NEFİS MUHASEBESİ
Her birimiz son nefesimizi vermeden önce kendimizi hesaba çekmeli ve ne*fis muhasebesi yapmalıyız.
Efendimiz (s.a.v) buyurur:
"Kıyamet günü kişi tüm yaptıkların*dan sorgulanıp hesaba çekilmedikçe mahşer yerinden ayrılamaz" (Hadis-i Şerif)
Hz. Ömer (r.a) da:
"Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz" demiştir.
"Ey iman edenler! Allah'a karşı gel*mekten şakının ve herkes, yarın için ön*ceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphe*siz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla ha*berdardır." (K. Haşr, 59/18)
Dinimizin haram kıldığı günahlarımız için tövbe etmeliyiz. Allah'a karşı görev*lerimizde, ibadetlerimizde eksikliklerimi*zi telafi etmeye çalışmalıyız.
(SEMERKAND TAKVİMİ, 17 Mayıs 2009)
+
Takvim yaprağında: “Her birimiz son nefesimizi vermeden önce kendimizi hesaba çekmeli ve ne*fis muhasebesi yapmalıyız.” deniyor. Oysa nefis muhasebesi yapacağımız her işin başında yapılmalıdır. Son nefeste nefis muhasebesi yapmanın bir anlamı yok ki… İnsan her an nefis muhasebesi içinde olmalıdır ki bir anlamı olsun.
Sonra insan son nefeste nefis muhasebesi yapamaz ki; canının derdine düşer; dahası kendini kaybeder, komaya girer. Belki de beyin ölümü gerçekleşir, bitkisel bir yaşama dönüşür. Artık ne nefis muhasebesi kalır, ne de Allah korkusu.
Nefis muhasebesi laik öğretide “özeleştiri” olarak algılanır. Bu öz eleştiri Yunus Emre’de: “Bir ben var bende benden içeri!” söyleminde dile gelir. Oysa içimizde bir değil iki ben vardır.
Birinci Ben; insanı doğru olanı yapmaya yöneltir ki buna din ilminde Kutsal Ruh (Ruhul Kudüs); İslamiyet’te bu, Cebrail olarak dile getirilir.
İçimizde bulunan bu Kutsal Ruh olumsuz bir iş yapmaya katlığımızda “Cız!” diye bizi uyarır… “Yapma, der, sana yakışmaz der, sonra el âlem ne der?” diye seni uyarır. Bu sese uyarak doğru olanı yaparsan Allah yolunda sayılırsın; huzur içinde mutlu olursun. Bu huzur ve mutluluk Cennet’te olmakla ifade edilir. Yok, bu sesi dinlemezsen; şeytana uymuş ve Allah’a karşı gelmiş olursun…
İkinci Ben: insanı yanlış olanı yapmaya yöneltir ki buna da din ilminde Kabahate Sürükleyen Ruh (Ruhul Kubüh) denir. Din ilminde adı; iğva edici, kandırıcı, yoldan çıkarı Şeytan olarak geçer.
İnsan olumlu olanı yapmak isteyince bu duygu başını kaldırır; “Fırsat bu fırsattır, bu fırsat bir daha ele geçmez, bu işi yaparsan, köşeyi dönersin, şan şeref sahibi olursun!” diyerek insanı kandırır, toplumun tasvip etmediği davranışa yöneltir.
Demek istediğim insan özeleştiriyi (nefis muhasebesini) her an yapmalı ve daima doğru olanı, iyi ve güzel olanı yapmakla yükümlü olduğunu unutmamalı. Doğru, iyi güzel, olumlu olanı yaptığı sürece huzur ve mutluluk içinde olur. Kötü olanı yaptığı takdirde huzursuz ve mutsuz olur.
Aklı başında bir insan, huzursuzluğa ve mutsuzluğa neden olacak bir davranışta bulunmaz. Büyük de olsa, küçük de olsa, bir çıkar için, geleceğini huzursuzluğa ve mutsuzluğa mahkûm etmez.
Eren Bilge Balta, 27.5.2009