“Vazgeç bu sevdadan dediler bana,
Geçemedim; Kerkük, ah geçemedim!
Bağrım göz göz oülmuş hasretten yana
Kendime bir başka yâr seçemedim...!”
Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu ve Türk Milliyetçiliği mücadelesinin aksiyon adamlarından Mustafa Kemal Atatürk’ün hülyalarından biride Misak- ı Milli Sınırları içerisinde bulunan Kerkük ve Musul’un da TÜRKİYE topraklarına dahil edilmesidir. Ne yazık ki Atatürk sonrasının devlet yöneticileri bırakın Türkün yaşadığı coğrafyaya sahip çıkmayı, SSCB sınırları içerisinde yer alan soydaşlarımıza sevgi ve muhabbet besleyen Türk Milletinin mensuplarını Türkçülük Turancılık Davası adı altında göz altına alarak akla hayale gelmeyecek işkencelerden geçirmişlerdir. Suçları da Türk’ü sevmektir. O davadan işkence görenler Tarihin Altın Sayfalarında anlı şanlı yerlerini alırken, onlara işkence yapanlar, onları zindanlara attıranlar bu milletin vicdanında hiç bir zaman aklanamamışlardır.
Hemen yanı başımızdadır Kerkük. Bize Diyarbakır ne kadar uzaksa Kerkük’te ancak o kadar uzaktır. Nasıl ki kalbimizin bir yanı Diyarbakır ise nasıl kalbimizin bir yanı Ankara ise bir yanında da hep Kerkük vardır. Eller ayırmıştır bizi. Entrikalar, kahpelikler ve kalleşlikler aynı milletin kaderinin arasına sınır çekmişler ve o coğrafyada kalan Türk kardeşlerimize her türlü kahpeliği yapmayı da kendilerine şeref kabul etmişlerdir. Şerefsizliklerini göstererek.
Son yüzyılda Türk Tarihine bakıldığında Kırım’da yaşayan Türkler sürgünle kalmıştır akıllarda, Doğu Türkistan’da yaşayan Türkler işkence ve kendilerine uygulanan “soykırım” ile kalmıştır akıllarda ve Kerkük’te Musul’da yaşayan Türkler akla geldiğinde ise “Katliam”lar hafızalardan silinmemiştir. Bu satırlar kaleme alınırken hala Doğu Türkistanda Türklere “soykırım” uygulanmakta, Kerkük’te Türkmenlere karşı yapılan son katliamın üzerinden ise bir elin parmağı kadar sayılı günler geçmiştir.
Son yüzyılın ikinci yarısının başlarında ise Kerkük’te Türkmenlere öyle bir katliam uygulanmıştır ki akla hayale sığmayacak türdendir. 14 Temmuz 1958 tarihinde Irak’ta Krallık rejiminin devrilip Baas rejiminin iktidara gelmesinin ardından tam bir yıl geçip Kerkük’te rejim değişikliğinin birinci yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde sokakta, çarşıda, mahallede, esnafta ne kadar Türkmen varsa katliama uğramıştır. Katliamın sorumluları ise bölgede kucağına oturmadığı gizli servis kalmayan Molla Mustafa Barzaninin milisleridir. Bu Molla Mustafa Barzani ki; en son Amerika’dan ölüsü gelen, Dağlıca Baskını sonucunda şehit edilen vatan evlatlarının vefat haberleri duyulmasının ardından saatler geçmeden basının karşısına Ortadoğunun En Büyük Siyasi Fahişesi namı ile anılan ABD Cahşı Irak Devlet Başkanı Talabani ile ortak basın açıklamasında Bir Kürt Kedisini dahi vermeyeceklerini ilan edebilme cürretkarlığını gösteren Mesut Barzaninin babasıdır. Bu iki cahş doksanlı yıllarda ise Saddam rejiminden Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin ayaklarına yapışıp yardım dilenmişler ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından verilen pasaport ile gezmişlerdir.
Tarihler 14 Temmuz 1959 gününü gösterdiğinde Kerkük sokaklarında Türkmenin kanı akıtılmıştır oluk oluk. Kimi arabalara takılarak sürüklenmiştir. Kimilerine neler yapılmamıştır ki. Bir de bunların yanında Türkmenlere şehirde sokağa çıkma yasağı dahi uygulanmıştır bu saldırılar sürerken. Öbür yanda ise Türkmenlerin ileri gelenleri tutuklanmış Türkmen davasının Lider ismi Ata Hayrullah ve beraberinde bir çok arkadaşı da can vermiştir.
Kerkük deyince damarlarında Türk kanı dolaşan milli hassasiyetleri olan her TÜRK’ün yüreği en derininden sızlamaktadır. Öyle dir ki doktora giden Türkmene reçete olarak Türk bayrağının etrafında tavaf etmesi önerilmiştir. Kerkük Türkmeni öyle bir vatan aşkına sahiptir ki evinden barkından Kerkük’ün den uzaklaştırılmak istendiğinde Ben Kerkük’ten vazgeçmem diyerek kendini ateşe veren Kerkük Türkmeni Zehra olarak kalmıştır hafızayı beşerde.
Gölgemizde duldalanan, ensesinde her an soluğumuzu hissedip, başka başka diyarların kucağında oturmayı şeref sayanların yaptığı entrikaları sizlere şöyle ifade etmek istiyorum.
1920 – Kaçakaç Katliamı – Telafer
1924 – Levi Katliamı – Kerkük
1946 – Gavurbağı Katliamı – Kerkük
1959 – KERKÜK KATLİAMI
1979 – Tazehurmatı Katliamı
1980 – Türkmen Liderlerin Katliamı
1991 - Tazehurmatı Katliamı
1991 – Altunköprü Katliamı
1996 – Erbil Katliamı
2003 - Tazehurmatı Katliamı
2004 – Telafer Katliamı
2005 – Telafer ve Musul Katliamı
2006 – Karatepe ve Yengice Katliamı
2006 – Kerkük Katliamı
2007 – Tavuk ve Amirli Katliamı
2009 – Kerkük Katliamı
İşte varın siz söyleyin diyeceğinizi...
1959 yılının 14 Temmuzunda Irak’ta General Kasım’ın Liderliğinde ki Irak’ta yine Kerkük’te Türkmen eziyet görmüş, Türkmen canını vermiştir.
Bize bunu reva görenler yaptığınız katliamın üzerinden elli yıl da geçse sizin aslınıza neslinize her daim söveceğiz...
Kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


