Mahkemenin Gül hakkında verdiği yargılanmalı kararındaki skandal hata...
Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz'ın Cumhurbaşkanı Gül hakkında verdiği 'sahtecilikten yargılanmalı' kararının kopardığı fırtına katlanarak büyüyor.
Kararın hukuksuzluğu bir yana usulsüz de olduğu ortaya çıktı. Gül'ün yargılanamayacağı konusundaki açık anayasal hükmü hiçe sayan Kaçmaz yasal itiraz süresi bittikten 28 gün sonra itirazı işleme koyarak usulen de kural ihlali yapmış oldu.
Dün haberlerini verdik. Söz konusu hakim Kaçmaz ile ilgili 1. Ergenekon iddianamesinde inanılmaz iddialar yer alıyor. Ergenekon sanıklarının alnından öptüğü hakim Kaçmaz hakkında adliye koridorlarında da ilginç senaryolar dolaşıyor.
Aslında işin teknik boyutlarının hiçbir anlamı kalmadı. Biz adını koymasak, hatta dile getirmeye cesaret edemesek de İngiliz yayın kuruluşu BBC, pazartesi günü tüm dünyaya servis ettiği haber yorumda 'laik çevreler AKP'ye karşı yüksek yargıyı kullanıyor' dedi. Bir bakıma da bir cümleyle durumu özetlemiş oldu.
4 gündür yüksek yargıdan 'hayır öyle değil, yargı seçilmiş hükümetlere karşı mücadelenin bir aracı değildir' şeklinde bir açıklama gelmedi. Hatta bu yorumu teyit eder tavırlar da sergilendi.
Ülke gündemi çok hızlı değiştiği için resmin bütününü kaçırmak mümkün. Tekil olayları yan yana sıraladığınız zaman tam da BBC'nin tarif ettiği türden bir tablo ortaya çıkıyor. M.Ali Kışlalı'nın aylar öncesinden yazdığı gibi "TSK'nın üzerine titrediği laik temelli Cumhuriyet'in muhafaza edilmesinde, ön plandaki rolün şimdi yüksek yargıda olduğu görülüyor "
Ankara kulislerinde dolaşan senaryolara göre de Kaçmaz'ın verdiği kararın başka versiyonları da gelecek. Hatta yeni bir parti kapatma davası sürpriz bile olmaz. Ya da süren davalara HSYK üzerinden müdahaleler yapılabilir. Tabi bunlar senaryo. Ama ilk duyulduğunda 367 kararı için 'hadi canım' dendiğini de unutmamak lazım.
Son bir not da yargıyı yıpratma tartışmalarıyla ilgili. Yargıyı kim siyasallaştırıyor? sorusunun en güzel cevabını AİHM istatistikleri veriyor. 1987'den bugüne kadar Türkiye ile ilgili 1939 dava sonuçlanmış. 1676'sında kurar ihlali bulunmuş. Sadece 37'sinde 'adil yargılama yapıldığı' sonucuna ulaşılmış. Hatırlatalım AİHM'e gitmek için tüm yargı yollarını bitirmek gerekiyor. Daha bir şey söylemeye gerek var mı?
ŞENER'E GÖRE DP'NİN ŞANSI YOK
Normal şartlarda seçimlerinden sonra siyasi planlar, transferler, yol haritaları, cephe oluşturma çalışmaları bir sonraki seçime kadar askıya alınırdı. Fakat 29 Mart'ta AK Parti'nin hafif 'sendelemesi' bu teamülü bozdu.
İktidar alternatifi olmayan partilerde bile derin hesaplaşmalar başladı. Lider değişiklikleri yaşandı. Hatta yeni partiler kuruluyor. Bütün senaryolar da AK Parti'nin zayıflatılması üzerine kurulu. Çünkü 'merkez partisiyim' diyen her partinin oy olabileceği tek yer iktidar partisi.
DP'de Demirel destekli Cindoruk operasyonundan sonra gözler aylardır parti kurma hazırlığında olan Abdüllatif Şener'e çevrildi. DP'de yaşanan süvari değişiminden sonra ismi 'DP'nin gelecekteki lideri' olarak da anılmaya başlandı. Şener ile kuracağı parti ve hakkındaki spekülasyonları uzun uzun konuştuk. DP'ye geçeceği yönündeki iddiaları 'mümkünatı yok' diye cevaplarken kendisiyle Cindoruk arasında 'doku uyuşmazlığı' olduğunu söylüyor.
DP ve benzeri oluşumlara ise hiç şans tanımıyor. Buna karşın kuracağı partinin ismini ve kurucular kurulunu sır gibi saklıyor. Yepyeni ve hiç yıpranmamış isimler ile yola çıktığını söylüyor. Hedefi yüzde 30'ları bulan kararsızlar. Kuruluş dilekçesini verdikten sonra hızlı bir teşkilatlanma çalışmasına gireceğini ve 'sert bir muhalefet anlayışı' içinde olacağını anlatıyor. Hatta bunun ipuçlarını da veriyor; " Ben ABD'den icazet almayacağım "
Ama her parti gibi iktidarı hedefliyor ama işinin hiç kolay olmadığının farkında. Ne kadar başarılı olacağını ise zaman ve konjonktür gösterecek.
K
Malum Hakim beyin son 4 yılda temyiz edilen 185 kararından 161'i kanuna aykırı bulunarak bozuldu.
Çok dikkatli bir hakim miş(!)


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



