Hukuk devletinde olmaması gereken işler oluyor ülkemizde.
Yasama ve yürütmenin bağımsız yargıyı denetim altına alma isteği zaman zaman depreşiyor.
Yasama ve yürütme iç içe geçince, el ele, kol kola girince, omuz omuza verince, yasama, yürütme ve yargı arasında ki ince denge de bozuluyor.
Geriye denetleyici ve de dengeleyici tek organ olarak yargı kalıyor.
Yüksek yargı, demokrasi ve sosyal hukuk devletinin özünü, hükümete karşı korumak zorunda kalınca, hükümet cephesinden ve destekçisi besleme basından kulak tırmalayıcı sesler yükseliyor:
“Ah bir de yüksek yargı organları olmasa!
Hükümetin eli kolu bağlanmasa!
Bakın, görün; neler olurdu!”
Osmanlının Milli Eğitim bakanlarından biri ne demişti?
“Okullar olmasaydı Milli Eğitim çok güzel idare edilirdi”
Devletin en tepesinden, hükümetin başına ve bakanlarına kadar, hepsinin içinden;
“Ah şu yüksek yargı organları olmasa çok güzel işler yapardık!” düşüncesinin geçmediğini söyleyebilir miyiz?
Görünen köyün kılavuz istemediğini hepimiz biliyoruz.
Gelelim asıl konumuza;
Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı, yurttaşların telefonlarının dinlenmesine olanak tanıyan bir yönetmelik var.
Bu yönetmeliğe dayanılarak Genel Kurmay Başkanı’ndan, yargı organlarının başkanlarına, hâkim ve savcılardan, milletvekillerine, bilim insanlarından, sanatçılara, bürokratlardan, sıradan yurttaşlara kadar binlerce insan “teknik takip” adı altında dinlendi.
Ergenekon adı verilen soruşturma kanıtlarının, belki de yüzde doksanı, bu telefon dinlemelerine dayanılarak hazırlandı.
Toplumun hemen hemen her bireyi “acaba ben de dinleniyor muyum” endişesine kapıldı.
Toplumsal psikolojimiz alt üst oldu!
Böylesi bir ortamda İstanbul Barosu da bu yönetmeliğin bazı hükümlerinin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açtı.
Danıştay 10. Dairesi ise yönetmeliğin bazı hükümlerinin yürütmesini durdurmuştu.
Adalet Bakanlığı itiraz etti.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Adalet Bakanlığı’nın itirazını reddederek, bakanlığın telefon dinlemeyle ilgili yönetmelik düzenleyemeyeceği kararını verdi.
Bu karar hukukçular tarafından “dinlemeye yargı freni” olarak da yorumlandı.
Hükümet cephesinden henüz ciddi bir ses yok!
Büyük olasılıkla düşünmedeler ve yeni planlar peşindeler!
Peki, şimdi ne olacak?
Ergenekon dediniz!
Telefon dinlemelerinden elde edilen binlerce sayfa sözüm ona kanıtla cumhuriyetçi aydınların ev ve işyerlerini aradınız.
Sorguladınız.
Tutukladınız.
Bunlara Ergenekoncu!
Darbeci! Dediniz.
Şimdi yüksek yargı diyor ki;
Telefon dinlemeleri kanıt olamaz!
Şimdi soruyorum:
Ergenekon çöküyor mu?
Ve
Çok merak ediyorum;
Eğer çökerse, acaba altında, kim ya da kimler kalacak?
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

