sen gittin ama,
bana seni hatırlatıyor bu her nüsha...
sabah telaşımın çanları gibi,
rüzgarın yelken direklerini öptüğü ıslıklar...
başıboş bulutların gazabından korkuyor sanki,
tanrının güneşe emanet ettiği ışıklar...
aşkımız küçülüyor gururumuzun karşısında
el pençe divan duruyor öylece
gönlümüze vuran dalgaların akınıyla,
yıkılıp dağılıyor kumdan umutlarımız...
bakışlarımız,
umutlarımızdan bozma kum fırtınalarına dalıyor sessizce...
kirpiklerimize tutunan kum taneleri,
boy boy sıra sıra
hatırlatıyor sevda dolabına astığımız o meçhul hayaletleri...
sen gittin ama,
bu yokluk bana sade seni kaybettirmedi
senden çok daha fazlasına,
muhtacım şimdi...
her, gün ağarmasının pencereme yansımasında,
sürüsüne bereket hatalarım,
tırnaklarından ateş fışkıran bir tokat gibi,
çarpıyor suratıma...
alışamadım,
ayyuka çıkmış ayrılığımızın kapı önlerine pusmasına
adımlarımın bir eşik uzağında bekliyor kabuslarım...
kulakları sağır eden bir uğultu kopuyor,
gündüzüme haram olan gökyüzünün teraslarında...
belki de haykırıp hesap soruyor dualarım,
senin kadar çaba göstermediğimden kavuşmak adına...
sen gittin ama,
sesin ağlıyor hala sokaklarımda...
Alıntı


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla





