Yorucu bir gündü her açıdan…
Yüreğime yapıştırdığım üzüntü, keder, stres bermuda şeytan üçgeninin her haliyle betimlemesi olmuştu üzerimde… Yansımaları ise saat 00.48 itibarı ile zuhur etmeye başlamıştı bile, bir anda ok gibi saplanan bir ağrı boğuşmaların her daim konakladığı beynimin tam on iki noktasına atılmış bir ok gibi yüzde yüz isabet almıştı sanki, acının tarifinin yeniden yapıldığı belki de yapılandırıldığı göz kapaklarımda, inanılmaz bir kepenk kapatma hissiyatı başladı.
Sağ kolumda istemsiz hareketler, ayakta durmada zorluk çekme ve akşamın büyük bir istek ve arzuyla gözlerimin kıyısına koştuğunu hissetmem, bir anda olan ve ne olduğunu anlamlandıramadığım bu olguyla büyük mücadeleye başlamama sebep olmuştu istemeden, ben gardıma direnci yerleştirirken oda boş durmuyordu tabiî ki, ölü noktalarıma hücum ediyor ve bedenimi etkisiz hale getiriyordu. Suyun toprağı sarıp sarmalaması gibiydi bu ağrı giderek beynimin her noktasına dağılıyor ve sürekli kaçak kat çıkarak ilerliyordu beynimin derinliklerine… Bu acıyla uğraşırken bile muzipçe düşünceler geliyordu aklıma, acı ve ağrı moderatör koltuğuna yerleşmiş ve kaotik bir ortam yaratmıştı.Ölümle iç içe olana dakikalar serbest bırakılmıştı.Ama savunma tarafında olan bana bir kısıtlama vardı sanki ve bunada tüm bedenim şahitti.Herkes ve her şey neyin nereye varabileceğini ve hangi noktada olduğunu biliyordu bedenimde ama sessizlik acı ve ağrının avukatı olmuştu çoktan…“one minute” lerim tepkisiz kalıyordu ve o an şu cümleler geçiyordu aklımın altyazısından… “Benim için hayat bitmiştir. Daha da gelmem artık Dünyaya…” acıya gülmek dedikleri şey bu olsa gerek…
BUDA ÇALINTI![]()


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla