• Reklam
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Srebrenica <s>hakdin</s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    11,059
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10

    Karayılan: Barış umudumuz var- Kuzey Irak Notları

    PKK’nın bir numarası Murat Karayılan, ‘Öncelik silahların susmasıdır, kimse kimseye saldırmasın. Bu işi kendi aramızda konuşmaya başlayalım önce... Silahla değil, diyalogla işe başlayalım’ diye konuşuyor
    Diyalog için gerekirse akil adamlardan oluşan bir mekanizma öneren Karayılan, ‘Önemli bir eşikteyiz! 1993’te de barış fırsatı vardı, kaçtı. Bu defa da kaçmasın. Artık kan dökülsün istemiyoruz” dedi

    KANDİL DAĞI, Kuzey Irak

    PKK uzun yıllardır Kandil Dağı’ndan yönetiliyor. “Önderlik makamı İmralı’dır” diyorlar, ama bugün PKK’nın bir numarası Kandil’de, dağda yaşayan Murat Karayılan.
    Geçen cumartesi günü Kandil Dağı’nın eteklerindeki iki odalı ve basık tavanlı kerpiçten bir köy evinde Murat Karayılan’la dört saat konuştum.
    Bulunduğumuz yer bir PKK üssü değildi ama onların deyişiyle ‘PKK bölgesi’ydi. Zaten böyle olduğu, dağların ve harikulade manzaraların arasından buluşma noktamıza doğru gelirken, etrafta gördüğümüz kadınlı erkekli, omuzları silahlı PKK’lılardan anlaşılıyordu.
    Murat Karayılan, PKK’nın beş kişilik Başkanlık Konseyi’nden iki başkan yardımcısıyla birlikte gelmişti.
    Bozan Tekin Şanlıurfa Bozovalıydı.
    1980 ile 2000 arasında 20 yıl hapis yattıktan sonra dağa çıkmıştı.
    Öteki Başkan Yardımcısı, gerçek adı Nuriye Kesbir olan Sozdar Avesta’ydı. Hollanda’da yaşarken yargılanmış, Türkiye’ye iadesi gündemdeyken kaçmış, Kandil’e, dağa çıkmıştı.
    Murat Karayılan’ın yanındaki üçüncü kişi Ahmet Deniz, PKK’nın medya ve sivil kuruluşlarla ilişkilerinden sorumluydu.

    6 saatlik yolculuk
    Kandil yolculuğumuz cumartesi sabahı saat 6’da Erbil’den başladı. Üç araba değiştirdik. Kandil’deki köy evine vardığımızda saat 12’ydi.
    Önce Azad’ın kullandığı kendi taksimizle, İran sınırına yakın Renya’ya geldik. Yanımda, bu coğrafyada, Güneydoğu’da yıllardır kim bilir kaç kez birlikte dolaştığım gazetemizin Ankara bürosundan Namık Durukan vardı.
    Renya’da araç değiştirdik.
    Dağlara vurduk.
    Heyecan başladı.
    Olayın kendi gerilimi...
    Aynı zamanda nefes kesen doğa güzellikleriyle, kaya diplerinden fışkıran turuncu renkli ters laleler, kıpkırmızı gelincikler, ceviz ağaçları, nar ağaçlarıyla... Ve dipsiz kuyu gibi uçurumlarıyla bir yolculuk..
    Japon yapımı kaçakçı cipiyle bir tarafı uçuruma açılan daracık, taşlı toprak yollardan dağa tırmanırken, dağdan inerken öyle anlar oldu ki yüreğim ağzıma geldi.
    Tıpkı 1994’te, yine Kandil’de, İran sınırına bitişik Zeli kampına sığınmış PKK’lılarla görüşmek için fırtınalı, berbat bir sonbahar günü yaptığım seyahatta, veyahut 1993 yılı nisan ayında Lübnan’ın Bekaa Vadisi’nde, Suriye kontrolündeki Bar İliyas kasabasında Abdullah Öcalan’la geçirdiğim 24 saatte olduğu gibi...
    Öyledir, bazen adrenalin yüklemesine ihtiyaç duyar gazeteci milleti...
    Fotoğraf çekmek yasak!
    Kayalıkların arasından gürül gürül akan suları aracımızla iki kez geçtik.
    Silahlı PKK’lılar durduruyor.
    Araç değiştirdikten sonra yine yola koyuluyoruz. Bu kez bir köy evinin önünde ihtiyaç molası. Cep telefonlarımızı kapatıp evde bıraktık, sonra yeniden yola devam...
    Altı saat geçiyor.
    Cumartesi günü saat 12’de Murat Karayılan bizi köy evinin önünde karşılıyor.
    Karayılan, “PKK kırsalına galiba bu ilk gelişiniz” dedi. Zeli’yi, Bekaa’da Öcalan’la görüşmemi saymazsak öyleydi.
    Hakkâri tarafını, Yüksekova’yı ilk gördüğümde de, barış gelse bu coğrafya tek başına turizm geliriyle kalkınır diye düşünmüştüm.
    Şöyle dedim Murat Karayılan’a:
    “Gazeteci kimliğimle buradayım. Türkiye’den herhangi bir yerden, herhangi bir mesaj vesaire getirmiyorum. Aklınıza böyle bir şey gelmesin. Bir gazeteci olarak PKK yönetiminin ne düşündüğünü öğrenmeye geldim.”
    Şunu da ekledim:
    “Bu görüşme lütfen kamerayla da kaydedilmesin. Biz gazeteci milleti haber konusu olmak yerine, haber yaparız.”
    Karayılan:
    “Sadece arşivimiz için beş on dakikalık görüntülü kayıt yapacağız.”
    Onlar kendi teyplerini, Namık bizim teybimizi muşamba kaplı masanın üstüne koyup sohbeti başlattık.
    Murat Karayılan’ın ilk sözü:
    “Propaganda amacımız yoktur. Bir barış umudumuz vardır. Bu nedenle görüşmeye karar verdik sizinle...”

    Olumlu mesajlar
    Karayılan olumlu mesajlar verdi.
    Negatif değil pozitif konuştu.
    “Öncelik, silahların susmasıdır, kimse kimseye saldırmasın” dedi. Diyalog için somut bir mekanizma önerirken şöyle dedi:
    “Önemli bir eşikteyiz!” 1993’te de, o tarihte ilan edilen ateşkesle de ‘büyük bir barış fırsatı’ ele geçirildiğini belirtti. Ancak ‘siyasal irade boşluğu‘ olduğu için ve sorun zamanın hükümeti tarafından tümüyle askere havale edildiği için, bu fırsatın heba edildiğini söyledikten sonra şöyle dedi:
    “Barış fırsatı bu defa kaçmasın.”
    Ekledi:
    “Artık kan dökülsün istemiyoruz. Çünkü yıllar geçer yine aynı noktaya geliriz. Kan kaybeder Türkiye. Askeri yöntemlerle PKK bitirilemez; 25 yıl denendi bu ama olmadı.”
    Ateşkesin 1 Haziran sonrasında, yine tek taraflı olarak uzayıp uzamayacağı konusunda herhangi bir şey söylemeyen Karayılan şöyle dedi:
    “Öncelik, silahların susmasıdır.”
    “Yani silah bırakma değil mi?”
    Karayılan:
    “Silah bırakma sonraki aşama... Önce silahların susması gerekiyor. Kimse kimseye saldırmasın. Bu işi kendi aramızda konuşmaya başlayalım önce... Silahla değil, diyalogla işe başlayalım, biz bize konuşalım.”
    Araya giriyorum:
    “Nasıl olacak bu? Bir yanda devlet, bir yanda PKK mı? Bu olacak iş mi?”

    Akil adamlar mekanizması
    Karayılan’ın mekanizması şöyle:
    “İlk adımda silahlar susacak... Sonra diyalog başlayacak... Diyalog yeri İmralı’dır... Kabul edilmiyorsa, diyalog yeri biziz... Bizi de kabul etmiyorsa, siyasal olarak seçilmiş iradedir, (burada DTP’nin adını zikretmiyor, ama ben belirtince başıyla onaylıyor, HC)... Bu da olmuyorsa, o zaman ortak bir komisyon kurulur bir yerde, akil adamlar bir araya gelir. Örneğin İlter Türkmen, (eski Dışişleri Bakanı ve Büyükelçi) gibi, sizin gibi insanlar toplanır, böyle bir mekanizma harekete geçer, çalışmaya başlar... Böyle bir mekanizma muhatap alınır diyalog için devlet tarafından...”
    Ekliyor Murat Karayılan:
    “Neden olmasın, niçin böyle bir mekanizma oluşturulmasın ki?..”
    Neden oluşturulmasın diye sorunca, Karayılan da soruyor:
    “Siyasi irade mi yok?.. Boşluk siyasal alanda mı? Akla takılıyor, 2005’teki Başbakan nerede diye...”
    PKK’nın bir numarası Murat Karayılan’la dört saatlik Kandil Dağı görüşmesinin ikinci bölümü ve Kuzey Irak notlarının beşincisi yarına...

    ‘10 askerin şehit olmasından biz de üzgünüz’
    Şunu sordum Karayılan’a:
    “Tek taraflı ateşkes, eylemsizlik dediniz, bunu 1 Haziran’a kadar uzattığınızı açıkladınız. Peki bu arada Diyarbakır ve Hakkâri’de 10 askerin şehit olmasına yol açan son PKK saldırıları neydi?”
    İlk tepkisi şu oldu:
    “Bundan biz de üzgünüz.”
    Şöyle devam etti Karayılan:
    “Merkezden planlı bir şey değildi bu. Yerel düzeyde, sahada kendi inisiyatifleriyle alınmış bir karardı. Askerin araziye çıktığını görüyor, bir operasyonla üzerine gelindiği hissiyatına kapılıyor ve kendini korumak için tedbir alıyor, mayın döşüyor. Biz de üzgünüz.”


    http://www.milliyet.com.tr/Yazar.asp...l&b=Karayilan: Baris umudumuz var- Kuzey Irak Notlari&ver=70

    Hasan Cemalı Tebrik etmek lazım ne güzelde pkk nın reklamını yapıyor
    Faşist değilim.Lakin dün Van da PKK cenazelerinde Kürdistan diye nara atanlar.Bugün "İş makinelerini buraya gönderin,doktorları buraya gönderin,polis gelsin,mehmetçik bize yardım etsin.." diyenlere : İŞ MAKİNALARINI YAKTINIZ, DOKTORLARI ÖLDÜRDÜNÜZ,POLİSİ TAŞLADINIZ,MEHMETÇİĞİ ŞEHİT ETTİNİZ, EDENLERE YARDIM ETTİNİZ... Demekten kendimi alamıyorum..!

  2. #2
    Son_Mohikan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    5,827
    Karizma Gücü
    7
    Hasan Cemal'i oldum olası sevmem. Kalemli versiyon... Dağdaki keleşle bu da kalemle...

    Bir teröristin ağzından barış söylemleri, tam komedi...

  3. #3
    misafir <s><span style='color: #FF0000'>alpi1907</span></s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-11-2005
    Mesajlar
    27,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    İstibarat olarak daha güçlü olsak orda öldürürüz elebaşlarını.
    Yazıyı okuyunca her zamanki dedikleri şeyler.


    Kor cehalet cirkeflestirir insanlari !
    Suskunlugum asaletimdendir...
    Her lafa verecek bir cevabim var...
    Lakin bir lafa bakarim laf mi diye,
    Bir de soyleyene bakarim adam mi diye...
    Mevlana Celaleddin-i Rumii

  4. #4
    TF Bölüm Sorumlusu <span style='color: #006400'><span class='glow_FFA500'>_WOLF_</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-12-2007
    Mesajlar
    22,258
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    kokunuz kazinacak hainler.




    Uzaklık deyip dert ettiğin nedir ki sevgili..?..Biz, yaradanı görmeden sevmedik mi..?((MEVLANA))

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    26-08-2008
    Mesajlar
    1,945
    Karizma Gücü
    0

    Karayılan: PKK artık eski PKK değil

    Karayılan PKK’daki değişimi, “PKK eskiye göre daha makul bir çizgide. Örneğin evvelce bağımsız Kürt devleti isterdi. Bu geçmişte kaldı. Yani artık ‘bölücü’ değil. Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde eşit ve özgür olarak yaşamalarını istiyoruz. Şunu belirtmek isterim. Bu bir taktik değildir. Bölücülüğü, yani bağımsız devleti dışlayan süreç 1993’te başladı, 1999’da İmralı ile başladı. Pradigma değişti” sözleriyle açıklıyor

    KANDİL DAĞI, Kuzey Irak
    PKK’nın bir numarası Murat Karayılan‘la geçen cumartesi günü Kandil Dağı’nın eteklerindeki iki odalı, basık tavanlı, kerpiçten bir köy evinde yaptığım dört saatlik görüşmede, bir konuyu sürekli olarak sohbet gündeminde tutmaya çalıştım:
    PKK’nın silah bırakması...
    PKK’nın dağdan inmesi...
    Bir ara şöyle dedi Karayılan:
    “Bakın, biz aklımızı yitirdiğimiz için çıkmadık dağa. Kimilerinin dediği gibi piknik yapmak için de dağda değiliz.”
    PKK’nın dağdan inmesi söz konusu edilince, Karayılan’ın yüzüne müstehzi bir gülümseme yayılıyor. Bunun öyle söylendiği gibi kolay olmadığını, bu aşamaya gelinceye kadar yapılması gereken başka işler olduğunu anlatan bir yüz ifadesi bu aynı zamanda...
    Sıkıştırınca da şu tepkiyi verdi:
    “PKK silah bıraksın söylemi havaya, yani boşa sıkılmış bir kurşundur. Bıraksın da nereye bıraksın? Nasıl bıraksın? Kime bıraksın? Zemini nedir silah bırakmanın? Silah bıraksın demenin bir anlamı yok. Önce oturalım, konuşalım.”

    ‘Daha makul bir çizgideyiz’
    Murat Karayılan’a göre, PKK’ya ‘terör örgütü’ demekle bir yere gitmek olanaksız. PKK’nın aynı zamanda Kürtlerin özlemlerini yansıttığını, bu nedenle desteğini aldığını söylüyor.
    Ve hep şunu ekliyor:
    “PKK eski PKK değil artık.”
    Değişim nedir sorusuna ise özet olarak şu yanıtı veriyor:
    “PKK eskiye göre daha makul bir çizgide. Örneğin evvelce bağımsız Kürt devleti isterdi. Bu geçmişte kaldı. Yani artık ‘bölücü’ değil. Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde eşit ve özgür olarak yaşamalarını istiyoruz. Şunu belirtmek isterim. Bu bir taktik değildir. Bölücülüğü, yani bağımsız devleti dışlayan süreç 1993’de başladı, 1999’da İmralı, (Öcalan’ın yakalanıp ömür boyu hapse mahkûm edildiği yıl, HC) ile başladı. Pradigma değişti.”
    “Nasıl değişti?”
    “Bakın biz artık ‘demokratik özerk Kürdistan’ diyoruz. Bu özerklikten kasıt, federasyon değildir. Sınırların yeniden çizilmesi değildir. Devletin üniter yapısını da bozmayan bir çözümdür. Mahalli İdareler Kanunu değişir, yerel yönetimler güçlendirilir.”

    ‘Bizim yaptığımız olumsuzluklar da var’
    Murat Karayılan bunları belirttikten sonra, dünkü bölümde de yer aldığı gibi bir noktayı yine vurguladı:
    “İlk önce silahlar susmalı!”
    “Sonra?”
    “Sonra sıra, Kürt kimliğiyle ilgili kültürel haklara,(Burada bir anayasa değişikliğine işaret etmiş oluyor, HC) ve kimilerinin af olarak anladığı ‘toplumsal uzlaşma projesi’ne gelir. Bu iki taraflı bir konu. Bir tarafta silahlı isyanlar yapılmış... Diğer tarafta inkar politikaları izlenmiş... Bunların tahribatları yaşanmış... Kürtlere karşı, bize karşı 17 bin küsur faili meçhul cinayet var... Evet, bizim yaptığımız bazı olumsuzluklar da var. Onun için bu toplumsal uzlaşma projesi diyoruz. Bu karşılıklı, iki taraflı bir şey. Bu proje karşılıklı olarak birbirini affetmektir. Gönüllü birlikteliği yansıtacak yeni bir anayasada uzlaşmaktır.”
    Şunu ekliyor Murat Karayılan:
    “Bütün dileğimiz, Kürtlerin kendi kültürlerini özgürce yaşamalarıdır.”

    ‘Kürt konferansı çözüm zemini oluşturabilir’
    Dikkatimi çekiyor.
    Kandil Dağı’nın eteklerindeki köy evinin basık tavanlı odasında Murat Karayılan’la ben konuşurken, beş kişilik PKK Başkanlık Konseyi’nin iki üyesi Bozan Tekin’le Sozdar Avesta hiç söze girmiyorlar.
    PKK’nın dağdan inmesi, silah bırakması konusunu bir kez daha açıyorum. Bu defa Kürt Konferansı bağlamında.
    Özetle şunu söylüyorum:
    “Erbil’de bütün ülkelerdeki Kürtler için bir pan-Kürt Konferansı toplanacak ve PKK’ya silah bırakma çağrısı yapılacak; senaryo önceden öyle ayarlanacak ki, PKK da silah bırakma sürecine girecek. Böyle bir beklenti yaratıldı. Ama sonra konferans sonbahara kaldı. Siz mi, PKK mı neden oldu buna?”
    Kürt Konferansı’yla ilgili böyle bir beklentinin yaratıldığına katılıyor Murat Karayılan. Bu konuda Irak Cumhurbaşkanı ve Kürt lider Celal Talabani’nin oynadığı role gülerek, biraz da alaylı bir dille değiniyor. Ama aynı zamanda Kürt Konferansı’nı önemsediğini belirtirken konuyu şöyle özetliyor:
    “Konferans fikri başlangıçta bizim fikrimizdi. Ama en sonuncu girişim bize ait değildi. Doğru yaklaşılırsa, bir çözüm zemini yaratabilir bu konferans. Ancak şu da bir gerçek: Böyle bir Kürt Konferansı’ndan ‘PKK silah bıraksın!’ anlamı çıkmaz.”

    ‘Özal Kürt sorununa kafa yorardı’
    PKK’nın bir numarası Karayılan’ın kafasında bir soru var:
    Yeniden 1990’ların ilk yarısına mı dönülecek?
    Özellikle 1994’e...
    Güneydoğu’da yangının birden bire parladığı döneme... Soruyor Karayılan:
    “Hükümet, 1990’ların başındaki gibi yine her şeyi askere mi havale edecek?”
    Bunun yanıtı arıyor Karayılan.
    Özetle şunları söyledi:
    “1993’de Özal öldü ve bir barış fırsatı kaçırıldı. Özal, Kürt sorununu görebilen ve onu çözmek için ciddi biçimde kafa yoran bir liderdi. 1993’de Özal öldü ve 1994 hakikaten korkunç geldi,(Öcalan gibi Karayılan da Kürt sorunu konusunda Turgut Özal’a son derece olumlu bir yer biçiyor, HC). Yeniden 1994’ü andıran bir saldırı mı geliyor? Bir şeyler hissediyoruz ama emin değiliz. Erdoğan hükümeti sorunu askere havale eder ve bir kez daha kan gölü yaşanır mı? Siz ne düşünüyorsunuz?”

    ‘Demek asker de bekleyebiliyormuş...’
    Murat Karayılan, 29 Mart sonrası dönemi okumaya çalışıyor.
    Seçimlerde, DTP oylarının düşmesini öngören bir senaryo yazıldığını, Tayyip Erdoğan’ın buna çok angaje olduğunu ve kendine fazla güvendiğini, ancak sonunda hayal kırıklığına uğradığını, çünkü DTP’nin yerel seçimlerden oylarını da, belediye başkanlıklarını da arttırarak çıktığını anlatıyor.
    Bu senaryoda askerin rolüne de üstü örtülü biçimde işaret ederken şöyle diyor:
    “29 Mart öncesinde bir tasfiye senaryosu yazıldı. DTP oylarının düşmesine dayalı bir senaryo... Ama gerçekleşmedi. 25 yılın en sakin kışını yaşadık. 29 Mart’a kadar bekledi askeri. Demek asker de bekleyebiliyormuş, (Bu cümleyi biraz da alaylı bir dille söyledi, HC) Asker neden üzerimize gelmedi seçim döneminde? Ama bundan yine de umutlandık biz... Bazı çözüm emareleri gözüktü. Ordunun da yer aldığı yeni bir aşama olabilir diye düşündük. Ama olmadı. Seçimlerin hemen ertesi günü, 30 Mart’ta başladı asker, öyle büyük çapta olmasa da... 14 Nisan’da ise bu kez DTP’yi hedef alan operasyon için düğmeye basıldı. Oysa seçim sonuçları bizi barış ve demokrasi adına umutlandırdı.”

    ‘2005’teki Başbakan Erdoğan nerede?’
    Karayılan, dört saatlik sohbetimiz sırasında sözü bir kaç kez Başbakan Erdoğan’a getirdi.
    Erdoğan’ın 2005 yılının ağustos ayında, Diyarbakır’da yaptığı konuşmaya değindi. O konuşmasında Erdoğan, “Kürt sorunu bizim de sorunumuzdur; bu konuda devletin de hataları olmuştur; bunlar düzeltilir” demişti.
    PKK’nın bir numarası, Erdoğan’ın bu konuşmasından bugüne bir şey kalmadığına birkaç kez şöyle bir değinirken, sözü hep aynı noktaya getirdi:
    Siyasi irade boşluğu...
    Şöyle dedi Karayılan:
    “İyimser olamıyorum. En başta siyasi bir irade yok Kürt sorunu konusunda. Bu irade yokluğu çok ciddi bir sorun. Bugün artık generaller de farklı bir şeyler söylemeye başladılar. Ama siyasi irade nerede? 2005’de o sözleri söyleyen Başbakan nerede? 1994’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken, üstüne vazife de değilken, Kürt raporu hazırlayarak partisinin liderine veren Erdoğan bugün nerede?”

    ‘Silahlı mücadele artık meşru savunma çizgisinde’
    Karayılan, “PKK eski PKK değil” temasına geliyor bir kez daha. Yine PKK’nın değiştiğini anlatmaya çalışıyor. Basına açık olduklarını, “Gelip bizi bizden öğrensinler” diyor. Mücadele yöntemlerinin değişmeye başladığını belirtiyor.
    Özetle şunları söylüyor:
    “Biz on yıl önceki PKK değiliz. Silahlı mücadeleyi de klasik yöntemlerle yapmıyoruz artık. Meşru savunma çizgisi temelinde çalışıyoruz. Kitle faaliyetlerine, sivil itaatsizliğe, siyasal çalışmaya ağırlık veriyoruz. Ama bu arada 6-7 bin silahlı insanı ne yapacaksınız? Onlar bir yerde kazanımların, meşru savunmanın güvencesi... Biz insan ölümünü istemiyoruz. Son dört yıldır sınırlı bir savaş içindeyiz. 1993, 1994’deki gibi değil. Kırsal alanda, üstüne gelirse kendini savunursun.”

    ‘Dershanedeki patlama da kontrol dışı oldu’
    Sonra da şunu ekliyor:
    “Yeni dönemde, 29 Mart seçimleri sonrasında, yeniden bir savaş dayatılırsa... Bunu düşünmek bile istemiyoruz. Böyle bir dayatma halinde, 1990’ların ilk yarısındakini aşar, çok daha şiddetli olur, iki taraf açısından da. Biz bunu istemeyiz. Ama buna da hazırlıklıyız. İstenmeyen sonuçlar çıkabilir. Biz kontrol dışı bir şey yapmayız. Masum insanlara, sivillere zarar veren, meşru savunma dışındaki askeri eylemler terör sınıfına girer.”
    Karayılan, bu çerçevede sözü Diyarbakır’da dershane önünde yaşanan o korkunç patlamaya, terör eylemine getirerek şöyle söylüyor: “Çok yanlıştır. Biz de tasvip etmedik. Kontrolümüz dışında oldu.”
    PKK’nın bir numarası Karayılan, Obama Amerika’sı ve AB’ye ilişkin neler düşünüyor? Fethullahçılar hakkındaki görüşleri nedir? PKK önkoşulsuz silah bırakabilir mi? İran ve Hizbullah... Karayılan’ın hükümete son çağrısı nedir?
    Kuzey Irak notlarının altıncısı ve Karayılan’la Kandil Dağı sohbetinin üçüncü bölümü yarın


    http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/H...oriID=4&ver=47

    Artık akan bu kardeş kanının durması gerek.

  6. #6
    Bertold adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-09-2008
    Mesajlar
    2,882
    Karizma Gücü
    4
    Hikaye bunlar. Aynılarını Apo da söylüyordu. PKK'nın amacı bellidir. Her ne kadar ülkeyi bölmek istemiyoruz deseler de akıllarından geçenleri angut olmayan herkes biliyor.

    Bir gazeteci istediği zaman PKK'nın herhangi bir elebaşına çok rahat bir şekilde ulaşıp röportaj yapabiliyor. Daha önce Mehmet Ali Birand Apo ile Ahmet Altan da bir grup terörist ile röportaj yapmayı başarmıştı. Şimdi de Hasan Cemal Karayılan ile röportaj yapıyor. Gazetecilerin çok rahat ulaştıkları adamları ordu nasıl bulup yok edemiyor orası meçhul tabi. Çok güzel dolaplar dönüyor canım ülkemde...
    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ

    tam yüzyıl..
    tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli
    gözlerin içimde durmayalı.
    NAZIM HİKMET RAN

  7. #7
    LAZROCK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-02-2009
    Mesajlar
    527
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı Son_Mohikan tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hasan Cemal'i oldum olası sevmem. Kalemli versiyon... Dağdaki keleşle bu da kalemle...

    Bir teröristin ağzından barış söylemleri, tam komedi...
    usta ne alakasi var simdi !

    yani bir sahis teror orgutu yoneticiliginden araniyor...suc islemis...bir gazetecide o'nu buluyor ve sorular soruyor..burada gazeteciyi de "kalles" ve "suc isliyor" imis gibi gosteremeyiz ki !

    yerli ve yabanci gazeteciler rahatca buluveriyor bu adamlari ama devlet bulamiyor buda herkesin kafasindaki soru !

  8. #8
    Son_Mohikan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    5,827
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı LAZROCK tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    usta ne alakasi var simdi !

    yani bir sahis teror orgutu yoneticiliginden araniyor...suc islemis...bir gazetecide o'nu buluyor ve sorular soruyor..burada gazeteciyi de "kalles" ve "suc isliyor" imis gibi gosteremeyiz ki !

    yerli ve yabanci gazeteciler rahatca buluveriyor bu adamlari ama devlet bulamiyor buda herkesin kafasindaki soru !
    Hasan Cemal'i mi anlatıyorsun bize? Bunların meşrulaştırıp masa başına oturtmak için zemin hazırlatılıyor. pkk'nın barış istediği falan hikaye. Kimi kandırıyorlar? Seçimlerden önce tehditler savruluyordu. Yok dağdan terörist grup şehre indi, yok Dtp seçilmezse ortalığı karıştıracağız falan. Şimdi barış masalları...

    Terör diğer suçlar gibi değil, keskin sınırlarla ayrılmalı.
    Devletin bulamaması garipsenecek bir durum olabilir ama bu Hasan Cemal'in oraya nasıl ulaştığının garip olmasını engellemez. Örneğin ben gitmeye kalksam gidebilir miyim? Herhalde oraya ulaşmam için ya 9 canlı olmam ya da onların çıkarına birşeyler yapmam gerekir.

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    26-08-2008
    Mesajlar
    1,945
    Karizma Gücü
    0
    Karayılan Fethullahçılarla ilgili soruya, ‘Fethullahçılar devlet sistemine yerleşmek istiyorlar. AKP ile bunun için yakınlaştılar. Güç kazandılar. Amerika’dan da destek alıyorlar. Fethullahçıları İslam dünyasına sürüyor Amerika’... ‘Biz de PKK’ya karşıyız; biz de devletçiyiz!’ diyerek devlete yerleşiyorlar. Güneydoğu’da varlar ama yoğun değiller. AKP içinden geliyorlar. Poliste, öğretmende yaygınlar. Dine sıcak bakan kesimlerde yaygınlar. Varsayalım PKK bastırıldı, bitirildi. O zaman ne olur bölge biliyor musunuz, gericiliğin merkezi olur Güneydoğu’ diye yanıt veriyor

    KANDİL DAĞI, Kuzey Irak
    Kuzey Irak’ta gazeteci milletinin Kandil yolunu, yani medyanın PKK ile temasını Talabani’yle, Barzani de kesmek istiyor.
    Bu nedenle geçen hafta cumartesi günü sabahın erken saatlerinde Kandil Dağı’na giderken, Talabani’nin KYP’si ile Barzani’nin KDP’sine ait kontrol noktalarından kendimizi sakınmaya çalıştık.
    Bazı noktalarda gazeteci kimliğimizi göstermedik. Fotoğraf makinelerimizi sakladık. İran sınırına yaklaşırken de araba değiştirip, PKK’nın işaret ettiği Kürt kaçakçıların cipine bindik. Kandil Dağı’na tırmanırken yolculuğumuzun bir bölümünü kaçakçı yollarından yaptık.
    Kaçakçılar Renya bölgesinde PKK’nın şemsiyesi altına girmişler. Herhalde bunun bedelini hem para olarak ödüyorlar, hem de PKK’nın lojistiği onlar tarafından sağlanıyor. Ama aynı zamanda ‘güvenlik’lerini de PKK’ya bağladıkları anlaşılıyor.
    Sorular:
    Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Washington ve Ankara’yla birlikte PKK’yı nereye kadar tecrit edebilir? Nereye kadar etkisizleştirebilir? Ya da örneğin PKK’yı Kandil Dağı’ndan çıkarabilir mi?
    Bu sorulara ilişkin ipuçlarını hem Erbil’de hem de Murat Karayılan’la sohbetimde yakalamaya çalıştım.
    PKK’nın bir numarası kendinden emin konuştu:
    “Barzani’yle Talabani bize karşı hareketliliğe geçerlerse kendileri kaybeder.”
    Böyle bir ihtimal var mı?

    Barzani PKK’ya baskı uyguluyor, ancak...
    Barzani’yle Talabani’nin Washington ve Ankara’yı da tatmin etmek için Kuzey Irak’ta PKK’ya hayatı zorlaştırmak istedikleri malum. Bunun için PKK’ya bazı açılardan özellikle KDP tarafından baskı uygulanıyor bölgede.
    Ancak bu baskının bir sınırı var. Bir ölçünün ötesine gitmek güç. Özellikle Türkiye’nin geçen şubat ayındaki kara operasyonu Kuzey Irak’ta PKK’nın imajını parlatmış. “Sizin topraklarınızı biz koruduk, sizin için de biz çarpıştık” propagandası halk arasında tutmuş.
    Bir gözlemci şöyle dedi:
    “Türkiye’nin askeri operasyonu, PKK’nın bölgede yeniden küllerinden doğmasına yol açtı.”
    Kısacası:
    PKK’ya karşı Kuzey Irak’ta Kürt yönetimi tarafından yapılacakların bir sınırı var. İki taraf da bunun bilincinde. Ayrıca, “Kürdü Kürde kırdırma“nın artık geçmişte kaldığı biliniyor.
    Şu da göz ardı edilmesin:
    PKK’nın uzun yıllar içinde Irak Kürtleri arasında da kökleri oluşmuş durumda...
    Murat Karayılan’la sohbet sırasında dikkatimi çekti. Talabani ve Barzani’yle ilgili olarak konuşurken kendinden emin, kendine güvenen bir hali vardı.
    Celal Talabani’ye dönük sempatisini pek saklamadı. Ağzından mı kaçtı bilemiyorum ama, sohbetin bir yerinde gülerek şöyle deyiverdi:
    “Mam Celal, Ankara’nın duymak istediklerini çok iyi söylüyor. Mesela Kürt Konferansı ve PKK’nın silah bırakması gibi...”

    ‘Fethullahçıları İslam dünyasına Amerika sürüyor’
    PKK’nın Fethullah cemaati ile ilişkilerini, cemaatin Güneydoğu’daki faaliyetlerini sordum Murat Karayılan’a.
    Fethullahçılardan hazzetmiyor PKK’nın bir numarası. “Bize karşı son üç dört yıldır neden saldırganlaştılar?” diye soru sorarak başladı konuşmaya ve şöyle devam etti: “Fethullahçılar devlet sistemine yerleşmek istiyorlar. AKP ile bunun için yakınlaştılar. Güç kazandılar. Amerika’dan da destek alıyorlar. Fethullahçıları İslam dünyasına sürüyor Amerika... ‘Biz de PKK’ya karşıyız; biz de devletçiyiz!’ diyerek devlete yerleşiyorlar. Belki bugün değil ama geleceğe dönük olarak risktir bunlar... Güneydoğu’ya gelince... Güneydoğu’da varlar ama yoğun değiller. AKP içinden geliyorlar. Poliste, öğretmende yaygınlar. Dine sıcak bakan kesimlerde yaygınlar.”

    ‘PKK bastırılırsa Güneydoğu’da İran etkisi artar’
    Şu sözleri ilginçti Karayılan’ın:
    “PKK’yı bastırmak imkânsız. Ama varsayalım PKK bastırıldı, bitirildi. O zaman ne olur bölge biliyor musunuz, gericiliğin merkezi olur Güneydoğu... İran’ın çabaları var. İslamcı hareketi alternatif olarak geliştirmek istiyorlar. Hizbullah’ı asıl geliştiren JİTEM değil, İran’dır.”
    Ve şunu ekledi Karayılan:
    “İran benimle görüştü, Hizbullah’la çatışmamam için...”
    İlginç bir gelişme.
    Oyun içinde çok oyun var bölgede.
    Mesela deniyor ki:
    “Kürtler bölgede ‘laik’ bir güç... Bu yüzden Talabani’nin KYP’sine, Barzani’nin KDP’sine ve PKK’ya dönük bölgesel alternatif, İslamcı akımlardır. Eğer bu noktaya dikkat edilmezse, yarın Türkiye’nin güneyinde İran’a dayanan radikal bir Şii kuşağı neden gelişmesin?”

    ‘Cemil Bayık’la farkımız yok’
    Pat diye sordum Karayılan’a:
    “PKK zirvesinde çatlak varmış. Sizinle Başkanlık Divanı üyesi Cemil Bayık anlaşamıyormuş. Siz Kürt sorununun silahsızlandırılmasından, bunun için PKK’nın silah bırakmasından yanaymışsınız... Buna karşılık Cemil Bayık şahin çizgiyi savunuyormuş, TC‘den bir şey çıkmaz diyormuş...”
    Beş kişilik PKK Başkanlık Konseyi’nin üç üyesi, Murat Karayılan, Bozan Tekin ve Sozdar Avesta bir an birbirlerine bakıp gülmeye başladılar.
    Ben bir kılçık daha attım:
    “Geçenlerde Celal Talabani İstanbul’daydı Irak Cumhurbaşkanı olarak. Birkaç Türk gazetecisi dostuyla birlikte yemek yerken de açıldı bu konu...”
    Karayılan sordu hemen:
    “Talabani de inanıyor mu buna?”
    Bilemiyorum dedim.
    Karayılan şöyle konuştu:
    “Hiçbir görüş ayrılığımız yoktur Cuma arkadaşla. Cemil Bayık’ı biz böyle onun kod adıyla çağırırız. Cuma arkadaşla tam 30 yıldır birlikteyiz, aynı davanın içindeyiz. Farkımız yoktur.”

    Bostancı olayının sorumlusu Kandil’de eğitim almış
    Murat Karayılan’a ‘Bostancı olayı’nı sordum. Orhan Yılmazkaya isimli lideri polis baskınında ölen Devrimci Karargâh Örgütü’nün PKK ile ilişkisini sordum.
    Yanıtının özeti şöyleydi:
    “Ben ortaokuldayken Deniz Gezmiş’ten, Başkan da (Öcalan’ı kastediyor, HC) Mahir’den(Çayan) etkilenerek solcu olduk. Bu nedenle solcu örgütleri, kendi idealleri için canını ortaya koymaya hazır olanlara öteden beri sempati duyarız. Bunlar da bize geldiler. Altı ay kadar kaldılar. Şeyh Bedrettin’lerden, Deniz’lerden, Mahir’lerden geldiklerini söylediler.
    Kendilerine askeri eğitim verdik, gittiler. Ama halka dayanmıyorlar, onun için yöntemleri doğru denemezdi. Hele öyle bir yere bu kadar cephane yığmak, olacak şey değil.”
    İlginçti.
    İstanbul’dan Kandil’e dağa geliyorlar, solcu olduklarını söylüyorlar, PKK’dan askeri eğitim alıp geri dönüyorlardı. Murat Karayılan’ın bunu bu kadar açık anlatabilmesinin ardındaki gerçek açıktı. Mesaj Ankara’ya, devlete yönelikti.
    Kuzey Irak notlarının sekizincisi yarın Kandil Dağı ve Murat Karayılan izlenimleriyle devam edecek.

  10. #10
    3UygaR5 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    7,167
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı Bertold tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hikaye bunlar. Aynılarını Apo da söylüyordu. PKK'nın amacı bellidir. Her ne kadar ülkeyi bölmek istemiyoruz deseler de akıllarından geçenleri angut olmayan herkes biliyor.

    Bir gazeteci istediği zaman PKK'nın herhangi bir elebaşına çok rahat bir şekilde ulaşıp röportaj yapabiliyor. Daha önce Mehmet Ali Birand Apo ile Ahmet Altan da bir grup terörist ile röportaj yapmayı başarmıştı. Şimdi de Hasan Cemal Karayılan ile röportaj yapıyor. Gazetecilerin çok rahat ulaştıkları adamları ordu nasıl bulup yok edemiyor orası meçhul tabi. Çok güzel dolaplar dönüyor canım ülkemde...
    Yazacaklarımı Aynen Dile Getirmişsin Arkadaşım...
    Herkes Buluyor Ordu Bulamıyor Nedense...
    Anca Boş Dağları Bombalıyoruz...
    Kara Kışın İçinde Pkk Avlamaya Gidiyoruz Sonra Abd İsteği İle Geri Çekiliyoruz..
    Sonuç Karakol Baskınları Verilen Şehitler...

    Birileri Çok Güzel Tezgah Kurmuş İşletiyor

    Hırçın Denizde Bir Dalgayım Sadece

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kurtlar Vadisi Kuzey Irak Filmine Almanya'dan Yaş Sınırı
    2006 Konuları bölümünde Pontevedra tarafından açılmış
    Yanıt: 11
    Son Mesaj: 16.02.06, 21:46
  2. Kuzey Irak’a direkt uçuş başlıyor
    2005 Konuları bölümünde ÇAKA BEY tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 29.11.05, 22:16
  3. Kahrolsun Kürdistan(Kuzey Irak)
    2005 Konuları bölümünde noS tarafından açılmış
    Yanıt: 20
    Son Mesaj: 21.09.05, 09:42
  4. İsraİl Kuzey Irak’ta Ne Ariyor?
    2005 Konuları bölümünde azeags tarafından açılmış
    Yanıt: 10
    Son Mesaj: 24.08.05, 19:01
  5. Olasi Kuzey Irak Harekati İÇİn TÜm Hazirliklar Tamam!!!
    2005 Konuları bölümünde Icewind tarafından açılmış
    Yanıt: 36
    Son Mesaj: 20.08.05, 09:48

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •