KADINLARA SÜNNET
Peki, Mehmet Şevket Eygi "alnı secde gör*memiş" dediği insanlardan veya açık fikirli profe*sörlerden daha fazla biliyorsa Allah'ın Kuran'ı eksik gönderdiğine, bazı şeyleri unuttuğu*na mı inanıyor ki "hadislerin doğru olanlarının seçilmesine", Arap geleneklerini din haline ge*tirmek için yazılan uydurma sözlerin ayıklanma*sına bile karşı çıkıyor.
Allah'ın açıklamadığı konu*larda dine ve Kuran’a ilave yapanları destek*liyor? Bunu lütfen cevaplasın. O da cevaplasın, aynı büyük günahı işleyen diğerleri de...
Bir de Kuran'da olmadığı halde "kadınların sünnet edilmesini" söyleyen (İmamı Gazali),
Kuran'da olmadığı halde:
"fakirlerin zenginlerden 500 sene önce cennete gireceğini",
"yangın gör*düğünüzde tekbir getirirseniz ateşi söndü*receğini",
"kan aldıranın orucunun bozula*cağını",
"ressamların cehennemde en şid*detli gazaba uğratılacağını" söyleyen (daha binlercesi var)…
Kuran'da olmayan bin çeşit ila*veyle kadınları aşağılayan "köpek, fare, kar*gaya" benzeten ve çoğu birbirleriyle de çe*lişen, farklı kişilerce uydurulmuş hadisleri mi koruyorlar, onu da anlatsınlar.
Çünkü bu yaptıkları sadece Diyanet'e, din bilimcilere değil Kuran'a, Allah'a karşı saygısız*lık sayılır.
(Ruhat Mengi, Vatan, 17.5.2009)
+
Aynı tarihli Vatan gazetesi değiştirilecek hadislerden örnekler veriyor ki işten bunlardan bazıları:
'UYDURMA' HADİSLER
DİYANETİN oluşturduğu ku*rul, daha önce bazı ilahiyatçıların 'uydurma' olduğunu belirttiği bazı hadislerin Peygamber'in sö*zü olup olmadığını araştırıyor.
Bu hadislerden kadını aşağılayan yönler taşıyan bazıları basına şöyle yansımıştı:
Eğer kadınlar olmamış olsay*dı, Allah'a hakkıyla kulluk-ibadet
yapılabilirdi.
Kadınlara danışın, sonra da onları söylediklerinin tersini yapın
İşlerini bir kadına havale eden bir toplum iflah olmaz.
Kadınlar için dışarı çıkmak kadar da kötü olan bir şey yok*tur... Onlar için evlerinden daha hayırlı bir şey de yoktur.
Kadınları odalarda rahat edebilecekleri yerlerde oturtma*yın, onlara yazı yazmayı öğretme*yin. Onlara yün eğirmeyi ve Nur suresini öğretin.
(Vatan, 17.5.2009, s. 21)
+
Yukarıdaki satırlar Vatan gazetesi ve yazarı Ruhat Mengi’ye ait. Hiçbir sözcüğüne karışmadan olduğu gibi alıyorum.
Görüldüğü gibi Millî gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi, hukuksal, sosyal gerçeklere uymayan hadisleri değiştirmek isteyen ilahiyatçıları “açık fikirliler” olarak suçluyor. Böylece önceleri övünç nedeni olan açık fikirli olmanın şimdilerde aşağılanma konusu olduğunu öğrenmiş oluyoruz.
Şimdi hadisleri değiştirmek isteyen ilahiyatçılar “açık fikirli” olunca kendisi ve kendisi gibi düşünenler “kapalı fikirli” mi oluyorlar acaba?
Ancak Mehmet Şevki Eygi’nin haklı olduğu noktalar var. Eğer uydurma hadis denilenleri değiştirme yoluna gidilince bunun arkası gelmez.
Bu değiştirme çalışması Kuran’a kadar gider. Çünkü hukuksal ve sosyal değişimler ve gelişmeler Kuran’daki birçok ayetin uygulanmasını olanaksız kılmakta. Örneğin Kuran’ın 234’e yakın ayeti bu gün laik hukuk sistemimizde uygulanmamaktadır.
Bunun yanında zina yapanların kırbaçlanmasını, kocanın karısını, hafif de olsa, dövme hakkını Türk toplumu ve hukuk sistemi de kabul etmez.
Mehmet Şevki Eygi ve Mehmet Şevki Eygi gibiler işin nereye varacağını çok iyi bildiklerinden “aman bu yapıya dokunmayın!” demektedirler. Çünkü bir kere değiştirme yoluna gidilince bunun nerede duracağı ve nerede sonuçlanacağını kimse kestiremez. Çünkü Mehmet Ağar’ın dediği gibi “Yapıdan bir tuğla çekilince bütün bina yakılır…”
Ancak şu da bilinmeli ki din yaşamak istiyorsa hukuksal ve sosyal değişimlere uyak uydurmak zorundadır aksi takdirde silinir gider.
Din silinmez diye bir şey yok. Tarihe baktığımız da görürüz ki binlerce din tarih sahnesinden silinmiştir. Silinmemenin tek yolu toplumsal ve hukuksal gelişmeleri dine uydurmak değil; dini, hukuksal ve toplumsal gelişmelere uydurmaktır.
Toplumsal ve hukuksal gelişmeleri dine uydurmaya çalıştığımız takdirde toplumumuz Afganistan, Pakistan gibi Taliban olmaktan öteye gidemeyiz.
Türk toplumu ise Talibanlaşmak istemez.
Eren Bilge Balta, 19.5.2009