Şu günlerin en güncel ve en önemli konusu 17 Mayıs 2009 tarihinde Ankara-Tandoğan alanında yapılacak olan cumhuriyet mitingidir…
Ama, Türkiye’nin büyük medyası bu olaya hemen hiç yer vermiyor. Haber olarak görmüyor.
Ne diyelim? On beş günden beri, her gün her saat, her bültende ‘domuz gribi’ haberleri vererek ülkemiz dışındaki bir salgını abarttıkça abartmasını iyi biliyorlar…
Bu salgın yüzünden Türkiye’de hasta olan bile yok…
Arka plana müzik koyarak televole haberciliğini iyi yapıyorlar. Arada bir “flaş !.. flaş !.. “ diyerek başka bir haber anonsu yapıyor ve “azz sonnraaa !..” diyerek izleyici ile dalga geçiyorlar…
Türkiye cumhuriyetinin temel değerlerine sahip çıkmak için yapılacak mitingi sahiplenmek bir yana neden haber bile yapmadıklarını sanırım biliyorsunuzdur…
Bu mitinge “domuz gribi”.kadar yer verirlerse ve çok büyük bir miting gerçekleşirse iktidarın medyadan hesap sorması kaçınılmazdır…
Çukurova grubuna sopa gösterildi. O iş tamam… İşte habertürk kanalının zavallı hali…
Doğan grubu da sekiz yüz milyarlık ceza ile iyice uysallaştırıldı.
Ötekiler zaten kraldan çok kralcı !…
Geriye ne kaldı?...
Kısaca, basın yayın organlarının yüzde doksanı uşaklık, sözcülük, kölelik, tetikçilik, iftiracılık dahil her görevi üstlenmiş durumdadır…
İşte medyanın hali pür melali…


Durumun farkına varamayan, aldatılan birçok insan da “yine nerden çıktı bu cumhuriyet mitingleri” diyebilir.
Bu konuda yüzlerce gerekçe sıralanabilir… Ümraniye’deki el bombalarından yola çıkarak dünyanın en tuhaf davası olan kovuşturma için 57 baro ve üniversite hocalarının 50 kadar büyük hukuk hatası bulduklarını anımsatmak bu konuda fikir vermeye yetecektir…

Ama yine de 17 mayıs 2009 Cumhuriyet mitingi için birkaç gerekçe sayalım:

Bu miting en başta hukuk ve adalet istemiyle yapılacaktır. Hukukun üstünlüğünün, insan haklarının, özel yaşamın gizliliğinin hiçe sayılmasına; gestaponun bile yapmadığı şekilde önceki cumhurbaşkanlarının, genelkurmay başkanlarının, yüksek yargıçların dinlenmesine; insanların yargılanmadan suçlu ilan edilmesine ve haklarında iddianame bile düzenlenmeden peşin olarak infaz edilmesine karşıyız…
Bu istemlere kim itiraz edebilir ?..

Geçmişte cumhuriyet mitinglerine katılan milyonları gazete köşeleri ve tv ekranlarında “darbeci” ilan eden saldırgan ve tetikçi müfterilere itiraz edeceğiz.… Biz halkız. Biz en demokratik hakkımızı kullanıyoruz.. Milyonlarca Atatürkçüyü ve cumhuriyetçiyi karalayanlara yanıtımız var !...
Sesimizi Türkiye’ye başka türlü duyuramıyoruz…

Atatürk’ü uyduruk “Ergenekon çetesinin tarikatvari yapısı içinde” gösteren ve “henüz bunun açıklanmasının zamanının gelmediğini” yazmaya ve bunu iddianameye almaya cesaret edenlere karşı Atatürkçüler olarak ayağa kalkıyoruz… Bu bir yurtseverlik görevidir…
Amaç açık ve seçik olarak ortaya çıkmıştır. Yıllardan beri Atatürk’e ve Atatürkçülüğe karşı bir savaş yürütülmektedir… Zira istenilen İslamcı faşizm ancak Atatürk ve Atatürkçülük yok edilerek kurulabilir..

Cumhuriyet mitinglerini düzenleyen ve katılanları suçlayıp, iktidara muhalefet edenleri susturarak, sindirerek istenilen siyasi düzeni, tek parti egemenliğini kurmak isteyenlere güçlü bir şekilde karşı çıkıyoruz…
Bu nedenle anayasal demokratik hakkımızı kullanacağız !…

Cumhuriyetimizin yüz akı aydınlar, yazarlar, sanatçılar, siyasetçiler, bilim insanları üzerinde kurulan baskı, sindirme ve yok etme girişimine karşı çıkıyoruz !…

Ulusal varlıklarımızın satılmasına, dış güçlere uşaklığa, emperyalizme karşı çıkıyoruz. Tam bağımsız, demokratik ve laik Türkiye’ye sahip çıkıyoruz !…

İktidarın niteliksiz, liyakatsız, yetersiz yandaşlarla kadrolaşmasına, yağmacılığa ve talana karşı çıkıyoruz !…

İtirafçılıkla, yalan tanıklıkla, rüşvet ve şantajla alınan ifadelerle teröre karşı savaşanların içeri alınmasına; gerçek teröristlerin dışarıda itibar görmesine itiraz ediyoruz !…

Ülkemizin yakıcı sorunlarına çözüm aramak yerine, yargıyı iktidarın emrine alacak anayasa değişikliği istemiyoruz… AKP’nin anayasa değiştirme girişimlerinin amacı asla demokratikleşme değil, tam anlamıyla faşist bir baskı rejimi kurmaktır..
Bunu en ateşli değişiklik savunucuları da bilirler…

Görüldüğü gibi , 17 Mayıs 2009 cumhuriyet mitingi Atatürk’e, Atatürkçülüğe, ulusal değerlerimize, ulusal birliğimize, ulusal bağımsızlığımıza sahip çıkarak; insan haklarına, hukuka, gerçek demokrasiye ulaşmamızın yolunu gösterecektir…
17 Mayıs, ülkemizin ve ulusumuzun içinde bulunduğu tehlikeden çıkması için halkın gösterdiği yol olacaktır…

Güncel yaşamda birçok insanın bu duyarlılıkları heyecanla paylaştıklarına tanık oluyoruz...
Ama, bu insanların bir bölümü sadece yakınmakta, sıra eyleme gelince sessizce ortadan kaybolmaktadır…
Kimileri de eyleme katılmayı düşündüğünü ama yol paralarının olmadığını, ücret istenmezse katılabileceklerini söylemektedirler…
Soru şudur:
Gerektiğinde yaşamını feda edecek kadar bağlı oldukları değerler böylesine tehdit altındayken eylemden çekinmek ya da bir bahane bulmak ne kadar dürüsttür?...
Atatürk’ün sözünü güncel dille bir kez daha yazmanın zamanıdır:
“Söz konusu vatansa gerisi ayrıntıdır !.. “
Durumdan şikayetçi olan ama sıra işe ve eyleme geldiği zaman ortadan kaybolan insanlar ne zaman harekete geçecekler dersiniz?...
Sıranın kendilerine gelmesini bir olasılık olarak görmeyebilirler… Şimdi sinerek, korkarak onurlarından ve özgürlüklerinden ödün verebilirler….
Sıra kendilerine gelince korkup saklanmanın anlamsızlığını öğrenmenin hiçbir yararı olmayacaktır…

Çok konuşan, çok yakınan ama hiçbir şey yapmayıp kendi düzenini sürdüren insanlar için Orhan Veli ne güzel söylemiş ?..
“Neler yapmadık bu vatan için /Kimimiz öldük / Kimimiz nutuk söyledik “

Yüreğinde Atatürk’e ve cumhuriyete borçlu olduğunu duyumsayan hiç kimse cumhuriyet mitingine bile katılmamak için hiçbir bahane üretemez…
17 Mayıs 2009 Pazar Günü saat 12.00’da Ankara/ Tandoğan alanında buluşalım…
Haydi Mitinge !...

kaynak