Evlilikte ,bekarlikta-Tecavüz -şiddet-(sadece kadinlar degil tum erkekler okumali)
Adli Tıp Entitüsünün 1000 kişi üzerinde yaptığı araştırma sonucu, Türkiye'deki cinsel tacize ışık tuttu. Sonuçlar şöyle:
Cinsel Tacizin Türü Oran %
Laf Atma --------------------------70
Açık Konuşma ----------------------34
Açık Telefon -----------------------37
Röntgencilik ------------------------ 8
Teşhircilik -------------------------21
Cinsel İlişkiyi İzletme -----------------1
Porno Film Seyrettirme --------------2
Cinsel İçerikli Dokunma -------------39
Cinsel Birleşmeye Teşebbüs -----------8
Zorla Oral Seks -----------------------3
Irza Geçme (Vajinal)-------------------3
Irza Geçme (Anal) ---------------------2
ABD'de yapılan toplumsal bir taramada, her yedi kadından birine kocalarının tecavüz ettiği tanımlanmıştır. Evlilikte zorbalık yolu ile cinselliğin dayatılmasının evlilik tarihi kadar eski bir geçmişi var. Ama evli olan bir erkeğin, kendi karısının ırzına geçebileceğinin sürülmesi oldukça yeni ve çelişik bir kavram.
Tecavüz Nedir?
Cinsel istek denetlenebilir, yönlendirilebilir, ertelenebilir bir dürtüdür. Tecavüzde, saldırgan cinsel davranışta, bazı cinsel motifler olmakla birlikte, temel etken öfke, düşmanlık ve gücün ifade edilmesidir. Tecavüz edenlerin bir bölümünde ise zarar verme gibi sadistik motifler ön planda olur. "Uyarılmış bir erkek" için tecavüz, cinsel isteğin engellenemez bir sonucu değildir. Kısaca, tecavüz cinselliğin değil, saldırganlığın ifadesidir.
-Bir kadınla (kişi ile) onun isteği dışında kurulan tüm cinsel yakınlıklar tecavüzdür;
-içki veya başka bir ilaç-madde etkisi altında olup, cinsel bir yakınlık kurmakla ilgili karar verebilecek durumda olmayan bir kadınla (kişi ile) kurulan ilişkiler tecavüzdür;
-Bir kadının (kişinin) fiziksel güç kullanmakla tehdit edilerek sokulduğu cinsel yakınlıklar tecavüzdür;
Bu sayılan durumlarda veya benzer koşullarda cinsel yakınlıklara giren kişiler (erkekler) saldırgan tecavüz eden kişilerdir;
Tecavüz eden kişi ve tecavüz edilen kişi arasındaki ilişki koca, sevgili, eski koca, akraba her ne olursa olsun uygulanan eylem bir saldırganlık ve tecavüzdür.
Evlilikte Tecavüz Bir Kadının Cinsel Yaşantısını Nasıl Etkiler?
Cinsel isteksizlik vardır. Kadın cinsel isteğini artırmak için çareler arar. Dişini sıkar, kendisini ilişkiye girmeye zorlar. Ama iki kişinin ister zorla, ister isteyerek başladıkları ilişki sırasında keyifleri kısa zamanda azalabilir. Keyifli ve istekli bir cinsel yakınlık sırasında veya cinselliği hatırlatan herhangi bir durumda, zorla yaşadıkları cinsel ilişkilere ilişkin sahneler tekrar tekrar anımsanır.
Basit yakınlık için yapılan değişleri bile cinsel içerikli olarak değerlendirip, şiddetli tepkiler verebilirler.
Sokaktaki adamın tecavüzünü yaşamış olan bir kadın, tecavüzün adını koyabilir. Kimseye söylemese, saklasa bile tecavüze maruz kaldığını bilir. Ama, yuvasında eşinin tecavüzüne tekrar tekrar uğramış olan bir kadın, bir saldırgan ile evli olduğunu ve sokakta tecavüz edilen kadın gibi bir sorun yaşadığını kendi kendine bile tanımlamaz. Kadınlık rolünün alışkanlığı içinde kendisini suçlar ve cinsel yönden eksik bir kadın olarak tanımlar. İstemediği zaman, eşini kırmamak için cinsellik yaşamaya kendini mecbur kılar.
Hangi Erkekler Evde Tecavüz Eder?
Bazı erkekler, hem eşleri hem başka kadınlara tecavüz edebildikleri halde, bir kısım erkekler eşleri dışında hiçbir kadına tecavüz etmemiştir. Evlilik içi tecavüz konusunda çalışmaları olan Diana Russell'a (1990) göre, bu konuda kocalar, farklı gruplara ayrılırlar:
Salt bir saldırı şeklinde cinsel yakınlık tercih eden kocalar,
Hem tecavüz ederek, hem karşılıklı istekle cinsel bulunan kocalar,
Aslında karşılıklı anlaşarak sevişmeyi seven ama karısı isteksiz olunca, veya reddedince tecavüz edebilen kocalar.
Tecavüz etmeyen kocalar.
Güç, denetleme, cinsellik, sadizm, öfke; hangi motif ön planda olursa olsun tecavüz eden kocaların sahip olduğu ortak bazı özellikler olduğu görülmektedir. Groth'a (1981) göre, yaşanan sahiplik ilişkisinde cinsel yakınlıklar çiftin biçiminde yaşanır. Başka bir deyişle, tecavüzde bir muhabbetin paylaşılması söz konusu değildir, duygular paylaşılmaz. Bu kopukluk salt iki kişi arasında yaşanmaz. Saldırgan aynı zamanda kendi duygularından, sıcaklığından da kopuk bir cinsellik yaşar. Saldırgan kocalar iletişim kurma, duygularını tanıma ve ifade etme güçlüğü içindedirler. Bir şeye kızınca, hayal kırıklığına uğrayınca bunu bildikleri tek yol olan cinsel-saldırganlıkla ifade ederler. Dahası, bu yöntemi her türlü evlilik sorunu için, bir çözüm olarak görülür.
Sonuçta, tecavüz eden kocalar cinsel saldırganlıklarını çok insani, kadınların çok tanıdığı bazı duygu ve gereksinimlerini karşılamak amacı ile gerçekleştirir.
Düşmanlığının ifadesi: "Senden bu şekilde öfkemi aldım";
Güvensizliğini giderebilmek, kendini daha çok beğenebilmek için: "Kendimi erkek hissediyorum, kendimi başarılı hissediyorum";
Kötü duygu ve düşüncelerden kurtulabilmek: gerilimi azaltmak, dırdırı engellemek, yalnızlığını gidermek;
Bir türlü karşılayamadığı duygusal gereksinimlerini karşılayabilmek: "Bir yakınlığa ihtiyacım vardı, kendimi kabul edilmiş, sevilen biri olarak gördüm".
Ama geçici olarak bu amaçlarına yaklaşmış olsalar bile, yetersizlik, güvensizlik, duygusal yakınlığı yaşama gereksinimleri karşılanmadığı için, yeniden yeniden tecavüz eder dururlar.
Evlilikte Tecavüz Durdurulabilir mi? Nasıl Son Bulur?
Kocanızla istemediğiniz halde, size fizik güç kullanarak zorladığında veya "kavga çıkmasın, dışarı gitmesin" diye zorla dişinizi sıkıp sevişmek zorunda kaldığınızda, eşinize, dostunuza, ailenize danışıp, öğüt istediniz mi? Onlar size ne dedi, ne gibi çareler önerdi? Duyuyor gibiyim: "Sen sık dişini otur, yaşlanır, durulur, erkeğini dışarı yollama, nihayetinde o senin kocandır" filan demişlerdir. Siz de kendi kendinizi; "Bende bir şey var, kadınlığım eksik" gibi nedenlerle sorumlu, hatta suçlu bulmuş olmalısınız. Ama suçlanmayın, eksiklik hissetmeyin. Evli veya bekar kadın, erkek, çoçuk her bireyin bedeni ve cinselliği ve bunların kullanım hakkı kendine aittir.
Fizik, duygusal, cinsel şiddetin yer aldığı bir ilişkide tecavüz eden, saldırgan kişiler bu durumdan yakınmaz ve hayati bir zorunluluk dayatmadıkça değişmek için ciddi bir çaba göstermez. Çok kez, eşin terketmesi, hapishaneye girmek veya bunlara yakın bıçağın kemiğe dayandığı durumlar, saldırganları değişmeye zorlayabilir. Dolayısıyla, haksız gibi görünse bile yuvadaki cinsel şiddeti, tecavüzleri, saldırganlığı durdurma öncülüğü ve sorumlululuğu da mağdura aittir.
Evde Karısına Tecavüz Eden Bir Koca Değişmek İsterse Neler Yapabilir?
İlk adım, karınıza yaptıklarınızın adını koymakla başlar. Yaşananın cinsellik değil, saldırganlık olduğunu inkar etmeyin. Ne olduğunuzu tanımakta, kendinize açık olun.
Geçmişte karınıza cinsel olarak saldırmışsanız, kontrol etmezseniz yeniden yapma olasılığınız çok yüksek demektir. Geçmişi değiştiremezsiniz ama geleceği denetleyebilirsiniz. Şimdi davranışlarınızı ve düşünüş biçiminizi değiştirmeniz mümkün. İşe isterseniz önce sert, saldırgan davranışlarınızın bir çetelesini tuturak başlayın. Onu ne sıklıkta zorluyorsunuz, tehdit ediyorsunuz, bir şeyler fırlatıyorsunuz, eşyalarına zarar veriyorsunuz, sokağa çıkmasını, para harcamasını, giyinmesini sınırlıyorsunuz? Siz de farkettiniz galiba, liste çok kalabalıkmış meğerse.
Bunu tek başınıza yapmanız çok zor, profesyonel bir yardım almalısınız. Profesyonel destek işinizi kolaylaştıracaktır. Psikolojik danışmanlık veya tedavide size kendinizi Kontrol etme becerilerini öğretebilirler. Bu okuldan mezun olmak zaman alacak. Alışmadıklarınızı yapacaksınız. Kendi duygularınıza kulak kabartacaksınız. Davranışlarınızın başkalarında, karınızda yarattıklarını tanıyacaksınız ve bunların değiştirmeye çabalayacaksınız. Sihirli bir ilaç gibi, bir seferde etkileyen özel bir teknik yok. Düşünme ve uygulamaya yönelik pek çok ev ödevi var. Siz bu işe başladınız diye, eşinizin bir günde size inanmasını ve güvenmesini beklemeyin hemen. Saldırganlık eğilimlerinizin ne zaman, hangi koşullarda çıktığını gözlemeye çalışın. Bu tür davranışlara götüren duygu ve diğer öncü işaretli tanımaya çalışın. Kendinizi ne kadar tanırsanız, kendinizi denetleme şansınız o denli artabilecektir.
Evlilikte Tecavüz ve Kadın Hakları
Her kadının kendi bedenini konrol etme, cinsel bir yayınlık yaşama, çocuk sahibi olma veya doğum kontrolüne karar verme hakkı var. Kocası dahil hiç kimse, bir kadını fizik veya duygusal zor kullanarak veya bunlarla tehdit ederek cinsel ilişkiye mecbur edemez.
Evli olmak bir kadının istemediği zaman sevişmeme hakkını ortadan kaldıramaz.
Evli olmak kocanın mülkü olmak demek değildir.
Eşler arasında cinsel konularda bir uyumsuzluk olduğunda bu konuyu konuşarak, gerekirse profesyonel bir danışmanlık alarak değiştirmek mümkün olabilir. Bir anlaşma olmazsa ayrılabilirler. Evlilikte tecavüz, cinsel uyumsuzluğa çözemez. Tecavüz, kocanın karısını cezalandırması veya onu aşağılamasıdır.
Fiziksel şiddet e uğrayan kadınların büyük bölümü cinsel şiddet e de uğruyor. Kadınların çoğu dayaktan sonra zorla cinsel ilişki ve ters ilişki kurmaya zorlanıyor, itiraz ettiklerinde ise, tecavüz ediliyorlar.
Herhangi bir cisimle, kadının cinsel organına saldırıda bulunmak da kadına yönelik cinsel şiddet türlerinden. Şiddet uygulayan bazı erkekler süpürge sapı, mısır, salatalık, şişe vb. cisimleri vajinaya sokmak yoluyla kadına işkence yapıyorlar.
Evlilikte Tecavüz - Dayaktan sonra her üç kadından ikisine koca tarafından tecavüz ediliyor, her altı kadından biriyle zorla (anal ilişki) ters ilişkide bulunuluyor. Kadınlar, kocanın ters ilişki teklifini kabul etmediklerinde, çok yoğun bir biçimde şiddete uğruyorlar.
Fuhuşa Zorlamak - Kocaların kendi seçtikleri başka erkeklerle karılarının cinsel ilişkiye girme talebi ve talepleri kabul edilmediğinde, dayaktan sonra erkeklerin tecavüzüne uğraması da sanıldığı kadar nadir rastlanan durum değildir.
Tecavüz Sonucu Evlilikler - Kaçırılarak tecavüze uğrayan ve ailesinin zoruyla evlendirilen kadınlar da var. Bu da kısacası ömür boyu cinsel tacize yol açmaktadır. Aileler, "bekareti bozulan", başkasına "satamayacaklarını" düşündükleri kızlarını zorla, hatta döverek, eve kilitleyerek tecavüzcü ile evlenmeye zorluyorlar. Tecavüzün travmasıyla cinsel isteksizlik duyan eşine, fiziksel şiddet uygulayarak tecavüz etmeye devam ediyor. Tecavüzcü erkek, cezalandırılmak yerine, ailenin zoruyla mağdur durumdaki kızla evlendirilerek ödüllendiriliyor ve bu kadına ömür boyu, dayakla tecavüz etme hakkını elde ediyor.
Dünyada her yıl en az 3.5 milyon kadın şiddete maruz kalmaktadır. Başka bir deyişle bu, her 8 saniyede bir kadının fiziksel şiddete maruz kalmakta olduğunu göstermektedir.
Şiddet e Uğrayan Kadınların Ruhsal Durumları
- Had safhada korku.
- Ürkeklik, sessizlik ve çekingenlik.
- Eşinden korktuğunda başlayan titreme krizi.
- Uykusuzluk.
- Bitkinlik, halsizlik, seslere karşı aşırı tepki.
- Baş dönmesi, ayakta duramama.
- Unutkanlık.
- İrkilme, çarpıntı, öfke patlamaları.
- Aşırı yorgunluk.
- Umutsuzluk.
- Sık sık çarpıntı hissi.
- Kendini suçlama.
- Perdeleri açma korkusu.
- Yalnız sokağa çıkamama.
- Geleceğe yönelik plan yapamama.
- Güvensizlik, düzgün cümleler kurmakta zorlanma.
- Yalnızlık hissine kapılma.
- Konuşurken gözle iletişim kuramama.
- Solgunluk, bezginlik.
- Sık sık ağlama krizleri.
- Hayata karşı ümitsizlik.
Şiddet Uygulayanlar Nasıl Erkekler
Şiddet uygulayan erkeklerin, yalnızca, "hasta ruhlu ve alkolik" olduğunu düşünenler büyük hata yapmış olurlar. Hepsi normal, bildik, tanıdık biçimde davranan erkekler. Çoğunlukla kadınlar şiddet uygulayan kocalarını "dışarıda melek" olarak tanımlıyorlar. Hatta bazıları, bu nedenle ailesine ve dostlarına, şiddet e uğradığını söyleyemediğini, kendisine inanmayacaklarından emin olduğunu ifade ederler.
Alkol kullanımı şiddet i iki yönlü etkiliyor. Alkollü olduklarında erkekler, daha "rahat ve fütursuzca" şiddet uygulayabiliyorlar ve şiddet i alkolün arkasına sığınarak açıklayabiliyorlar. Ancak, alkol şiddet in kaynağı değil erkeklerin kullandığı bir araçtır.
Şiddet uygulayan erkeklerin yaşları, 16-78 arasında değişiyor.
Bu tarz erkeklerin büyük bölümünün gelir getiren bir işi var. Gelir getiren faaliyetleri olanların büyük bir grup oluşturması, toplumun şiddet uygulayanların "işşiz, bir baltaya sap olamamış" erkekler olduğuna dair ön yargısını geçersiz kılıyor.
Şiddet uygulayanlar mühendis, doktor, mali müşavir ve sanatçılar; döviz bürosundan lokantaya, pazarcılıktan market işletmeciliğine, tesisatçılıktan marangozluğa, küçük imalatçıya kadar çok değişik işte çalışan, esnaflar, polis, bekçi, zabıta gibi kamu kesiminde çalışanlar, büro elemanları, inşaatçılar, muhasebeciler; her meslek grubundan ve her kesimden erkekler.
EVDEKİ TERÖR Kadına Yönelik Şiddet
TECAVÜZ: İKTİDAR AMAÇLI CİNSEL SALDIRGANLIK
Saldırganlık bir kişi veya grubun bir kişi veya gruba, onların isteği dışında, onları incitebilecek, zarar verebilecek davranışlara yönelmesi olarak tanımlanabilir.
Saldırganlıkta bir güç ilişki vardır. Saldırı güçsüz ve zayıf konumda olanlara daha güçlü ve egemenliği ellerinde tutan kişiler tarafından yöneltilir. Çok uzun zamandır yaşamlarının farklı alanlarında denetlenen ve güçsüz konumuna sıkıştırılmış bir cins olarak kadınlar, ekonomik, sosyal, psikolojik ve cinsel aşağılanmalarla karşı karşıyadır.
Bu genel tanımdan, kadınlara yönelik şiddete geçtiğimizde, şiddet in, kadınların yaşamlarının her alanında yaygın olarak gözlenebilir ve bütün kadınların karşılaştığı bir dizi olgudan oluştuğunu görürüz. Kadınlara yönelik şiddet olaylarını ırza geçme, ensest, fahişelik, pornografi ve en yaygın ve "meşru" kabul edilen biçimi olan eş dövme başlıkları altında toplayabiliriz.
Aslında erkeklerden kadınlara yönelen bedensel, psikolojik, cinsel saldırılar onlara yöneltilmiş aşağılama ve güç gösterme yollarıdır.
Irza Geçme
Irza geçme, saldırganlığın ağır bastığı bir cinsel saldırı. Erkeğin bir kadın veya erkekle onun isteği ve rızası dışında, güç kullanarak, korkutarak veya ilaç-alkol gibi bir madde ile yargılama yeteneğini etkileyerek ya da rıza gösterme yaşının altınd olan bir çocukla yaptığı cinsel girişimlerin tümü ırza geçmedir. Olayın suç sayılması için cinsel organlara dokunulması gerekir ancak erkek cinsel organının girmesi (penetrasyon) veya boşalması (ejekülasyon) zorunlu koşul değildir. Irza geçme eylemi hemen daima, bir erkek tarafından bir kadına yönelik, ama daha seyrek olarak da erkekler arasında olabilmektedir.
Hangi kadınlar, hangi koşullarda cinsel bir saldırı ile karşılaşma riskine sahiptir?
Bu risk 15 aylıktan 82 yaşına kadar kısaca her yaşta kadınlar için vardır. Ama cinsel saldırı en sık 16-19, daha sonra 20-24 yaş arasında yaşanıyor. Olayların yarısı tamamen bir yabancı tarafından, kalan yarısı ise az veya çok tanıdıkları bir erkek tarafından gerçekleştirilmektedir. Kaptanoğlu'nun (1987) 89 erkekten oluşan araştırmasında, ortalama 18 yaşında olan kadınların yüzde 69'u kendilerine saldırıda bulunan kişiyi tanımaktaydı (%16 arkadaşlık, %27 komşuluk, %19 kanbağı).
Neden Kadınların Irzına Geçilir?
Başında söylediğimiz gibi kadınlara yönelik şiddet, egemenlik kurmanın bir aracı. Ama ikinci bir düzeyde, bu egemenlik, başka bir biçim altında ortaya çıkabiliyor.
Irza geçen erkeğin, aslında erkeklerden korktuğu, bu korkusunu yenmek için bir misilleme olarak kadınlara karşı şiddet yönelttiği görüşü, farklı bakış açılarınca en çok paylaşılanı. Daha önce suç öyküsü olmayan erkeklerin, bazı durumlarda toplu olarak işgal edilen yörenin kadınlarına tecavüzde bulunması ve bu durumun "mubah" kabul edilmesi, aynı bakışın bir uzantısı olarak düşünülmelidir. Kadınlara uygulanan cinsel saldırılar aracılığıyla, savaşan erkeklerin korkuları azaltılıp, güçlülük duygusunu ve askerler arası birliğin artması sağlanmaktadır.
Abel ve Blanchard (1978) cinsel suçlar nedeni ile mahkum olmuş erkeklerde yaptıkları çalışmada bu erkekleri belirleyen üç özellik tanımlar:
Şiddet/zor kullanmayı içeren, sapmış bir cinsel uyarma vardır.
Kadınların şiddet uygulanmasından keyif aldıkları inancı gibi, kadın cinselliğine ilişkin çarpık varsayımları vardır.
Karşı cinsle ne zaman ve hangi koşullarda ilişki kurabileceğine ait becerileri eksiktir.
Irza geçme olgularının kadınlar tarafından çok kere bildirilmemesini, kadınların aslında olayları kışkırttığı ve saldırıdan zevk aldığı düşünceleri ile açıklayan, sınanmasına bile gerek görülmemiş önkabuller hüküm sürmektedir (Penfold ve Walker 1984).
Aslında özellikle Freud'dan sonra çok kabul gören, kadınların şiddet kullanılmasından keyif aldıkları düşüncesi, belki bir grup kadın için fantazi düzeyinde geçerli olabilecek, özel ve yaygınlığı bilinmeyen bir mittir. Kadınların kuyruk salladığı, açık saçık veya karanlıkta dolaşarak ya da başka yollarla erkekleri kendilerine saldırmayı kışkırttığı görüşünün de geçerliliği yoktur.
Kadınların olayı duyurmaması çok nedenlidir. Zaten bedensel ve ruhsal bir örselenmeden geçmiş olan kadının, mağdur olduğu halde ispat etmesi yükümlülüğü vardır. Durumunu kanıtlayabilse bile, toplumun, hatta ailesinin gözünde değerini yitirebileceği, düşmüş kadın olarak kabul edilmese bile değerinden bir şeyler yitirmiş olarak görüleceği korkusu, dayanaklı olan bir endişedir. Bu durumdan kurtulması için bekar olan bir kadına kendisine saldıranla evlenmesi önerilir ve bu evliliğin beş yıl sürmesi halinde saldırgan hiçbir bedel ödemek zorunda kalmayacaktır.
Ne Gibi Önlemler Alınabilir?
Irza geçme, kadınları çok yönlü etkilediğine göre, önlemleri de çok yönlü olmalıdır.
-Irza geçme olguları ile birlikte düşünülen, kanıtlanmamış ve geçerliliği olmayan mitlerin yıkılabilmesi amacıyla tabu bir konu olmaktan çıkartılması mücadelesi verilmeli.
-Evli-bekar, "sahipli-sahipsiz", daha önce cinsel deneyimi olan-olmayan fahişe ayrımı yapılmaksızın, ırza geçilme olayını yaşayan tüm kadınlar aynı değerler sistemi içinde ele alınmalı.
-Hücum eden kişinin eski bir sevgili, arkadaş, koca, bir tanıdık veya akraba olması durumu kadının durumunu kuşku ile karşılamaya yönelik bir kanıt olarak kabul edilmemeli.
-Kadının mağduriyetini kanıtlaması yerine, tecavüz edenin suçsuzluğunu kanıtlama zorunluluğu, yani ispat yükünün yer değiştirmesi sağlanmalı.
-Cinsel bir saldırı ile karşılaşan kimseler utanç, şaşkınlık, korku veya öfkesini ayarlayamama endişesi ile yaşanan travmayı aktarmak ve kanıtlamak işlemleri sırasında yeniden zorluk yaşamaktadır. Bu nedenle, zorunlu bilgilerin edinilmesi için konuyu yakından tanıyan ve nasıl müdahale edileceğini bilen özel eğitimden geçmiş polis, hukukçu, doktorlar yetiştirilmeli.
-Kriz sırasında ve daha sonra, bedensel, davranışsal, cinsel zorluklara çok yönlü bir yaklaşım gerekmektedir. Bu yaklaşımda etkili öğelerin neler olduğunu belirlenmesi ve kullanılması gerek. Bilinç yükseltme ve "kendine yardım" gruplarının, "üstüne gitme" tedavilerinin ırza geçme olgularını onarmadaki yerlerinin incelenmesi, akla gelen ilk önlemler içinde sayılabilir.
Kaynak: MOR ÇATI-Sahika yuksel