بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
İslamda Garanik Vakıası
iddia edilen ayet bu:
“Senden önce hiç bir resul veya nebî göndermedik ki, halkının hidâyetini umarak gayret gösterdiğinde, şeytan onun temennisi hakkında bir vesvese vererek, ümidini kırmak istemesin. Ama Allah, şeytanın attığı o vesveseyi giderir, sonra da âyetlerini sapasağlam, muhkem kılar. Zira Allah alîmdir, hakîmdir (herşeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir)” (Hacc, 22/52).
bu sureyi okuyan özellikle gayri Müslim kesimin garanik vakasının Zat-ı Akdes (c.c) tarafından teyid edildiğini söylerler. Garanik vakasını anlatmadan evvel bu ayetteki bazı terimlerin açıklamasını yapalım
ذَا تَمَنَّىٰ yani "izâ temennâ" buda mealde "temenni ettiği vakit" manasındadır
şimdi meali (temenni kelimesini açarak) biraz daha açalım
"Her peygamber, kavminin Zat-ı Akdes (c.c) in Hidayetine tabi olup kötülüklerden kurtulmalarını arzu eder. Şeytan, insanların kalplerine şüphe atarak halkı resullere karşı koymaya çağırır. Yahut resul, kavminin hidayetini temenni edip şefkle çalışırken, şeytan onu ümitsizliğe düşürmek için vesvese verebilir, onu maksadından caydırmaya çalışır." Denilelirse bir anlam kayması olmaz böylelikle anlatmak istediğimizi daha iyi anlatmış olacağız.
Bazen Zat-ı Akdes (c.c) , şeytanlara uyanların yaptıkları işleri şeytanlara atfeder. Çünkü "sebeb olan yapan gibir" burda bir sebebiyet söz konusudur.Bu ayette de şeytanlarla birlikte onun yolunda gidenlerin de bu temenniyi kırmaya çalıştıklarını ve buna binaen bu ahvalin şeytana atfedildiğini görmekteyiz.
Garanik vakası şöyledir
Resûlullah, kavminin yüz çevirdiğini görünce bu ona çok ağır geldi. Allah’tan kavmi ile kendisini birbirlerine yaklaştıracak bir şey inmesini temenni etti. Cenab-ı Allah Necm suresini indirdi. O da okudu. Bu esnada şeytan gönlünden geçirip de kavmine getirmek istediği şeyi onun lisanına atıverdi: “(Bunlar yüce kuğu kuşları (tanrıçalar)dır ve elbette onların şefaatleri umulur).” Kureyşliler bunu işitince sevindiler ve onu dinlemek üzere yaklaştılar. Mü’minler de Rab Teâlâ’dan gelen şeyi tasdik ettiler, Peygamber’i bir hata veya vehimden ötürü itham etmediler. O, sureyi bitirince secde etti. Onun secde ettiğini gören mü’minler de onun getirdiğini tasdik ederek secde ettiler. Mescitteki müşrikler de secde ettiler. Velîd ibn Muğîre hariç herkes secde etti. Secde haberi, Habeşistan’a hicret etmiş Müslümanlar’a da ulaştı. Bir kısmı orada kalıp, bir kısmı Mekke’ye hareket etti. Sonra, Cenab-ı Allah, Peygamber’e, “Benim indirmediğim şey söyledin!” dedi. Resûlullah üzüldü, Allah’tan korktu. Bunun üzerine Allah bu âyeti (Hac, 52) indirerek onu teselli etti, Şeytanın ilka ettiğini neshetti” (Taberî, 27/187-188).
Bu rivayetin sıhhat dercesine bakalım:
1) Bu rivayete eklenilen rivayetler bunu sıhhat derecesini kırmaktadır.
Katade' de orada: "Ve şüphesiz ki onlar o pek yüce heykellerdir" fazlalığım da katmaktadır
Bir diğeri Bundan da daha korkuncu Vakıdî'nin, Kesir b. Zeyd'den, onun el-Muttalib b. Abdullah'tan şöyle dediğine dair naklettiği rivayettir: el-Velid b. Muğire müstesna bütün müşrikler secde etti. O, yerden bir miktar toprak aldı ve bunu alnına değdirerek üzerine secde etti. Oldukça kocamış bir yaşlı idi. Bu kişinin Ebu Uhayha Said b. el-Âs olduğu da söylenir
Halbuki başka kaynaklarda da yerden bir avuç toprak alıp, bunu alnına götürüp, üzerinde secde eden kişi küfürün liderlerinde Ümeyye b. Haleftir. denilir
O yüzden bu akla uymayan eklemelerin olması bu rivayetin zayıf olduğuna ve bazıları tarafından da budaklandığına işarettir.
2) Bu hadisi Sahih hadis rivayet edenlerin hiç birisinin bu hadisi kendi kitaplarında derc etmemesi ve bunu rivayet etmemeside bu hadisin gevşek olduğunu gösterir Ne Buhari, ne müslim nede bildiğim kadarıyla meşhur bir musannif dahi bunu eserinde zikretmiş değildir
Ebubekr el-Bezzar demiş ki: Biz bu hadisin zikredilmesi caiz olabilecek muttasıl bir sened ile Peygamber (sav)dan rivayet edildiğini bilmiyoruz, Ancak Şu'be, Ebu Bişr'den, o Said b. Cübeyr'den, o İbn Abbas'tan -zannettiğim kadarıyla- rivayet etmiştir. Hadiste şüphe etmenin sebebi de Peygamber (sav)ın Mekke'de bulunuşu dolayısıyladır... deyip, kıssayı zikretmektedir
El-Kelbî'nin rivayet ettiği hadise gelince, bu da ondan rivayet edilmesi, ondan nakledilmesi caiz olmayan rivayetlerdendir. Buna sebeb ise el-Kelbî'nin oldukça zayıf olması ve yalancılığıdır
İşte bu, hadisin nakil bakımından gevşekliğini ortaya koymaktadır.
Eğer deseniz: Bu yada buna benzer bir durumun varlığı olabilir mi?
Derim ki:
Şayet böyle bir durum söz konusu olsa bile bu durum ile ilgili şu ihtimali göz ardı etmemek lazımdır
Resulullah, Zat-ı Akdes (c.c) 'in emri üzerine gelen ayetleri tek tek ve belirgin bir dil ile yani tertil ile okurdu.Çünkü dinleyenlerin yada ravilerin rahatça anlayabilmeleri için bunun olması zaruri idi.
Fakat, bu tertil sırasında ya şeytanların, yada şeytanlaşmış insanların Resulullahın susması zamanında Resulullahın sesini takilt edip onun ağzındanmış gibi lafları savurması o anda orada bulunan sair gayri müslimleirn Resulullahtanmış gibi anlamalarına sebebiyet verebilme ihtimali de kuvvetlidir..ki vuku bulmuştur.
Zaten Kur'an buna işaret etmiştir Fussilet suresinde:
İnkâr edenler: "Bu Kur'ân-ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki üstün gelirsiniz" dediler (fussilet 26)
Derim ki böyle bir olay söz konusu olsa bile şeytanlaşmış insanların sözlerinden başka bişey değildir
Bir diğeri böyle bir olayın olması Kur'ana tersdir
Ayette:
: "Onlar, sana vahyettiğimizden başka şeyler düzüp bize iftirâ etmen için az kaldı ki seni bile fitneye düşüreceklerdi ve o vakit seni dost edineceklerdi işte." (el-İsra, 17/73)
Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.(el-İsra, 17/74)
Bu ayetler Resulullah (as) nın onlara zerre kadar bile meyletmediğini gösterir.
Başka bir ayet:
O, arzusuna göre de konuşmaz.O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir. (Necm 3-4)
ve başka bir ayet :
"Eger o (Muhammed), Bize karsi, ona bazi sozler katmis olsaydi, Biz onu kuvvetle yakalardik, sonra onun sah damarini koparirdik." (hakka 45)
Bu ayelert Garanik Vakısaının kesin kes olmadığının delilidir. O yüzden bu olay uydurmadır.
Bu hadisin sıhhatini kıracak Başka bir olay :
el-Kuşeyrî dedi ki: Kureyşlİler ve Sakifliler putlarının yanından geçtiği vakit yüzünü onların tarafına çevirmesini dahi istediler. Böyle bir şey yaptığıtakdirde ona iman edeceklerine söz verdiler; ama o bunu yapmadı, yapacak da değildi.
İbnu'l-Enbarî dedi ki: Rasülullah (sav) ne böyle bir şeye yaklaştı, ne de meyletti.
Bu olay da Garanik vakıasının bir uydurma olduğunu gösterir.
Başka bir açıdan bakacak olursak; Bu sözlerin Resulullahın ağzından çıkması iki sebeb ile olabilir
a) Zorla söylettirilmiştir
Şeytanın ona zorla söylettirilmesi mümkün değildir Çünkü şeytanın fiiliyat olarak iktidarı yoktur o sadece vesvese verebilir Çünkü Allah, Şeytana: “Benim kullarım üzerinde senin bir yetkin yoktur”(Hıcr, 42) diyerek onun varsa da bu yetkisini kırmıştır.o halde zorla söylettirlmemiştir
Resulullaha ruhsatla bile amel etmek caiz değildir.Allah bunca ağır şartlarda Habibini muhafaza etmişse Buda Kur'anın son derece güvenilir olduğunun senedidir
b) Yanlışlıkla söylemiştir
Bu hükümde merduttur, geçersizdir Çünkü tebliğ halinde, Resulullah (a.s) için dalgınlık yada unutkanlık vs caiz değildir. Aksi takdirde, onun söylediklerine artık itimat kalmazdı.O halde Kur'anada şüphe inerdi o yüzden bu iddiada yada ihtimalde ölüdür.
El Hâsıl:
Garanik vakıasında putları övecek bu sözlerin Resulullaha (a.s) isnadının aslı yoktur. Böyle bir iddia olsa da Kur'anın bir çok ayeti ile çeliştiği için uydurmadır.
سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla

