• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
25 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    misafir <s><span style='color: #FF0000'>alpi1907</span></s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-11-2005
    Mesajlar
    27,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    İngiltere'den İsrail'a ambargo şoku

    İngiltere, geçen ocak ayında, İsrail'in Gazze Şeridinde yürüttüğü "Dökme Kurşun" operasyonunda yer aldığı gerekçesiyle, Sa'ar savaş gemileri için gerekli parça ve teçhizatı temin etmeyi reddederek, İsrail'e kısmi silah ambargosu uygulamaya başladı.

    İsrail'in Haaretz gazetesinin haberine göre, İngiltere Dışişleri Bakanlığı, İsrail'e yaptırım kararını İsrail'in Londra Büyükelçiliğine birkaç gün önce iletti.

    İsrail'in Londra Büyükelçiliğinin Dışişleri Bakanlığına gönderdiği kriptoda, karara parlamento üyeleri ile insan hakları örgütlerinin yoğun baskısının neden olduğunu belirttiği kaydedildi.

    Kısmi silah ambargosunun, İngiltere'nin İsrail'e silah ihracatının hükümet tarafından gözden geçirilmesi sonucu geldiğine dikkat çekildi.

    Gönderilen kriptoda, İngiltere'nin, 37'si donanmaya yönelik 182 silah ihraç lisansını gözden geçirdiği, ancak sonuçta hepsi de Sa'ar gemileriyle ilgili 5 lisansı iptal yoluna başvurduğu vurgulandı. Bu lisansların da muhtemelen gemideki topların yedek parçalarına ait olduğu belirtiliyor.

    Habere göre İngiltere, ambargonun bu savaş gemilerinin "Dökme Kurşun" operasyonuna katılması nedeniyle uygulandığını belirtirken, böylece İsrail ile arasındaki güvenlik anlaşmasının ihlal edilmiş olduğunu öne sürdü.

    İngiliz Dışişleri ve Savunma bakanlıklarının, geçen hafta ilgili firmalara, İsrail donanmasıyla planlanmış silah anlaşmalarını durdurmak durumunda kalabilecekleri yolunda bilgi verdiği de kaydedildi.
    Gazze'de 22 gün süren operasyondan bu yana İngiliz milletvekilleri ile sivil toplum örgütlerinin Londra'yı, İsrail'e tam bir silah ambargosu uygulamaya ikna etmeye çalıştığı, ancak İngiltere hükümetinin bu talebi kabul etmediği de belirtildi.

    Uluslararası Af Örgütü, şubatta İsrail'e silah satışları üzerine bir rapor yayımlamış ve Hermes 450 insansız hava araçları motorlarının temininde İngiltere'nin rolüne işaret etmişti. Örgüte göre İsrail, bu araçları Gazze'deki hedefli suikastlarda kullanıyor. Filistinli insan hakları örgütlerinden El Hak'ın, rapordan hareketle, İngiliz hükümetine karşı "İngiliz silah satışlarının, Gazze operasyonlarını kolaylaştırdığı" iddiasıyla dava açma yoluna gittiği de bildirildi.İsrail Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyse, İsrail'in savunma bağlantılı ithalatının çok ufak bir yüzdesinin İngiltere'den geldiğini söyledi.

    İngiltere Ticaret Bakanlığı verilerine göre, bu satışların toplamı 20 milyon sterlin (130 milyon şekel - yaklaşık 34,2 milyon dolar) dolayında...

    İngiltere'nin silah ambargosunun İsrail donanmasının operasyonel yeteneklerinde herhangi bir etkisinin olmamasına rağmen, bunun siyasi anlamda çok önemli olduğunu yazan Haaretz, kararın diğer ülkeleri de İsrail'e savunma ihracatını durdurmaları için teşvik edebileceğini haber verdi. Haberde, İngiltere'yi büyük olasılıkla, İsrail'e gösterileri dağıtmakta kullanılan malzemeler satan Belçika'nın izleyebileceği vurgulandı.

    kaynak

    Bir ülke somut bir tepki verdi


    Kor cehalet cirkeflestirir insanlari !
    Suskunlugum asaletimdendir...
    Her lafa verecek bir cevabim var...
    Lakin bir lafa bakarim laf mi diye,
    Bir de soyleyene bakarim adam mi diye...
    Mevlana Celaleddin-i Rumii

  2. #2
    ATATÜRK yazamayangafiller NİMa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    7,981
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    İngiltere halkının politikayla ilgilenen her kesimi bu konuda çok hassas. Tepki gerçekten çok büyük olduğundan mecburen bu ambargo hükümet tarafından istenmedende olsa uygulamaya konulmak zorunda kalındı.
    Bu genede tam olarak bir başarı anlamına gelmiyor, tam ambargo uygulanması bir hayal..
    Bu tavizle bu konuda hassas geniş bir kesimde bir çeşit gevşeme olacağından, ki bu olmaya başladı, uygulama getirirldi.
    Şöyle yada böyle ingiltere her zaman israili destekleyecek, bunda şüphe yok..
    Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA
    GİDİCİ

  3. #3
    N-BAYRAK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-08-2007
    Mesajlar
    5,476
    Karizma Gücü
    6
    Vaay, pislik(!) Araplar için dünyanın en medeni ülkelerinden biri, İsrail'e karşı böyle bir tepki koymuş...

    Bizdeki özenti ilericiler belki taklit ederler bunu da ama umut ışığı göremiyorum hiç..
    Nasılsa alışacaksın sende zamanla
    Kiminde bir neştere rehin vereceksin damarlarını
    Bazen de uykularını kurban edeceksin faili ben kabuslara
    ama alışacaksın...

    Güller yâre sevgi kanıtı; benim elimde papatya...

  4. #4
    picassoserdar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-02-2009
    Mesajlar
    858
    Karizma Gücü
    0
    ingilizlere güvenmem.vardır bit yeniği.
    http://www.youtube.com/watch?v=RYzZPsK78Gg




    '' Önce isimleri unutmağa başlarsınız; sonra yüzleri unutursunuz; sonra fermuarınızı çekmeyi unutursunuz; giderek fermuarınızı açmayı da unutursunuz !! ''

  5. #5
    matbuat adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-04-2008
    Mesajlar
    1,004
    Karizma Gücü
    5
    İtinayla Avrupada veya Afrikada bir şirket açılır ve başına siyah bir yahudi getirilir.Başka bir ülke İngiltere hükumetine yüklü miktarda silah alımı teklif eder ve silahları parasını nakit ödeyerek alır.Silahlar aynı gün aracı ülke üzerinden kargo uçaklarıyla İsraile taşınır.Daha sonra da şirket ve başındaki black jew kaybolur.

    tarihi araştırın bakalım İsrailin şimdiye kadar almak istediği ancak alamadığı silah var mı?


    İngiltere sadece göz boyamak için reklam yapıyor.O teknik aksamlar mutlaka değişik bir yolla satılır.Kimse nakit para gelen yere hayır demez.

  6. #6
    E-posta Aktivasyonu Bekliyor
    Kayıt Tarihi
    01-01-2007
    Mesajlar
    7,534
    Karizma Gücü
    0
    Ingiliz savas karsiti kesimde Israile karsi buyuk bir tepki var. Gecen senelerde bir kac protestocuyu dozerle ezmisti Israil. Boyle bir katliam baska bir yerde yapilsaydi tepkiler cok daha buyuk ve kapsamli olurdu.
    Su an icin sadece goz boyama gibi.

  7. #7
    picassoserdar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-02-2009
    Mesajlar
    858
    Karizma Gücü
    0
    ingilizler osmanlının ciğerini yaktı,öyle güvenilmezlerki türkiye ingiltereye yaklaşırken hep tedirgindir.ingiltere,yahudileri filistin topraklarına yığan,zoraki ülke kurduran sinsi bir yılan.yahudilerde malum ,ingilizlere çok şey borçlu.et tırnaktan ayrılmaz.
    Mel Gibson: "Bütün savaşların nedeni Yahudiler!
    http://www.youtube.com/watch?v=RYzZPsK78Gg




    '' Önce isimleri unutmağa başlarsınız; sonra yüzleri unutursunuz; sonra fermuarınızı çekmeyi unutursunuz; giderek fermuarınızı açmayı da unutursunuz !! ''

  8. #8
    eli_f adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-06-2008
    Mesajlar
    560
    Karizma Gücü
    0
    Oldukça şaşırdım açıkçası ancak İngiltere'nin göstermiş olduğu bu tutum pek de gerçek gelmiyor bana. Söylediğiniz gibi güvenilecek bir ülke değil.
    "Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk Milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu toplulugun fertleri ne kadar Türk Kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur."
    M. Kemal ATATÜRK

    °••[Bye Bye Türkçe Birligi]••°

  9. #9
    Misafir GöKBöRü adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-06-2005
    Mesajlar
    6,169
    Karizma Gücü
    0
    kesinlikle tuzaktır asla böyle bişey gerçek olamaz ha ingiliz ha israil kardeş bunlar kardeş

  10. #10
    matbuat adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-04-2008
    Mesajlar
    1,004
    Karizma Gücü
    5
    İsrailin istediklerini alma konusundaki eylemlerinden birkaçına göz atın isterseniz.Tarih her zaman İsrailin istediğini alma becerisine sahip olduğunu gösteriyor.


    MOSSAD'IN AÇIK EYLEMLERİ


    [U]1969 yılında Fransa Devlet Başkanı Charles de Gaulle'ün İsrail'e göndermekten kaçındığı 5 roket-atar hücumbotunu, Mossad düzenlediği bir operasyonla kaçırır.[/U
    ]




    MOSSAD'IN NÜKLEER OYUNLARI


    Mossad'ın en önemli görevlerinden biri de İsrail'in büyük bir nükleer güce ulaşmasıdır. Nükleer saldırı silahları dünyada çok az devletin sahip olduğu bir avantajdır ve caydırıcı özellikleri de tüm konvansiyonel silahların üzerindedir. Ortadoğu'da henüz nükleer silah üretebilecek teknolojiye ulaşmış devlet İsrail'in haricinde yoktur ve bu ayrıcalığını İsrail asla kaybetmek istememektedir. Bununsa tek yolu vardır, kendi gücü korunup geliştirilirken, tehdit arzedebilecek tüm düşmanların nükleer güce sahip olma girişimleri engellenmelidir.

    İsrail'in kuruluşundan itibaren Devlet Başkanı Ben Gurion, nükleer güç elde etmeyi Devletinin en önemli stratejik hedeflerinden birisi olarak açıklar ve İsrail kurulduktan henüz 7 ay sonra , Fransız Atomik Enerji Komisyonu üyesi ve Fransız atom bombasının mimarı Maurice Surdin İsrail'e getirtilir. Rus kökenli bir Yahudi olan Maurice (asıl adıyla Moshe Surdin) önderliğinde, İsrail Atomik Enerji Komisyonu 1952'de faaliyete geçer. Komisyonun başına Ernst David Bergman getirilir. Ben Gurion, bilim adamları, askerler ve politik danışmanlar, nükleer bir reaktör satın almak için her fırsatı değerlendirmeye çalışırlar. Bu fırsat karşılarına 1955 yılında çıkacaktır.

    Tel Aviv'in 10 mil güneyindeki Nahal Sorek'te Eisenhover'ın "barış için atom programı" dahilinde küçük bir reaktör oluşturulur. Aynı yıl Şimon Peres daha büyük bir tanesi için Fransa Hükümeti ile temasa geçer. Ben Natan, Fransa'nın İsrail'e nükleer reaktör vermesi için yoğun lobi faaliyetlerinde bulunur. 3 Ekim 1957'de Bourgers Maunoury ve Dışişleri Bakanı Pineau, Peres ve Natan ile gizli bir antlaşma imzalar. Anlaşma 24 megawatlık bir reaktörün gerekli tüm teknik donanımı ile İsrail'e verilmesini içermektedir.





    İsrail'de nükleer santral projesi tarihte görülmediği kadar gizli yürütülmüştü. Peres, İsrail istihbaratından nükleer santrallerine koruma vermesini istemedi. Çünkü ona göre İsrail'in nükleer gücünün, tamamen bağımsız bir "nükleer istihbarat servisine" ihtiyacı vardı. 1957'de Peres, nükleer meseleler için bu istihbarat servisini kurdu ve başına Bünyamin Blumberg'i getirdi. Blumberg daha önce Haganah'da çalışmış, 1948-49 Savaşı'ndan sonra Shin-Bet'e katılmış bir uzmandı. Shin-Bet'in "Lakam" departmanındaki görevi, Savunma Bakanlığı adına çeşitli projeler üstünde çalışan fabrikaların güvenliğini sağlamak ve bu projelerin gizliliğini korumaktı. Lakam ajanları bilim ataşeleri olarak Avrupa ve ABD'deki İsrail konsolosluklarına giderler ve edindikleri bilgileri Dışişleri Bakanlığı'ndan önce kendi ofislerine rapor ederlerdi. Bilim danışmanları halktan her türlü enformasyonu almakla ve gönderildikleri ülkedeki bütün bilim adamları ile ilişkiye geçmekle yükümlüydüler. Peres'in desteği ile Blumberg, Lakam istihbaratını diğer branşlardan ayrı tutuyordu. Isser Harel'e göre "Devletin üst düzeyinde bazı kişiler bile Lakam'ı oluşturan ünitelerden habersizdi" Fransa'dan gelecek yeni reaktör en üst derecede gizlilik konumuna sahipti. Bu reaktör için Negev Çölü seçildi. (Negev Tevrat'ta Hz. İbrahim'in sevdiği vaha olarak geçer) Bu konuda sadece Lakam değil, Fransız İstihbaratı da hassastı. Paris'ten bir ajan papaz kılığında Negev'e gönderildi. Dimona'daki nükleer santralin inşaatı başladığında yerli halka bir tekstil fabrikasının yapımına başlanıldığı söylendi. Bu fikir Blumberg'indi. Ancak Charles De Gaulle, İsrail'in Dimona Reaktörü'nü askeri amaçlarla kullanacağını hissediyordu ve bu, Fransız Başkanı rahatsız ediyordu. Mayıs 1960'da De Gaulle Dışişleri Bakanı'na, İsrail Konsolosluğu'nu artık Dimona'ya uranyum göndermeyecekleri konusunda haberdar etmesini istedi.

    Fransa'nın silah ambargosu koyarak uranyum sevkiyatını durdurması üzerine İsrailliler zor durumda kalmıştı. Ama Moşe Dayan her ne pahasına olursa olsun bir atom bombası istiyordu. "Gerekirse bu nesneyi çalmalıyız" diyordu. Isser Harel'in yerine Mossad Şefi olan Meir Arit'e, 200 ton uranyum bulma görevi verildi. İsrail Gizli Servisi, Brüksel'deki Madenler Genel Merkezi'nin (MGM) depolarında büyük miktarda uranyum bulunduğunu tespit etmişti. Bu uranyum MGM'ye, Belçika Kongosu'nda faaliyet gösteren bir firmadan kalmıştı. Böylece bir operasyon planı yapıldı ve buna kimyadaki bir kurşun bileşeninin adı verildi: "Plumbot Operasyonu".

    Operasyonun ilk adımı, uranyumu şüphe çekmeden satın alabilecek bir "iş arkadaşı" bulmaktı. Tabii bu kişi uranyumu olduğu gibi İsrail'e devredecekti. Nihayet Mossad ajanlarından Daniel Aerbel Tel Aviv'e göreve uygun birisini bulduğunu bildirdi. Bu kişi Alman bir işadamı olan Herbert Schulzen'di. Shulzen, Wiesbaden de kurulmuş olan "Asmara Kimya Şirketi"nin ortağıydı. Bu şirket kimyasal ve radyoaktif zehirlenmelere karşı kullanacak yeni ilaçlar ve yöntemler bulmakla uğraşıyordu.

    Fakat Shulzen'in küçücük şirketinin 200 ton uranyumu değil işletmek, depo bile edemeyeceği aşikardı. Bunun MGM yöneticileri tarafından anlaşılması zor olmayacağından, Asmara'ya İtalya'dan Sarca adında paravan bir ortak firma bulundu.

    Plumbot Operasyonu bir saat gibi kusursuzca işliyordu. MGM'nin elindeki plutonyumu "yasal" yollardan alabilmek için gerekli zemin oluşturulmuştu. Ancak aşılması gereken iki önemli nokta daha vardı. Bunlardan birincisi plutonyumun İsrail'e sevkiyatıydı. İkincisi ise EURATOM (Avrupa Atom Enerjisi Teşkilatı) kontrollerinden sıyrılabilmekti. Eğer teşkilat derinlemesine bir inceleme yaparsa işin iç yüzü meydana çıkabilirdi. Ancak Mossad tüm bunlara hazırlıklıydı. EURATOM başkanı Etienne Hirsch ve Atom Enerjisi Komiserliği başkanı Robert Henry Hirsch bilinçli birer yahudiydi.


    Sevkiyatı gerçekleştirmek amacıyla Zürih'te, 24 saat gibi kısa bir sürede "Biscayne Traders Shipping Corporation" isimli paravan bir şirket kuruldu. Ardından bunun aracılığıyla Liberya orijinli bir başka deniz taşımacılığı şirketi meydana getirildi. Şirketin başkanı Daniel Ert tecrübeli bir Mossad ajanıydı. Diğer ortak ise bir Türk armatörü, Burhan Yarısal olarak gösterilmişti. Ancak bu isim sahteydi ve aslında Burhan Yarısal diye tanıtılan kişi de bir başka Mossad ajanı, Benjamen Yeruşalmi idi. Yarısal/Yeruşalmi 1968 yılının 27 Eylülünde 1,2 milyon mark nakit ödeyerek 78 metre boyunda "Scheersberg" isminde bir tekne satın aldı. Geminin kaptanı Percey Barrov da, rahatlıkla tahmin edilebileceği gibi, bir Mossad ajanıydı.

    Barrov ve emrindeki istihbarat subaylarından oluşan mürettebat, EURATOM'dan izin çıkar çıkmaz uranyumu gemilerine yüklediler ve Kıbrıs'a doğru rota çizdiler. 29 Kasım 1968'de, gece yarısına doğru Scherrsberg bir israil tankeriyle Kıbrıs açıklarında buluştu ve yükünü buna devretti. Artık İsrail nükleer güce çok yakındı.

    İsrail tankeri "malı" hızla Hayfa Limanı'na ulaştırdı ve uranyum buradan büyük güvenlik önlemleri altında Negev Çölü'ndeki Dimona Nükleer Santrali'ne taşındı. EURATOM uranyumun satış işlemlerindeki gariplikleri ancak 7 ay sonra farketti, ama bu da bir işe yaramayacaktı, olay örtbas edilmişti.

    Böylece İsrail nükleer saldırı silahları üretebilecek kapasiteye ulaşır ve hiç gecikmeden bunların hazırlanmasına da başlar. Bu arada yahudi lobilerinin ve İsrail Gizli Servisi'nin yoğun çalışmaları bu nükleer silahların dünyanın gözüne batmasını engeller. The Samson's Option adlı kitabında yazar Seymour Hersh, ABD başkanlarını İsrail'in sürekli genişleyen nükleer kapasitesini dünya kamuoyundan saklamakla itham eder. Ayrıca çeşitli çevreler tarafından batılı ülkeler, tüm casus uyduları ve gizli teknolojik "sürveyans" sistemlerine rağmen İsrail'e inanmakla "saflık" gösteriyor olmakla suçlanır. Ancak tüm bunlar sonucu değiştirmez.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Israil'e ambargo
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde hakan7k tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 03.09.11, 10:06
  2. Ünlülerden Irak'a ambargo
    2005 Konuları bölümünde angel_nili tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 26.12.05, 09:06
  3. İngiltere'den AB'ye yeni bütçe
    2005 Konuları bölümünde Pire tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 06.12.05, 08:26
  4. İngiltere'den AB bütçesi önerileri
    2005 Konuları bölümünde Pire tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 06.12.05, 08:21
  5. K.K.T.C Üzerindeki Ambargo Kalkıyor
    2005 Konuları bölümünde TEKFUR59 tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 07.10.05, 14:41

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •