’kimse bilmez melâlimi bu yara başka yara’
epey oldu vuralı kendimi yollara
sahi ne kadar uzaktayım bilmiyorum şimdi Ankara’ya
en son
bir kadının gözlerini dağlarken görmüştüm o kenti
kan içindeydi elleri
ve gözleri kadının,
İçindeydi kanın.
öyle bakakalmıştı adam,
tırnaklarını geçirip etine
belki bundandı ömür boyu çatılışı kaşlarının.
bilemedim çok önce
anladım ancak
büyüyünce.
ayrıldığımda en son
perdelerini çekmişti sokaklar
gözlerini kapatıp, susmuştu bütün şehir
ay dönmüştü sırtını utancından
küsüp gitmişti bir çocuk
karanlığın ortasından sızıp
çiğneyerek geçmişti
gözlerinden akan umutları.
yalınayak
ve
biriktirdiklerini yutkunarak.
ölüm girmişti o şehirle aramıza
yüreğimin bir parçası sıkışmıştı dişlerinin arasına
ağlamıştım
ve
susmuştum hep sonra.
.
yalnızca sen!
yıkıldı yıkılacak bu dünyayı
kaldırabilirdin başımın üstünden
o zaman sevebilirdim belki Ankara’yı
acılarına rağmen
yeniden.
yürüyebilirdim
işgalden kurtulmuş sokaklarında
ağlamadan geçebilirdim belki Gençlik Parkından
sonra gidip ,
dua okuyabilirdim
bir kadının mezarı başında.
ölümü kabullenip
yeniden doğabilirdim belki küllerimden
gel deseydin
denizin dibine dalabilir,
inci, mercan getirebilirdim sana gelirken
vurgun yiyip,
ciğerlerimi parçalamak pahasına
gel desen
gelirdim
demedin
kaldım.
Alıntı


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
