• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 6 123456 SonSon
56 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    Tarikatlar...

    Önce kendimden bahsedeyim.

    Ben Yüce Yaratıcıya inanan saygı ve sevgi duyan birisiyim (yalnız ona).Bunu defalarca yazılarımda vurguladım.Din konusuna gelince ,kurallar ve anlayışlar konusunda sizlerden farklı düşünüyorum, ama kimsenin inancını burada sınama,yargılama ,aşağılama hakkımız yok.Ben Atatürk ilkelerini benimsemiş,bilime,medeniyete ve demokrasiye inanan birisiyim.
    Burada insanların belki tepkisini çekiyoruz yazdığımız yazılarla,tabi bu arada bizde vakit harcıyoruz emek sarfediyoruz ama neden?.Şimdi lütfen aşağıdaki yazıyı üşenmeden sıkılmadan okuyun.Nasıl sinsice taşların üst üste konulduğunu görün.Nasıl medeniyet yolunda zihinlerin bulandırılmaya,zihinlerin nasıl köleleştirilmeye çalışıldığını görün.Öğrenci yurtlarından tutun,ev toplantılarına kadar din probağandası yapılıyor.İnternette bir çok sayfaları var.Hatta bu fromdada vazifeli elamanları var.


    Tarikatler ,Osmanlının, din hiç bir zaman birleşip devlete tehlike oluşturmasın düşüncesi ile teşvik edilmiş, düşünce akımları ve farklılıkları idi.Osmanlı devleti farklılıklar devleti idi.Birtek farklı olmayan padişahlık ve devlet olma anlayışı idi.Ermenilerin bile romadan ayrılması ve anadoludaki ortodoks rumlara din anlayışı olarak rakip olmaları için biliyorsunuz Fatih Sultan Mehmet tarafından patrikhane kurmaları teşvik edilerek bağımsız ermeni patrikliği kurdurulmuşdu.Tarikatlerde bu amaçla teşvik edildi.
    Bir zaman devletin dirliği için zekice düşünülmüş bir hareket, artık medenileşme ve dünyayla bütünleşmede engel teşkil etdiği,ve hür düşünceli bir neslin gelişebilmesi için Atatürk tarafından bütün tarikatler,tekke ve zaviyeler kapatıldı.Hani ikidebir söylüyorum'ya teferruatçılar diye ,Atatürk tarafından Allahla kulun bütünleşmesi sağlandı.Allahla kulun arasına hiçbir kimse giremez derler'ya.Şimdi birde aşağıdakilere bakın.Hepsi iddia ediyorlarki cennetin anahtarı bizde diye.Anahtar değil ama müritlerin parası ve gücü onlarda.

    Bakalım tarikatler şimdi ne durumda..





    Türkiye’nin her bölgesinde bir tarikat ve cemaat var? İşte şehir şehir tarikat haritası:

    Çoğunlukla kapalı bir ilişki ağı kuran ve içe dönük yaşayan tarikatlar, bunlardan doğan cemaatler neredeyse tüm şehirlerde faaliyette. Kökleri çok eskiye dayanan tarikatların çizgisinden geldiğini iddia eden birden fazla cemaat var. Sık sık kendi içlerinde bölünüyor, aralarında mücadele ediyorlar.

    Çoğunlukla kurdukları vakıflar aracılığıyla hareket ediyorlar. Kimileri de neredeyse holdingleşmiş durumda. Postluk bazen babadan oğula, bazen kardeşlere geçiyor. Cemaatlerin bazılarının siyasetle çok yakın bağları var, bazıları politikayla ilgilenmiyor. Ancak tüm Türkiye’nin her bölgesinde günlük hayatı ve insan ilişkilerini etkiliyorlar. Tarikatları, kurucularını, etkili oldukları bölgeleri, yaklaşımlarını aşağıda bulabilirsiniz.


    kadiriler hüseyni kolu


    http://www.gavsulazam.de

    İSTANBUL-KAYSERİ-DÜZCE-ANKARA

    Kadiri Muhammediye

    Kadiri tarikatı kökenli Muhammediye kolu İstanbul, Ankara, Kayseri ve Düzce’de güçlü. Lideri Şeyh Seyyid lakabını kullanan Muhammed Ustaoğlu. 1987 de imamlıktan emekliye ayrılan Ustaoğlu, İstanbul’da yaşıyor. Kendisinden sonra yerine geçmesine kesin gözüyle bakılan oğlu Muhittin Ustaoğlu da Diyanet İşleri’nde görevli, Düzce’de imamlık yapıyor. Cemaatin Kayseri vekili Muammer E. Almanya vekili Şükrü Oral. Muhammediye, tarikat şeceresini Kadiri tarikatının kurucusu Abdülkadir Geylani’ye dayandırmakla birlikte kendisini Nakşibendi ve Mevlevi geleneğinin parçası kabul ediyor. Zikir törenlerinde zaman zaman yaklaşık bin kişiyi buluşturmayı başarıyor.

    Bakınız.. http://www.muhammediye.net/

    KÜTAHYA

    Halveti tarikatının Şabaniye Kolu

    Şeyhlik postunda Mehmet Dumlu oturuyor. Türkiye’nin en aktif Halveti tarikatı olarak biliniyor. Düzenli yaptıkları zikir törenlerine kadın ve erkeğin bir arada katılmasıyla tanınıyorlar. Kütahya merkezli cemaatin zikir törenlerine İstanbul’un yanı sıra, Bursa, Uşak, Eskişehir, Ankara ve Afyon’dan da geniş katılımlar oluyor.





    ANKARA- ANTALYA

    Galibiler

    Kadiri-Rufai tarikat geleneğinden gelen cemaatler arasında tarikatlığını ilan eden tek kol. Şeyhleri Hacı Galip Hasan Kuşçuoğlu. Zikirde şiş çekmeleriyle tanınıyorlar. Her perşembe akşamı Ankara’nın Hüseyingazi semtindeki Tevhid Camii’nde yaptıkları zikre yaklaşık 3 bin kişi katılıyor. Müritlerin çoğu çevredeki sitelerin esnafı. Şeyh Kuşçuoğlu kendisini şöyle tanımlıyor: “Mezhep olarak Hanefi; meşrep olarak Alevi; yol olarak Kadiri-Rufai Galibiyiz.” Faaliyetlerini, şeyhin adını taşıyan eğitim vakfı kanalıyla sürdürüyor. Cemaat Antalya’da da faaliyette.

    ERZURUM

    Nurcu Kırkıncı Hoca Grubu

    Said Nursi’nin ölümünden bu yana Nurcular 10′dan fazla gruba bölündü. En etkin grup Fethullah Gülen cemaati. Ancak, Nurcular içinde bir isim var ki, Said Nursi’nin ölümünden bu yana “talebeler” içindeki saygın önder konumunu hiç kaybetmiyor. Bu isim, Nurcular arasında Kırkıncı Hoca olarak tanınan Mehmet Kırkıncı. Said-i Nursi’nin, “Evlerinizi medrese yapın” çağrısına uyup Erzurum Karanlık Kümbet Medresesi’ni kuran Kırkıncı, yaşamını burada sürdürüyor. 12 Eylül darbesinden iki yıl sonra MGK Başkanı Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’e mektup yazan Kırkıncı Hoca, “Dini güçlendirmek, milleti güçlendirmektir” demiş, ima yoluyla da olsa anayasa referandumunda cemaat desteğine karşılık, cemaate destek arzusunu dile getirmişti. Bu tavrı nedeniyle Nurcular arasında eleştirilse de, müridleri ve Gülen’i Nurcu yapan hocası olduğu için, Gülen Cemaati taraftarları arasında özel bir otoriteye sahip.

    TRABZON

    İcmalciler

    Kadiri Tarikatı’nın İcmal Kolu’nun lideri Haydar Baş son dönemde çalışmalarını Bağımsız Türkiye Partisi adıyla sürdürüyor. Parti, 3 Kasım 2002 seçimlerden büyük bir yenilgiyle çıktı. Ulusal televizyon ve günlük bir gazetenin sahibi Haydar Baş’ın Türkiye’nin en zengin cemaat liderleri arasında olduğu iddia ediliyor. Trabzon ve çevresinde güçlü. Baş’ın ismi Trabzon’daki rahip cinayeti sonrasındaki tartışmalarda geçmişti.

    İSTANBUL-BURSA

    Cerrahiler

    Halveti tarikatına dayanıyor. Dergahları, İstanbul’da Fatih-Karagümrük’teki Kethüda Canfeda Hatun Camii bitişiğinde. Zikirlerinde, müzik ve ibadet dışında hiçbir şey konuşulmuyor. Müritleri arasında çok sayıda tanımış ses sanatçısı bulunuyor. Tarikatın Tophane’deki Kadiriler yokuşundaki Kadirhane’sinde düzenlenen zikir törenleri neredeyse turistikleşmiş durumda. Kadirhane’nin şeyhi Ahmet Misbah Erkmenkul. Celvetiye tarikatına bağlı İsmail Hakkı Bursevi tarafından kurulan Hakkıye kolunun müritleri ise en çok Bursa’da yaşıyor. Kurucularının adını taşıyan bir vakıfları var.
    "Tekkelerle birlikte turbeleri de kapatan kanun yururluge girince:


    Asumandir kubbesi hep ihtiran kandilleri,
    En ziya bahsa kandili gunesle mahdir!
    Kapatilmakla tekaya kaldirilmaz zikr-i Hak,
    Cumle mevcudat zakir butun kainat dergahtir!


    esprisi icinde hareket eden Ibrahim Fahreddin Efendi, dergahi devrim yobazlarina cignetmemek icin yigitce mucadele etmistir."Sitelerinden alıntdır.
    Bakınız.. http://www.dergah.s5.com/index.html


    İSTANBUL-ANKARA-ÇORUM-BOLU

    Uşşakiler

    Halveti Tarikatı’nın bir kolu Uşşakiye. Merkezi İstanbul Kasımpaşa. Kurucusu Pir Hüsameddin’in türbesi de bu semtteki aynı isimli camide. Tarikatı kamuoyuyla tanıştıran isim İbrahim İpek. Uzun yıllar sessiz faaliyet gösteren tarikat onunla birlikte ün kazandı, İpek Yolu adlı yeni bir cemaat oluştu. İpek’in 2000 yılında ölümünün ardından posta 44 yaşındaki eski milli güreşçi Fatih Nurullah oturdu. Nurullah tarikat nüfusunu artırmak için herkese açık kutlamalar, piknikler düzenliyor; zikirleri tarikat üyesi olmayanlara da açıyor. Tarikatın Kasımpaşa’daki merkezi her sene Bolu’da ve Çorum’da düzenlediği “Devran” adlı zikir törenleriyle tanınıyor. Bolu’daki son devrana 2 bin kişi katılmıştı.

    Bakınız http://www.ussaki.com


    ADIYAMAN-ANKARA-AFYON-SAKARYA-İSTANBUL

    Menzilciler

    Nakşibendi Tarikatı’nın Menzil Kolu adını Adıyaman’ın Menzil köyünden alıyor. Cemaatin en ünlü ismi, uğradığı zehirli iğne saldırısından bir süre sonra hayatını kaybeden Raşit Erol. Şeyh postunda şimdi kardeşi Abdülbaki Erol oturuyor. Şeyh adaylarından Fevzettin Erol ise şimdilik cemaatin Ankara ve Afyon örgütlenmesini yönetiyor. Menzilcilerin Ankara çevresi “Semerkant Grubu” olarak da adlandırılıyor. Fevzettin Erol, yılın bir bölümünü de Afyon’daki merkezde geçiriyor. Cemaat ekonomik gücünü özellikle kendilerine derviş adını veren müritlerin kurduğu şirketlerin belediyelerden aldığı ihalelerle arttırıyor. Raşit Erol’un “İmanı kurtarmanın ve pekiştirmenin kafi olduğu bir devir yaşıyoruz” anlayışıyla hareket eden cemaatin Adıyaman Menzil ve Ankara merkezleri özellikle alkol bağımlılığından kurtulmak isteyen kişilerin ilgi odağı.
    Birde forumları var http://menzilciler.net76.net/

    SİİRT- ANKARA- İSTANBUL- ELAZIĞ

    Tillocular

    Kurucuları Sultan Memduh Hazretleri’nin türbesinin bulunduğu Siirt’in Tillo beldesi manevi merkezleri. Süryanice “Yüksek Ruh” anlamına gelen Tillo geleneği Kadiri Tarikatı’nın en güçlü kollarından. Siyasete uzak durmaları nedeniyle İcmalcilerden, Kadiri-Rufai geleneğinde faaliyet sürdürmesi nedeniyle de Galibilerden ayrılıyor.

    HATAY-GAZİANTEP-ŞANLIURFA-KİLİS-MARDİN-BATMAN

    Hazneviler

    Türkiye Kürtleri arasında en güçlü Nakşibendi cemaatlerinden biri. Merkezi Suriye’de. Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Batman ‘da örgütlüler. Cemaatin şeyhi Muhammed Haznevi yılda en az bir kez Türkiye’ye gelip, zikir törenlerini yönetirdi. Geçen yıl öldüğünde, binlerce Türk müridinin cenaze töreni için Suriye’ye geçmek istemesi haber bültenlerine konu olmuştu. Şeyhliği Muhammed Haznevi’nin oğlu Muhammed Muta Haznevi üstlendi.

    Bakınız http://www.haznevi.net/hazneviler.aspx

    SAKARYA-DÜZCE-BURSA

    Hakikatçılar
    .


    Hemen hemen tüm cemaatlere karşı yürüttüğü mücadeyle tanınan Hakikatçılar’ın şeyhi Ömer Öngüt. Adapazarı’nda yaşıyan Öngüt, Cemalettin Kaplan, Fethullah Gülen, Necmettin Erbakan, Süleymancılar, İsmailağa Cemaati ve Diyanet’e yönelik ağır eleştiri içeren kitaplarıyla tanınıyor. Sakarya başta olmak üzere Düzce, Bursa ve Ankara’da önemli sayıda müride sahip. Tarikat, şeyhe mutlak itaat ilkesiyle yaşıyor.

    KAYSERİ

    NakşibendiYahyalı Cemaati

    Kayseri’de Gülen Cemaati’yle birlikte en güçlü dini grup. Nakşibendi tarikatının Anadolu’daki en önemli kolları arasında. Yahyalı Hacı Hasan Efendi’den alıyor adını. Şimdi şeyh postunda oturan kişi Ramazan Dinç. Cemaat, Kayseri’deki sanayi gelişimine paralel olarak hızla büyüdü. Müritleri arasında Kayseri’nin önde gelen işadamları bulunuyor.

    İSTANBUL

    Işıkçılar

    Seyit Abdülhalim Arvasi’ye bağlı Hüseyin Hilmi Işık’ın kurduğu cemaat günümüzde İhlas Holding şemsiyesi altında büyüdü. Cemaatin lideri Enver Ören’in rahatsızlığı ve İhlas Finans’a el konulması cemaatin güç kaybetmesine neden oldu.

    TÜRKİYE’NİN EN YAYGIN İKİ CEMAATİ

    Gülen Cemaati ve Nurcular

    Türkiye’nin tarikat ve cemaat haritasında Nurcular ağırlıklı yer işgal ediyor. Tarikatın en ünlü ismi Fethullah Gülen’in etkinlik alanı Türkiye’nin tüm illerini kuşatıp, tarikat okulları kanalıyla Afrika’dan Uzakdoğu’ya uzanıyor. 1941 doğumlu Gülen, 1970′lerden itibaren Nur hareketi içinde gözyaşı eşliğindeki vaazlarıyla kendi yolunu çizdi. Akyazılılar ve Türkiye Öğretmen Vakfı gibi kuruluşlarla başlayan örgütlenmesi bugün büyük bir ekonomik ve siyasi güce dönüşmüş durumda. Cemaatin medyadan eğitime, finansa, sağlık sektörüne kadar pek çok alanda yatırımı bulunuyor. Gülen uzun süredir ABD’de yaşaması, olası vefatı sonrasında bu büyük ekonomik gücün nasıl paylaşılacağı belli değil. Nur cemaatinin içinde adı sık geçen diğer gruplar şunlar: Liderliğini Mehmet Kutlular’ın yaptığı Yeni Asyacılar (İstanbul), liderleri İzzet Yıldırım, Hizbullah tarafından kaçırılıp öldürülen Med-Zehra Vakfı çevresi (Doğu-Güneydoğu Anadolu), Müslüm Gündüz liderliğindeki Aczmendiler (Elazığ-İstanbul), Yeni Nesilciler, Yazıcılar

    Süleymancılar

    Cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan, soyunu Nakşibendi Şeyhi Selahaddin İbni Seracettin ‘e dayandırıyor. Zamanla bağımsız bir yol izledi. Kurduğu Kuran kurslarından yetişen öğrenciler, hocalarının mehdiliğine iman edip, Süleymancılar cemaatini oluşturdu. Ege ve Akdeniz bölgelerinde güçlenen Süleymancılar zamanla tüm yurda yayıldı. Faaliyetlerini “kurs ve okul talebelerine Yardım Dernekleri” adı altında yürütüyor. Hakikatçılar’ın şeyhi Ömer Öngüt, Süleymancılar’ı “Dinleri Süleymancılık, imanları para, huyları gasp, meslekleri de dilencilik olan bir cemaat” olarak adlandırıyor. Türkiye’nin her ilinde en az bir Kuran kursuna sahip cemaatin, kurs ve öğrenci yurtlarının toplam sayısının 1500′ü bulduğu söyleniyor. Tunahan ‘ın ölümünün ardından cemaat liderliğine Kemal Kaçar geçti. Onun vefatı sonrasında ise cemaat her ne kadar reddedilse de iki kardeş Ahmet Denizolgun ile Beyazıt Denizolgun arasında bölündü.En siyasi cemaat Süleymancılar

    Süleymancıların kurucusu Tunahan, 1959'da 50 bin kişinin katıldığı törenle uğurlandı. Cemaatin bugünkü lideri ANAP döneminde bakandı, kardeşi Mehmet Denizolgun ise AKP milletvekili.

    Nakşi cemaatlerden olan ve adını kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'dan alan Süleymancılar, siyasette en en etkili ve Türkiye'deki en eski cemaat. Demokrat Parti döneminden bugüne Kuran kursu tartışmalarının odağında yer alan Süleymancıların kurucusu Tunahan, 1888 yılında Bulgaristan'ın Silistre kentinde doğdu. Din ve hukuk alanında eğitim gördükten sonra, İstanbul'da Sultanahmet, Süleymaniye, Yenicami ve Şehzadebaşı gibi büyük camilerde vaizlik yaparken tanındı. Tunahan tek parti döneminde yasak olan Kuran kurslarını gizlice vererek, cemaati büyüttü.

    Kurslarla patladı
    CHP, serbest seçimlerin arefesinde, siyasi bir hesapla din öğretimine ilişkin yasağı kaldırdı. 1946 yılındaki bu kararla Türkiye'nin dört bir yanında Kuran kursları adeta patladı. Tunahan'ın adı bu dönemde, yazdığı "Yepyeni Usul ve tertiple Kuran Harf ve Harekeleri" adlı kitapla yayıldı. Tek başına Kuran okumayı öğreten bu pratik kitap,2 milyondan fazla basıldı. Tunahan'ın ilk öğrencileri bir süre sonra Diyanet kadrolarında yer almaya başladı. Giderek Tunahan'ın ismi etrafında birlikte hareket eden geniş bir çevre haline gelen bu grup "Süleymancılar" adıyla anıldı. Hem Kuran kursları hem de kursların yanında açılan öğrenci yurtlarını tek çatı altında toplayan Süleymancılar Kurs ve Okullara Yardım Dernekleri Federasyonu adıyla yasal olarak örgütlendiler.

    İlk milletvekili Kaçar
    Önce DP'yi destekleyen Süleymancılar kendilerine verilen sözlerin tutulmadığı gerekçesiyle bu partiden desteklerini çekti. Bunun üzerine Menderes'in baskılarıyla karşılaştı. 17 Eylül 1959'da Tunahan öldü ve cenaze töreninin Fatih'te yapılacağı bildirildi. Ancak hükümetin direktifiyle polis cenazenin Üsküdar'dan çıkarılmasına izin vermedi. Tunahan Karacaahmet'e gömüldü. Bugün burada anıt şeklinde bir de türbesi var. Tunahan'ın ölümünün ardından Süleymancılar'ın başına damadı Kemal Kaçar geçti.AP'yi destekleyen Süleymancılar'ın lideri Kaçar, bu partiden milletvekili de seçildi. Cemaatin AP'ye desteği uzun yıllar sürdü.

    Almanya'da örgüt
    Süleymancılar Almanya'ya işçi gönderilmesinin ardından yurtdışında da benzeri bir atılıma gitti. Kısa süre içinde İslam Kültür Merkezleri adı altında benzeri bir örgütlenme gerçekleştirildi. Hala yurtdışındaki en büyük örgüt olma özelliğini koruyan Süleymancılar, Kuran kursları yoluyla büyüyünce, 12 Eylül yönetimi kursların Diyanet'e devredilmesi kararı aldı. Ancak karar uygulanmadı ve 1000'in üzerinde özel kurs devam etti.

    Tiryakilik yasak
    Süleymancılar'ın kamuoyu tarafından bilinen en ilginç özelliği, cemaatte sigara içmenin yasaklanması. Cemaatin bugünkü lideri Tunahan'ın torunu Ahmet Denizolgun. Denizolgun bir dönem ANAP hükümetinde Ulaştırma Bakanı olarak da görev yaptı. Tunahan'ın diğer torunu Mehmet Denizolgun ise halen AKP'de milletvekili olarak siyaset yapıyor.
    NEVZAT ATAL-ERDAL ŞİMŞEK.. Sabah gazetesi





    İSTANBUL-ANKARA

    İskenderpaşa Cemaati

    Geçmişi 1800'lü yıllara, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi’ne uzanıyor. Uzun süre, Gümüşhanevi tekkesi cemaate ismini verdi. Mehmet Zahit Kotku şeyhlik postuna oturduktan sonra, görev yaptığı İskenderpaşa Camii tarikata ismini verdi. Kotku’nun ölümünden sonra liderliğe geçen damadı Prof. Esad Coşan da 2001 Şubat’ında Avustralya’da trafik kazasında öldü. Post oğlu Nurettin Coşan’a kaldı. Esat Coşan, tarikatı kurduğu vakıflar sayesinde büyüttü. Bunların en etkini Hakyol Vakfı. Koşan, İlim Kültür ve Sanat Vakfı ile Sağlık Vakfı’nı da kurarak örgütlenmeyi genişletti. “Hanım Dernekleri”yle kadın örgütlenmesine yöneldi. Şu andaki lider Nurettin Coşan, dini eğitiminin yanı sıra New York’ta işletme öğrenimi gördü. Babasının isteğiyle 1996'da aile şirketi Server Holding’in yöneticiliğini üstlendi. Ticari faaliyetleri ve seyahatleri nedeniyle liderlik görevini yerine getiremediğini iddia eden bir grubun muhalefet başlattığı ve tarikattan koptuğu söyleniyor. Siyasetin birçok önemli ismi cemaatle gönül birliği içinde: Eski cumhurbaşkanı Turgut Özal, başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Korkut Özal, maliye bakanı Kemal Unakıtan, bir dönem için dahi olsa Necmettin Erbakan. İskenderpaşa Tarikatı’nın bir de siyasi partisi var: “Sağduyu Partisi.” Recep Tayyip Erdoğan’ın, 3 Kasım 2002 Seçimleri sonrasındaki ilk cuma namazını Ankara’nın Dikmen semtindeki Mehmet Zait Kotku Camii’nde kılması bu gönül bağının sembolik işareti olarak değerlendiriliyor.


    http://www.iskenderpasa.com


    İZMİR-MANİSA-AYDIN

    Melamiler

    Melami Tarikatı’nın kamuoyu önüne çıkan en önemli ismi Ahmet Arslan. Emekli astsubay Arslan, Şeyh Hasan Özlem’in 1996 da ölümünün ardından posta oturdu. 66 yaşındaki Arslan, Manisa’nın Salihli ilçesinde yaşıyor. Cemaatin Aydın, Adana, Uşak ve İzmir’de mürit grupları bulunuyor. Tarikatın diğer önemli ismi Davud Yılmaz. 73 yaşında, İzmir’de yaşıyor ve küçük bir cemaati kontrol ediyor. İstanbul’da da takipçileri var. “İbadet gizli, gösterişsiz olmalı” yaklaşımını savunan Melamiler genellikle ev toplantılarında bir araya geliyor.

    http://www.melami.com/

    İSTANBUL-KONYA-ANKARA

    Erenköy Cemaati

    Kökleri Kelami Dergahı’na ve şeyhi Erbilli Mehmet Esat’a dayanıyor. Mehmet Esat, tekkeler kapatılınca Erbil’deki arazilerini satıp, İstanbul’a yerleşti. Erenköy’de bir köşk aldı, cemaatin temellerini attı. Menemen Ayaklanması’na karıştığı iddiasıyla gözaltındayken rahatsızlanıp hayatını kaybetti. Erenköy Cemaati, Mehmet Esat’ın halifesi Mahmud Sami Ramazanoğlu’nca kuruldu. Nakşibendi geleneği içinde, esnaf ve işadamlarının kolu olarak biliniyor. Ramazanoğlu’nun ardından cemaatin dini sorumluluğunu Musa Topbaş üstlendi. Onun ölümüyle üç isim ön plana çıktı: Yeni Şafak’ın eski başyazarı Ahmet Taşgetiren, Eymen Topbaş ve Konya’da yaşayan Tahir Büyükkörükçü. Şeyh postuna Büyükkörükçü’nün oturduğu ileri sürülüyor. Konya’da Erenköy Mahallesi’nde yaşayan Büyükkörükçü bir dönem Milli Selamet Partisi milletvekilliği de yapmıştı. Erenköy Cemaati’nin Ankara örgütlenmesini ise Muradiye Vakfı yürütüyor.

    İSTANBUL

    İsmailağa Cemaati

    Kurucusu Ebuishak İsmail Efendi, 1723 te Fatih’te adını taşıyan camiyi inşa ettirdi. Ölümünden sonra cemaati tarikat yoluna girdi. Şeyh Batumlu Ali Haydar Efendi, 1960 da ölene kadar liderliği yürüttü. Görevi İsmail Ağa Cami imamı Mahmut Ustaosmanoğlu devraldı. Cemaat İstanbul’un merkezi Fatih’te, Türkiye’nin en dikkat çeken İslami gettosunu oluşturdu.Mahmut Efendi 'İslami yaşayış'ın dış görünüşe yansıması gerektiğini savunan bir çizgiyi benimsedi. Ve erkeklerde şalvar, sarık; kadınlarda çarşafı kıyafet şartı olarak koştu. Sarık, şalvar ve cübbeli giyimleriyle diğer Nakşibendi gruplarından ayrılıyorlar. İsmailağa Cemaati, Ustaosmanoğlu’nun kökeni nedeniyle İslami gruplar içinde “Oflular” olarak da tanınıyor. Cemaatin önde gelen bazı isimlerinin Salih Mirzabeyoğlu liderliğindeki İBDA-C ile birlikte hareket etmesi, grubun radikalleşme potansiyelinin bir kanıtı gösteriliyor.İsmailağa Cemaati en son olarak adını Cübbeli Ahmet Efendi ile duyurdu.


    Rufailer tarikati

    Yaklaşık bin yıllık tarikat olan Rufailer günümüzde farkı görünümler sergiliyor. Ankara grubu geleneksel ayin törenlerini sürdürüp, şişli, kılıç ayinler yaparken, sanatçı ve bilim adamlarından oluşan İstanbul grubu, kültürel faaliyetlere önem veriyor. Ortak noktaları Atatürkçülük.
    Zikir törenlerinde vucutlarına şiş sokuyorlar,kızgın kor halinde demir yalıyorlar.Kaynar yağ ile apdest alıyorlar.. Bu tür törenlere katılan Hacettepe üniversitesi tıp fakültesi öğretim üyesi prof. Dr. Naci BOR, aynı uygulamayı gazetecilerin ve video kameralarının önünde gerçekleştiriyor. Şeyhinin verdiği şişi alan prof. Bor gazetecilerin ve misafirlerin şaşkın bakışları altında ağzına sokup, yanağından çıkarıyor. Ayinden sonra gülümseyen prof. Bor “sizlerinde gördüğü gibi” diyor gazetecilere “şişi soktum ve hiç acı duymadım. O anda maddi dünya ile tüm ilişkim kesiliyor.Diyerek beyanat veriyor.
    İstanbul gurubu ise tamamen farklı anlayışa sahip.Soner Yalçına göre sabetaycıların elinde.Bu tarikate bağlı çok önemli insanlar var.

    Bakınız www.rufai.com

    Arusiler

    MHP lideri Türkes yasami boyunca Arusiler'e sükran duydu.1964'de siyasete atilirken Arusi Seyhi Mustafa Aziz Çinar'a danisan Türkes, bu özel görüsmede neler konusuldugunu sir gibi sakladi. 25 yil boyunca sakladigi sirri bir baska Arusi seyhine açan Türkes, 12 Eylül öncesinde ülkücü gençlerin öldürülmesinden kendisinin sorumlu tutuldugunu gözbebekleri dolarak anlatarak partisinden istifayi düsündügünü söyledi. (bakınız http://www.turkbirligi.com/forum/for...ts.asp?TID=146 ).Tunus/Libya kökenli bir tasavvuf hareketi. Arusiler Osmanli Devleti'ne bagliliklariyla taniniyorlar.Ömrü boyunca Türkiye'deki Arusi seyhlere yakinlik duyan ve her zaman istisarelerde bulunan MHP lideri Alparslan Türkes, Hindistan'dan sürgünden döndükten sonra siyasete atildi. Türkes siyasete atilma kararini gizlice ziyaretine gittigi Arusi Seyhi Mustafa Aziz Çinar'a da açarak fikrini aldi. Mustafa Aziz çınar isyancı kürt aşireti Bedirhan ailesindendir (soner Yalçın).Yine Türkeşin anlatımları..Türkes yasami boyunca manevi desteklerini aldigi Arusiler'e sükran duygulari tasidi. 11 Aralik 1987'de Mevlana Ihtifali vesilesiyle Ankara'ya giden Arusi Seyhi Mehmet Faik Erbil'le Bulvar Palas'ta özel bir aksam yemeginde bir araya gelen Alparslan Türkes, Arusilige olan sevgisini ve bagliligini dile getiriyordu. Yemekte Türkes'in esi Seval Türkes Hanim da vardir. 12 Eylül döneminde askeri mahkemelerde idamdan yargilandigini ve Arusiler'in kadim seyhlerinden Abdusselam El Esmer'in himmetiyle kilpayi kurtuldugunu belirten MHP lideri Türkes, Mehmet Faik Erbil'e basindan geçen olaylari heyecanli bir sekilde söyle aktariyor: "Hakkimdaki idam fermani önceden verilmis ve üç bacakli sehpa kurulmustu. Çok büyük bir evliya olan Hazreti Pir Seyyid Abdusselam el Esmer Sultan'in yüzü suyu hürmetine bu belanin üzerimden ref-i def olmasi için Allah'tan niyaz ettim. Cenâb-i Allah'in izni iledir ki, Hazret-i Pîr Seyyid Abdüsselâm el Esmer Sultan'in çok himmetini gördüm ve üç bacakli idam sehpasina mübaregin attiklari bir tekme ile idamdan döndügüm gibi bugün dimdik ayaktayim. Kendilerine medyun-u sükranim. Ikincisi, haksiz yere yattigim hapisten sonra çoluk çocugumla Avrupa'ya gittim. Alman hükümeti, yapilan fitne üzerine, hava meydanindan geri dönmemi istedi. Yarim saat içerisinde Seyyid Abdusselam Hazretleri'nin himmetini gördüm. Alman Istihbarat Baskani benden özür diledi ve Frankfurt'a girdim. Üçüncüsü, Ingiltere'ye gitmek üzere iken Fransa'ya inmek zarureti hasil oldu. Ayni sekilde Paris'e girmeme müsaade edilmedi. Yine o mübarek pîrin himmetleri ile on bes dakika içinde bizzat Paris Emniyet Müdürü gelerek özür diledi. Paris'e, oradan da Ingiltere'ye geçtim. Ya Allahim! Bu büyük evliyayi nasil sevip de ona hürmet etmeyeyim. Beni herkesin terkettigi en kara günlerimde ve en zor zamanlarimda gerçek bir karagün dostu oldugunu unutmam mümkün degildir.Üzeyir Garihin mezarını ziyaret ettiği ve orada öldürüldüğü Küçük Hüseyin Efendide bu tarikate mensup.Mareşal Fevzi Çakmakta arusiydi.

    Şazeliyye

    Osmanlı Padişahlarından Abdülhamid'in de bağlı olduğu Şazeliyye tarikatının, kahvenin bulunup yayılmasında büyük rol oynadığı söyleniyor. Ebu Hasal Şazeli tarafından kurulan Şazeliyye tarikatı müridledi özel kıyafetler giymiyor ve dilenmeyi hor görmüyor.
    ABDÜLHAMİT'DE ŞAZELİ
    Sultan Abdülhamit'in bu şeyhe Yıldız Sarayı yolu üzerinde, Hamidiye Camii'nin karşısında büyük bir tekke, ayrıca Kağıthane Alibeyköy'de de bir başka tekke yaptırdığı biliniyor. Abdülhamit böylece hilafete bağlı olan Şazelileri tutarak Sunusilerin devlet aleyhinegiriştikleri faaliyetleri engellemiştir. Mustafa Kelmal Atatürk de Trablusgarp Cephesi'nde savaştığı dönemde Şazeliyye tarikatına aşinaydı.Avrupa'da etkili olan Şazeliyye'nin Alaviyye kolu. Balkanlar'da etkili olan 9 tarikat içerisinde de Şazeliyye'nin kolları en yaygın olanları. Alaviyye tarikatının, bir çok Avrupa, Afrika, Ortadoğu ve Asya ülkesinde şubeleri bulunuyor. Fransa'da da bir çok şubesi bulunan bu tarikat Les Amis de l'Islam (İslam'ın dostları) adlı bir dernek halinde, çok yönlü bir faaliyet içerisinde.



    Arap ,iran diyarlarında daha niceleri var.Ama birde şuna bakın..



    ANKARA-VAN-Ş.URFA-İSTANBUL oldukça yoğunlukta faliyet gösteriyorlar.

    Hizb-ut Tahrir

    Grup kendisini “İdeolojisi İslam olan parti” olarak tanımlıyor. Adlarını Hizb-ut Tahrir Türkiye sözcüsü Yılmaz Çelik’in İstanbul Fatih Camii’ndeki basın açıklamasıyla duyurdular. Ankara ve İstanbul’un yanı sıra Şanlıurfa ve Van’da da güçlü oldukları biliniyor. Örgüt çalışmalarını Ankara merkezli Köklü Değişim adlı dergi çevresinde sürdürüyor.
    Türkiyeyi vilayet olarak görüyorlar valileri bile var.YILMAZ ÇELİK

    muhakkak bakınız http://turkiyevilayeti.org/
    Bu mesaj en son " 28.08.09 " tarihinde saat 17:39 itibariyle ..NemesiS.. tarafından düzenlenmiştir... Neden: başlık

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    17-09-2007
    Mesajlar
    415
    Karizma Gücü
    0
    Gözaltına alınan 19 kişinin İstanbul`daki sorgu ve işlemlerine devam ediliyor. Bu şüpheliler arasında yer alan beş teğmen hakkında `Hizbul Tahrir` örgütü iddiası öne sürüldü.


    Ergenekon soruşturmasının son dalgasında teğmenlerle birlikte Ankara`da 8 kişi gözaltına alındı. Sabah saatlerinde zanlıların ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda 6 bilgisayar kasası, bir dizüstü bilgisayar ile çok sayıda CD ve belgeye el konuldu.


    Yapılan ilk incelemelerde Hizbullah ve Hizbuttahrir terör örgütlerinin propagandasını içeren belgelerin ele geçirildiği öğrenildi. Silahlı herhangi bir eylemi bulunmayan Hizbuttahrir örgütü, son yıllarda ev ve işyerlerinin posta kutularına bırakılan provokatif mektup ve bildirilerle gündeme gelmişti. Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü`nce örgüte üst üste operasyonlar düzenlenmişti. Yargıtay da geçtiğimiz günlerde aldığı bir kararla silahlı eylemi olmamasına rağmen Hizbuttahrir`in terör örgütleri arasında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmişti.


    Ankara`da gözaltına alınan zanlıların, garson, telefoncu ve reklamcı gibi dikkat çekmeyen işlerde çalıştığına işaret eden polis kaynakları, zanlıların hücre yapılanması içinde olabileceğini öne sürüyor. Hizbuttahrir örgütü, 2005 yılı Eylül ayında İstanbul Fatih Camii`nde düzenlediği gösteriyle gündeme gelmişti. Hilafet talebinde bulunan ve Atatürk aleyhine sloganlar atan örgüt mensuplarına güvenlik güçlerinin gerekli müdahalede bulunmadığı ileri sürülmüştü.


    Sedat Günenç-Alper Sancar/Zaman


    Geleceğin pkk 'si bu adamlar.Veya çoğunluk onlarda olursa bu sefer biz.

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Bir Allah,128 000 Peygamber.Bir Allah 128 000 şeriat.Bir Allah binlerce tarikat.Sorsan hepside kendini haklı görür,diğerleri ya kafir,ya münafık yada fasıktır.

    Ama yine sorsan bizler cehennemliğiz onlar cennetliktir.

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    17-09-2007
    Mesajlar
    415
    Karizma Gücü
    0
    Yavaş ve emin adımlarla yürüyorlar.Yavaş olmalarının tek sebebi kendi yobaz düşüncelerinin tek karşısında olan ,Türkiye için değil tüm islam ülkeleri için söylüyorum Atatürkçü düşüncedir.Bunu çürütebilmek için çok düşünüyorlar çok ihtiyatli davranıyorlar.

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ulvatar tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Yavaş ve emin adımlarla yürüyorlar.Yavaş olmalarının tek sebebi kendi yobaz düşüncelerinin tek karşısında olan ,Türkiye için değil tüm islam ülkeleri için söylüyorum Atatürkçü düşüncedir.Bunu çürütebilmek için çok düşünüyorlar çok ihtiyatli davranıyorlar.
    Yok be kardesim bu net cikti bunlarin sonu geldi ..

    Bunlar her zaman KEMALISTLERIN keskin kilicini enselerinde hissettikce bir halt edemezler.Siz bu tarikat toplantilarina giden her kezin INACLARI yuzunden mi gittiklerini zannediyorsunuz ?

    Bu SAADET ZINCIRI kurma meraklilari sunu bilsinler ki ,sizlerle beraber kafa sallayarak zikir yapanlarin bir cogu ,sabah sizden alacagi corbaya bakiyor.O corba kesildigi anda bu geriye kalan 4 tane kozalak aksama kadar kafalarini birbirlerine vurarak zikir yaparlar


    .

  6. #6
    AFAKİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2007
    Mesajlar
    1,428
    Karizma Gücü
    5
    Öncelikle şuna açıklama getirmek lazım "tarikat" kavaramını "film klişelerinden" arındırarak tartmak, değerlendirmek ve analiz etmek şarttır. Tarikat, İslam ile beraber çıkmamıştır ama İslam'dan kopuk şekilde de çıkmamıştır. Resmi tarihin bize anlattığı gibi de değildir. Anlamı "yol"dur. Mümin'in hayatını daha İslam'a dönük yaşamasına yardım edecek bir yoldur, aracıdır. Tasavvuf şiirlerinde tarikatlara meyhane, şeyhlere sâki denmesi de tarikatların bir "yol" olduğunun göstergesidir.

    Dinden arındırılmış, seküler bir toplum yaratma kaygısı Cumhuriyet döneminde tarikatların yanlış anlaşılmasına sebebiyet vermiştir. Nasıl ki Tek Parti hükümeti kadroları, milli bir kültür yaratmak için "Ergenekon Destanı" diye bir masal ortaya çıkardıysa, dinle arasına set çekmiş bir toplum yaratmak içinde dini öğeleri yasakladı ve toplum nezdinde küçük düşürmeye çalıştı. Oysa "tarikat" kavramını anlamak için bizim dönüp 13.YY Anadolu'suna bakamamız şart. O dönemki tarikatların Anadolu'da nasıl güzel izler bıraktığını bugün daha iyi görebiliyoruz. Biz, Anadolu ile "hoşgörü" kavramını bir tutuyorsak bu Anadolu tarikatlarının başarısıdır.

    Günümüzde tarikatlar nasıl işler, neler yapar derin bilgilere sahip değilim. Ama günümüzdeki tarikatlar için külliyen kötüdür, yahut külliyen iyidir demek doğru değil. Zira devletin derinlerinde, karanlık tertipler var. Tarikatların bir kısmı, TSK'nın içindeki BÇG ya da CÇG gibi illegal örgütlenmelerin tertibi, ürünü. Hizb-ut Tahrir bu karanlık senaryonun ürünlerinden ve açığa kavuşmuşlarından biri. Tarikatlar arasında "bölücülük" yapanlar kuvvetle muhtemel ki 28 Şubatçıların kuklası. 28 Şubatçılar onları kıvılcım olarak, gerektiğinde provakatif faaliyetler yapmaları için kullanıyor. 28 Şubat sürecini hatırlarsak, o dönemin olgunlaşmasında en önemli rolü kimler aldı? Tabi ki TARİKATLAR. Bunun için iyi düşünmek lazım. Ne hepsini karalamak ne hepsini aklamak lazım. Nurcu Kırkıncı Hoca Grubu ile Hizb-ut Tahrir'in birbirlerinden nasıl ayrı oldukları açık seçik ortada. Bu durumda şunu diyebiliriz ancak; bazı tarikatlar din kisvesine bürünmüş derin güçlerin piyonudur, bazıları ise gerçekten "yol"dur.

    Burada bir hatırlatma yapmakta fayda var "Gülen Cemaati" pek doğru bir söyleyiş değil. Evet Nur Cemaati vardı ama Gülen Cemaati yok. Cemaat yerine "hareket" yahut "network" desek daha doğru olur. Çünkü bir gönüllüler ağı, gönüllüler hareketi var ortada.

    ‘‘... “Çağdışılık” ithamı, iftiraların en alçakçası, en abesi. Çağdaşlaşmak neden Hristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun.’’

    Cemil Meriç

  7. #7
    Ra_
    Ra_ çevrimdışı
    oysa ben ... Ra_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-02-2009
    Mesajlar
    7,332
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Ah şu tarikatlar...

    Adam şeyhliğe fakir, eğitimsiz başlamış, kısa zamanda dehşetli bir servet sahibi olmuş. Ortada şeffaf bir hesap yok... Nereden bulmuş?

    sonrada müritlerine doğruluk ilim ihsan ediyor...!
    Her gidiş zamansızdır, bir yosmanın gülüşü kadar
    vurdumduymaz...
    dönüp bakmak istersin ardına, geride bıraktığın piç
    sevdalara...
    üşürsün bencilce..
    .....

  8. #8
    ∞ ☯ △ ✺ ☪ ✡ † ♋ ♍ dara78 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-12-2008
    Mesajlar
    5,394
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Belirtildiği gibi birçok siyasetçi bu Tarikatlere bağlıdır!

    Aslında daha fazla Siyasetçi bu tarikatlere bağlı ama önemli olan sayı değil! Asıl olan durumdur!...

    Osmanlıdaki Kapitülasyonlar sonra Osmanlılın nsıl başına bela olduysa Bu tarikatlerde Türkiye nin başına bela olmaktadır!...

    Tarikatler niye besleniyor?! Tarikatlerin bazıları gizli bazıları devlet göz yumuyor!... Peki bunun sebepleri nedir?!...

    Sorunu İktidar yaptı demeyin! Bu Tarikatler Osmanlıdan beri vardır! Bazıları kapatılsa da yenileri farklı isimlerle sürekli canlı tutulmaktadır!...

    AMA NİYE! Tarikatler AMACA GİDEN BİR ARAÇTIR! AMA ne hikmetse TARİKATLER SİYASİ ARAÇ OLMAKTAN ÖTEYE DE GİDEMİYOR!...
    "Bu maskenin altındaki et ve kemiklerden oluşan yüz, benim benliğime ait değil."
    "Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var, ve fikirler kurşun geçirmez!"

    V

  9. #9
    Uye ostrakismos adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-09-2007
    Mesajlar
    4,973
    Karizma Gücü
    5
    Tarikatlar din insan hayatına girdiği andan başlayarak oluşmuş olan Bu işten rant sağlayıp İnsanları soyup soğana çeviren ve cinsel açıdanda sömüren BİR ÇIKAR VE ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜDÜR.. kullandığı ALLAH ,KİTAP vs söylemleri ise bahanedir..
    [CENTER][B]
    [QUOTE]'' Her ağacın kurdu nasıl özünden gelirse, köpek de kurdun çürük yanlarından doğup gelişir. Köpek haindir ve karın tokluğuna satın alınmıştır. Zayıf olandır k[COLOR="Red"]öpek, dönek olandır. Ama kendi soyuna karşı öyle bir yetiştirilir ki, kurdu gördüğünde ağzı cehennemleşir[/COLOR]. Kolaylıkla devşirilebildiği için de insanda en ağır aşağılama ve hakaret sözü yerine geçer.'' [/B][/QUOTE][/CENTER]

  10. #10
    Ra_
    Ra_ çevrimdışı
    oysa ben ... Ra_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-02-2009
    Mesajlar
    7,332
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı ostrakismos tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Tarikatlar din insan hayatına girdiği andan başlayarak oluşmuş olan Bu işten rant sağlayıp İnsanları soyup soğana çeviren ve cinsel açıdanda sömüren BİR ÇIKAR VE ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜDÜR.. kullandığı ALLAH ,KİTAP vs söylemleri ise bahanedir..
    Yani dini rantlarına alet etmek değil mi?

    yada dini istismar..!!

    iyi güzel ama, bunu yapanların yandaşları/pardon müritleri bunu görmüyor mu? onlara getirisi ne onu anlamıyorum.!
    Her gidiş zamansızdır, bir yosmanın gülüşü kadar
    vurdumduymaz...
    dönüp bakmak istersin ardına, geride bıraktığın piç
    sevdalara...
    üşürsün bencilce..
    .....

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. necip hablemitoğlu'ndan ; ABD,tarikatlar,dil, eğitim ve Türkiye üzerinde oynanan oyunlar...
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde gdsnsnsnsnsns tarafından açılmış
    Yanıt: 9
    Son Mesaj: 05.10.11, 00:55

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •