yalnızlık yoksul anıların çocuklarıyla büyür sokağıma
sıladan gelen yolcular göç ayazlara
rüzgarların uzun çarpmasıyla kundaklanırlar kendi takvimlerine
kaç giden gözyaşıdır ömrümden
ah beni de çağırmasınlar geriye
izleri fısıltı ve ömrü kısa koyuluşlar
karanlık çapkın bakışlarıyla ilerlerken sessizce
geldin bana
kapımda cambazlık eden gülen yalanlar sararken göğsümü
sıvazladın sırtımı yüreğinin ağzıyla
inatçı gölgelerin gür özlemlerinde sevdim seni
bana aşık kökler ışık çizgisi gibi kayboldu
sevda ateşinin ucunda
mayalanan ruhumda bedenleri şimdi ceset
yüzümde parlayan ay’ın aydınlığı
varmak istediğim her yere ağ
günleri sayıyorum hiç dönülmeyecek yoldan
aklım kadınlığımla sevişirken
savuruyor sahranın kum tepelerine beni
düşüyorum çıplaklığımla tüm gecelere
kanatlarım yorgun sabahlara
bir seni düşünürken içimde
hayra yorulan rüyalarda meyvelerim
dallarında olgunlaşmayı bekler
yaşadığım en aykırı noktalarda
uçurumlarla oynaştı gençliğim
hızlı adımlarla her vakitlere gezdi çılgınlığım
bu yollar taşlı ve uzun
yokuşlarda sürtünürken ayaklarım gevşemiyorlar
koşuyorum bende kanatırcasına topuklarımı
rengi silindi gökyüzünün
mavisiz kaldım odalarda
aralanan mor kapılardan aşka döndüm
avuçlarında nakış nakış işlediğin şiirler
güneşe kaydı
kudurdu ısınan betonlar
oturamadım bir dakika hayata
sular serinletmedi kafamı
-susan uzun bir şarkıda sevgimiz-
ki
orada her düşünce var
beyaza ve buluta yakın
nefesleri doyumsuz ezgidir
dağın terleyen duvarlarında
bu zamanların küçük pencerelerinden uçtuk
ağır umuda
buz tuttu veda sözcükleri sallanırken ellerimizde
gidemedik son bir bakışla da olsa birbirimizden
-düş kalabalığına bağdaş kuran dermansız soluklardan uzağız-
hiçbir aynayı sevemedik biz
gölge oyunlarına uzamadı belleğimiz
işkencesiz bir mevsime hazır fikrimiz
çoğalarak girerken günlere
intihar etsin günahlar
yaşamımıza sığamayan boşlukta
artık cinnet bir konuğu beklemiyor
geçmişin dökümünde anılar
hilal.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
