Masallarını hatırlıyor musun anne?
Hani her seferinde değiştirdiğin ve her seferinde inandığım ,
Çocukluğumun saflığını kuşanan uykularımın arasında uyandığım...


Şimdi hepsi uzak bir ezan sesi
Yoksunluğunu duyumsadığım bir anne eli ...
Ağlayan bir çocuk ve kırık oyuncağı ...
Bilmiyordum oysa bilinirmiş
Düşlerin görüldüğü yerde vurulacağı



Masallarını özlüyorum anne ...
“bir küçücük arslanı”
“kibritçi kızı”
Tutunacak hayalleri özlüyorum ...
kaybeden "kahramanları"
çünkü; mitolojinin tarihi kanıyor anne
Tanrıları iğdiş ediliyor gerçeklerin kör keskinliğiyle ...
Atlas’a gecekondu yapmışlar ,
Eros intihar etmiş kendi okuyla ,
Afrodit’e de bir silikon takmışlar ki sorma ,
Hiç sorma anne ...
Arslanı vurmuşlar safaride ,
Kibritçi kız çakmak satıyor arka sokaklarda ,
bir de bedenini .......
Masalların soykırımlarında herkes masal gibi yaşıyor gerçeklerini ...



Dönüyor...
Herkes ve herşey...
Değer yitirmenin kolaylığı inancın seyrekliğindendir ,
Gerçeklerin sığlığı daha güvenli masalların bilinç derinliğinden ...
Vasati kırk çöp gibi yaşamak yok eder farkındalığın tedirginliğini
Tek başına kalmak telaşı çekici kılar yanlışlar kalabalığını
Ve döner herkes kendinden
An gelir cayar herkes
Masallarından ve hayallerinden ...




Ben de dönüyorum anne
Tarihimi baskı altında tutmak-tutunmak için yazıyorum ...
Uykumu ve çocukluğumu ve sesini taşıyorum gövdemde ,
Kendi masallarım kolumun altında sonlarını ezberlediğim ...
Yaşam; sayfası kıvrık bir masal okumaktan çoktandır vazgeçtiğim....



Ağır yaralı dönüyorum anne
Yanımda hüviyetsiz masal kahramanları
Söylencelerden ve ağır söylevlerden bir ikindi vakti kapındayım
Bir masal almak için ellerinden ...



Masalların sonu kesindir
Gerçeklerin muamma
Anne anla!
Tasvirsiz hayallerden ,
Kalbi kırık heykellerden ,
Ve tarihten dinleyerek öğrendim gerçeklerin masallığını ...
Öğrendikçe uzlaşmaz oldum ..
anlaşılmaz ..
düzenbaz ..
ve yalnız ...
Hiçbir anne çocuğuna beni anlatmadı ,
Oysa yaşamım bir masal oldu ...
Bilmiyorsun kibritçi kızla evlendim ,
Bir arslanımız bile oldu...



Bir sana söylüyorum anne!
İtirafım tek sana ..!
Yoruldum meydan okumalardan ,
Bıkkınım düellolardan ,
Takvimlerin yanılgısı ,
Mevsimlerin tutarsızlığı arasına sıkışmış bir çocuk gibiyim ...
Yüzünü cama dayamış sokaktaki oyuna imrenen çocuğum ...
Yorumsuzum ....
Yüzümü dayamışım yaşama ve tarih atlaslarına
Anne anla!!
Yerimi bulamıyorum yaşamın haritalarında....



alıntı