MENDERES' in İDAMINI SÖZ KONUSU EDENLERE BİRKAÇ SÖZ...
Türkiye' nin tek bağımsız(!) gazetesi Vatan' da çiziktiren Ruhat Mengi, Saddam' ın duruşmalarda ve idam sırasındaki davranışıyla Menderes' in davranışındaki ürkekliği eleştirenleri, kendi aklınca yanıtlamaya çalışmış.
Siyasal davalarda idama mahküm siyasetçileri asmamak gerekir. Çünkü, bir acıma duygusuyla onların yaptıkları kötülükler unutuluyor, ancak asıldıkları unutulmuyor. Ayrıca, cezanın amacı kişiyi "ıslah" etmektir. İdam olan bir kişi için bu durum nasıl söz konusu olabilecektir ki? Bir diğer önemli nokta da, idamda geri dönüş yoktur. Bir örnek vereyim: Sizi idama mahküm ettiler ve cezanız da infaz edildi.Ama bir süre sonra ortaya çıkan bazı kanıtlara göre, meğerse siz suçsuzmuşsunuz. Ne olacak şimdi?..
İdam aslında acı ama kısa süren ve biten bir cezadır. Kişi birkaç dakika içinde canını veriyor ve gidiyor. Buna karşın, o kişinin yıllarca bir hücrede ya da koğuşta hapis yaşamı sürdürmesi asıl cezadır. Örneğin, M. Ali Ağca yaklaşık 25 yıldır cezaevlerindedir. Bedensel ve psikolojik durumu da ortadadır.
14 Mayıs 1950' de seçim kazanarak hükümet kuran Demokrat Parti yöneticilerinin yaptıkları ilk icraat, ileri görüşlü sevgili Atatürk' ün buyruklarıyla o güne dek Türkçe okunan ezanı, Arapça' ya çevirmeleri olmuştur. Ondan sonra da dini, devlet yaşamına sokma girişimlerini izleyen eylemler ortaya çıkmıştır. Böylece karşıdevrim süreci başlatılmıştır.
Paramızı pul ederek ülke insanını enflasyonla tanıştırdılar. Kendilerine muhalefet edenleri, "nifak cephesi", kendilerinden yana olanları da "vatan cephesi" olarak adlandırıp, yuttaşlar arasında ayrımcılık gözeterek bir tür bölücülük yaptılar. Sabahtan başlayıp çeşitli aralıklarla süren, sözde "vatan cephesi" ne katılanların adlarını radyoda günlerce verdiler. O adlar arasında, çocuklar ve ölmüş insanlar da bulunuyordu!..
Adından başka demokratlıkla bir ilgileri olmayan Demokrat Parti yöneticileri, Meclis'te "Tahkikat Komisyonu" kurarak yargının yetkisini gaspedip, muhalefeti toptan yok etmeye girişmişlerdi. Ondan sonra da Yüce Divan' da yargılanırlarken, utanmadan demokrasiden dem vurmaya kalktılar.
ABD'ye yaranmak uğruna Meclis kararı olmadan, savaşmaları için Mehmetçiği Kore'ye gönderdiler. Yüzlercesi orada canını pisi pisine yitirdi. Pisi pisine diyorum. Çünkü onlar şehit bile sayılamazlar. Bilindiği gibi, yüce bir ülkü uğruna savaşırken can verenlere şehit denir. Mehmetçiklerimiz orada, ABD'nin çıkarları ve DP yöneticilerinin aymazlığı nedeniyle yaşamlarını yitirdiler, bu topraklar için değil...
Menderes' in bu ülkeye yaptıkları kötülüklerin acısı, bir düşünceye göre çocuklarından çıkmıştır. Bir oğlu trafik kazasında, diğer oğlu intihar ederek yaşamlarını yitirmişlerdir. Üçüncü oğlu da yine bir trafik kazası sonucu sakat kalmıştır. Bu durum, temenni edilecek bir olgu değildir. Yanlış anlaşılmasın.
Birtakım aklıevveller Menderes ve avenesi için, "demokrasi şehidi, kahramanı" gibi yakıştırmalar yapıyorlar. Dünyada tek demokrasi kahramanı vardır. O da ABD kuklası faşist general Pinochet'ye karşı kahramanca savaşarak direnip, canını yitiren ilk seçilmiş sosyalist devlet başkanı olan yiğit devrimci Salvador Allende'dir.
Mahkemede elleri önünde, boynu bükük bir durumda "Hatırlayamıyorum reis beyefendi ." diyerek, ürkek davranışlar sergileyen Menderes ile her darbede şapkasını alıp kaçan Süleyman Demirel'e mi kahraman dersiniz, yoksa son ana kadar düşüncelerinden ve ilkelerinden ödün vermeden dimdik duruşla, parmaklarını yargıç ve savcılara sallayarak savunma yapıp, korkmadan sonsuzluğa göçüp giden Talat Aydemirlere, Fethi Gürcanlara, Denizlere, Yusuflara, Hüseyinlere, Saffet Alplere, Ömer Yazganlara ve bunlar gibi nice yurtseverlere mi kahraman dersiniz?..
Evet ne dersiniz sayın boyalı gazete yazarı ?..
Tüm sağcılara ve de yağcılara saygılar sunarım. Ne demişler, "Sağcılıktan ve yağcılıktan kimseye zarar gelmemiştir!.."
Kaynak: http://www.suvaridergi.org/content/view/609/2/
Yazar : Erol Soysever (Em.J.Pilot Bnb)


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
