Fakir bir köylü genciyle, güzeller güzeli bir prensesin hikayesi.
Fakir delikanlı, güzel prensese tutulmuş. Ama kral bunu fark edince, delikanlının ölüm fermanını çıkmış. Presnses, babasına yalvarmış yakarmış, sevdiginin hayatını kurtarmış ama aşık genci uzak bir adaya sürmüşler ve onu orda yalnız yaşamaya mahkum etmişler. Fakir delikanlı, aşkını kagıtlara dökmüş, martılarla paylaşmış. Sonunda martılar bile bu aşkın büyüsüne kapılıp, genç adamın yazdıklarını prensese götürmeye başlamışlar.mektuplardan biri kralın eline geçince, çok etkilenmiş. Hayvanların bile anladıgı aşka karşı, acımasız davrandıgı için kendi kendisini suçlamış ve sevdigine kavuşsun diye, o ıssız adata bir gemi gönderecegini kızına müjdelemiş. Prenses, babasının yumuşadıgını, artık birlikte olabileceklerini ve bütün martıları da dügününe davet eden bir yazıyı kaleme alarak, bir martıya teslim etmiş. Ama martı, yolda rastladıgı diger martılara, herkesin dügüne davetli oldugunu söylemek üzere gagasını açtıgında, mektup denize düşmesin mi! Martılar, hepsi bir arada mektubu aramaya başlamışlar: Fahat bulamamışlar.
Ya delikanlı ne yapmış? Ne sevdiginden bi mektup alabilmiş, nede yazdıgı mektupları göndermek için bir tek mektup bulabilmiş. Martılar biraz ötede uçuyorlar ve denizin üstünde pikeler yaparak mektubu arıyorlarmış. Prensesin, kendisini unuttugunu yada istemedigini sanan delikanlı '' bu yüzden martılar yanıma gelmiyor'' diye düşünmüş ve o ıssız adada yüksek bir kayalıktan denize atlayarak intihar etmiş, maalesef kralın gemisi adaya ulaştıgında fakir gencin soguk bedeniyle karşılaşmışlar.
Işte o gün bugündür, martılar hep denizin üstünde uçar. Mektubu bularak, paha biçilmez o sevgiyi geri getireceklerini sanırlar.
Bir gün, bir beyaz martı gözünüze iliştiginde, bu güzel aşk hikayesini hatırlayın ve bir sevdiginiz varsa, ona ulaşıp, aşkınızı fısıldayın...