BÖLÜM1
KANLI GÜREŞ AYI
69 yılının güreş ayındaydık işte.Her zamanki gibi evlerin kapılarını çalıp çalıp kaçıyorduk. Zil henüz keşfedilmediğinden bileklerimiz ağrıyordu ama çok zevkliydi doğrusu.Özellikle bodur hüsam amcanın kapısını her çalışımızda arkamızdan bize bağıra bağıra topkapıhana kadar kovalaması yokmu.Epey bir kiloluydu hüsam amca.Boyu da alabildiğine kısa.O koşturdukça arkamızda
150 kiloluk bir top yuvarlanıyor hissi veriyordu bize.Etlerinden ayakları gözükmüyordu ki...Arkadaşlarım tombul recai,kazma recep,fındık
fundik ve ben sidikli ati her sabah koşturtmak için onu yeni bahaneler bulurduk.
Başlangıçta diğer günlerden farkı yoktu o günün de aslında.Şenliklere 3 gün kaldığından herkes hazırlık yapıyordu.Topkapıhan ise herzamankinden daha kalabalıktı.Küçük delta kasabasının her bireyi sanki orada toplanmıştı.Herşey hüsamın kovalamasının ardından dinlenmek için oturduğumuz topkapıhanın önünde soluklanırken değişiverdi birden bire.Sebepse tavernanın içinden duyduğumuz bağrışmalar üzerine kafamızı uzatıp bakmamızdı.Ah bodur Hüsam ah bir kerecik hızlı koşsaydın da yakalasaydın bizi o şişko ellerinle.Baktın
koşamıyon yuvarlayıverseydin o top gibi vücudunu da ezip geçseydin bizi...Ah göremeseydik şu Dilara'yı.Deltanın meleği Dilara.Ne de güzel kaçışı vardı kavga eden iki kılınçcının arasından.Adamlar arkada birbirini kılınçlarken o sanki kavga
kendisi yüzünden çıkmamış gibi oralı değildi.Alımlı bakışları,sürmeli çekik gözleri, uzun bacakları ve vücut hatlarının yerindeliğiyle süzüldü yanımıza.Başını döndürüp önce kazmaya baktı göz atıp bana döndürdü yüzünü.O gülümseme hala gözümün önünden gitmiyor.Eğilip yanağıma bir öpücük kondurdu ve geldiği narinlikle sokağın derinliklerine doğru uzaklaşıp gözden kayboldu.Kazma receple birbirimize baktık.Lakaplarımızı birbirimiz takmıştık öncesinden ama
hiçbirimiz kendimize takılan isimden memnun değildik.Recainin tombulluğunu olsaydı o zamanlar noter bile tasdiklerdi.Recebin kendi kalemize attığı
o son dakika volesi kazmalığının ispatıydı elbet fundik ise erkek gibiydi aramızdan hiç ayrılmıyor bizimle oynayıp duruyordu.erkekten farksızdı
zaten.Fındık kadar küçük olması ona fındık fundik dememize sebep olmuştu. Bana neden sidikli dediklerini ise hala anlayabilmiş değildim.Ama onca senedir kazma ve sidikli olan bizlere bu derece güzel bir bayan yakınlık göstermiş birimize göz atmış birimize öpücük vermişti.Kazma da şaşkındı anlıyacağın. Sersemliğimizi üzerimizden atıp kendimize gelmemiz nerden baksan iki üç
dakikayı aldı.Neden sonra gördüm yere düşen tokasını Dilara'nın.Almak için eğildiğim vakit kazma atladı üstüne o benim diye bağırdı.İlk kız kavgamızı yapıyorduk ve tokayı bırakmaya hiç niyetim yoktu.Kazmayla atışmam
o güne değin yaptığımız en ciddi kavga olmuştu ve ikimiz içinde korkunç bir kabus haline dönüşmek üzereydi.Benim de hatalarım vardır elbet nerden bileyim fundikin bizi ayırmak için aramıza girdiğini.Herşey bir anda oldu ve fundiki önümemi çektim yoksa onu korumayamı çalıştım hala hatırlamıyorum. Benim bağırmamı kaldıramayan Receb'in eline nerden geçirdiğini bilemediğim bıçak fındığın kalbine yakın bir yerden saplanmıştı.Hertaraf kan gölü ve soluksuz kalan küçücük vücudu...
Eğer bu vakit sorarsan bana, ben dünyalar savaşının başlangıcı olarak bu tarihi görüyorum.Yıllardan 69 aylardan güreşlerin yapıldığı aydı o ay.Küçük deltada şenlikler iptal edildi o yaz.O yaz herkes küçük Fundike ağladı.Yas
tuttu...Bense içimden ne Fundiki ne Recebi nede Dilarayı çıkartabildim bir daha...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



