• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    volkanozobut adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-02-2009
    Mesajlar
    24
    Karizma Gücü
    0

    Dünyalar Savaşı (Fantastik)

    BÖLÜM1
    KANLI GÜREŞ AYI

    69 yılının güreş ayındaydık işte.Her zamanki gibi evlerin kapılarını çalıp çalıp kaçıyorduk. Zil henüz keşfedilmediğinden bileklerimiz ağrıyordu ama çok zevkliydi doğrusu.Özellikle bodur hüsam amcanın kapısını her çalışımızda arkamızdan bize bağıra bağıra topkapıhana kadar kovalaması yokmu.Epey bir kiloluydu hüsam amca.Boyu da alabildiğine kısa.O koşturdukça arkamızda
    150 kiloluk bir top yuvarlanıyor hissi veriyordu bize.Etlerinden ayakları gözükmüyordu ki...Arkadaşlarım tombul recai,kazma recep,fındık
    fundik ve ben sidikli ati her sabah koşturtmak için onu yeni bahaneler bulurduk.

    Başlangıçta diğer günlerden farkı yoktu o günün de aslında.Şenliklere 3 gün kaldığından herkes hazırlık yapıyordu.Topkapıhan ise herzamankinden daha kalabalıktı.Küçük delta kasabasının her bireyi sanki orada toplanmıştı.Herşey hüsamın kovalamasının ardından dinlenmek için oturduğumuz topkapıhanın önünde soluklanırken değişiverdi birden bire.Sebepse tavernanın içinden duyduğumuz bağrışmalar üzerine kafamızı uzatıp bakmamızdı.Ah bodur Hüsam ah bir kerecik hızlı koşsaydın da yakalasaydın bizi o şişko ellerinle.Baktın
    koşamıyon yuvarlayıverseydin o top gibi vücudunu da ezip geçseydin bizi...Ah göremeseydik şu Dilara'yı.Deltanın meleği Dilara.Ne de güzel kaçışı vardı kavga eden iki kılınçcının arasından.Adamlar arkada birbirini kılınçlarken o sanki kavga
    kendisi yüzünden çıkmamış gibi oralı değildi.Alımlı bakışları,sürmeli çekik gözleri, uzun bacakları ve vücut hatlarının yerindeliğiyle süzüldü yanımıza.Başını döndürüp önce kazmaya baktı göz atıp bana döndürdü yüzünü.O gülümseme hala gözümün önünden gitmiyor.Eğilip yanağıma bir öpücük kondurdu ve geldiği narinlikle sokağın derinliklerine doğru uzaklaşıp gözden kayboldu.Kazma receple birbirimize baktık.Lakaplarımızı birbirimiz takmıştık öncesinden ama
    hiçbirimiz kendimize takılan isimden memnun değildik.Recainin tombulluğunu olsaydı o zamanlar noter bile tasdiklerdi.Recebin kendi kalemize attığı
    o son dakika volesi kazmalığının ispatıydı elbet fundik ise erkek gibiydi aramızdan hiç ayrılmıyor bizimle oynayıp duruyordu.erkekten farksızdı
    zaten.Fındık kadar küçük olması ona fındık fundik dememize sebep olmuştu. Bana neden sidikli dediklerini ise hala anlayabilmiş değildim.Ama onca senedir kazma ve sidikli olan bizlere bu derece güzel bir bayan yakınlık göstermiş birimize göz atmış birimize öpücük vermişti.Kazma da şaşkındı anlıyacağın. Sersemliğimizi üzerimizden atıp kendimize gelmemiz nerden baksan iki üç
    dakikayı aldı.Neden sonra gördüm yere düşen tokasını Dilara'nın.Almak için eğildiğim vakit kazma atladı üstüne o benim diye bağırdı.İlk kız kavgamızı yapıyorduk ve tokayı bırakmaya hiç niyetim yoktu.Kazmayla atışmam
    o güne değin yaptığımız en ciddi kavga olmuştu ve ikimiz içinde korkunç bir kabus haline dönüşmek üzereydi.Benim de hatalarım vardır elbet nerden bileyim fundikin bizi ayırmak için aramıza girdiğini.Herşey bir anda oldu ve fundiki önümemi çektim yoksa onu korumayamı çalıştım hala hatırlamıyorum. Benim bağırmamı kaldıramayan Receb'in eline nerden geçirdiğini bilemediğim bıçak fındığın kalbine yakın bir yerden saplanmıştı.Hertaraf kan gölü ve soluksuz kalan küçücük vücudu...

    Eğer bu vakit sorarsan bana, ben dünyalar savaşının başlangıcı olarak bu tarihi görüyorum.Yıllardan 69 aylardan güreşlerin yapıldığı aydı o ay.Küçük deltada şenlikler iptal edildi o yaz.O yaz herkes küçük Fundike ağladı.Yas
    tuttu...Bense içimden ne Fundiki ne Recebi nede Dilarayı çıkartabildim bir daha...

  2. #2
    ..No Brain, No Pain.. ..NemesiS.. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2007
    Mesajlar
    11,282
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    25
    sonunda be kankam

    isteyene uygun fiyata spoiler verebilirim
    BİR KURDUN KURT SAYILABİLMESİ İÇİN
    ARDINDAN EN AZ ON KÖPEĞİN HAVLAMASI GEREKİR..





    s.k.s.o

  3. #3
    YoldanGeçenAdam adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-12-2004
    Mesajlar
    21,476
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    güzel hikayeymiş hocam emeğine sağlık

  4. #4
    volkanozobut adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-02-2009
    Mesajlar
    24
    Karizma Gücü
    0
    BÖLÜM 2
    NY

    Anlattıklarınız gerçekten çok ilginç ve ilk defa bu kadar derinlemesine bilgi sahibi olma şansımız oluyor bu konularda.Tam olarak kaç sene evvel?

    -Şu vakit tam olarak hesaplarsak bundan tam olarak 2077 sene öncesi diyebiliriz.

    -Daha dün gibi bahsediyorsunuz ama!!

    -Hiç unutamadım ki o yazı.Tek emin olamadığım şey sebep Recebinde dediği gibi benmiydim yoksa kendimi atladı o kahrolası bıçağın önüne.Buna hiçbir zaman da emin olamayacağım sanırım.

    -Peki ya sonrası o vakitmi kaçtınız Delta'dan?

    -Evlat sen kendini ne sanıyorsun da Bana; Büyük Delta İmparatorluğunun Kurucusu, iki milyon kişiden fazla bir orduya başkanlık etmiş, Kuzeyde Alfa Güneyde Beta Doğu ve Batıda Zeta ve Epsilona diz çöktürtmüş Büyük Lider Atilla Hana ne hadle hizmet ettiği ülkesinden kaçmış terimini kullanırsın!!!
    Çok şey gördüm evlat çok şey gördüm ben.Yaşın kadar desem komik kaçar.Hesaplasam 2090 yaşında olurdum.Senden genç göstermeme mi aldandı da o kuş kafan bu cesaretli konuşmaları yapıyorsun benimle?

    -E e estafurullah efendim.Kastım dalga geçmek değildi yemin ederim.Sadece tarih kitaplarında yazanları aktardım o kadar.

    -Tarih kitapları ya.Evlat senin karşında tarih duruyor.Boşver kitapları çıkart aklından...

    -Tabiki efendim.Tamam o zaman Deltadan çıktığınız gün o günmüydü diye soralım?

    -Bak bu daha iyi.Fakat hayır.O gün değildi.O akşamı da tüm geceyide Fundaların evi önünde geçirdim. Bir tek ben vardım dışarıda.Recai de Recep de içerideydi bense üzüntümden şaşkınlığımdan ve arkadamışımızın öldüğüne inanamadığımdan kapının dışında duruyor kimsenin yüzüne bakamıyordum. Sabah güneş parıldadığı vakit gördüm hekimin kapıdan çıktığını. Evin içinden feryat figan bağırıntılar geliyordu.Hekim Ahmet beni görünce çok ters bir bakış attı utancımdan yüzüm kızardı. Yerin dibine girseydim de bu günü yaşamasaydım. Koşturarak uzaklaştım oradan limana doğru. Haykırarak bağırdım denize karşı. Orada yaşlı liman koruyucusu duydu ağlamalarımı. Saçları da yüzü de bembeyazdı amcanın.Neyin var delikanlı dedi.Kafamı salladım iki yana anlatamam dercesine. Gözünde yaş yok ama anlaşılan için kan ağlıyor senin.Zamana bırak evlat dedi bana zamana bırak. Herşeyin ilacı zamandır bu dünyada,uzaklaş dertlerinden.Ben hiçbirşeyden kaçmam dedim kızgın bir şekilde.Sinirimi amcadan çıkartmak istiyordum sanki.Kaç demiyorum evlat dedi uzaklaş diyorum. Zaman geçer geri dönüp halledersin dertlerini ama henüz olgunlaşmamışsa içinde yeni hatalar yapmaya devam edersin.Hata yaptığımı da nerden çıkarttın diyerek geri şehire döndüm.Sinirlerim beş katına çıkmıştı. Şimdi düşünüyorum da bu yaşlı adamın o an ne işi vardı limanda koruyucu olamayacak kadar yaşlıydı üstelik.

    -O vakit mi çıktınız Deltadan?

    -Hayır evlat dedim ya kaçmak olarak görüyordum bunu.Ben direk mezarlığa gittim.Tüm delta oradaydı neredeyse ve herkes bana suçlu gözüyle bakıyordu. Neden sonra Receb'in katil katil burda yakalayın demesiyle anladım suçu bana attıklarını.Şişko yanında duruyordu Receb'in bir tek o görmüştü bütün olanları ama sesini bile çıkartmadı. Gözgöze geldiğimizde Recai'yle oda gözlerini benden kaçırdı utanarak. Olanca hızımla koşmaya başladım. Güvenlikten sorumlu iki taş atıcı kovalamaya başladı
    beni.İçimden koşacak neyin var olum dur ve anlat herşeyi dediğim sırada düştüm yere ve üzerime bir örtü örtüldü. Sesinden tanıdım şişko Hüsam amcayı. Taş atıcılara CunbalıYola kaçtı diye ters yönü işaret etti ardından da evine sakladı beni. Bir tek O inanmıştı bana tüm kasabadan. Bu durum insanın yıkıldığı andır. Koskoca bir yalan yaşamışım meğerse 17 yaşına kadar. En yakınlarım bile bir anda
    satmışlardı beni de hergün koşuşuyla dalga geçtiğimiz ve kapısını çalarak kaçtığımız Hüsam amca sahip çıkmıştı bana. O vakte kadar ne kadar yalan yaşamışım meğer. O gecede Hüsam amcalarda kaldım. Evde beni merak edecek bir ailem yoktu benim. Abilerimin ikiside evlenmiş kendi yuvalarını kurmuşlardı. Babamı hiç hatırlamıyorum yaşlı anamı ise 3 sene evvel üzüm bağında çalışırken geçirdiği bir kalp krizi sonrası kaybettik. Bu yüzden ne arayanım vardı ne soranım. Gece Hüsam amca
    sordu;"Peki şimdi ne yapacaksın?" İşte o vakit limandaki yaşlı adam geldi aklıma belki o yardımcı olabilir düşüncesiyle gideceğim buralardan dedim. "Nereye gidersin" sorusuna ise hiç düşünmeden Epsilona diye cevap verdim. Küçüklüğümden beri orayı merak ederdim sebep sadece bu olmalı. Başka bir neden düşünemiyorum. Şişko Hüsam bir bildiği var heralde deyip karıştırmadı.Senin sorunun cevabı ise evlat ben o gecenin sabahı ayrılmak üzere yola çıktım Delta Dünyasından ve yepyeni bir maceraya o sabah başladım.

    -Peki nasıl nasıl küçücük bir çocuğu aldılar ki gemiye

    -Çok yorgunum evlat. Yarın devam ederiz hikayeye şimdi rahat bırak beni.Uyuyacağım biraz.

  5. #5
    volkanozobut adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-02-2009
    Mesajlar
    24
    Karizma Gücü
    0
    DÜNYALAR SAVAŞI
    BÖLÜM3
    BEYİNDEKİ SAAT


    Yıl:2008 Dünya: NY Yer : (xx:xx) Tineos Hapisanesi


    Gardiyana seslendi Atilla tek kişilik hücresinden.

    -Şu çocuk nerede kaldı.Bu gün yazmayacakmıyız.

    Gardiyan Smith

    -Yarım saate kadar yanınızda efendim

    Aslında Tineos Hapisanesi xx:xx koordinatlarındaydı ancak Dünyalar savaşının baş mimarı, ölümsüzlüğün sırrını bulmuş adam Atilla Hanı gözetim altında tutabilmek için hapisanenin önündeki okyanusa sırf onun gözetim altında tutulabileceği bir yer inşaa etmişlerdi NY liler.24 saat boyunca gözetim
    altındaydı ve yanına sadece Smith ile Gazeteci/Yazar John girebiliyordu.Herkes efendim diye hitap ediyor ve kesinlikle saygıda kusur etmiyorlardı.Bu büyük insanın bilgilerinden faydalanabilmek için bir araştırma merkezi kurulmuş ve her nekadar düşmanda olsa yeni dünya ondan öğreneceği çok şey olduğunu biliyordu. Atilla da bir tek yalnızlığından şikayetçiydi zaten burada.20 li yaşlarda gözüken bedeninin altında yüzyıllar barındırıyordu ve yorgun hissediyordu artık kendini.Gözetim altında kaldığı seneler boyunca tek dostu John olmaya başlamıştı.Ona evlat diye hitap etmesini seviyordu.Yapay gün ışığı yapılan odasının kapısı açıldı John tarafından.İster istemez bir gülümseme belirdi Atillanın suratına.Evlat dedi yine hafif bir tebessümle;Nerede kaldın.İşlerine hep gecikirmisin sen böyle.

