Düne kadar göğsünü gere gere Ergenekon soruşturmasının savcısı olduğunu ilan eden RTE, gazete haberine göre “ağız değiştirdi.”
Değişen ağız acaba ne diyor?
Diyor ki; “Ben devam eden yargı sürecinin hiçbir tarafında değilim. Bu davanın ne sağında, ne solunda, ne altında, ne üstünde de değilim.”
Doğru mu söylüyor? Evet! Gerçekten RTE, Ergenekon davasının ne sağında, ne solunda, ne altında, ne de üstünde.
Tam ortasında!
***
RTE, yargıya saygıdan, yargının tarafsızlığından ve bağımsızlığından her vesile ile bir araba laf ediyor ve sonra… yargının tepe noktası Anayasa Mahkemesi’ni siyasallaştırmak amacıyla harekete geçiyor.
Son olarak laikliğe karşı hareketlerin odak noktası bir parti damgası yiyen AKP ve partinin genel başkanı RTE; Anayasa Mahkemesi’ne “kişisel başvuru yolunun açılması” gibi kulağa hoş gelen bir yöntemi yasalaştırmak istiyor.
Masum bir arayış, bir yöntem mi? Yok canım!
Önerinin altında hinoğluhinlik yatıyor.
***
AKP kendi dışında her partiyi, kurumu, kuruluşu enayi yerine koyuyor. Gerekçe ise, yargıyı siyasallaştırmaya örtü.
Kişisel başvuru kabul edilince Anayasa Mahkemesi’nin yükünü hafifletmek… bu nedenle üye sayısını arttırmak ve tabii… üye sayısını 11’den 17’ye çıkarmak gerekecekmiş. Sonra?
Katılımcı demokrasi gereği üyelerden kimilerini TBMM seçmeliymiş. Sonra?
Parlamentonun seçeceği üyelerin seçiminde RTÜK yönetimine uygulanan kural, AKP’nin ve CHP’nin saptadığı kişileri seçen sistem uygulanacakmış. Sonra?
TBMM’de temsil oranlarına göre AKP, CHP, MHP; üye sayısında aralarında anlaşacaklar, saptayacakları üyeleri seçeceklermiş. Sonra?
***
Sonrası malumu ilan:
Meclis çoğunluğuna egemen AKP; Anayasa Mahkemesi’nde Haşim Kılıç benzeri üyelerle çoğunluğu ele geçirecek, yüksek yargıyı dikensiz gül bahçesine çevirecek!
Bu girişimlerin, hazırlıkların yüksek yargıda siyasallaşmaya dönük vahim gelişmeler olduğunu RTE’ye anlatmak, anlamasını sağlamak neredeyse deveye hendek atlatmak gibi bir şey!
AKP’nin pek çok konuda olduğu gibi yargı konusundaki çabaları demokrasiye aykırı, kabalık içeriyor.
***
Anayasaya uygun yasalar çıkarmaya gayret edeceğine, çıkardığı aykırı yasalara Anayasa Mahkemesi’nin uymasını istiyor.
Bağımsız yargıya gözleri kapalı. Böyle olmasa dedikoduya itibar kazandıran, sakıncalı, ayıp, yakışıksız sözlerin ciddi üslup içinde olması gereken Ergenekon iddianamelerine delil olarak girmesi karşısında sessiz kalabilir miydi?
Köşk’teki AKP’li de yetkisiz, sorumsuz kişiliğini bir yana atıp muhalefet liderleriyle partisinin anayasa değişikliği arayışlarına destek arayan görüşmeler yapıyor.
Anayasa taslağının açıklanmadığı günlerde gerçekleşen bu görüşmelerde Çankaya’daki AKP’linin ve parlamentonun görev sürelerinin uzatılması konuşuluyor.
CHP de MHP de uzatmalara karşı. Kayseri kurnazı Çankaya’daki AKP’li, görev süresinin yedi yıla çıkarılmasının olanaksızlığını görüyor. CHP liderinin açıkladığına göre “Benim böyle bir talebim yok” diyor.
Ya anayasayı AKP tüzüğüne dönüştürecek diğer girişimlere, hazırlıklara ne diyor?
Örneğin Anayasa Mahkemesi’nin hukuksal kimliğini siyasallaştırma çabalarına karşı ne düşünüyor?
Açık olmalı Çankaya, açık! Hani şu şeffaflıktan söz eder dururlar ya; işte öyle!
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
