EVLER önemlidir benim için. Bir eve girdiğimde aldığım o duygu çok önemlidir. Acaba kimler yaşamış benden önce, nasıl insanlarmış, acaba bu evde mutlu mu olmuşlar yoksa acılar mı çekilmiş? O enerji var ya o enerji, birden çarpar beni. Gülmeyin, doğru söylüyorum, bir eve adım attığımda eğer içimde bir sıkıntı başlar, eğer duvarlar üzerime üzerime gelirse... ı-ıhh!
Mümkün değil beni orada oturtamazsınız.
Ne evler gezmiştik kocamla, ikizler dünyamıza gelmeden önce. Ne güzellikte evler... Olmadı, bir türlü içim ısınmadı. Sonunda bugün oturduğumuz minik bahçeli evin kapısından içeri girdik. Giriş o giriş. Hâlâ o evde ikizler ve iki köpekle cümbür cemaat yaşayıp gidiyoruz.
***
Evlerden açılmıştı söz, nereden geldiyse... Ben yine bu enerji takıntımı anlatmaya başladım ki soruverdi, "Tam nerede oturuyorsunuz, biz de oralara yakrn bir yerlerde oturmuştuk" diye. iki minik detay, tam adres derken...
Karşımdaki kadın "Bizim evimiz" deyiverdi.
Genç kızı heyecanlandı: "Sahi siz bizim evde mi oturuyorsunuz?"
Masada bir sessizlik. Dilim damağım kurudu. Bir an nefes alamıyormuşum gibi hissettim ve sonunda sordum.
"Ahmet Kaya benim evimde mi oturuyordu gerçekten?"
Gülten Kaya geç kazandığım bir arkadaş, hayatıma geç ama güneş gibi giren bir isim. Kızı Melis'i anlatmak için sayfalar yetmez. Yüzüne baktığınızda Ahmet Kaya'yı görüverirsiniz, hele gülümsediğinde...
Gülten Kaya ile Ahmet Kay , kızları Melis doğduktan hemen sonra 1987 yılında bizim şu anda oturduğumuz eve taşınmışlar. 6-7 yıl kadar da orada yaşamışlar.
Bir türlü soramadım. Soramadığımı görünce yüzümden telaşımı anladı.
"Çok mutlu olduk Balçiçek" dedi. "O kadar mutlu olduk ki o evde biz!"
Gülümsedim ve evlerini anlatmaya başladım. "Bahçeyi şöyle yaptım, yatak odasını böyle değiştirdim, her yere ikizlerin
siyah beyaz büyük fotoğraflarını astım, Bennu çekti fotoğrafları, mutfağı açık hale getirdim, yerlere eski karolardan döşedim hani babaanne evin-dekilerden, alt kata minik bar yaptırdım, ağaçlar diktim bahçeye. Bir tanesine sahip çıkamadım, vişne ağacınız kurudu gitti. Kesmeye kıyamadım, dallarını süsledim. ikizler doğunca bir elma, bir de armut ağacı diktim, nasıl boy verdiler, inanamazsınız" dedim. Anlattım da anlattım. Sonra o anlattı.
"Ahmet kızına çok düşkündü" dedi. "Bir gün bir yürüteç almıştık. Melis oraya buraya vura vura yürüteçle gezmeye çalışıyordu. Sonunda mobilyalardan birine çok sert bir şekilde vurdu ve kendini yaraladı, hemen ağlamaya başladı. Hiç unutmam, Ahmet yürüteci tuttuğu gibi arka pencereden bütün gücüyle dışarı fırlattı. O zaman orada binalar yoktu tabii. Dümdüz bayır. Yürüteç savruldu gitti. Arkasından bakakaldık. 'Tamam' dedi, artık kızım bir yerini çarpmayacak!"
Dalıp gittiğini, hüzünlendiğini görünce...
"Gel" diye fısıldadım Gülten Kaya'ya, "Gel evinize gidelim. Bahçede bir kadeh rakı içelim. Belli mi olur, Ahmet Kay 'dan bir şeyler dinler, söyleriz belki!" Şöyle bir yüzüme baktı, bir de kızına. "Hazır değilim daha" diye söze başladı. "Öyle mutluyduk ki o evde, öyle farklı öyle güzel bir hayatımız vardı ki, sadece üçümüz. Yapamam, bugün oraya gelemem!"
***
Gülten ve Melis bir gün evlerini görmeye gelecekler, biliyorum.
Ahmet Kaya'nın canının parçası Melis, emin ellerde müthiş bir genç kız olmuş, son sürat büyüyor. Hayat akıp gidiyor, mekânlar, yüzler, evler değişiyor.
Ama hayatınızda gerçekten bir "ev"iniz oluyor, oraya ait hissettiğiniz, düşündüğünüzde burnunuzun direğini sızlatan.
Hani o köy bizim köyümüzdür hesabı.
Bir düşünün, hak vereceksiniz.
Bana gelince, evimi daha da çok seviyorum bugün.
Nasıl sevmem? Kolay mı "Çok ama çok mutlu olunan" ev bulmak?
Balçiçek Pamir
29 Haziran 2009 / Habertürk
http://www.ahmetkaya.com/yazi/siz-bi...-oturuyorsunuz


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