    "Yok efendim saat aslında tam vakti."

    Saatine baktı John.Gerçektende tam 28 dakika gecikmişti görüşmeye.Sonra bir kez daha bu enterasan insanın kendisini şaşırttığını gördü.İçeride saat yerine kullanabileceği hiçbir şey yoktu ki nereden bu kadar emindi geciktiğinden.

    "28 dakika değilmi",dedi Atilla yine gülerek.

    John şaşkınlığını gizleyemedi ama korkusundan bu konuyu değiştirmek istedi.Gün geçtikçe oda inanır olmuştu karşısındaki kişinin olağan üstü bir varlık olduğuna.

    -En son Delta dünyasından çıkışınızı anlatıyordunuz efendim

    -Pekela otur bakalım şöyle.Evet Deltayı bırakmamdan bahsediyordum.M.Ö. 69 senesi meşhur Karaca Şenliklerinin olduğu ayın 14. günü sabahı geldim limana ve büyük bir telaşla o yaşlı amcayı aradım o sabah.Fakat koruyucu kulubesinin içerisinde o yaşlı kır saçlı adam yerine Pos bıyıklı hafif kelimsi orta yaşlarda bir adam oturuyordu.Yanına gidip Yaşlı amcayı tarif ettim."Ben seni hatırlıyorum" dedi adam bana. "Dün sabahta buradaydın sen bas bas bağırıyordun denize doğru."Hah işte ya o bendim amca yanımdada tarif ettiğim o kır saçlı adam vardı.O nerde şimdi.Adam her yaptığım şey, harfi harfine anlattı ama yanımda hiçkimse olmadığını iddia edip durdu.Bir tek ben varmışım orada.Kendi kendime konuşan sinirli bir halim varmış sözüm ona.

    -Nasıl yani gördüğünüz şey hayalmiydi?

    -Hayır hayal değildi ama ben bunu çok sonraları anladım.O an ben de senin gibi sinirden ve şok etkisinden dolayı hayal gördüm heralde deyip oturdum bir kayanın üzerine.Adam bana "ne işin senin yaşında birisinin burada"dedi.Cevap verme hissiyatı duymadan beklemeye başladım.Fazla konuşmayı sevmem ben.Bir sana bu kadar çok anlatıyorum olanları.

    -Şanslıyım öyleyse

    -Sanslısın evlat hem de çok şanslısın.Neyse yaklaşık 2 saat bekledim heralde ki bir ticaret gemisi yanaştı limana.Bu gemilerin çoğu Epsilondan gelirdi Deltaya.Karaca kasabası Deltanın Epsilona sınır kasabası olduğu için buraya mermer satıp şarap yapımı için üzüm almaya gelirlerdi.Epsilonda ticaret çok gelişmişdi o aralar.Bazen karşılıksız mermer bıraktıkları bile olurdu.Ancak şansızlığa bak ki gelen Epsilon gemisi değildi.Güneyden Mısırlıların hakim olarak yaşadığı savaş sanatlarıyla ün salmış Alpha ülkesinden geliyordu gemi.Yaklaştım yanına doğru.Kapakları açılıp işçiler hemen harekete başladı.Kendilerinin 3 5 katı silahlarla dolu kasaları yardımlaşarak kıyıya çıkartıyorlardı.Geminin kıç tarafında kaptan olduğu belli olan kara tenli uzun boylu bir adam vardı.Yanında da ince uzun sakallı birisi ve yakışıklı bir kılınçcı duruyordu. 10 kadar okçu bu üç kişinin arkasında onları koruyor ve nereye giderlerse oraya yöneliyorlardı.Geminin direğindeki gözcü bağırmaya başladı birden."Geliyorlar geliyorlar"Kulubedeki koruyucu adamda da
    hareketlenme başladı o sırada.Gelenler Karacanın karşılama heyetiydi.Uzaktan görebildiğim kadarıyla Deltanın başkentinden de elçiler vardı.Önemli bir teslimat yapılacaktı anlaşılan.Bizim askerleri görünce ben telaşlandım birden ve limanın ambarına saklandım.Kapıdaki aralıktan inceliyordum neler olup bittiğini. Karşılama heyeti ve gemideki üç adam selamlaştı önce sonrada uzaklaştılar limandan.Ancak askerler limanda kaldı.İki taş atıcı yaklaşınca ambara doğru telaşlandım ve üzüm dolu kasalardan birisine girdim.Açıkçası hiç kaçacak vaktim olmadı.Bulunduğum kasayı da beni de gemiye taşıdı işçiler.Aslında istediğim şey olmuştu ve gemideydim ancak ben Alphaya değil Epsilona gitmek istiyordum.En büyük sorun bu da değildi. işin daha kötüsü bulunduğum kasadan dışarı çıkamıyordum çünkü en üstteki kasa benimkisi değildi.Daha bir çok kasa istiflenmişti üstüme ki kapağı açamıyordum.

    -Çok uzun kaldınız mı o kasada?

    -Tam üç gün.Bilemiyorum yeterince uzunmuydu.burayı düşününce...Orada açıkınca üzüm yedim. Susayınca suyunu içtim ve allahtan delikler vardı evlat kasanın üzerinde.Delikler vardı olmasına ancak geminin depo kapakları kapanınca zifiri karanlık oluyordu içerisi.İlk girdiğinde şaşırdığın 28 dakikayı bilmem varya işte beynimde saati tahmin etmeye ta o yıllarda başladım ben.İki işçinin konuşmasından duyduğum saate saniyeler ekledim.Saniyeler dakikalara dakikalar saatlere saatlerde günlere dönüştü evlat.Başlangıçta şaşırıyor ve aklım başka yerlere kayıyordu ama esaret geçirdiğim uzun yıllarda geliştirdim kendimi bu konuda da artık başka şey düşünsem bile işliyor beynimdeki saat.Sende dene. Eminim yapabilirsin.

    -Becerebileceğimi hiç sanmıyorum efendim.Peki yola ne zaman çıktı gemi limandan

    -O günün gecesi bitti yükleme.Kutunun içerisinden duyabildiğim kadarıyla istikamet Alpha verilmedi yol üzerindeki yeni yeni gelişme gösteren Gamma kıyılarına gidecektik.

    -Kutudan nasıl kurtuldunuz peki

    -Aceleci olma evlat.Ben anlatırdım anlatmaya ama senin süren doldu.Tamı tamına iki saattir burdasın.

    Saatine bakan John yine şaşırdı.Saniyesi bile tutuyordu.Bu sefer şaşırdığını belli etmeden ustalıkla bıraktı elindeki kalemi ve ayağa kalktı.

    -Akşama devam ederiz o halde efendim

    -Tabi ederiz evlat.İyi bak kendine.
    if you want to die at 20 august 2020
    just close your eyes and remember me

  6. #6
    volkanozobut adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-02-2009
    Mesajlar
    24
    Karizma Gücü
    0
    DÜNYALAR SAVAŞI
    BÖLÜM 4
    NY AJANI

    Hapishaneden dışarıya düşünceli adımlarla çıktı John.Bu yaşlı adamın tek dostu rolünü oynamak onu haddinden fazla yoruyordu hergün.Kendisini gazeteci olarak tanıtmışlar yepyeni bir kimlik vermişlerdi. Ancak o bir NY ajanıydı ve iki yıldır tek görevi Atilla Han dan Ny istihbarat merkezine bilgi sızdırmak
    olmuştu. NY lilerin ölümsüzlüğün sırrını bulmuş bu adamın hikayesini araştırıp sırları açığa çıkartmaya çok ihtiyacı vardı.Çünkü yeni bir dünya savaşının eşiğindeydiler ve bir şekilde Atilla Han ellerindeki tek koz haline gelmeye başlamıştı.Bu kozu güçlü beta imparatorluğuna karşı kaybetmek istemiyorlardı.Onların elinde ATİLLA Hanın kader arkadaşı İve Dükü Recep vardı.Recepte Atilla Han gibi bu sırrı çözmüş ve yüzyıllar boyu yaşamayı bilgisine bilgi katmayı öğrenmişti.Tek fark Recep İve Dükü Betanın en gelişmiş şehri İvenin baş kişisiydi ve tamamen Büyük Beta İmparatorluğu adına çalışıyordu.Oysa Ny Atilla Hanı esir olarak tutuyor sadece güvenini kazanıp bu sırrı öğrenmeye çalışıyordu.Tarih kitapları bu iki insanın kapışmalarıyla doluydu.Delta ve Beta imparatorlukları bu iki eski dost yeni can düşman sayesinde kurulmuş yıllar boyu hep kapışmışlar ancak Atilla Han bu savaşlardan galip çıkmayı herseferinde
    başarmıştı.Belki Atilla Hanın söylemiş olduğu gibi çocukluklarındaki bu talihsiz kaza Dünyaların kaderini belirleyen şeydi.Peki ama neydi bu adamların sırları.

    John askerler eşliğinde karşıdaki adada kendi için kurulan adaya gelerek notları üzerinde çalışmaya başladı.Bilgileri tazelemsi gerekiyordu.İki senedir güvenini kazanmaya çalıştığı bu insan nihayet konuşup anlatmaya başlamıştı herşeyi.Şöyle bir bakındı yazılarına ve şahısları teker teker not aldı:

    Atilla Han ve çocukluk arkadaşları:
    Bunlardan Recep aynı sırra nail olmuş ve tarih kitaplarında ismi hep geçiyor.Hiç bir zaman dünya liderliği yapmamış ama hep Beta imparatorluğuna çalışmış Betaya nasıl geldiği bilinmiyor.100 yıl savaşlarını başlatan kişi olarak anılıyor.Ölümsüzlüğün sırrını oda biliyor.

    Şişko lakaplı Recai için Atilla Hanın söylediği en önemli konu kendisini satmış ve üzerine atılan iftirayı bilen tek kişi olmasına rağmen konuşmamış olması.Fakat tarih kitaplarında Recaiyi genelde Atilla hanın yanında
    görüyoruz.Atillanın sırdaşı olarak düşünülebilir Şu an nerede yaşadığı bilinmiyor.

    Funda talihsiz kazaya kurban giden kız.Mezarı hala Deltanın küçük kasabası Karacada.

    Dilara var sonra herkesi herşeyi birbirine katmış güzelliği efsanelere geçmiş delta kızı.Dilara ile Atilla Hanın görüştüğü söylentiler arasında.

    İyice aklı karışmıştı johnun.Birde şu yaşlı amcayı merak ediyordu o kimdi acaba.sabırsızlıkla bir sonraki randevuyu bekledi.
    if you want to die at 20 august 2020
    just close your eyes and remember me

  7. #7
    volkanozobut adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-02-2009
    Mesajlar
    24
    Karizma Gücü
    0
    DÜNYALAR SAVAŞI
    BÖLÜM 5
    DAVETSİZ MİSAFİRLER

    Yıl: MÖ 69 Yer : Delta Gamma arasındaki tarafsız bölge Zaman:17 Temmuz

    Anlattığı gibi üzümlerin arasında kutuya sıkışmış bir halde istemediği bir seyehate başlamıştı Atilla. Konuşmayı hiç sevmezdi insanlarla ama üçüncü gün gecesi o bile birisine en azından naber diyebilmek istiyordu fakat içinde hissettiği korku her seferinde buna engel oldu.İşçilerin günlük giriş çıkışından saati tahmin etmeye çalışıyordu.Sabahları kalk borusu çalıyordu gemide.Bundan yaklaşık 1 saat sonra nöbet değişimi oluyordu ambarda ki nöbeti devralan kişiler depo kapısını açıp kontrol ediyorlardı içerisini.İki işçinin konuşmalarına tanık olan atilla yolculuğun gammaya olduğunu anlamıştı.Adamlar gidince
    başlıyordu dakikaları saymaya yine.3. günün gecesi iyice daral geldiği sırada iki işçinin vaktinden evvel kapıları açtıklarını duydu kasanın içinde.

    -Gel burada kimse bizi görmez.

    -Tamam ama ya yakalanırsak Anubis bizi kılıcıyla acımadan ikiye böler.Gemide içkiyi yasakladığını sende iyi biliyorsun

    -Ya uf be birşey olmaz diyorum sana hem Anubisin aklı şuan başka yerlerde.Kimbilir Karacadan getirdikleri o şarkıcı hatunla kaçıncı kere yatıyordur şimdi.Adı neydi Dilara mı?Taş gibi karı valla

    -Olum sen içmeden sarhoş oldun heralde.Yok arkadaş bu işin sonu kan kokuyor.Teğmen Anubisle boy ölçüşemem ben gidiyorum.Hem hiç içesim kalmadı.

    İşçilerden uzun boylu olanı gerisin geriye çıktı depodan.İğrenç korsan görünümlü bıyıklarında sigaradan kaynaklanan sararmalar olanı ise benim bulunduğum kasanın önünde yere oturarak açtı şarabını ve tek başına yudumlamaya başladı.Dilara ismini duyan Atilla ise duyduklarının doğru olup olmadığını anlamaya çalışıyordu.Alphalıların dilini yengesinden öğrenmişti zamanında.Çünkü yengesi Alphanın küçük bir kasabasından dı.Abisiyle yaptığı kavgadan beri onlarla da görüşmüyordu.Sinirlendi Atilla.Tam artık sesini çıkartıp çıkartın beni burdan diye bağıracaktı ki gemi ilk yanaşırken gördüğü o yakışıklı kılınçcı girdi içeri. Teğmenim diye bir kalkışı vardı az önceki sarhoş adamın ayağa...

    -Hathor

    -Emredin komutanım

    -Sana ne emredeyim ben be adam şu haline bak.Defelarca uyarmama rağmen sen akıllanmak bilmiyorsun. Neyse bu konuyu sonra görüşeceğim seninle.Dua et saldırı altındayız.Gözcümüz korsan gemileri saptamış uzakta. Çabuk savaş hali alın.Onbaşı Ptahı bul bana.Savaş borusu çalsın iki kere ve güvertede yanıma gelsin.

    -Emredersiniz komutanım diyerek çıktı dışarı Hathor.

    Bu telaşeli durum Atillayı da heyecanlandırdı.Kasaları sallamya başladı belki kurtulurum umuduyla.Ama nafile.Milim oynamıyordu istif.Denemkten yorgun düştüğü anda bir patlama sesi hissetti.Herşey 5 saniye gibi bir zaman diliminde olmuştu.Korsanların attığı top önce sesini sonra etkisini Atillanın böğründe
    hissettirmişdi sanki.Tam olarak depodan isabet aldı gemi ve tüm erzaklar ayrı tarafa dağıldı.Ayağı kasaların altında sıkışan Atilla ya bir dost eli gibi Limanda gördüğü aksaçlı aksakallı adamın kolları uzandı.Ayağının sıkıştığı kasayı kaldırdı ve ;

    -Çabuk, dedi yaşlı adam

    -Çabuk güvertenin en arka kısmına geç

    -Fakat sen sen

    -Sana yürü diyorummmmm

    Yaşlı adam haykırarak Atillayı kapının dışına attı.Atilla tam güvertenin arka tarafına ulaşdı ki uzakta gördüğü bir havantopu gemisinin topları geminin ön kısmını aldığı gibi paramparça etti.

    Atilla kanter içindeydi.Geminin arka tarafında patlamadan sağ kurtulan bir kaç isimden birisi olmuşdu.Kafasını kaldırdığında ise birisi korkmuş bir şekilde elini tutuyordu.Hiç bırakmamacasına sımsıkı...
    if you want to die at 20 august 2020
    just close your eyes and remember me

  8. #8
    volkanozobut adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-02-2009
    Mesajlar
    24
    Karizma Gücü
    0
    DÜNYALAR SAVASI
    BÖLÜM 6
    TEMPUS VİA

    Ürkek bir ses tonuyla sordu yine John "Dilaramıydı o elinizi tutan."

    "Evet evlat tahmin etmesi bu kadar mı zor"

    "Hayır efendim zor değil aksine basitti.Sesimin titremesini size olan saygıma verin"

    "Dilaraydı ve cidden çok ama çok korkmuştu.Her zaman gördüğüm o süslü püslü şeyler yokdu üzerinde. Sadece incecik bir elbise ve hiç makyaj yapılmamış duru sade bir yüz.Bir şey ittiraf etmem lazım yüzünün bu duru hali çok daha fazla hoşuma gitmişdi.Tirtir titriyordu vücudu ve korkudan ellerime tutunmuşdu. Bende çok korkmuştum başta o gürültüden ama Dilarayı görünce içime cesaret gibi birşey geldi o an. Sanki o yanımda olsa dünyaları devirebilirmişim gibi bir his.Süslenmeyince ne de küçük görünüyordu oysa.Ya 17 yaşındaydı ya 18 daha fazla değil.Güzelliğiyle Deltayı yerinden oynatan Dilaraydı elimi tutan"

    "Peki ya yaşlı adam o kurtulamadı sanırım havan toplarından?"

    "Evet o yoktu aramızda.Nerde olduğunu düşünecek vaktimde olmadı.Gemi üzerinde kalan 10 isimdik.Ben Dilara Teğmen Anubis Onbaşı Ptah Montu isminde bir işçi ve 5 kişilik bir okçu grubu.Gemi sürekli su alıyordu.Kıç tarafı iyice yükseldi havaya ve suya düşmemek için geminin korkuluklarına
    tutunuyorduk.Dilarayı büyük bir kuvvetle kavrayıp yukarı kısma çektim.Herkes Anubise bakıyordu. Saniyeler sonra bizi hızla çeken okyanusun içine dalacaktık.Teğmen şaşkınlığını üzerinden hemen atarak Dilara ve Beni tek eliyle kavrayıp herkesin duyabileceği yüksek sesle az sonra batacağız gemi sizide bir
    süre akıntıyla aşağı sürükleyecektir.Girdaptan kurtulur kurtulmaz kendinizi olanca gücünüzle yukarı itin su yüzeyine çıkınca ses yapmadan bekleyin bir süre.Askerlerr haberleşme için şifre kullanın.Gece karanlığından faydalanacağız.Denizde bizden çok korsan gemisindeki düşmanlar olacaktır.Anlaşıldımı?

    Hepbir ağızdan emredersiniz komutanım dedik ister istemez.Bu oteriter ve keskin ses bunu söyletiyordu zaten.İçimizde sadece Montu telaş olmaya başladı.Ben Yüzme bilmiyorum ben yüzme bilmiyorum.Ancak İki kere tekrarlayabildi.Anubis kılıcının kabzasıyla ensesine vurup bayılttı ve diğer eliylede koskoca adamı
    tek hamleyle sırtına vurdu resmen.Ne kuvvet diye düşünürken bir taraftan geri saydım.10 9 8.Gitgide hızlandı suya yaklaşmamız.ama Anubis ne beni ne Dilarayı ne de Montuyu bırakmadı gidelim.İyice korku sardı içimi ki bir anda öyle bir havaya sıçradıki üçümüzüde tutarak.Bizi neden bırakmadığını anlamıyordum. İyi bir yüzücüydüm oysa.Rahatlıkla Dilarayı da tutabilirdim.Sıçrayışı şiddeti
    aldı. Fakat aynen dediği gibi geminin su altına çekilmesinin yapmış olduğu etkiyle hepimiz gömüldük girdaba.Gözlerim hala Dilaradaydı.Saçları açılmış ve resmen zifiri karanlık suyun altından ışıltılar saçıyordu.Yavaşlayınca girdabın gücü Anubis kendini iyice gererek bir vücud hareketi yaptı ve hepimizi yüzeye çıkardı.Ortalık vahşet alanıydı.Ancak bağıran kişi anında korsan gemisi tatafından gelen bir okla öldürülüyordu.İmdat sesleri ah seslerine dönüşüyordu.Anubisin demek istediği şeyi canlı olarak yaşamış olduk.Çok sakin ses çıkartmadan yüzdü anubis.Belli bir süre sonra söylediklerine harfiyen uyduğumuzu
    görünce ikimizi serbest bıraktı.Dilarayla bende sessizce yüzerek onu takip ettik.Epey bir uzakta gördüğü gemiden kopmuş olan parçaya götürdü bizi.Montuyu üzerine bıraktı parçanın kenarındaki yerede Dilarayı çıkarttık.Dilara ne söylenirse yapıyordu ve ben maceramda bu güzel kız ve bu kahraman teğmenin
    yanında bulunmaktan dolayı mutluydum.Anubis cebinden değişik ses üreten bir alet çıkardı ve iki kere üfledi.Yunusların sesi gibi bir sesdi bu.Çok tiz fakat dikkat çekmeyen bir ses.Aynı sese karşılık biraz aşağımızdan geldi.Anubis o tarafa doğru götürdü hepimizi.Onbaşı Ptahdı bu.Küçük bir kurtarma teknesi
    bulabilmişdi gemiden kalan.Yanında 1 okçu vardı.Gemiye çıkarken sordu Anubis "diğerleri?" Haber yok komutanım.İşaret vermeye devam et.

    Yaklaşık 1 saat işarete devam ettik evlat ama malesef hiç ama hiç ses yoktu.Montu ayılmış ve birkez daha Teğmenine hayranlıkla bakıyordu.Aslında hepimiz Anubise hayran kalmıştık o gece.O olmasaydı bende olamazdım heralde kimbilir.altı kişi korsan gemisinden olabildiğince uzaklaştık o gece.Deltayla
    Gamma arasında bir yerlerdeydik okyanusta.Biz bilemiyorduk ama Teğmen nerede olduğumuzdan emin görünüyordu.O da benim gibi fazla konuşmayı sevmeyen bir insandı sanırım.İçimizi rahat ettirmek için konuşmaya gerek duymadı sadece onbaşıya gideceğimiz yönü söyledi o kadar.Ben kayığın en arkasında oturuyordum.Dilara ise bana sarılmış ısınmaya çalışıyordu.Sanıyorum onun için Karacalı olmam
    yeterliydi.Yoksa tek bir söz bile etmedim.Edemedim.Sadece yeterince vakit geçtikten sonra cebimden bir şey çıkartıp kendisine verdim.Alırken gözümün içine baktı ve sıcaklığını belli edip gülümsedi yüzüme.Büzüşerek tekrar yattı göğsümün üstüne.Verdiğim şey tokasıydı.Bu macerama sebep olan tokası..."

    John bir görüşmenin daha boşa geçtiğini düşünerek çıkmaya hazırlanırken beklentisinin ne olduğunu bilen Atilla Johna doğru seslendi

    "dur evlat"

    "buyrun efendim."

    "yaşlı adamı sormuştun değil mi?"dedi gülümseyerek.

    "Evet efendim ama sanıyorum kim olduğunu sizde hiçbir zaman öğrenemediniz?"

    "Yanılıyorsun.Öğrendim.Çünkü karşıma bir çok daha çıktı.Ama senin beklentini biliyorum.Amacın hayat hikayemi yazmak filan değil.Ölümsüzlüğümün sırrını öğrenmek"

    Asıl amacının bu olduğunun anlaşılmasından feci halde huzursuzluk duyan John büyük bir risk alarak:

    "Efendim hayat hikayenizi de merak ediyorum ve bunu yazmak benim görevlerimden birisi.Ama açıkçası bu görevi gerçekleştirirken böylesine büyük bir yetinin kaynağını öğrenmek için sabretmek de beni yoruyor"dedi.

    "Malesef sana bunu sırrını söylemem için tüm hikayeyi dinlemen gerekiyor.Ancak yaşlı adam için bilgi istersen o kişi bendim evlat"

    Johnun tüyleri diken diken olmuşdu.Nasıl yani bu adam zaman içinde dolaşıp geriye gidebiliyormuydu.

    "Anlamadım" dedi umarsızca bir tekrar daha alabilmek için.Fakat Atilla tekrar etmedi.Arkasına dönüp uzandı. "Çıkarken ışığı kapatırsan sevinirim"

    john çaresiz bir şekilde çıktı odadan ağzında hep aynı cümleyle

    "Tempus Via , Tempus Via"
    if you want to die at 20 august 2020
    just close your eyes and remember me

  9. #9
    volkanozobut adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-02-2009
    Mesajlar
    24
    Karizma Gücü
    0
    DÜNYALAR SAVAŞI
    BÖLÜM 7
    MEZAR TAŞI

    John hızla Tineos hapisanesinden çıkarak kendisi için ayrılan özel yata bindi ve karşı şehire geçti.Yanında 8 kadar asker ona eşlik ediyordu evine girişte hepsi kapıda bekledi.John Christian Walt yatak odasına girerek duvardaki tabloyu sağa doğru çevirdi.Birden gizli bir bölme açılmaya başladı odasının
    duvarında. Kapı açılınca çok uzun bir kolidordan yürüdü ve asansöre binerek aşağı indi asansörden çıkışta onu çelik bir kapı bekliyordu.Kapının sağ üstündeki kısma bir takım şifreler girdi ve gözlüğünü çıkartarak retina taratması yaptı.Genişçe bir bölme daha açıldı böylece girişte 3 kişi ona selam çaktı ve efendim diye hazırola geçtiler.Çok ama çok büyük bir bölmeye girmişti John.İçeride 100 den fazla insan bilgisayarlar başında çalışıyordu.Burası NY istihbarat merkeziydi ve John Christian Walt için ayrılmış ev gibi gözüken paravanın 7 kat altındaydı.

    -Söylemiş olduğum raporları masama çıkartınızmı?

    -Evet efendim

    -Güzel.Bakalım Atilla Hanın sırrını bu defa çözebilecekmiyiz.

    Acilen kendi için ayrılan özel odaya gitti john ve bilgisayarını açarak Atilla Hanın dosyalarına girdi.Tempus Via ismini bir yerlerden hatırlıyordu ve bu ismi tarattı bilgisayarına.Karşına bir mezar taşı çıktı:





    Funda Kahin yani fındık fundik.Fakat bu o küçük kızın mezarı değildi kesinlikle.Onun mezarı Deltada Karacadaydı ve üzerinde sadece ismi ve ölüm yılı yazıyordu.Bu mezar taşınınsa üzerinde Latince bir yazı ve sadece Funda Kahin in ismi vardı.Peki ama bu mezar neredeydi?Üzerindeki latince yazıları latince bildiğinden çok rahat okuyabiliyordu John ama bu mezarın nerde olduğuna dair en ufak bir bilgisi yoktu.Bu bilgiler ellerine Atilla Hanın çok az yazdığı bir defterinin arasından geçmişti.Resmin altında da bir kaç notu vardı.

    Bu bilgileri bir şekilde birleştirmeye çalışan John üstlerine haber verme vakti geldiğini sezdi birden.Ve bilgisayarın başına geçerek bir kodlama yaptı:

    RIYKDPD AT PDRLI FOMÇDPIVNPTL

    ZŞIKKZ ĞZM AT FUM VZSKH ZÇZLHM JDMÇIRI NKÇTGTMT IŞIPZE DŞŞI

    AT PDRILÇDJI LDYZP ŞZSHMHM UYDPIMÇD ÇD ETMÇZ JZĞIMIM IRLI ÜD KZŞIMBD

    ŞDLÖTR ÜIZ ÖNRRIAIKIŞIR VZYHVNP

    VZMI RIYIMÇD ZMKHVZAIKDBDGIMIY FIAI

    YZLZMÇZ VNKBTKTJ LULJUM

    LDYZP ŞZSH MDPDÇD AIKIMLIVNP ÇUMJU ETMÇZ JZĞIMIM ZRHK LDYZPH JZPZBZÇZ UYDPIMÇD

    AT ŞZPY VZYHKZP VNJ

    AT PDRIL ZŞIKKZ ĞZMHM MNŞKZPH ZPZRHMÇZM CHJŞH ÜD ZKŞHMZ CNJ ÇDMDÇIL ÇDEZKZPBZ

    RDMI JTPŞZPZLHVNPTL VZYLHS

    YZLZM ICIMÇD VNKBTKTJ VZÖZM AIPIRI OKULRUYKUGUM RHPPHMH AIKLIVNP NKZAIKIP

    VZMKHS IY ÖDSIMÇDVIY

    Cevap gecikmedi:

    IJI VHKÇHP IKJ ÇDEZ AT JZÇZP OMDLKI AIKFIKDP
    DÇIMIÜNPTY

    AT JNMTMTM UYDPIMÇD ÇTP

    RDMÇDM VDMI ĞZADPKDPI ADJKIVNPTY

    FDMDPZK ŞĞNLÖRNM

    Bütün bu yazılardaki şifrenin sırrı her harfin yerine alfadeki bir sonraki
    harfi koymaktan geçiyordu.Aslında çok daha karmaşık şifreleme şekilleri olsa
    bile John acele ile bu tarzı seçmişti.


    Aldığı cevapla biraz rahatlamış tekrar araştırmasına gömülmüştü...
    (SİFREYİ ÇÖZMEK İSTEYENLER HER HARFİN YERİNE ALFABEDEKİ BİR SONRAKİ HARFİ GETİRSİN METNİ OKUYABİLİRSİNİZ.YA DA BEKLEYİN YAYINLAYACAĞIM)
    if you want to die at 20 august 2020
    just close your eyes and remember me

  10. #10
    volkanozobut adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-02-2009
    Mesajlar
    24
    Karizma Gücü
    0
    ŞİFRENİN ÇÖZÜMÜ

    Sizlere bu resmi yolluyorum;
    Atilla Han bu gün yaşlı adamın kendisi olduğunu itiraf etti bu resimdeki mezar taşının üzerinde de Funda Kahinin ismi ve latince "tempus via possibilitis" yazıyor;
    Yani sizin de anlayabileceğiniz gibi

    ZAMAN İÇİNDE YOLCULUK MÜMKÜN

    Mezar Taşı nerede bilinmiyor çünkü Funda Kahin'in asıl mezarı Karaca'da ve üzerinde bu tarz yazılar yok.

    Bu resim atilla hanın notları arasından çıktı ve altına "çok denedim defalarca, Seni kurtaramıyorum", yazmış.
    Zaman içinde yolculuk yapan birisi ölümsüzlüğün sırrını bilmiyor olabilir.

    Yanlış iz peşindeyiz...

    CEVAP

    İki yıldır ilk defa bu kadar önemli bilgiler ediniyoruz.
    Bu konunun üzerinde dur.
    Senden yeni haberleri bekliyoruz

    General Thompson

    DÜNYALAR SAVASI
    BÖLÜM 8
    KOMPLO

    Yer:Alpha Tarih: M.Ö. 69 4 temmuz

    Alpha'da çok sıcak bir yaz günüydü. Te*men Anubis savaş veya herhangibir sevkiyatın olmadğı günlerde yaptığı gibi o sabah da yeni yetme kılınçılara e*ğitim veriyordu. Henüz bıyıkları terlememiş olan bu gençler Anubis'e büyük saygı duyuyorlardı. Ne söylerse kelimesi kelimesine dinliyorlardı. Ne kadar genç olurlarsa olsunlar Alpha'da böylesine genç yaşta bu denli ün salmış bir ö*ğretmenin her dedi*ği onlar için çok önemliydi. Te*ğmen Anubis annesiz ve babasız büyümüşdü. Kendisini savaş sanatları konusunda çok hızlı geliştiren bu yakışıklı Te*ğmenin gelişiminde General Atum'un büyük etkisi vardı. Nerdeyse beş yaşındayken O'nu yanına alan General, Anubis'in her söyleneni çok çabuk anlayıp tatbik edebilmesi üzerine onu çok uzak diyarlarda e*ğitim alabilmesi için göndermiş ve bu delikanlının üzerine bu konuda çok e*ğilmişdi. Anubisde bu kendisine gösterilen özel ilgiyi boşa çıkartmamış neticede Alpha'da büyük savaşların kahramanı olarak ismini kazımışdı beyinlere. Ancak her ne kadar dostu çok olsa da General Atum ve Te*ğmen Anubis'in düşmanları da çoktu. Sebepse elbette çekememezlikti.

    Te*ğmen Anubis kılınç ile direk hamleyi anlatırken gençlere girdi General Atum içeri. Herkes aya*ğa kalkarak selam verdiler Generale.Generalse direk Anubise dönerek "konuşmamız lazım" dedi.

    İkisi de yürüyerek dışarı çıktılar talimgahtan. Deniz kıyısında uzun bir yürüyüş ile sohbete başladılar.

    -Anubis seni o*ğlum gibi sevdi*ğimi biliyorsun

    -Elbette komutanım ben de sizi hep babam bildim. Söyledi*ğiniz hiç bir şeyin dışına çıkmadım.

    -Biliyorum biliyorum evlat. Bazen diyorum keşke çıksaydın.

    -Nasıl yani efendim.Neden?

    -Anubis Alpha her geçen gün daha da karışıyor. Biliyorsun yaklaşık altı aydır ülkenin liderlik koltu*ğunda İmparator Horus var ve bizler için işler o vakitden beri çok fazla de*ğişti. Senin bu denli hızlı çıkışın herkesin gözüne batmaya devam ediyor. Bırak bu kasabayı tüm Alpha'da hala daha kazanmış oldu*ğun
    zaferler dillerde.

    -Bütün bu gelişimim sizin sayenizde efendim.

    -Biliyorum. Zaten o yüzden keşke beni daha az dinleyip daha az başarılı olsaydın diye dilekde bulunuyorum evlat. Boynumuz bu hızlı yükselişinden dolayı ipte sayılır. Biliyorsun Alpha'da iki klan kurmak katiyen yasak. Herkes kendine ait klanla yükselmeli ve bir yerlere varmalı yoksa Tanrıların gazabı her zaman üzerine olur. İşte İmparator Horus sendeki azimli çalışmayı tamamen birden fazla
    klanın olmasına ba*ğlıyorlar.

    -Evet efendim hatta tören düzenleyip beni bu konuda Tanrılara şikayet bile ettiler. Ancak efendim niye korkalım ki. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki benim bir tek klanım var ve bu klandaki askerlerim harici dışarıdan kimseyle Tanrıların onaylamadığı bir iletişim yok.

    -Evet evlat elbette biliyorum. Yaşın daha 24 ve şimdiden Alphanın en güçlü klanlarından birisine sahipsin. İmparator da bu şikayeti bu güçlü klanın yüzünden yaptı fakat bir sonuç elde etmemiş olması sana inanması anlamına gelmiyor. Casuslarım çok fazla Anubis. Kula*ğıma gelen bilgiler de deşhet verici.
    Üç gün sonra oğ*lum imparatorluğ*un kararı ile seni Delta dünyasındaki Karaca ya gönderecekler. Önemli bir silah sevkiyatı yapılıyor. Bu sevkiyatın başında gitmen için emir yayınlanacak. Bu görev gerçek bir görev fakat oradan sonra Alphaya de*ğil Gamma ya gitmeniz sa*ğlanacak. İşte işin bu kısmı tamamen komplo.Delta Gamma arasında bir yerlerde anlaşma yaptıkları korsan gemileri geminizi vuracak.Hedef
    seni öldürmek başka bir amaçları yok.

    -Efendim bu nasıl olur. Onca yıldır hizmet verdi*ğim dünyam nasıl beni sırtımdan vurmak için haince planlar yapar?

    -Korkarım durum böyle Anubis. Bilgileri aldığım kaynaklar çok güvenilir. Aynı komplolar benim içinde düzenleniyor. Anlaşılan kendi taht korkularından dolayı ikimizi de gözden çıkartmış durumdalar.

    -Kendi klanımdaki askerlerle gitmeme izin verirseniz bizim başımıza hiçbir şey gelmez efendim.

    -Hayır Anubis.Ben aksini istiyorum.O gemi batmalı ve seni ölü sanmalılar. Yanına sadece Onbaşı Ptah'ı al klanından. İşaretleşmek için sinyallerden alın. Ben sizin batan gemiden sa*ğsa*lim çıkaca*ğınızı biliyorum. Hatırlıyormusun oniki yaşına bastığında seni tarafsız bölgede Ighteos Tapına*ğına kampa göndermiştim. Orada Maat dan adalet ve hukuk dersleri almıştın. En usta savaşçılar seni e*ğitmişdi.

    -Evet e*ğitimimin en önemli iki yılıydı orası.

    -İşte oraya gideceksin o*ğlum. Delta Gamma arasında tarafsız bölgedeki gizli tapına*ğa. Yerini bulaca*ğından şüphem yok.

    -Siz?

    -Ben bu akşam klanınla ve kendi klanımla beraber oraya geçiyorum zaten.Herhangibir açıklamaya gerek duymadan ayrılaca*ğım Alpha'dan ve seni orada bekliyor olaca*ğız.

    -Anlıyamıyorum. Peki benim neden bu son görevi hemde hiç bir karşılık koymadan yapmamı istiyorsunuz?

    -Buraya gelmemin asıl sebebi bu Anubis. Evet elbette gelebilirsin bizimle.Sonuçta oraya gitmen risk taşıyor. Ancak dedim ya tanrılar bana bir o*ğlan vermedi ve ben seni herzaman o*ğlum gibi sevdim. Fakat
    o*ğlum işin aslında senin bir kız kardeşin var ki bu kız benim öz kızım. Kendisi Deltanın Karaca
    Kasabasında yaşıyor ve ismi Dilara. Annesinin öldü*ğü haberini aldım Anubis.Kaderin cilvesine bak ki sevkiyat Deltaya ve tam da kızkardeşinin yaşa*dığı şehre Karaca'ya yapılıyorken hakkım olmasa bile senden onu bana getirmeni isteyecektim. Hayır dersen tüm kalbimle anlarım Anubis ve bu görevi kendim
    üstlenirim.

    -Size iyi yolculuklar Generalim. Hesaplarıma göre 14. günün akşamı kardeşim ve ben sizi klanınızı kendi klanımı ve Maat ile o eşsiz savaşçılarını Ighteos Tapına*ğında selamlıyor olaca*ğız. Bana öyle geliyor ki çok güçlü bir birlik kuruluyor. Şimdi size iyi yolculuklar. Gözünüz arkada kalmasın.

    -Sa*ğol Anubis.Senden de başka bir cevap beklemiyordum zaten.Unutma gemide Onbaşı Ptah'dan başkasına güvenip durumu katiyen açıklama içinizde mutlaka İmparatorun casusları olacaktır. Karaca'dan dönüşde şarabI kesinlikle yasakla ki askerlerin gözleri açık olsun.

    Anubis selam çakıp ayrıldı Generalin yanından. Her şey kafasına yatmış ve ikna olmuşdu. Talimgaha dönüp kılınçılara olan dersine devam etti.
    if you want to die at 20 august 2020
    just close your eyes and remember me

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •