İstanbul’un ‘Dünya Kültür Mirası’ listesinde kalıp kalamayacağını belirleyecek raporda yer verilen görüşler, kent için iç açıcı değil.
UNESCO’ya bağlı Dünya Mirasını Koruma Komitesi, ‘Dünya Kültür Mirası’ listesini görüşmek için dün İspanya’nın Sevilla kentinde toplandı. Toplantıda, ‘Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınacak yeni yerlerin yanı sıra İstanbul'un listede kalıp kalmayacağı da görüşülecek.
En son 2006 yılında düzenlenen toplantıda İstabul’un durumu görüşülmüş ve pek çok konuda eleştiriler getirilse de İstanbul listeden çıkarılmamıştı. İstanbul’un bölgeler uluslararası standartlarda öngörülen koşullarda korunamadığı belirtilmiş ve Türkiye’ye iki yıllık değerlendirme izleme süreci verilmişti.
Toplantıda dile getirilen başlıca eleştiriler; Zeyrek ve Süleymaniye bölgelerindeki geleneksel yapıların durumu, Tekfur Sarayı’nı içine alan bölgenin ve surların restorasyon kalitesi, Kültürel Miras alanındaki denetimsiz yapılaşma, yerel ve merkezi yönetim arasındaki koordinasyonsuzluk ile yeni inşaatların ve büyük ölçekli projelerin neden olduğu potansiyel tehlikeler olmuştu.
Belirtilen konularda iyileştirilmelerin yapılması için süre verilmesinden sonra bunun gerçekleşip gerçekleşmediğine dair bir rapor hazırlamak üzere bir heyet, geçtiğimiz Nisan ayında İstanbul’a geldi. Heyet, Sevilla toplantısında görüşülecek ve İstanbul’un listede kalıp kalmayacağını belirleyecek raporunu tamamladı. 30 Haziran’a kadar sürecek olan toplantılarda İstanbul’un listede kalıp kalmayacağı henüz açıklanmadı ancak raporda yazılanlar olumlu yönde değil.
KORUMA STANDARTLARI YETERSİZ
Raporda yer verilen en önemli konulardan biri anıtların korunmasına yönelik standartların yeterli olmayışı oldu. Raporda şu ifadelere yer verildi:
Anıtları kapsayan tüm çalışmaların uluslararası standartlara uyması ve yeterli dökümantasyon ve analiz yapıldıktan sonra başlatılması konuları hala garanti altına alınmaya muhtaçtır.
Tarihi Yarımada’daki önemli altyapı projeleri ile kent topraklarını kullanıma açmaya odaklanan ve dolayısıyla Dünya Mirası listesindeki önemli bölgeler için uygun olmayan kentsel yenileme projeleri hakkındaki kaygı devam etmektedir.
5366 Sayılı, ‘Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun’ çerçevesinde önerilen kentsel yenileme projelerinde önemli hiçbir değişiklik yapılmadığı görülmüştür. Bu projeler bir Dünya Miras Varlığı ile bağdaşacak koruma planlarını içerecek şekilde düzeltilmemişlerdir. Böylece, 5366 sayılı kanunun tatbikatta uygulanması, Dünya Miras Listesi’nin önemli bölgelerinin varlığı ve bütünlüğü için önemli bir potansiyel tehdit oluşturmaktadır.
SULUKULE RAPORDA
Raporda yer verilen öenmli eleştirilerden biri de Sulukule'de devam eden kentsel yenileme çalışmaları hakkındaydı:
Tehdit sadece tekil anıtlar için değil, Sulukule gibi, bir bölümü Theodosian Surları'na yakın olan alanlar için de geçerlidir. Misyon, buradaki tescilli binaların yıkılmasının yanı sıra, yerel yöneticiler tarafından uygulanan yenileme programı sonucu yerel toplulukların dağıtıldığını ve bölgenin somut ve somut olmayan degerlerinin kabul edilemez bir şekilde yok edildiğini tespit etti. Devlet tarafının raporunda bu proje sosyal bir proje olarak nitelendirilmektedir ancak misyon, mahalle sakinlerinin yeniden yerleştirilmesinde ağır basan faktörün ekonomik faktör olduğu görüşündedir.
Fatih Belediyesi şimdi 5366 sayılı kanunun çerçevesinde bu bölge için bir imar planı sunmuştur. Bu plan, değerlendirme için Koruma Kurulu’na sunulduğundan, misyon, ayrıntılı teklifleri inceleyememiştir. Ancak, misyona gösterilen taslaktan Deniz Surları’ndaki evlerin yıkılacağı ve Bulgar piskoposunun eski sarayını çevreleyen duvarların önüne şaşaalı bir merdiven inşa edileceği anlaşılmıştır. Bu, bir koruma projesi değil imara açmadır ve önceki misyonların da tavsiye ettiği üzere, bu proje buradaki şahsi mal sahiplerinin yararına da değildir.
MARMARAY DA ELEŞTİRİLİYOR
Raporda Marmaray projesi de eleştiriliyor ve bu proje ile İstanbul’un kuzey bölgelerindeki trafik yoğunluğunun doğrudan Kültür Mirası’nın bulunduğu alana kayacağı savunuluyor.
Ayrıca Yenikapı’da yapılması planlanan metro istasyonu ve cadde çalışmaları da, kentin en geleneksel yerlerinden biri olan ve yakın zamanda Neolatik Çağ'a ait bulunutuların keşfedildiği belirtilen bu bölgenin sosyal ve fonksiyonel yapısını değiştireceği nedeniyle eleştiriliyor.
TARİHİ YARIMADA TEHLİKEDE
Raporda dikkat çekilen bir diğer konu da Tarihi Yarımada’nın durumu oldu. Bu konuda şu saptamalara yer veriliyor:
Gelişme ve yenilemeye yönelik altyapı çalışmaları için, kültürel varlıkların değer ve niteliklerine saygı göstermesi konusunda çerçeve çizecek bir yönetim planına acilen ihtiyaç vardır. Bu olmadığı taktirde trafikteki hızlı artış ve bölgedeki inşaat projeleri Tarihi Yarımada için tehlike oluşturmaktadır.
Tarihi Yarımada’daki kentsel yenileme, trafik, turizm ve görünüm konularında alanların belirlenmesi ve bir plan çerçevesinde harekete geçilmesi aciliyet taşımaktadır.
FOUR SEASONS YİNE RAPORDA
2006 yılındaki toplantıda eleştirilen Four Seasons Oteli’nin ek inşaatları yeni raporda da yer buldu. Raporda, Four Seasons Oteli’nin ek bölümleri için izin verildi ancak daha sonra bu izin mahkeme kararıyla kaldırıldığı bilgisine yer verildi.
KOORDİNASYON YOK
Geçen toplantıda yer verilen yerel ve merkezi yönetim arasındaki koordinasyonsuzluk ve yetki karmaşası bu raporda da eleştiri konusu:
Yerel, metropolitan ve merkezi yönetimler arasında koordinasyon yok. Bu da Four Seasons Oteli’nin yapılmasında olduğu gibi, planlama süreçlerinde güçlükler getiriyor. Yerel ve merkezi otoriteler arasındaki işbiriliği geliştirilmeli. Aynı zamanda hükümet, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Büyükşehir Belediyesi arasındaki yetki ve sorumluluk paylaşımının açıklığa kavuşması gerekiyor.
ŞİMDİ NE OLACAK?
Tüm bu eleştirilerin yer aldığı rapor 30 Haziran’a kadar görüşülecek ve İstanbul’un ‘Dünya Kültür Mirası’ listesinde yer alıp almayacağı belirlenmiş olacak. Eleştirilerin devam ettiği göz önüne alınırsa İstanbul’un ‘Dünya Kültür Mirası’ listesinden, ‘Tehdit Altındaki Kültürel Miras’ listesine alınacağı olası görünüyor. Bu da bir anlamda Türkiye’nin kültürel mirasına sahip çıkamadığının tescili anlamına geliyor.
‘Tehldit Altındaki Kültürel Miras’ listesinde Afganistan, Irak, Pakistan, Etyopya, Mısır, Hindistan, Nijer, Senegal, Tanzanya, Yemen ve Sırbistan gibi ülkelerdeki tarihi ve kültürel alanlar yer alıyor.
kaynak
Bu kadar olumsuzluğa kalması zor gibi


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
