• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    matbuat adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-04-2008
    Mesajlar
    1,004
    Karizma Gücü
    5

    Bolu Valisi'nden demokratikleşme kriterleri

    Mülki İdare Amirliği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki Mülki İdare sınıfına mensup olarak, kamu hizmetinde bulunan kişilerin yaptığı görevi tanımlar.

    Mülki İdare Amirleri

    Vali
    Vali Yardımcısı
    Kaymakam
    Hukuk İşleri Müdürü
    Kaymakam Adayı

    Pasif Görevdeki Mülki İdare Amirleri
    Mülkiye müfettişliği
    Bakanlık Merkez Teşkilatında görev alanlar


    657 sayılı Devlet Memurları Kanunu

    ÖDEVLER VE SORUMLULUKLAR

    Sadakat:

    Madde 6 - Devlet Memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve Kanunlarına sadakatla bağlı kalmak ve milletin hizmetinde Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarını Sadakatla uygulamak zorundadırlar.Devlet Memurları bu hususu"Asli Devlet Memurluğuna" atandıktan sonra en geç bir ay içinde kurumlarınca düzenlenecek merasimle yetkili amirlerin huzurunda yapacakları yeminle belirtirler ve özlük dosyalarına konulacak aşağıdaki "Yemin Belgesi" ni imzalayarak göreve başlarlar.

    " Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Atatürk İnkilap ve İlkelerine, Anayasada ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatla bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını milletin hizmetinde olarak tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup bunları geliştirmek için çalışacağıma; insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan milli, demokratik, laik, bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim. "

    Tarafsızlık ve Devlete Bağlılık :

    Madde 7 - Devlet Memurları Siyasi Partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar, hiç bir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.
    Devlet Memurları her durumda Devletin menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve Kanunlarına aykırı olan,memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan, Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren herhangi bir faaliyette bulunamazlar.Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekette, guruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım edemezler.

    Davranış ve İşbirliği :

    Madde 8 - Devlet Memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar.
    Devlet Memurlarının işbirliği içinde çalışmaları esastır.

    MEMURLUĞUN SONA ERMESİ

    Madde 98:- Devlet Memurlarının;
    a) Bu kanun hükümlerine göre memurluktan çıkarılması,

    b) Memurluğa alınma şartlarında herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi,
    c) Memurluktan çekilmesi,
    ç) İstek, yaş haddi, malüllük ve sicil sebeplerinden biri ile emekliye ayrılması,
    d) Ölümü,hallerinde memurluğu sona erer.





    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12082300.asp?gid=229
    http://www.ibrahimakpinar.com/xdetails.aspx?pid=7&id=32



    İşte Vali'nin kendi kaleminden 'Darbecilerin Yargılanması Yeter mi?' başlıklı yazısı:

    ''Birkaç gündür darbecilerin yargılanmasını konuşuyoruz.

    Anayasanın geçici 15. maddesini kaldırarak 12 Eylül suçlularından hayatta kalanları yargılayabilecekmişiz.

    12 Eylül 1980 darbesini yapanların, ondan önceki iki darbe ve 28 Şubat rezaletini icra edenlerin ve takip etmekte zorlandığımız, sayısız darbe girişimcilerinin elbette yargılanması gerekir.

    Peki ama sadece 15. maddeyi kaldırmakla (ki bu madde 12 Eylülcülerle ilgili, diğerlerini bağlamıyor), maksat hâsıl olur mu?

    Hayır, mümkün değil.

    Anayasadan başlayarak darbeciliğe zemin hazırlayan tüm hukuki düzenlemeler gözden geçirilip değiştirilmelidir.

    Mülkiyede bir hocamız; “Bu anayasanın hem lafzı, hem de ruhu bozuk.” diyordu.

    Bazıları da “Bu anayasanın ruhu darbecilikle mülevvestir (kirlenmiştir).” diyordu

    Aslında anayasamızın baştan sona sivil bir anlayışla, üyesi olmaya çok yaklaştığımız Avrupa Birliği normlarını da karşılar şekilde tamamen yeniden yazılması gerekir.

    15. maddeyi ele almışken, ona kardeş ve rehber olan diğer maddeleri de değiştirmemiz gerekir.

    Sırasıyla gidelim:

    Çoğu hukukçuya göre başlangıç maddesi metinden tamamen çıkarılmalıdır. Çünkü yuvarlak ve muğlâk ifadelerle nereye çekilirse oraya gidecek hükümler içermektedir.

    Genelkurmay Başkanlığı 1960 öncesinde ve gerçek demokrasilerde olduğu gibi Savunma Bakanlığı'na bağlanmalıdır.

    Genelkurmay Başkanı, Bakanlar Kurulu Kararıyla, Kuvvet Komutanları ise Müşterek Kararname ile atanmalı, diğer generallerin atanmasında Savunma Bakanı oluru yeterli olmalıdır.

    Başlı başına bir yazının konusudur, ama Jandarma teşkilatının varlığı gözden geçirilmelidir.

    Milli Güvenlik Kurulu kaldırılmalıdır. Eğer Başbakan veya Hükümet, memurlarının görüşüne ihtiyaç duyuyorsa, istediği zaman bu emri yerine getirilir.

    Yargıdaki çift başlılık giderilmeli, Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmalıdır. Sadece asker kişilerin askeri disiplin suçlarına bakan birinci derece Disiplin Mahkemeleri tesis edilmelidir.

    Anayasa Mahkemesi üyelerinin en az yarısı TBMM tarafından seçilmelidir. Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin düzenleme tamamen kaldırılmalıdır. Partileri ancak halk kurar ve halk kapatır.

    Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan görevi Yargıtay’a devredilmelidir.

    TSK İç Hizmet Kanununun 35. maddesi (Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.) ya tamamen kaldırılmalı ya da bu maddenin halkın oyu ile iktidara gelmiş olan hükümeti devirmek veya tehdit etmek anlamına gelmeyeceği belirtilmelidir.

    Bütün bu düzenlemeleri yaparsak ordumuz zayıflar mı?

    Tam tersine günlük siyasi hayatın dışında kalır.

    Bazı siyasi görüşlere yakın, bazılarına karşıymış gibi bir görüntüsü olmaz.

    Milletimizin tartışmasız ortak paydası olur.

    Bu ülkede yaşayan 71.5 milyon insanımızın çok çok azı müstesna, herkes ordumuzun dünyanın en modern ve en güçlü ordusu olmasını arzu eder.

    Başarılarından gurur duyar.

    Ama, siyasi aktör olmasını arzu etmez.

    Meşru yollarla iktidara gelmiş parti ya da partileri darbe ile devirmesi veya tehdit etmesini kabul etmez.

    Bu kabil davranışlar, Kapıkule’den hemen öbür tarafta artık unutulmuştur.

    Medeni âlemde halkın iradesinden daha üstte bir irade yoktur.

    Gitmemiz gereken yer, eğer çağdaş uygarlık düzeyi ise, bu değişiklikler yapılmadan o amaca ulaşmamız mümkün değildir.''



    Valinin açıklamalarıyla kanunun hükümleri birbirine uymuyor.

  2. #2
    TF Bölüm Sorumlusu <span style='color: #006400'><span class='glow_FFA500'>_WOLF_</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-12-2007
    Mesajlar
    22,258
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    vala valinin önerilerini bilmemde

    Tam bir mütabakatka yeni bir anayasa şart.

    Vatan hepimizin
    Devlet hepimizin
    Asker hepimizin

    Hayırlısı neyse o olsun.




    Uzaklık deyip dert ettiğin nedir ki sevgili..?..Biz, yaradanı görmeden sevmedik mi..?((MEVLANA))

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Bolu' da 3.6 ve 3.5' lik iki deprem
    2005 Konuları bölümünde tuncakaya tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 10.07.05, 15:40
  2. Demokratikleşme mi? Laik-üniter devletin yıpranması mı?
    2005 Konuları bölümünde neoorog tarafından açılmış
    Yanıt: 52
    Son Mesaj: 13.02.05, 23:19

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •