Sri Lanka’da, dünyanın en organize, en uzun soluklu gerilla hareketi, ordunun vahşice saldırılarıyla şimdilik son buldu. Tamiller, “şimdi içimize dönüp güçlenme zamanıdır” diyor
İrem Ko
Prabhakaran’ın vurulduğu haberlerinin hemen ardından “Tamiller’in geleceği bu son 24 saatte olanlara bağlı değildir, çünkü bu bir özgürlük mücadelesidir” diyordu LTTE Uluslararası İlişkiler Başkanı ve liderlerinin ölümünü yalanlıyordu. Efsaneler yaratılır belki ama mücadeleler gerçekliğin ta kendisidir. Onyıllardır soykırımla yaşayan bir halk için bu son bir “son” değildir elbette.
Dünyanın en organize, en uzun soluklu orduya evrilmiş gerilla hareketi geçtiğimiz günlerde şimdilik son buldu. Hayatta kalmayı başarabilenler kapasitesini çoktan aşmış kamplarda insanlık dışı koşullara terk edildiler. Söylendiğine göre iki yıl boyunca kimseye bu kamplardan dışarıya adım atma şansı tanınmayacak çünkü hükümet Tamil Kaplanları’nı bulup ayıklamak istiyor. Yardıma gidenlere konuşma yasağı kondu. Zaten konuşma şansı verilenler de korkudan ağızlarını açamıyor. Kocaman gözlerindeki buğulu gözyaşları her şeyi söylüyor oysa.
Tamil ayrılıkçılığı durup dururken ortaya çıkan kendiliğindenci bir hareket değildir. On yıllardır süregelen ayrımcılığa ve Sinhalalar’ın yaptığı programlı soykırıma tepkidir. Tarihe göz atacak olursak, Sinhalalar İÖ 5. yüzyılda Hindistan’ın kuzeyinden Sri Lanka adasına göç etmeye başlar. 200 yıl sonra yavaş yavaş bunu Tamiller izler. 1796’da İngiltere adayı ele geçirir. 1815’te adanın ortasındaki Kandy Krallığı’nın da (Maha Nuvara) düşmesinden sonra İngiltere çay, kahve ve hindistan cevizi işçiliğinde çalıştırmak üzere güney Hindistan’dan Tamilleri getirmeye başlar. İngiliz İmparatorluğu her zamanki etnik ayrımcılık taktiklerini uygulamakta gecikmez. 1912’de büyük bir demiryolu grevi Sinhalalı işçileri Tamillere karşı kışkırtarak sona erdirilir. 1948’de İngiltere o zamanki adıyla Seylan olan adaya bağımsızlığını verir ve çoğunlukta olan Sinhalalar’a yönetimi devreder. UNP (Birleşik Ulusal Parti) başa geçer. 1956’da Sinhalaca adanın resmî dili olarak kabul edilir. Sinhala ve Budistlere tanınan ayrıcalıkları protesto eden 100 kadar Tamil katledilir ve bu, yıllarca sürecek soykırımın başlangıcıdır. Tamiller tüm ekonomik, kültürel, sosyal kalkınma projelerinin dışında bırakılırlar. Tamil öğrencilere üniversiteye kabul edilebilmeleri için, Sinhalalı öğrencilere göre daha yüksek puana sahip olma şartı koşulur. Bu kota Tamiller’in devlet memurlukları için de getirilir.
Değişen dünyayla birlikte 1970’lerin başı Sinhala Marksist hareketinin yükselişine sahne olur. Ancak bazı sol partiler Tamiller’e ihanet ederek, SLFP (Sri Lanka Freedom Party) ile koalisyon hükümetinde yer alabilmek adına ilk başlarda verdikleri desteği geri çeker. Ülkenin adı Budist bir ad olan Sri Lanka olarak değiştirilir. Barışçıl yöntemlerden çözüm alamayacağını gören zulüm ve baskı altındaki Tamil gençliği silaha sarılır.
LTTE, 1976’DA KURULDU
LTTE 1976’da genç Prabhakaran tarafından kuzeydoğuda kuruldu. 1983’de anti-Tamil propagandası binlerce Tamil’in öldürülmesiyle sonuçlandı. Sinhala çeteleri Tamiller’in evlerini arabalarını yıkıyor, topraklarına el koyuyordu. Polis bütün bu olanlara göz yumdu. Aynı yıl Temmuz ayında hapishanelerdeki politik tutsaklar Sinhalalı gardiyan ve tutuklular tarafından katledildi. İki hafta içinde 3 bin kadar Tamil yaşamını yitirdi. Tamil gençliği Sinhala egemen sınıfına karşı, Sinhala işçi ve köylüsüyle dayanışma içine girmenin onlara bir yarar sağlamayacağına karar vererek doğrudan askeri mücadeleye yöneldi. Oldukça güçlü bir orduyu da kısa zamanda kurmakta güçlük çekmedi. Bu arada Sri Lanka hükümeti ile barışçıl çözümler aramaktan da geri kalmadılar. 1985’ten itibaren zaman zaman hükümetle barış görüşmeleri yapan LTTE’nin bu süreçlerde bile liderleri ve destekçileri hükümet tarafından öldürüldü. LTTE, Sinhalalı politik liderler ne zaman barışçıl çözüm arasa hazırdı. Ancak bu mesajı Sinhala tabanına iletemediler. Politikacıların barış sözlerinin kandırmaca olduğu vurgusunu yapmadılar. Üzerlerine yapıştırılan terörist etiketi olası destekleri engelledi. Üstelik Sri Lanka devleti Çin, Hindistan, ABD gibi devletlerden askeri ve kimyasal madde desteği aldı.
LTTE ülkenin kuzeydoğusundaki güçlü halk desteğiyle 2004’te Sri Lanka parlementosuna 20 milletvekili sokmayı başardılar. Ancak nihai zafer hâlâ çok uzaktı. Bunun tek nedeni Sri Lanka ordusunun emperyalist güçlerden aldığı destek değildi. Tamillerin politik yetileri sınırlıydı. Sadece askeri mücadeleye yoğunlaşmak ve olası müttefiklere sırtlarını dönmek yaptıkları büyük yanlışlardı.
Doğal felaketler de LTTE’nin sona yaklaşmasında etkili oldu. 2003’teki sel felaketinde mevzilerini ve binlerce insanını kaybeden Tamiller, 2004’te tsunami dalgalarıyla deniz güçleri hasar gördü. Aynı yıl komutan Karuna 6 bin gerillasını alarak kaplanlardan ayrıldı.
Güney Sri Lanka’daki öğrenci, işçi ve köylülerin desteği alınabilirdi. Ayrıca adanın doğusundaki Tamil dili konuşan Müslümanlar için de aynı şey geçerli. Oysaki harekete ilk başlarda katılımlar vardı. Ancak bazı Müslüman politikacılar tarafından düşmanlık yaratma çabası LTTE’nin müslümanlara şüpheyle yaklaşmasına yol açtı. Hatta bu yüzden müslümanları Jaffna bölgesinden kovdular.
Sri Lanka’nın güneyinde büyük bir savaş karşıtı hareketin eksikliği Tamillerin bağımsızlık mücadelesindeki başarıya en büyük köstekti. Bu aslında Sri Lanka’daki solun da güçsüzlüğünün bir göstergesi sayılabilir. LTTE zaman zaman Sri Lanka ordusunun mezalimine benzer şekilde karşılık verdi. Kolombo ve güneydeki başka şehirlerde bombalı saldırılar düzenleyerek Sri Lankalı sivillerin ölümüne neden oldu. Bu Sinhalalı işçi sınıfını kendinden soğutmaya yetti. Belki askeri noktalara saldırılmakla kalınsaydı bunun açıklamasını daha kolay yapabilirlerdi.
Ancak bunların hiçbirisi Tamillerin bağımsızlık mücadelesini desteklememek için bahane olamaz. İşgalci Sri Lanka ordusunun kesinlikle Tamil bölgelerinden temizlenmesi gerekiyordu.
Sri Lanka ordusu tarafından dayatılan birlik gerçek anlamda bir birlik değil asimilasyondur.
Belki bilindik düzenli ordu yerine gerilla taktikleri kullansaydı şansları olur muydu diyenler var. Eski bir Hint Barış Gücü (IPKF) komutanı söyle diyor; “Parabakaran Kuzey-Doğu’da kendi devletini kurduğunu düşündü. Başkentini belirledi, hükümetini kurdu, ordusunu oluşturdu. Prabhakaran ya çok büyüklendi ya da fazlasıyla kendisine güveniyordu. Çok acemice, sanki normal bir ordu yönetiyormuş gibi ordusunu yönetti ve sonu facia oldu. LTTE kendi yetenek ve yeterliliklerinin dışına çıktı.”
Neden ne olursa olsun, Tamiller şöyle diyor: “Savaşın sona ermesi zaferinizi belgelemez. Şimdi bizim içimize dönüp güçlenmemizin zamanıdır.”
Yararlanılan kaynaklar:
Chris Slee, Green Left Weekly
Jayadeva Uyangoda, ‘JVP’nin Bölünmesi’
http://www.birgun.net/east_index.php...onth=05&day=24
Hükümet'in operasyonları Tamilleri daha'da güçlendirecektir.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla