Yıllardır, üniversitede, setlerde, kafe köşelerinde, “sizce hakketiğiniz
yerde misiniz?” gibi repliklerle karşılaşıyorum. Burada art niyet aramıyorum;
tam tersine, bu gibi yaklaşımların, çoğunlukla sizi yüceltmeye yönelik
olduğu aşikar. Ama sonuçta ne görüyoruz? Kendini hakketiği yerde bulmayan,
bunu da size pervasızca yansıtan bir güruh.
Bu tür soruların bize has olduğunu düşünmeye başladım: Sanki, kimse
yerinden, halinden memnun değil ve benzer ruhlarla karşılaşınca, bunu
söylemeden edemiyor. İçten ve mühim saptamalarını sunup, iyi bir şey
yaptıklarını sanıyorlar. Size daha çok ön planda olmayı, daha iyi roller
kapmayı, daha cazgır olmayı öğütlerken, sizin hayatınızdan memnun, sahip
olduklarınızdan fazlasıyla tatmin olduğunuz ihtimalini hiç düşünmüyorlar
mı acaba? Herhalde. Ne de olsa herkes daha fazla, daha fazla, daha fazla’yı
isterken, sizin geri planda kalmanız nasıl açıklanabilir ki?
Sonuçta, bu gibi suallere maruz kalınca, şunu demek geliyor içimden:
Yaptığınız iş, ayakta tuttuğunuz aileniz, idare etmeye çalıştığınız sevgiliniz, her ne ise, niye yetmiyor?
Hadi yetmedi. Çağdaş yaşamın vaatlerle soslayıp, itelediği “ileri, ileri, ileri”leri yormaz mı insanı?
Ne yani, oturup, bahtımıza yenik mi düşelim diyeceksiniz?
Belki haklısınız.
Ama şunu da unutmayın:
İhtimal ki, ne istediğinizi bilmiyorsunuzdur.
Tamam, o da sorun değil.
Aramak, dolanmak, uzun yollardan geçmenin de güzelliği vardır.
Hep yolda olmanın hazzı bir başkadır.
Sadece, bunu bu kadar sık dillendirmeyiniz lütfen.
Ne de olsa, tatminsizlik bulaşıcıdır.
Esneme gibi.
http://www.haberturk.com/yazioku.asp?id=10467


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla