Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) Genel Sekreteri Ebru Akdağ, meyve suyu üreticilerinin gelecekten umutlu olduğunu söyledi.
Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) Genel Sekreteri Ebru Akdağ, her geçen gün kendini geliştiren ve yenileyen, sağlıklı yaşam ve tarıma katkıda bulunan, dürüst rekabete önem veren sektörün geleceğinin parlak olduğuna inandığını bildirdi.
Ebru Akdağ, Türkiye'de 1960'larda başlayan ilk ticari üretimden sonra 1970 yıllarında meyve suyu alanında yatırımların yaygınlaştığını söyledi.
Sektörün 1980'lerde yaşanan ekonomik çalkantılardan sonra 1990'lı yıllarda yeniden canlandığını ve 2000'li yıllarla birlikte önemli bir ivme kazandığını belirten Akdağ, bugün meyve suyu sektöründe başlıca 35 firmanın rekabet ettiğini, 150'nin üzerindeki ülkeye ihracat yapıldığını vurguladı.
Akdağ, plantasyona uygun araziler ve iklimsel koşulları göz önünde bulundurulduğunda Türkiye'nin adeta bir meyve cenneti olarak adlandırılabileceğini ifade ederek, şöyle konuştu:
''Buna ek olarak, ülke nüfusunun yüzde 60'ının 35 yaş altında olmasına bağlı olarak iş gücü de oldukça yüksek. Bir diğer deyişle Türkiye meyve suyu endüstrisi, büyük bir potansiyele sahip. Ancak çeşitliliğin çok olması ve dört mevsim üretilebiliyor olmasından dolayı meyvelerin büyük bir kısmı taze tüketiliyor. Buna rağmen meyve suyu sektörü açısından önemli nokta şudur; yurt dışı talebinin artması durumunda var olan kaynaklar ihracat hacmini artıracak kapasitedir.''
-TÜRKİYE MEYVE ÜRETİMİNDE GÜÇLÜ-
Türkiye'nin meyve üretiminde dünyadaki en güçlü ülkelerden biri olarak ortaya çıktığını dile getiren Akdağ, dünya çapındaki üretim rakamlarına bakıldığında Türkiye'nin kayısıda birinci, vişnede ikinci, elmada dördüncü, şeftali ve üzümde altıncı sırada yer aldığını bildirdi.
Akdağ, bu potansiyeli ülke lehine değerlendirmenin en iyi yollarından birinin ürünlerin meyve suyu sektöründe işlenmesi olduğunu belirterek, sektörün ülkenin ağaçlanmasına, tarımın gelişmesine, sağlıklı beslenmeye ve net döviz girdisine de ciddi katkıda bulunduğunu söyledi.
Meyve üretiminde bu kadar ön sıralarda yer alan Türkiye'nin, meyve suyu endüstrisinde de üst sıralara tırmanması gerektiğine dikkati çeken Akdağ, ancak teknolojide Avrupa Birliği (AB) ile eş düzeyde olunsa da üretim ve tüketim rakamlarının AB'nin ve ülke potansiyelinin altında gerçekleştiğini kaydetti.
Akdağ, meyve suyu endüstrisi ürünlerinin, Türk Gıda Kodeksi gereğince meyve suyu, meyve nektarı, meyveli içecek ve aromalı içecekler olmak üzere 4 ana kategori altında yer aldığını dile getirdi.
Türkiye'de meyve suyu tüketiminde yüzde 71'lik oranla meyve nektarlarının ilk sırada yer aldığını belirten Akdağ, şöyle devam etti:
''Meyve nektarı kategorisinde en çok tercih edilen ilk üç ürün sırasıyla şeftali (yüzde 35,6), vişne (yüzde 23,5) ve kayısı (yüzde 17,8). Bunları karışık ve portakal izliyor. Son dönemlerin en hızlı büyüyen yüzde 100 meyve sularının tüketim payı ise yaklaşık yüzde 9 civarında. Tüketicilerin yüzde 100 meyve suları arasında en çok sevdikleri tatlarda ilk iki sırayı yüzde 30'luk payla karışıklar ve yüzde 21'lik payla elma alıyor. Sağlık trendinin etkisiyle son yıllarda dünya çapında adından çokça bahsettiren nar ise yüzde 19'luk pay ile 3. sırada yer alıyor. Narı portakal, üzüm ve domates izliyor. 2008 yılında bahsettiğim gibi krizin etkisi ile yüzde 100 meyve suyu ve nektarlardan daha düşük fiyatlı ve meyve oranlı aromalı içeceklere bir kayış gözlemleniyor. Bu nedenle yüzde 100 meyve suyunda düşüş, aromalı içeceklerde ise ciddi bir artış söz konusu. Nektarların büyüme hızı ise azaldı.''
-GLOBAL KRİZİN ETKİLERİ-
Meyve oranı daha yüksek olan içeceklere yönelişin, 2008'de krizin etkisiyle azaldığını ifade eden Akdağ, bunun tüketicilerin meyve sularını temel ihtiyaç olarak algılamaması ve daha düşük fiyatlı ürünlere yönelmesinden kaynaklandığını söyledi.
Akdağ, kriz döneminde tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de tüketicilerin alım tercihlerini meyve suyu ve nektarından, daha düşük meyve oranına ve dolayısıyla daha düşük fiyata sahip olan aromalı içeceklere yönelttiklerini anlattı.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından desteklenen bir kampanya kapsamında sağlıklı beslenme için günde 5 öğün meyve ve sebze tüketilmesinin önerildiğini anlatan Akdağ, şunları kaydetti:
''Bir bardak meyve suyu da bir porsiyon meyve ile eşdeğer tutulmaktadır. Dolayısıyla krizin etkisi bu ürünlerin yükseliş hızını düşürse de bilinçli beslenmenin sağlıklı bir yaşam üzerindeki öneminin her geçen gün artmasının, meyve suyu ve nektarına yönelişe pozitif etkisi olacaktır. Her geçen gün kendini geliştiren ve yenileyen, sağlıklı yaşama ve tarıma katkıda bulunan, dürüst rekabete önem veren sektörün geleceğinin parlak olduğuna inanıyorum. Ayrıca sektör, hızında krizin etkisiyle azalma olsa da yüzde 5-8 dolaylarında büyümeye devam ediyor. Bu da sevindirici. Beklentimiz, 2010'dan itibaren sektörün eski büyüme hızına yeniden ulaşması yönünde.''
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
