Sahil şeridi ile turizm bölgelerinde "imar ve ruhsatlandırma" işlemlerinde yetkiyi, belediyelerden alıp Kültür ve Turizm Bakanlığı'na veren yasa tasarısı tartışma yarattı. Tasarıya kıyı belediyeleri ve meslek odalarından ciddi eleştiriler var.
Adalet ve Kalkınma Partisi Manisa Milletvekili Recai Berber ile arkadaşlarının Meclis Başkanlığı'na sunduğu yasa teklifine göre sahil şeridindeki belediyeler, imar konusunda devre dışı bırakılıyor ve sahilde tek patron Kültür ve Turizm Bakanlığı oluyor.

Teklife göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm merkezleri içinde her ölçekteki planları yapmaya, yaptırmaya, onaylamaya ve tadil etmeye yetkili kılınıyor.

Kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak satış, tahsis, kiralama, sınır ilânı ve değişikliği işlemleri ile çevresel etki yaratacak alt yapı ve üst yapı projelerinde, önce bakanlığın olumlu görüşünün alınması gerekiyor.

Teklifin gerekçesinde, 'sahil yörelerindeki küçük belediyelerin bu tür özellikli konulardaki işlemler için gerekli insan kaynağı ve bilgi birikimine yeterince sahip olmadığı' ifadesine yer verildi.

BERBER: YETKİ ZATEN BAKANLIKTAYDI
Teklifin sahibi Recai Berber tasarıyı şu sözlerle savundu: “Olayı yanlış koymamak lazım. Zaten şu anda Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bu yetki verilmiş durumda. Bu yetki şimdiye kadar belediyeler eliyle yapılıyordu. Bazı sahil belediyelerinin olanakları gelişmiş olabilir ama bünyesinde bir tek mimarın olmadığı belediyeler var. Bu belediyelere de aynı yetki verilmiş durumda.

"Esasen koordinasyon ve düzenleme yetkisi, Kültür Bakanlığı’nda olmasına rağmen bunun yeterli olmadığı görüldü. Daha önce 'Verilen yetkinin, donanım, birikim ve personel olarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın Bayındırlık İl Müdürlükleri eliyle yapılması gerekir' diye böyle bir düzenleme hazırladık. Bununla belediyeler devre dışı bıraklımış gibi düşünülmesin. Zaten belediyelerin görüşlerinin alınacağı ve değerlendirmenin yapılacağı belirtiliyor. Bu teklif hiçbir şekilde, özellikle donanımı iyi olan belediyeler düşünülerek yapılmadı.

KONSENSUS SAĞLANACAK
"Bizim teklifimiz komisyona geliyor. Komisyonda görüşülürken, bu arada olayın bütün tarafları görüşlerini belirtecek. Genel Kurul'a gelinceye kadar ne kadar iyi bir konsensus sağlandığını hep beraber göreceğiz. Böyle bir çalışmaya güçlü bir ihtiyaç var, çünkü koordinasyon eksikliği var."

GÜNAY: YASAYA GEREK VAR
Konuyla ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise, henüz olgunlaşmış bir gelişme olmadığını belirterek, "Öneri üzerinde çalışacağız" dedi.

İmarda çok başlılıktan, temel prensipleri saptayarak bütüncül bir yaklaşıma geçmenin doğru olacağını söyleyen Günay, "Yasaya gerek var mı? Daha önce Bodrum için Bakanlar Kurulu kararı çıkarılmıştı?" sorusuna da "O bir yöre ile ilgiliydi, idari yargıdan döndü. Onun için yasaya gerek var" yanıtını verdi.

'HÜKÜMET YEREL YÖNETİMİN YETKİLERİ ALINIYOR'
Hükümet kanadı yasa tasarısını savunurken meslek odaları ve kıyı belediyeleri teklifi eleştiriyor.

ntvmsnbc'ye konuşan İstanbul Şehir Plancıları Odası Başkanı Erhan Demirdizen, tasarıyı yerel yönetimlerin yetkilerinin geri alınması olarak değerlendirdi:

“Biz bu tasarıyı merkezi yönetimin denetimsiz biçimde her türlü uygulamayı yapması olarak algılıyoruz. Son zamanlardaki gidişat da bu yönde. Hükümet bir yandan yerel yönetimlerin yetkilerini artıracak kamu reformu yaptığını söylüyor, diğer yandan da iş imar ve planlama yetkilerine geldiği zaman kıskanç bir biçimde bunları geri topluyor. İmar yasasıyla yerel yönetimlere verilen bütün yetkileri, parça parça geri topluyor.

'YANLIŞI ENGELLEYECEK BELEDİYELERİN ÖNÜ KESİLECEK'
"Bu, dünyada izlenen vizyona da ters, planlamanın ilkelerine de ters. Bugüne kadar turizm bölgeleri ve kıyılarla ilgili yetkileri zaten merkezi hükümet, turizm ve bayındırlık bakanlıkları eli ile kullanıyordu, yerel yönetimlerin bu alanlarda yetkileri çok sınırlıydı. Ancak hiç değilse belediyeler, ruhsat aşamasında yetki kullanabiliyorlardı.

"Gördüğüm kadarıyla bu teklifle, Türkiye’nin herhangi bir bölgesinde, merkezi yönetimin istediği bir yatırımı önlemesinden endişe ettikleri belediyelerin önünü kesmeye çalışıyorlar.

"Bu planlamanın doğasına da aykırı. Hiç değilse farklı aşamalarda, planlama ve uygulama aşamalarında, farklı kurumların birbirlerini izledikleri bir süreç, iyi kötü olabilirdi. Ama bunu ortadan kaldırıyor, yetkiyi alıp tamamen merkezi yönetime geçiriyorlar. Burada siyasi partilere de ciddi görevler düşüyor.” 'İKTİDAR SAHİL BELEDİYELERİNİ CEZALANDIRIYOR'
“Gelişmiş ülkelerde ve girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği’nde yetkiler yerel yönetime verilirken, ülkemizde, tam tersine, yerel yönetimlerin yetkilerinin elinden alınmak istenmesi ve bunun özellikle belirli bölgelerdeki belediyelere yönelik uygulanması, seçimler sonrası siyasi bir baskı unsurudur. Bunu, siyasi iktidarın yerel halkın tercihlerine saygı göstermemesinin açık bir delili olarak görüyorum.

'GEREKÇELER DOĞRU DEĞİL'
"Turizm teşvik yasasına göre turizm merkezlerinde, her türlü ölçekte planları yapma ve yaptırma yetkisi Turizm Bakanlığı’na aittir. Gerekçe olarak gösterildiği gibi sahillerde planlara aykırı imar ve uygulama yapılması mümkün değildir. Hiçbir belediye başkanı, plana aykırı ruhsat veremez. Bu da bir gerekçe olamaz.

Yerel yönetimlerin bütçelerinin büyük bir bölümü zaten son dönemde küçüldü. Bunların büyük bölümü de imar haklarından oluşmaktadır. Uygulamaların merkeze alınması, zaten sınırlı bütçeyle çalışan belediyeleri, hiç iş ya da yatırım yapamaz hale getirecektir.

'HEDEF YAĞMAYA AÇMAK'
"Hedef çok açıktır; seçimle alınıp yağmalanamayan kıyı beldeleri, yasayla ele geçirilip yağmaya açılacaktır."

HÜKÜMET YEREL YÖNETİMLERİ DESTEKLİYOR
Finike’nin AK Partili Belediye Başkanı Nail Dülgeroğlu da yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor:

“Daha önce turizm bölgesi ilan edilen yerlerde zaten Turizm Bakanlığı yetkiliydi. Bu bölgelerde imarla ilgili değişiklikler bakanlığın onayı olmadan zaten geçmiyor. Bizim ilçemiz de turizm bölgelerini kapsayan bir alan olmadığı için, bizim için böyle bir durum söz konusu değil. Eğer, yasa teklifi kültür ve turizm bölgelerinin ötesinde, tüm sahil bölgelerini kapsıyorsa bu yanlış olur. Şimdiki Hükümetimiz, merkezi idarenin yetkilerinin bir bölümünü yerel yönetimlere bırakma anlayışında, öyle bir şey olacağını tahmin etmiyorum.

"Yerel idarelerin daha güçlü olmasından ve yerel bazda olabilecek her şeyin yerel bazda yapılmasından yanayım. Dolayısıyla sadece ören yerlerini, tarihi ve turistik yerleri kapsayan bir uygulamaysa, bunu desteklerim ama tüm kıyı bölgelerini kapsıyorsa, sorumluluğu yerel yönetimlerle paylaşan bir iktidarın böyle bir şey yapacağını tahmin etmiyorum.”

MÜCADELEMİZE DEVAM EDİYORUZ
Yerel yönetimlerin yetkilerinin kısıtlanmasına karşı çıkan DP'li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, teklifin bu halinin mahkemede sonuçlanacağını düşünüyor:

“Bu bir tasarı, daha kesinleşmiş bir şey yok. 2006 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla Bodrum Yarımadası turizm geliştirme bölgesi ilan edildi. Biz o zaman dava açmıştık ve mahkeme de bizi haklı çıkarmıştı. Biz mücadele etmeye devam ediyoruz.

'BEN İSTEDİM OLDU' DEMEK YANLIŞ
"Seçilmişlerin ve seçenlerin demokrasiye olan saygısı göz önüne alınarak, yerel yöneticilerin görüşü alındıktan sonra bu tasarının ele alınmasından yanayım. ‘Ben istedim oldu’ havasını yaratmanın bir anlamı yok.

"Suçlu arandığı zaman nedense hep yerel yönetimler suçlanır. Ben bütün suçun yerel yönetimlerde olduğuna inanmıyorum. Suçlu ararsak hepimiz suçluyuz. Bodrum’da yapılaşmaya artık 'dur' deme zamanının geldiğini biz de biliyoruz. Ama yetkilerin elden alınarak bunun yapılmaya çalışılmasına karşıyız.

"Geçtiğimiz günlerde, bakanlık ve belediyemizin uzmanlarının ortak çalışmalarıyla, Gümbet Bölgesi’nin yeniden elden geçirilmesi konusunda ortak bir projeyi müsteşarımıza sunduk. Onlar da bunu sıcak karşıladılar. Demek ki ortak çalışmalar yapılabiliyor ama ‘Ben istedim oldu' havasından hükümetin kurtulması gerekiyor.

MAHKEMEDE BİTER
"Hem bakanlık hem de belediyeler fikir ve gönül birliği yapmadan, kıyı bölgelerinde bir yere varmak mümkün değil. Kıyı belediyelerinin dışında alınan bütün kararlar, göreceksiniz masa başında ya da mahkemede bitecek.

"Bodrum’un kuzey kesimi bu tasarının kapsamı içerisinde. Oradaki yerel yöneticilerle görüşeceğiz ve yolumuzu belirleyeceğiz. Ama ben Bodrum Belediye Başkanı olarak, Bodrum bu kapsama alınımış olsaydı hukuk mücadelesine başlayacaktım. Zaten 2006 yılında, alınan Bakanlar Kurulu kararına dava açan tek belediye başkanı bendim."



kaynak

Neden böyle birşey yapıyorlarki