Zira aynı kökenden de gelseler,birbirlerinden etkilenseler de insan veya tanrı yazımı oldukları iddia edilse de önemli olan bunlar değildir.Önemli olan insanın varoluşu üzerine derin bilgiler içermesi ve insanın potansiyeli hakkında entellektüel de olsa bir harita sunmalarıdır.

    Haritanın nereden geldiğini incelemek,bulmaya çalışmak bir tarihçinin,bir arkeloğun bir bilimadamının işi olabilir.Ama bir dindarın öncelikli işi değildir,Arayan kişinin öncelikli işi değildir.Arayan kişi öncelikle haritayı uygular ve nereye götürdüğünü görür.Nereye gittiğini deneyimlerseniz nereden geldiğini zaten anlarsınız.


    Bu metinleri incelemeye ve sizin de paylaşımınıza sunmamın sebebi metinler üzerinde felsefi tartışmalara girmek veya o metinleri savunmaya çalışmak değildir.Zira bu güne dek hiçbir dini metini,hiçbir ayeti hiçbir öğretiyi savunma gereği hissetmedim.Çünkü savunulan şeyler sözcüklerse bir anlamı yoktur,tek başına sözcükler bir anlam ifade etmez,size doğruyu eğtiyi yanlışı sevabı veya günahı birilerinin öğretmesi mucizelerden evrenin büyüklüğünden bahsedilmesi de bir şeyi değiştirmez.Bizzat görebilme lansınız yoksa,içinizde bu potansiyel yoksa ve bunu açığa çıkarmaya dair uygulanacak bir yöntem verilmiyorsa sadece ayetler,sadece metinler tek başına bir hiçtir.Kutsallıkları da yoktur.

    Dolayısıyla canlı bir varlık,kalbi atan,hisseden duyarlı bir varlık birkaç ayet veya metinden çok daha kutsaldır.Ayetler metinler teknikler canlı ve karmaşık bir varlık olan insanın büyüklüğü karşısında nedir ki?
    Böyle bir büyüklük karşısında metinler tanrıdan gelsede insan eliyle yazılsada bir şeyi değiştirmez.Amaç insandır.Ve insanın kendisini bilmesidir.Metinler ayetler kitaplar bile insan için vardır.Ve asla insandan daha büyük ve önemli değildir.

    Bu gönderme yanlış din anlayışınadır.Sırf birkaç ayet,fikir savunmak için gerçekten kutsal olan bir varlığı küçük düşürmek,onu yermek,hatta bozuk din anlayışlarının yaptığı gibi sırf başka bir görüş içinde diye öldürmek...Bunların insanlıkla ilgisi yoktur.



    Bu sebeple...Varoluşumuzun daha derin anlamları görmek,deneyimlemek,dinin özünü yakalamak ve dini bilgiler eğer doğru ellerde olursa bütünüyle gereksiz değil,sadece bir anayasa olarak değil tam tersine varoluşun derinliklerindeki gizemlere götürdüğünü görmemize yardımcı olmaktır.
    Ahlaki,toplumsal,hukuki veya etik bir şekilde yasalaştırılan bir dini görüş; artık bir dini görüş olmaktan çıkmış sadece toplumu koyunlaştırma yoluna girmiş demektir.Bu dinin yanlış kullanılmasıdır.
    Din ancak bireysel hareket eden bireyler tarafından kendi özgürlüklerine ulaşmaya çalışan insanlar tarafından kullanıldıklarında bir anlam ifade edecektir.


    Bu çerçevede doğru din anlayışını kavrayabilirsek işte o zaman Kur'an,İncil,Tevrat,Dhammapada veya başka bir şeyi okumamızın faydası olur.Ama doğru anlayış yoksa,doğru şeyi okumanın bir faydası yoktur.

    "Sözler doğrudur sen doğru isen,Doğruluk bulunmaz sen eğri isen
    " Yunus Emre

    Bir sonraki yazımda metinlerden birkaç alıntı sunacağım.Yazı uzun oldu ama okuduysanız ilginize teşekkür ederim.

    Yazı da yararlanılan Kaynaklar
    (1)-http://en.wikipedia.org/wiki/Gautama_Buddha
    (2)-Budizm Tarihi(eski metinlere göre)-Walter Ruben
    (3)-Budizm ve İslam Sufizmi arasındaki ilişki-Alexander Berzin(çeviri Abidin İtil 1947)
    (4)
    History of Religions-Dinler tarihi-Sergei Tokorew(1987)

  2. #2
    cano.062 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-01-2009
    Mesajlar
    1,681
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı Franchise tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Arayan kişi öncelikle haritayı uygular ve nereye götürdüğünü görür.Nereye gittiğini deneyimlerseniz nereden geldiğini zaten anlarsınız.

    Dolayısıyla canlı bir varlık,kalbi atan,hisseden duyarlı bir varlık birkaç ayet veya metinden çok daha kutsaldır.Ayetler metinler teknikler canlı ve karmaşık bir varlık olan insanın büyüklüğü karşısında nedir ki?
    Böyle bir büyüklük karşısında metinler tanrıdan gelsede insan eliyle yazılsada bir şeyi değiştirmez.[B]Amaç insandır.Ve insanın kendisini bilmesidir.Metinler ayetler kitaplar bile insan için vardır.Ve asla insandan daha büyük ve önemli değildir.



    Yukarıdaki cümleler bütün konunun özetini vermeye yeter.

    Zira Allah (c.c) ; ''' İnsan benim sırrım, ben insanın sırrıyım ''' buyurmakta ..!

    Her şey insanlık için var edilmiştir. Zaten insanın kendisi ayettir .

    Okumasını bilene, buyrulur .

    Gönlüne sağlık .
    ''' Ummandan katre '''


    Sizden ücret istemeyen kimselere tabii olun , onların sözlerine kulak verin . Onlar hidayete ermiş kimselerdir.
    ( Yasin suresi , 21 )

  3. #3
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Azizim;

    yazını okudum oncelikle emeğine sağlık kardeşim

    bende bir kaç şey eklemek isterim gothama nın islamın bilincine ve özüne aid özelliklerinden bahsediliyor

    Birincisi, bu onun insaniyet adına taşıdığı erdemi olabilir

    ikincisi, hikmet verilmiş irsal edilmiş (gonderilmiş) bir peygamberde olabilir elimizde fazla kaynak yoktur

    kuranda :

    Hiç bir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın.
    (FATIR SURESİ / 24) geçer.

    Ümmet topluluk demektir Hz İsa ile Hz Muhammed (selam olsun onlara) arasında bile ismi gecmeyen fakat peygamber olduğu kesin bilinen zatlar olmuştur (halid ibni sinan gibi.hatta bu peygamberin kızı resulullah (as) ile görüşmuştur)

    kim bilir belkide gothama bir uyarıcı idi.buda ihtimal dahilinde çunku bazen oyle peygamberler gelirdki ona uyan birkac kişi olurdu kimsede bilmezdi.hindisdanda özellikle daha çoktu.


    Bu gönderme yanlış din anlayışınadır.Sırf birkaç ayet,fikir savunmak için gerçekten kutsal olan bir varlığı küçük düşürmek,onu yermek,hatta bozuk din anlayışlarının yaptığı gibi sırf başka bir görüş içinde diye öldürmek...Bunların insanlıkla ilgisi yoktur.
    katılıyorum..Bir olay yada fikir savunulacagı zaman insaf dusturunu elden bırakmamak lazımdır.Fakat şunuda ekleyeyim ki, Geçmiş kitapların şeriatleri ile amel edilmez çunku islamiyette bir kanunun yada hukmun resulullahın tasdiğinden geçmesi şarttır

    Kendini haklı çıkarma çabası seviyesiz tartışma ortamında olması haramdır.üste çıkan kişinin enaniyet ve kibiri artar

    seviyesiz tartışma ortamında;

    Galip gelen de, mağlup olan da zararlıdır.

    Mağlup olana, "Falanca senden daha ileri görüşlüdür" denince, galip gelene haset etmeye başlar.

    Tartışmada galip gelen kimse, kendini üstün görmeye başlar.
    "Falanca, kendi yoluna girmek için beni davet etmişti. Fakat kendisi hakkı görünce bizim
    yolumuza girmeye mecbur kaldı"
    der, kendini üstün görmeye çalışır.

    Halbuki Azizim;

    Hadis-i şerifte, "Allahü teala, kibredeni alçaltır, tevazu edeni yükseltir" (Taberani)
    geçer kibir bu hadisin ruhuna tersdir.

    Din ancak bireysel hareket eden bireyler tarafından kendi özgürlüklerine ulaşmaya çalışan insanlar tarafından kullanıldıklarında bir anlam ifade edecektir.
    Din zaten (hak olmak şartı ile) bir anlam ve mantık bütünüdür özgürlüğün şe'ni (gerçek manası) şudur ki : ne kendine , nede başkasına zararı dokunmasın.dine uyulduğu surece gercek manada bir ideoloji vevaroluş gayesi insanların arasındaki sosyal yapılandırma anlam kazanacaktır aksi takdirde din zaten "anlam & ifade" özüdür.

    Kainatta da bulunan elementlerin aynısı insanda da vardır demek ki insan kainatın yoğunlaşmış halidir

    Kainatın ve insanın dahi mana bakımından yoğunlaşmıs ve nuraniyeleşmiş halide imandır.

    En doğrusunu Allah bilir
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  4. #4
    Kapatıldı Franchise adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2005
    Mesajlar
    6,936
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Değerli kardeşim,

    Yazında üzerinde durdun, Buddha bir peygamber miydi? Belki evet belki de hayır...Ama önemli olan bu değil sözleri paylaşma nedenim çok yalın ifadelerle çok şey anlatılması ve göründüğünden daha derin manalar taşıması olacak.Bana göre bir sözü kimin söylediği veya sözün nereden geldiği değil içinde gerçeği barındırıp barındırmadığı-hiç değilse dinleyenin kendisinde göreceği bir gerçeği- barındırıp barındırmadığı önemlidir.Gerçekten de insanın kendisi de o gerçeği deneyimlememiş kendi zekasıyla test etmemişse o bilgi mutlaka dedelerden,ninelerden sülaleden veya geleneklerden geliyordur.Ki böyle bir bilgi insanı değiştirmez sadece şartlanmış bir gelenekçi haline getirir.
    Bu sebeple hiçbir öğreti bu şekilde kullanılmamalı mutlaka kişinin kendi şuuru,kendi deneyimi ve kendi mantığı devreye girmelidir.

    Ama yinede akıllara gelen bir sorudur Buddha bir peygamber miydi?

    Kendi ifadelerini göz önünde tutacak olursak, yaşadığı sürece Tanrı hakkına hiçbirşey konuşmamıştır.
    Bu yüzden ateist zannedildi.Tanrısız bir din?! Bu nasıl mümkün olabilir?

    Ama Yaratıcıya ulaşmamış olan,kendi içsel nüvesi olmayan birilerine Tanrıdan bahsetmenin hiçbir anlamı yoktur.Çünkü basitçe anlamayacaklardır ve eğer insan bir şeyi anlamıyorsa hiç değilse yanlış anlar.Bu daha da kötüdür.Yanlış anlanmış bir şey hiç anlamamaktan çok daha kötüdür.Çünkü insan zihni bilmek ister,anladığını her koşulda herşeyi anladığını bilmek ister aksi halde korkar,bilinmeyenden korkar onu yanlış bile anlasa mantıklı bir açıklamayla bilinir hale sokmak ister.
    Karanlıktan korkabilirsiniz sebep onunda bir bilinmeyen oluşudur,gözler görmüyor etrafta ne var bilmiyorsunuz.Ve zihin hemen işlemeye başlar,nesnelerden şekiller oluşturur onları daha önceki bilinir nesneler haline getirmeye başlar.Gözler hemen yanılsamaya sürüklenir.Çünkü yanlış bile görseniz bilinir bir şeye benzettiğinizde rahatlarsınız.

    Bu sebeple Buddha Tanrı'yla ilgili soruları yanıtlamayı reddetti.Ne anlatacaksınız ki? Sıfatlarını verseniz bile anlamaya yetmez.Ve hiç değilse yanlış anlarız.Bugün İslam dinine olan da işte budur.İnsanlar yanlış anlamaya devam ediyor.

    Buddha Tanrıyla ilgili bir şey söylemedi hiçbir zaman hiçbirşeye ulaştığını veya bildiğini de iddia etmedi sadece öğretilerini söyledi ve müridlerine teknikler verdi.Bir sistem oluşturmadığı için de bugün Budizm Japonya ve Doğu Hindistan'da fazla yayılmamış bir dindir.Esasında bir din değildir sadece öğretidir bir araçtır.Sistem değildir.


    Alıntı cano.062 tarafından gönderildi.
    Yukarıdaki cümleler bütün konunun özetini vermeye yeter.

    Zira Allah (c.c) ; ''' İnsan benim sırrım, ben insanın sırrıyım ''' buyurmakta ..!

    Her şey insanlık için var edilmiştir. Zaten insanın kendisi ayettir .

    Okumasını bilene, buyrulur .

    Gönlüne sağlık .
    Sen bunu söyleyince şöyle bir söz aklıma geldi,
    "Okunacak en büyük kitap İnsandır"
    Hacı Bektaş-i Veli

  5. #5
    cano.062 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-01-2009
    Mesajlar
    1,681
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı Franchise tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Sen bunu söyleyince şöyle bir söz aklıma geldi,
    "Okunacak en büyük kitap İnsandır"
    Hacı Bektaş-i Veli


    Eyvallah güzel kardeşim .

    Allah (c.c) bütün meleklerine insanoğluna secde etmelerini emrediyor .
    İnsandan daha büyük bir ayet olabilir mi ..? Kuran 'ın indirilme sebebi nedir ..?
    Yine insan ..! Ne maksatla indirilmiştir, insanoğlunu uyarmak, bilgilendirmek, doğru ve yasakları öğretmek için .

    Bir gün bir yerde sohbet ederlerken ,Abdulkadir Geylani Hazretlerine soruyorlar ;
    - Efendim .! Bize Allah 'ın bir mucicesini gösterebilirmisiniz ..? Diye ,
    O Mübarek zat , hemen oturduğu yerden ayağa kalkıyor ve ,
    - İşte ..! Diyor, bütün vücudunu göstererek . Allah 'ın en büyük mucizesiyiz.

    Kuran' da baştan, sona insanı anlatıyor zaten .

    Evet ..! '' Okunacak en büyük kitap , İnsandır. ''
    ''' Ummandan katre '''


    Sizden ücret istemeyen kimselere tabii olun , onların sözlerine kulak verin . Onlar hidayete ermiş kimselerdir.
    ( Yasin suresi , 21 )

  6. #6
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Bismihi Subhanehu

    Franchise
    Gerçekten de insanın kendisi de o gerçeği deneyimlememiş kendi zekasıyla test etmemişse o bilgi mutlaka dedelerden,ninelerden sülaleden veya geleneklerden geliyordur.Ki böyle bir bilgi insanı değiştirmez sadece şartlanmış bir gelenekçi haline getirir.
    Bu sebeple hiçbir öğreti bu şekilde kullanılmamalı mutlaka kişinin kendi şuuru,kendi deneyimi ve kendi mantığı devreye girmelidir.
    Kardeşim maal esef insanlığın hiç bir zaman böyle bir luksu olmamıştır cunku insan acizdir ömrüde azdır herşeyi tecrube edemez Allah ayette:

    Ey insanlar! Siz Allah’a karşı fakir kimselersiniz” (Fatır, 15.) diyor bizim herşeyi tecrube edemeyeceğimizi ve bazı bilgileri nakli olarak almaya muhtaç olduğumuzu söyler yoksa ahiretin haritasını kurandan başka kim çıkarabilir varlığı ispatlanabilir ama görsellik açısından harita kurandır.

    ki zaten bilgi birikimin ve onceki neslin tecrubesine dayanarak ekleme halini almasaydı insanın hayvandan fakrı azalırdı bilgi onceki kişilerin keşfiyatına ve onlardan alınan bilgi birikimine dayanır yoksa her devir yeni bir taş devri olurdu.O taklidi bilginin (dikkat et her alanda değil) insanı ve çağı nasılda değiştirdiğine şahit oluyoruz

    fakat insaniyet namına edinilen bilgide her asırda yeni cildler açılır ve sonraki nesle tecrube halinde sunulur Amma şu varki insan akıllı ve şuuludur eski insanların edindiği bilgilerin yanlış yada doğru olduğunu çoğu zaman bulabiliyor bu ise insana aid en guzel bir haslettir

    Biz Ademoğullarını mükerrem kıldık” İsra, 70.

    "Biz insanı en güzel bir surette yarattık" (Tin Suresi)

    Franchise
    Sıfatlarını verseniz bile anlamaya yetmez.Ve hiç değilse yanlış anlarız.Bugün İslam dinine olan da işte budur.İnsanlar yanlış anlamaya devam ediyor.
    Kudsi bir hadisde insanın bu yonunun ne kadar da guzel olduğunu ve Allahı dahi tanıma yonunden ne kadar üstün olduğunu Allahu zul celal şöyle anlatır

    Ne gökler ne de yer beni içine alamadı. Fakat mü’min kulumun kalbine yerleştim.” (Acluni, Keşfü’l-Hafa, II, 195.)

    kalbine yerleştim demek "Beni tanıdı" demek manasınıda içerir Çünkü başkaayette "beni tanısınlar diye insanı yarattım" der.Allah bir cisim değil ki madde gibi bilinsin Allaha şekil bicmek (haşa) Allahı cisme mahkum etmek ve Allahı Allahlıktan çıkarmak demektir buda tezattır.

    El Hasıl:

    İnsan her ne kadar öğrendiği şeyi kendi deneyim ve tecrubelerinden öğrenmemişsede bu onu taklidçi yapmaz çunku ömrü azdır ve onceki neslin tecrubesine son derece muhtaçdır 60 yıl gibi bir ömürde özel hayatı aile ve iş ve gecim sorunları buna her zaman engel olacaktır fakat başkasının tecrubesi ile öğrendiği şeyi irdeliyebilme yeteneğinide allahu teala insana nakşetmiştir.

    En doğrsunu her zaman Allah bilir.
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  7. #7
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,421
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı Franchise tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Gerçeğin Yolu(Dhammapada) dan sözler, Tüm dinler ve ulaşmaya çalıştıkları yer...Ve bunun çevresinde gelişen(hiç değilse gelişmesi gereken) doğru din anlayışı ile ilgili bir kaç söz etmek isterim.

    Gerçeğin Yolu, gerçeğe götüren yol anlamında bir sözcük "dhammapada"...
    Buddha'nın yaşadığı M.Ö 563-483 yılları(1) arasında kendisinden işitilen sözlerin bir kısmını içermektedir.
    Buddha hiçbir kutsal kitap,hiçbir öğreti bırakma çabası içine girmemiştir fakat onun aracılığı ile aydınlanmaya erişenler tarafından oluşturulan bir komisyon yardımıyla öğretiler ve sözler toplatılmıştır.Ve tahmin edebileceğiniz gibi her dinde olduğu şekliyle rahiplik,hocalık,guruluk gibi din sistemi oluşturulmuş ve Buddha'nın kendi aydınlanma sürecindeki izlediği yolun özünden uzaklaşılmıştır.

    Bu sebeple Buddha bir budist değildir,tıpkı İsa'nın Hristiyan,Lao Tzu'nun Taoist,Musa'nın Musevi vs. olmayışı gibi...

    Ben Geniş tarihi bilgiler eşliğinde peygamberlerin hayat hikayeleri veya o adamların mutlak(adım adım) izlenmesi gerektiğini söyleyen dindarların yaptığı gibi sıkıcı öğretiler sunmaya inanmıyorum.İnsanlar kendi deneyimleri,kendi anlayışları eşliğinde doğal dini bulamıyorlarsa o halde dayatılan şey varoluş karşıtı,doğa akrşıtı bir din olacaktır.Ki bu tür saçma disiplinlere dayalı din anlayışları sıkıntı,gerginlik,nefret,yaşam karşıtlığı dışında başka bir şey vermez.

    Peki neden bu metinleri din bölümünde paylaşıma açma gereği hissettim?

    Buddha'nın sözlerini incelediğimizde,kendi yaşamı süresince oluşturduğu diğer insanlara yol gösterme şeklini incelediğimizde bundan Anadolu Mistiklerinin önemli ölçüde etkilendiğini ve her çağda her nerde olursa olsun gerçeği kavramış kişilerin aynı şeylerden farklı kelimelerle bahsettiğini görebiliriz.

    10. yy'a kadar Türk boylarının büyük bir çoğunluğu Budistti.(2) Dolayısıyla hem şamanizm hem budizm hem Anadolu Mistiklerine,Yunus Emre,Hacı Bektaş,Mevlana,Ahmet Yesevi gibi büyük Mutasavvıflara esin kaynağı olmuş hatta bu Sufi ve Budist metinleri arasındaki benzerlikler onları ilk incelediğim zamanlarda beni de oldukça şaşırtmıştı.(3) Çünkü Budizm,Hinduizm,Taoizm ve diğer uzak şark öğretileriyle ilgili okullarda bana öğretilen üstünkörü bilgiler eşiliğinde yanlış ve eksik şartlanmalar almıştım,okullarda aldığım aynı eksik ve üstünkörü bilgiler Hristiyanlık ve Anadolu'nun öz dini İslam için de geçerliydi.Elbette bütün bu dünya dinlerinin birbirleriyle olan ilişkilerinden ve etkilenişlerinden bilimsel kaynaklar çıkarılsa da(4) bunlarla ilgilenmek yerine,bilimsel bir köken aramak yerine bu dinlerin aradıkları ve ulaşmaya çalıştıkları şeyi kavramak bana o günlerden beri daha akıllıca görünmüştür.Zira aynı kökenden de gelseler,birbirlerinden etkilenseler de insan veya tanrı yazımı oldukları iddia edilse de önemli olan bunlar değildir.Önemli olan insanın varoluşu üzerine derin bilgiler içermesi ve insanın potansiyeli hakkında entellektüel de olsa bir harita sunmalarıdır.

    Haritanın nereden geldiğini incelemek,bulmaya çalışmak bir tarihçinin,bir arkeloğun bir bilimadamının işi olabilir.Ama bir dindarın öncelikli işi değildir,Arayan kişinin öncelikli işi değildir.Arayan kişi öncelikle haritayı uygular ve nereye götürdüğünü görür.Nereye gittiğini deneyimlerseniz nereden geldiğini zaten anlarsınız.


    Bu metinleri incelemeye ve sizin de paylaşımınıza sunmamın sebebi metinler üzerinde felsefi tartışmalara girmek veya o metinleri savunmaya çalışmak değildir.Zira bu güne dek hiçbir dini metini,hiçbir ayeti hiçbir öğretiyi savunma gereği hissetmedim.Çünkü savunulan şeyler sözcüklerse bir anlamı yoktur,tek başına sözcükler bir anlam ifade etmez,size doğruyu eğtiyi yanlışı sevabı veya günahı birilerinin öğretmesi mucizelerden evrenin büyüklüğünden bahsedilmesi de bir şeyi değiştirmez.Bizzat görebilme lansınız yoksa,içinizde bu potansiyel yoksa ve bunu açığa çıkarmaya dair uygulanacak bir yöntem verilmiyorsa sadece ayetler,sadece metinler tek başına bir hiçtir.Kutsallıkları da yoktur.

    Dolayısıyla canlı bir varlık,kalbi atan,hisseden duyarlı bir varlık birkaç ayet veya metinden çok daha kutsaldır.Ayetler metinler teknikler canlı ve karmaşık bir varlık olan insanın büyüklüğü karşısında nedir ki?
    Böyle bir büyüklük karşısında metinler tanrıdan gelsede insan eliyle yazılsada bir şeyi değiştirmez.Amaç insandır.Ve insanın kendisini bilmesidir.Metinler ayetler kitaplar bile insan için vardır.Ve asla insandan daha büyük ve önemli değildir.

    Bu gönderme yanlış din anlayışınadır.Sırf birkaç ayet,fikir savunmak için gerçekten kutsal olan bir varlığı küçük düşürmek,onu yermek,hatta bozuk din anlayışlarının yaptığı gibi sırf başka bir görüş içinde diye öldürmek...Bunların insanlıkla ilgisi yoktur.



    Bu sebeple...Varoluşumuzun daha derin anlamları görmek,deneyimlemek,dinin özünü yakalamak ve dini bilgiler eğer doğru ellerde olursa bütünüyle gereksiz değil,sadece bir anayasa olarak değil tam tersine varoluşun derinliklerindeki gizemlere götürdüğünü görmemize yardımcı olmaktır.
    Ahlaki,toplumsal,hukuki veya etik bir şekilde yasalaştırılan bir dini görüş; artık bir dini görüş olmaktan çıkmış sadece toplumu koyunlaştırma yoluna girmiş demektir.Bu dinin yanlış kullanılmasıdır.
    Din ancak bireysel hareket eden bireyler tarafından kendi özgürlüklerine ulaşmaya çalışan insanlar tarafından kullanıldıklarında bir anlam ifade edecektir.


    Bu çerçevede doğru din anlayışını kavrayabilirsek işte o zaman Kur'an,İncil,Tevrat,Dhammapada veya başka bir şeyi okumamızın faydası olur.Ama doğru anlayış yoksa,doğru şeyi okumanın bir faydası yoktur.

    "Sözler doğrudur sen doğru isen,Doğruluk bulunmaz sen eğri isen
    " Yunus Emre

    Bir sonraki yazımda metinlerden birkaç alıntı sunacağım.Yazı uzun oldu ama okuduysanız ilginize teşekkür ederim.

    Yazı da yararlanılan Kaynaklar
    (1)-http://en.wikipedia.org/wiki/Gautama_Buddha
    (2)-Budizm Tarihi(eski metinlere göre)-Walter Ruben
    (3)-Budizm ve İslam Sufizmi arasındaki ilişki-Alexander Berzin(çeviri Abidin İtil 1947)
    (4)
    History of Religions-Dinler tarihi-Sergei Tokorew(1987)
    Yazını okudum ve etkilendim özellikle son bölümdeki yazdıklarına katılıyorum.

    UNUTMAKİ KUTSAL İNSANDA KURSAL YARADANINI ARIYOR. BUNADA SAYGI DUYMAK LAZIM. Buda Kuranda en güzel şekilde anlatılıyor. Bazıları ise ön yargılı davrandıklarından anlamıyorlar. Bunu en güzelde açıklayan gürgen arkadaşıma teşekkür edrim. Bu kaynagını verdiğim yazıyı bir kez daha okuyun.

    KAYNAK:

    http://www.turkforum.net/1108617066-baskaldiri-dindar-niteliktir.html
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  8. #8
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    İnsanın yaradanı araması saygı ile karşılanması gereken bir çaba, ama biz ne kadar çaba göstersekte Yaratan bulunmak istemiyorsa, çabamız sonuçsuz kalır. En iyisi bazı şeyleri oluruna bırakmak. Biz gerçeği bulamasak bile, o bizi bulur.

  9. #9
    Kapatıldı Franchise adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2005
    Mesajlar
    6,936
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı Searcher1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    İnsanın yaradanı araması saygı ile karşılanması gereken bir çaba, ama biz ne kadar çaba göstersekte Yaratan bulunmak istemiyorsa, çabamız sonuçsuz kalır. En iyisi bazı şeyleri oluruna bırakmak. Biz gerçeği bulamasak bile, o bizi bulur.
    Bu garip çünkü bir inanır gibi yazdınız sanki...Ama o saygıyla karşılanan çabayı insan saygı elde etmek için değil kendisini bulmak,kendisine varmak evine dönmek ölümün ne olduğunu anlamak için yapmalıdır.Ve bana göre her insan ölüm diye bir şeyin olmadığını kendi gözleriyle bilmeli, görmeli..Bunun getirebileceği olgunluk bütün toyluklardan uzak tutar.

    Güzel bir Sufi deyişi var: "O aranmakla bulunmaz ama O'nu yalnızca arayanlar bulabilir."
    Bu mesaj en son " 02.03.10 " tarihinde saat 22:19 itibariyle Franchise tarafından düzenlenmiştir...

  10. #10
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Franchise tarafından gönderildi.
    Güzel bir Sufi deyişi var: "O aranmakla bulunmaz ama O'nu yalnızca arayanlar bulabilir."
    Aranmakla bulunmuyorsa, arayanlar nasıl bulabiliyor ki? Bana mantık hatası var gibi geldi. Gerçi sen mantık hatası bulanlara kızıyorsun ama belirtmeden duramadım.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. neyi merak ediyoruz"""forum üyeleri hakkında"""" (arak konu :M)
    TF Üyeleri-TF Olayları-TF Ekseni bölümünde SlamDunk tarafından açılmış
    Yanıt: 26
    Son Mesaj: 18.07.05, 13:50

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •