• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
19 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir bakırcıoğlu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-05-2009
    Mesajlar
    13
    Karizma Gücü
    0

    Kızgın Emre Kongar da sosyolog değilmiş!

    Emre Kongar da sosyolog değilmiş!
    Muazzez İlmiye Çığ'ın Profesör olmadığının ortaya çıkmasının ardından Prof. Dr. Emre Kongar'ın da sosyolog olmadığı iddia edildi. Sosyoloji Derneği, Kongar'ı üyeliğe kabul etmemiş!

    Ahmet Kekeç'in bugünkü köşe yazısı

    Karizma çizik çizik

    Epeydir ihmal ettiğimi fark ettim. Zaten epeydir okumuyorum, izlemiyorum, yazdıklarıyla ilgilenmiyorum.

    Kendisiyle ilgilenmediğim bu ‘ara döneme’ yüzlerce gazete yazısı, yüzlerce televizyon programı, bir de kitap sıkıştırdı...

    Kitabını görmedim.

    Kitabı çerçevesinde kendisiyle yapılan söyleşiyi okudum. ‘Murat Belge benim sağımda kalıyor’ gibilerden laflar ediyordu... Sanki kendisi ‘sol’daymış, ‘sol düşünce’ babasının malıymış gibi...

    Peki öyle midir?

    Emre Kongar’ın ‘sol’ diye savunduğu düşünceler, henüz delirmemiş ve aklını yitirmemiş insanların yekun tuttuğu ülkelerde, ne yazık ki ‘statükoculuk’ ve ‘muhafazakárlık’ sayılıyor... Hem statükocu, hem muhafazakár, hem de canı pahasına ‘kurulu düzen’i savunan biri, nasıl sol düşünceyi temellük etmiş olabilir?

    Emre Kongar’ın bir özelliği de, ‘aydın’ sözcüğünü fetişleştirmesi...

    Kendisini ‘aydın’ diye taltif ediyor... Görevinin de ‘insanları aydınlatmak’ olduğunu söylüyor.

    Ben şahsen çok aydınlanıyorum...

    Mesela, Emre Kongar’ın varlığı, dine uzak durarak kendisini modern kılan, ama ‘otorite’yle ilişkisinde tamamen teslimiyetçi bir görüntü çizen eşhasın niçin Batılı anlamda aydın sayılamayacağına ilişkin ciddi karineler sunuyor...

    Bana, ‘Aydın kimdir?’ diye sorsanız, cevabım şu olur: ‘Emre Kongar değildir.’

    Modern algılamaya göre, devletten uzak durduğunuz, otoriteyle aranıza mesafe koyduğunuz oranda aydınsınız. Aydın olmak, aynı zamanda bir ‘bireyselleşme kategorisi’dir.

    İyi de, durduk yerde kendisini modern, ilerici, bağımsız kılan (daha doğrusu böyle addeden), ama devlet referansı dışında düşünmeyi bile beceremeyen bu beyefendi nereden de aydın oluyor?

    Sadece bir öğretim görevlisidir.

    Bir yazardır.

    Bir televizyon figürüdür.

    Üstelik, benzerlerine sıkça rastladığımız, kendisi gibi düşünmeyen herkesi ‘aydınlatılası’ ve ‘yola getirilesi’ zavallı yaratıklar olarak gören, toplumsal taleplere karşı demagojik tavır almayı ‘görecelilik’ sanan sıradan bir televizyon figürü...

    Oysa görecelilik (relativist bakış), bir otoritenin meşruiyetini gereksinmeden, her düşünceye kendi içinde değer atfeder...

    Bizimkinde görecelilik diye bir şey yok. Gri ve ara tonlar hiç yok. Onun gözünde değer kazanmanız için, bir otoritenin ya da sert bir doktriner düşüncenin onayından geçmeniz lazım.

    Bu kadar laf ne için?

    Kongar, geçen gün, Ayşenur Arslan’ın ‘Medya Mahallesi’ programına çıkmış. ‘12 Eylül’de sakalınızı neden kesmediniz?’ sorusuna, şu karşılığı vermiş: ‘Aslında kesecektim kesemedim. Sosyoloji hocası olduğum için kesmedim. İnanın fizik hocası olsaydım keserdim.’

    Gördünüz mü?

    Karizma nasıl yerlerde sürünüyor...

    Biz onu, 12 Eylül’ün sıkıdüzenine tepki koyduğu için sakalını kesmediğini sanıyorduk. Meğer, sosyoloji hocası olduğu için kesmemiş.

    Şimdi ‘Nasıl olur da, mesleklere göre siyasi tavır alışlar ve ilkeler değişebilir?’ konusuna girmeyelim.

    Girersek çıkamayız.

    Şu kadarını söyleyip kapatalım:

    Emre Kongar, ne yazık ki, sosyolog da değildir... Burada da kocaman bir yalan var... Sadece ‘sosyologmuş gibi’ yapan sıradan bir ‘Sosyal Hizmetler Uzmanı’dır.

    Böyle olduğu için de ‘Sosyoloji Derneği’ yıllardır üyelik başvurusunu değerlendirmeye almıyor.

    akekec@stargazete.com

    (Star)

    http://www.haber7.com/haber/20090530...g-degilmis.php


    Vallahi soke oldum billahi soke oldum Sosyal hizmetler uzmanligi nerde sosyologluk nerde? Kel alaka!!!! Ve bu herif kendini sosyolog olarak pazarliyor

  2. #2
    o(*_*)o ForumX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    14,836
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    Bak bak bak..

    Yalaka Kekeç'in zihniyete bak.. Bir derneğe alınmadı diye hemen adamın akademik kariyerini bitiriyor.. Kongar Atatürk devrimlerini sonuna kadar savunuyor ya, rahatsız etti tabii bu zevatı..

    Hani elinde belgen? Sosyolog değilse nedir?

    Şimdi Kongar elindeki diplomayı çıkarıp yüzüne fırlatsa utanacak mıdır?

    Hoş, bunlarda utanma da olmaz ya..

  3. #3
    Gokhan* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2005
    Mesajlar
    5,562
    Karizma Gücü
    8
    Şimdi Kongar elindeki diplomayı çıkarıp yüzüne fırlatsa utanacak mıdır?
    İnşallah öyle birşey yapma zahmetine girmez Kongar.. Çünkü utanacaklarını sanmıyorum.. Boşa zaman kaybı olur..
    Bence "Galatasaraylılık" Din gibi, Mezhep gibi yerleşmiş Köklü bir inançtır...
    "Galatasarayı" işte bunun için tercih eder ve "Galatasaraylılığımla" her zaman gurur duyarım...
    Metin Oktay

  4. #4
    whatwehavebeeniswhatweare The Bob adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-12-2004
    Mesajlar
    3,706
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Sakalıyla döver o seni.



    Is this your homework Larry?




  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    10,477
    Karizma Gücü
    0
    Sitedeki yorumlar daha vahim.
    Yani Kanal YEDİ.
    Sorgulamayan, cahil ve kafasız insanlar sürüsü yine kendi kendilerine kin ve nefret saçmış.
    Hoş zaten dinci basınında amacı kin ve nefret aşılayıp, nifak tohumu ekmek değil mi. ?

    Emre Kongar'a gelince.
    O adam tek parmağı ile tüm hırsız ve sapık sever dinci tayfasını top gibi çevirir parmağında.

  6. #6
    Radikal Genç adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4
    YEDİgi paraların hesabını veremeyen YEDİ medyası ahlak dersine girişmiş
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

  7. #7
    <span style='color: #FF0000'>Kutadgu Bilig</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-03-2008
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    6
    Zaten tv'de konuşurken bazen birikiminin ve vizyonunun ne kadar düşük olduğu belli oluyordu. Şaşırmadım bu habere şahsen
    http://www.turkforum.net/signaturepics/sigpic389535_2.gif

    Rehber Kur'an Hedef Turan

    Türk Dünyası ve Türkiye, Hz. Muhammed (SAV) Gibi bir Önder Arıyor

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    10,477
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Kutadgu Bilig tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Zaten tv'de konuşurken bazen birikiminin ve vizyonunun ne kadar düşük olduğu belli oluyordu. Şaşırmadım bu habere şahsen
    Puhaha.
    Bende senin bu komik yorumuna şaşırmadım.

    Sırf muhalefet olsun diye Emre Kongar için BİLGİ VE BİRİKİMİ yok dedin ya Allah seni bildiği gibi yapsın.

    Ayrıca haberin ne kadar yalan ve düzmece olduğu aşikar
    Kutatgu Allah sana akıl ve beyin vermiş; ALLAH! rızası için bir kerede araştır ve sorgula.

    BELGE NEREDE SOSYOLOG olmadığına dair.
    Göstermeyen iftiracıdır, yalancıdır.

    Gerçi sizlerin kitabında bu ifadeler pek yer eder ya neyse.

  9. #9
    Radikal Genç adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4
    Prof. Reşit Emre Kongar (d. 13 Ekim 1941, İstanbul), Türk toplum bilimci.

    Babası, Şişli Terakki ve Pertevniyal Liseleri felsefe öğretmenlerinden İhsan Kongar, annesi ise yine Şişli Terakki Lisesinde bir süre felsefe öğretmenliği yapan, Zapyon Kız Lisesi felsefe öğretmeni Mesude Kongar'dır.


    Hayatı [değiştir]

    İlk, orta ve lise eğitimini Şişli Terakki Lisesi'nde gören Kongar, 1958-1959 öğretim yılında fen şubesinden mezun oldu. 1963 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü'nü, 1966 yılında da Michigan Üniversitesi Sosyal Çalışma Yüksek Okulu'nu, M.S.W derecesiyle bitirdi. 1968 yılında Hacettepe Üniversitesi'nde Sosyal Çalışma Yüksek Okulu'nu kurdu ve buraya müdür olarak atandı.1981 yılı Temmuz ayında "Atatürk ve Devrim Kuramlar" adlı takdim teziyle Hacettepe Üniversitesi Senatosu'nca profesörlüğe yükseltildi.
    15 Şubat 1983 tarihinde, askerî rejimin üniversite konusundaki uygulamalarını protesto etmek için üniversiteden istifa etti. 1983-1987 yılları arasında Hürriyet gazetesinde danışmanlık, 1987-1991 yılları arasında ise KAMAR Kamuoyu Araştırma Şirketi'nde yöneticilik yaptı. 17 Nisan 1992 yılında Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı'na atandı. Kasım 1995'de bu görevini bırakıp Hacettepe Üniversitesi öğretim üyeliğine geri döndü. 2001 yılında Cumhuriyet gazetesi yayın danışmanlığına atandı. Halen Yıldız Teknik Üniversitesi'nde saat başı görevli,Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde fahri hocalık yapmakta, Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığını sürdürmekte,NTV'de Yorum Farkı programında yorumculuk yapmaktadır.


    Ödülleri [değiştir]

    15 Ocak 1996'da Federal Almanya Devleti tarafından Üstün Hizmet Madalyası Büyük Liyakat Haçı'yla, 1 Şubat 1996'da İtalya Devleti Commandatore Madalyası'yla, 15 Şubat 1996'da da Polonya Devleti Commandor Nişanı'yla ödüllendirildi.
    Türkiye'nin Toplumsal Yapısı adlı kitabıyla 1977 yılında Türk Dil Kurumu Bilim Ödülü'nü, Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği adlı kitabıyla 1979 yılında Sedat Simavi Vakfı Sosyal Bilim Ödülü'nü, 21. Yüzyılda Türkiye adlı kitabıyla, 1998 Aydın Doğan Bilimler Ödülü'nü aldi.
    2008 Sertel Demokrasi Ödülüne layik görüldü.[1]


    Kitapları [değiştir]

    İzmir'de Kentsel Aile, Türk Sosyal Bilimler Derneği Yayınları, Ankara, 1972. (Doktora tezi).
    İnsanı Yönlendirme ve Sosyal Hizmetler, (ilk baskı, Sosyal Çalışmaya Giriş, Türk Sosyal Bilimler Derneği Yayınları, G-2, Ankara 1972), Hacettepe Üniversitesi Yayınları, A-25, Ankara 1978.
    Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği, Remzi Kitabevi, İstanbul 1999.(Doçentlik tezi).
    Devrim Tarihi ve Toplumbilim Açısından Atatürk, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1999.(Profesörlük takdim tezi).
    Cavit Orhan TÜTENGİL, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1982.
    Türk Toplumbilimcileri I, (Yazan ve Derleyen) Emre KONGAR, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1996.
    Türk Toplumbilimcileri II, (Yazan ve Derleyen) Emre KONGAR, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1996.
    Kültür Üzerine, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1994.
    Demokrasi ve Kültür, (Kültür Üzerine 2), Remzi Kitabevi, İstanbul 1993.
    Kültür ve İletişim, (Kültür Üzerine 3), Say Yayınevi, İstanbul, 1986.
    12 Eylül Kültürü, (Kültür Üzerine 4), (İlk baskı, 12 Eylül ve Sonrası, Say Yayınları, İstanbul, 1987), Remzi Kitabevi, İstanbul, 1995. (3.basım).
    Atatürk Üzerine, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1994. (2.basım).
    Üniversite Üzerine, Hil Yayınevi, İstanbul 1984.
    Türkiye Üzerine Araştırmalar, Remzi Kitabevi, İstanbul 1986.
    Demokrasi İşçinin Ekmeğidir, Türk Harb-İş Yayınları, Ankara, 1987.
    Yaşamın Anlamı, (Denemeler), Remzi Kitabevi, İstanbul, 1997. (Açıklamalı 6.basım).
    Hocaefendi'nin Sandukası, (Roman), Remzi Kitabevi, İstanbul, 1999. (12.basım).
    Halkının Günlük Yaşam Biçimi ve Tüketim Davranışları, (Prof.Taner BERKSOY ile birlikte), İstanbul Ticaret Odası, İstanbul 1990.
    İstanbul Tüketicisinin Perakende Alışveriş Alışkanlıkları, (Prof.Taner BERKSOY ile birlikte), İstanbul Ticaret Odası, İstanbul, 1991.
    Yirmibirinci Yüzyılda Dünya, Türkiye ve Kamuoyu, Simavi Yayınları, İstanbul, 1992.
    İmparatorluktan Günümüze Türkiye'nin Toplumsal Yapısı, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1997. (10.basım).
    Ben Müsteşarken, (Anılar), Remzi Kitabevi, İstanbul, 1998. (6.basım).
    Demokrasi ve Laiklik, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1997. (2 basım).
    21.Yüzyılda Türkiye, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1999. (25. basım).
    Yamyamlara Oy Yok, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1999, (4. Basım).
    Konsantremi Bozma, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1999, (2. Basım).
    İstanbul Halkının Yaşam Biçimi ve Sorunları, İstanbul Ticaret Odası, İstanbul, 1999.
    28 Şubat ve Demokrasi, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2000
    Kızlarıma Mektuplar, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2000, (42. Basım)
    Küresel Terör ve Türkiye, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2002, (6. Basım)
    Demokrasi ve Vampirler, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2002
    Yozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2003
    Babam, Oğlum, Torunum, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2003
    Tarihimizle Yüzleşmek, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2006 (52. Basım)
    Demokrasimizle Yüzleşmek, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2007
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

  10. #10
    Radikal Genç adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4
    Kitaplarını üstüste koyarsak zaten birçok yobazın boyunu aşacagına eminim
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •