HAK-BATIL MÜCADELESİ
"Gereği gibi düşünüp ibret alma*mız için Cenab-ı Hak (cc.) her şeyi karşılıklı olarak çift yaratmıştır." (K. Zariyat. 51/49)
Yerle gök, hayatla ölüm, tat*lı ile acı, aydınlıkla karanlık, hidayetle sapıklık.,. Bugün dünyanın neresine giderseniz gidiniz iki şeyin, birbirine zıt iki kuvvetin şiddetle birbiriyle mücadele ettiğini görürsünüz; hak ile batıl!
Hak: Doğru, esaslı ve köklü olan, selim yaratılıştı insanın ölçülerine ve hepsinin üstünde, Cenab-ı Hakk'ın öl*çü ve-rızasına uygun olan demektir.
Hak, kelimesi Kur'an-Kerim'de 227 ayette geçer. Hak, Allah'ın 99 ismin*den bir isimdir.
Elmalılı Hamdi Efendi Hakkı en geniş, fakat özlü şekilde, "Hak Allah'tan gelendir" diye tarif eder. Allah Rasulünün peşinden koş*tuğu, uğrunda çarpıştığı, belalara uğradığı, memleketini terk ettiği da*va bu dava değil miydi?
Batıl: Hakkın tam tersi, yani boş, yanlış, bazen yaldızlı ve süslü görünür*se de her zaman temelsiz ve iğreti olan demektir. Hakla batıl arasında süregelen bu çetin mücadele ilk in*san ve ilk peygamber Âdem pey*gamberden itibaren başlamıştır. Bu mücadelede insanın önüne çıkan en zor konu, mücadele imkânlarından ziyade düşmanı; yani, batılı tanıyıp teşhis edebilme zorluğudur. Bu böyle bir meydandır ki, kişi çoğu zaman kendi arkadaşına saldırır da hiç far*kında olmaz.
Ne ömürler, ne gayretler hak yolun*da sanılarak batıl uğrunda harcan*mış, ona destek olmuştur. Her şeyden önce hakla batılı birbirinden ayırmak lazımdır.
(HİCRET TAKVİMİ, 17 AĞUSTOS 2006)
+
Herkesten önce din adamları bilimsel konularda daha bilgili olmalıdır. Çünkü yazdıkları her sözün bilimle çelişme olasılığı vardır.
Örnek olarak şu ayeti gösterelim: "Gereği gibi düşünüp ibret alma*mız için Cenab-ı Hak (cc.) her şeyi karşılıklı olarak çift yaratmıştır." (K. Zariyat. 51/49) deniyor ki; bu gün ortaokul Tabiat Bilgisi derslerinde erselik hayvanlardan söz edilir.
Bu solucan türü hayvanların erkeği dişisi yoktur. Yani çift olarak yaratılmamıştır. Tek olarak yaratılmışlardır. Peki, bu erkeği dişisi olmayan hayvan nasıl olur da ürer?
Söyleyelim: Bu hayvan kendi kendini döller ve bir iken iki olur ve bu hep böyle gider. Amitoz ve mitoz çoğalma da ayrı bir örnektir. Bu örnekler gösteriyor ki din adamlarımızın çok bilgili olması gerekiyor.
Kuran’da şöyle bir ayet vardır: “Yine de ki: Hak geldi; batıl yıkılıp gitti. Zaten batıl yıkılmaya mahkûmdur.” (K. İsra. 17/81)
Eğer bu ayeti söylenildiği gibi “Hak din Müslümanlık geldi! (K. Ali İmran. 3/85);diğer bütün dinler batıl oldu” denirse, bunda da gerçek payı olmadığını görürüz. Çünkü 7 milyarı bulan dünya nüfusu içinde 1,5 milyara yakını Müslüman; diğerleri ise Hıristiyan, Yahudi, Putperest ve Allahsız dinler olmak üzere 5,5 milyardır… Bu bağlamda düşünürsek batıl yok olup gitmemiştir ve hâlâ varlığını sürdürmekte ve ekonomik bakımdan da Müslüman ülkelerden ileridedir.
Eğer yukarıda yazıldığı gibi “Hak’kı, doğru, esaslı ve köklü olan, selim yaratılıştı insanın ölçülerine ve hepsinin üstünde, Cenab-ı Hakk'ın öl*çü ve-rızasına uygun olan” olarak kabul edersek; bu takdirde de isabetli bir yargıda bulunmamış oluruz. Bu gün dünyanın her yerinde “Cenab-ı Hakk'ın öl*çü ve rızasına uygun olarak yaşamayanlar çoğunluktadır.”
İnsanlar hâlâ birbirlerini emeğini sömürüp durmaktadır. Hak din gereği alnının teri ile çalışıp geçimini sağlamaya çalışanların büyük çoğunluğunu temsil edenler açlık ve yoksulluk sınırında yaşamaktadır. Ama kaçakçılık yapanlar, rüşvet ve komisyon alanlar, başkalarını çalıştırarak servetlerine servet katanlar, vergi kaçıranlar ve sahtekârlar egemenliklerini sürdürmektedir.
Neresinden bakarsak bakalım batıl yok olmamıştır. Batılın sesi Hak’kın sesinden daha gür çıkmaktadır.
Bu gün yurdumuzda 15.457.000 kişinin faili hâlâ meçhuldür. Olaya bir de bu açıdan bakmanın yararı vardır.
Din adamları halkın derdine derman olmak istiyorlarsa gerçekçi olmak zorundadırlar.
Eren Bilge Balta, 18.5.2009