Çankaya’daki, Kürt terörünü bitirmek için önümüze çıkan “fırsatın kaçırılmamasından” söz ettiği sırada, terör örgütünden birtakım açıklamalar geldi.
Çankaya’daki, aklınıza kim gelirse asker olsun, sivil olsun, soruna çare arayan her kesimin uyum içinde çalıştığını söylüyor. Terör örgütü de zaten artık “makul çizgide” imiş. Demek ki “iyi şeyler olacak!”
Bizim meslek ikinci kez PKK ile devlet arasında arabuluculuğa soyunuyor.
İlkinde Turgut Özal’ın Kürt-Türk Federasyonu kurulmasına ışık yakan girişimleri sırasında yaşandı.
Gazeteci Cengiz Çandar, Ankara ile Öcalan arasında gitti geldi.
Ateşkesin sürekli olması ve soruna çare bulunmasını sağlayacak arabuluculuk çabaları Turgut Özal’ın ölümüyle kapandı.
Çandar, Öcalan (ve arada PKK adına seferber olan bugünkü Irak Cumhurbaşkanı Talabani) ile görüşmelerini doğrudan Çankaya’ya aktarıyor; Çankaya’nın söylediklerini de Öcalan’a iletiyordu. Ama yazmıyordu.
Arabulucu olayı bugün tersine işliyor.
Örgüt adına konuştuğu iddia edilen Murat Karayılan’la uzuuun bir konuşma yapan Hasan Cemal’in davranışı değişik.
PKK’nin pek çoğuna katıldığı mesajlarını devlete gazetesinde yazarak duyurdu.
Fakaaaat… başta Çankaya’daki, hükümet adına Başbakan Yardımcısı, (nedense MİT ve TSK yok listede) örgütün mesajlarını (görüşecekleri açıklanan) Hasan Cemal’den öğrenmeye hazırlanıyor.
Daha sonraki olası gelişme Hasan Cemal’in devlet yöneticilerinden edindiği izlenimleri Karayılan karargâhına götürmesi.
***
Hasan Cemal “tercihini” (10 Mayıs günü) köşesinde yazdı.
“...Perde arkasında ciddi bir diyalog mekanizması kurulup işletilmeli” diyor. Mekanizma, Karayılan’ın öne sürdüğü akil adamlar (örneğin İlter Türkmen) aracılığıyla mı işleyecek?
ABD öteden beri bastırıyor. PKK ile görüşülerek sorunun çözümlenmesini istiyor. Hasan Cemal de aynı çizgide.
Nihayet şu noktaya gelindi. Soruna çareleri Karayılan açıkladı. Arabulucu aranıyordu. Bulundu.
Terör örgütüyle masaya oturmak için gerekli malzeme tamam.
Buyurunuz katiller sofrasına!
***
Çankaya’daki ile uyumlu hükümet PKK ile doğrudan veya arabulucular aracılığıyla diyalog başlatabilir mi?
Karayılan’ın “Bağımsız Kürt devleti istemekten vazgeçtik, artık bölücü değiliz” söylemlerine inanmak olanaklı mı? “Demokratik özerk Kürdistan” ne demek?
Olası diyalog sürecinde bu ve benzeri söylemlerin akıl almaz biçimde değişmeyeceğine kim güvence verebilir?
***
Hasan Cemal’in diyalog önerisine ayak uyduracak olursa bu hükümet; Türkiye, PKK terör örgütünü tanımış olacaktır.
Tanımakla kalmayacak, örgütün dayatmalarını kabul etmiş olacaktır.
***
Deniz Baykal’ın dediği gibi Çankaya’daki “tarihi fırsattan” söz ediyor.
Bir iki gün önce Köşk’te baş başa konuştuğu Çankaya’daki tarihi fırsattan söz etmemiş olacak ki; CHP lideri Baykal, bugün “nedir bu tarihi fırsat” diye sormak gereğini duyuyor. Çankaya’dakini açıklama yapmaya davet ediyor.
Oysa Çankaya’daki AKP’linin, başbakanıyla, AKP kadrolarıyla uygulamaları hep “alacakaranlık!”
Kapalı, içeriği bilinmeyen bir söz atıyorlar ortaya. Tartışma başlatıyorlar ve sonra… ekonomide, siyasette… pek çok yaşamsal, ulusal konuda olduğu gibi… bildiklerini okuyorlar ve çoğu zaman duvara çarpıyorlar.
PKK terörüne çözüm arayışında da aynı yöntem uygulanıyor.
Kürt ve PKK sorununda içinden çıkılamayacak yeni belaların peşindeler.
Mesajlar alınıp verilirken unutmasınlar: Kılavuzu karga olanın burnu b.ktan kurtulmaz!
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla