• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 7 1234567 SonSon
66 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Radikal Genç adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4

    Dindarlar depresyona giriyor

    İnananlar aksini iddia ede dursun, bir araştırma dini inançları zayıf olanların güçlü olanlara göre daha az depresyona yakalandığını söylüyor. ABD'deki Temple Üniversitesi'nin önde gelen psikoloji araştırmacılarından Joanna Maselko'nun 918 denek üzerinde yaptığı bir araştırmaya göre, dinsel inançları güçlü olanların depresyona yakalanma sıklığı zayıf olanlarınkinden 1,5 kat fazla.

    Araştırmasının sonuçlarını Psychological Medicine sitesinde yayınlayan Maselko, bu durumdan hareketle şöyle bir teorik çerçeve kuruyor: Depresyona yakalanan insanlar, dini bir terapi mekanizması olarak kullanma eğilimine girerler. Bunun sonucu olarak Tanrı'ya daha sıkı bağlanırlar ve daha fazla ibadet ederler. Maselko araştırmasının sonunda, bu olgunun başlangıcında dindar olmanın mı yoksa depresyona yakalanmanın mı yer aldığının belirlenemediğini belirtiyor. İnsanın kutsalla ilişkisini sorgulamak için iyi bir fırsat.

    Homo Religiosis (Dindar insan)

    Din, hangi açıdan bakılırsa bakılsın öncelikle kutsal kavramının çerçevesinde şekillenir. Kutsal ise kendini her zaman doğal gerçeklerden tamamen farklı bir "gerçek" olarak gösterir. Zaten bu yüzden hemen hemen bütün dillerde "gerçek" ile "hakikat" arasında bir ayırım yapılmaktadır. Kutsalın gerçekliği bir hakikat mertebesindedir, yani hiçbir zaman kavramak mümkün değildir, ona ancak inanılır, iman edilir. Buna bağlı olarak, kutsalı günlük yaşamın veya bilimin terimleriyle ifade etmek olanaksızdır. Kutsal, kendi diline sahiptir ve bu dil, insanın açıklayamadığı (ve aslında açıklamak da istemediği) bu esrarın kendini ifade biçimidir. Daha doğrusu, bu dil, kutsalın tezahür etmesinin sonrasında kendini insana ne kadar göstermek istediğiyle ilgili bir koridordur. İnsan, bu esrarın karşısındaki büyülenmesini, korkusunu, hiçleşme duygusunu ve kaygısını, kutsalı din biçiminde örgütleyerek aşmaya çalışır. Ve daha ilk dinlerden itibaren, bu kaygıdan ve hiçleşmeden kurtulmak için yapılması ve yapılmaması gerekenler manzumesi bir "şeriat" biçiminde şekillenir.

    İnsanın kutsalla ilişkisi, kutsalın kaynağına nazaran duyduğu hiçlik ve derin bir varoluşsal kaygıdır. Kutsalın esrarının asla çözülemez ve anlaşılamaz olması bağlamındaki dinsellik, inancı hem bireysel hem de toplumsal düzlemde bir terapi haline de getirmektedir. Başlangıcı ve sonu hakkında kesin kanaatlere sahip olamayan insan doğum ve ölümün "esrarı"nı kutsalın tezahürlerinden biri olarak görürken, varoluşsal kaygısının kökenini de "bağlanma"nın miktarına indirgemektedir. Yani insan, dine ne kadar bağlıysa, kurallarını ne kadar yerine getiriyorsa varoluşsal hiçliğinden o kadar sıyrılacak ve bağlandığı din aracılığıyla kutsalın kaynağıyla bütünleşmeye yönelecektir. Bu, onun anlamasına değil ama inanmasına yol açacaktır. Veya daha doğrusu "anlamak" için değil "kurtulmak" için inanacaktır. Zaten bütün dinler, bu bağlamda "kurtuluş"u vaad etmektedirler.

    Ancak, birey açısından bu deney bir günah hiyerarşisinin meydana getirdiği engeller çerçevesinde ortaya çıkmaktadır. Dindar insanın en büyük problematiği "günahsızlığa" ulaşmaktır. İbrahimi dinlerin en eskisi olan Museviliğin kutsal kitabı Tevrat'ın ilk beş kitabından üçüncüsü dolan "Levililer"in resmi Türkçe çevirisinde, Bap 16; 21. ve 22. ayetlerde şöyle denmektedir: "ve Harun iki elini canlı ergecin (teke) başı üzerine koyacak ve İsrail oğullarının bütün fesatlarını ve bütün günahlarını, bütün suçlarını onun üzerinde itiraf edecek; ve bunları ergecin başı üzerine koyacak ve hazırlanmış bir adamın eliyle onu çöle salıverecek; ve ergeç onların bütün fesatlarını kendi üzerinde ıssız bir diyara taşıyacak; ve ergeci çölde salıverecektir".

    Günahların keçinin üzerinde çöle salıverilmesi, insanı varoluşsal kaygısından arındırmamaktadır. O zamana kadar işlenmiş günahlardan belki kurtulunmuştur, ama ya yenileri?

    Burada derin bir çelişki söz konusudur. Maddi dünyanın insanı günaha sürükleyen karmakarışık yapısı ile dinin kutsalın etrafında şekillenen anlamsal dünyası arasındaki uyuşmazlık, dindar insanın en büyük travmasını oluşturmaktadır. Dindar insan, mümkün olduğunca uzun süre kutsal bir evrenin içinde kalmaya çabalamaktadır. Ama bu süfli dünya ve onun yarattığı gaileler onu bu kutsal ana rahminden sürekli uzaklaştırma eğilimindedir.

    Öte yandan, dindar adam, kutsal âlemden uzaklaştığı ölçüde manevi tarihten de uzağa düşmektedir, çünkü insanlık tarihinin çok uzunca bir dönemi her şeyin kutsalın işaretleri doğrultusunda düzenlenmesine tanık olmuştur. Kutsaldan arındırılmış ayrı bir yaşam alanının varlığı, insanlığın en fazla 18. yüzyıla kadar geri giden yeni bir konumlanmasıdır.

    Modern toplumlar dindar insana bu ikili hayatı dayatırken, kutsaldan arınmış evrende yer tutanların bu evrenle yaşadıkları sorunlar da onların "kutsal"a doğru kaçmalarına neden olmaktadır. Sonuçta hem kutsallık alanında, hem de dindışı alanda yer tutanların çoğu açısından bu ikilik bir zıtlık olarak algılanmakta ve maddi dünyanın yarattığı memnuniyetsizlikler, manevi dünyaya sığınmanın veya oraya daha fazla bel bağlamanın nedeni olmaktadır.

    Böylece iki farklı dünyanın deneyimini aynı anda yapmak zorunda kalan insanların ruhsal bir çöküntü (depresyon) yaşamaları, çoğu durum itibarıyla kaçınılmaz olmakta ve sonuçta inanç bir terapi haline gelmektedir.

    Modern toplumları analiz eden sayısız bilim adamı arasında en önde gelenlerden biri olan Karl Marx, son ekonomik kriz vesilesiyle söylendiği gibi, kapitalizmin geleceği konusunda haklı çıkmamıştır, ama din konusunda söyledikleriyle galiba haklı çıkmaktadır.

    Kaynak


    Newsweek
    Mehmet Ali Kılıçbay

    -----------------------------------------------------------------------

    Veri ortada.Bir dine inanmanın insanı ne derece dehşet verici konumlara düşürdügünü ülkemizde de görebiliriz
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    09-07-2009
    Mesajlar
    1,402
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Katiliyorum, mutsuzlar birde, cok gulmek te gunah. Sesli gulmek iyi bir sey degil.. Allah muslumanlarin neselenmesini istememis demekki niye acaba?

  3. #3
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Dekler muslüman değildirde ondandır.

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Konuyu acan arkadasa hak vermemek elde degil..Zaten dunyadaki SAPIKLIKLAR,KATLIYAMLAR vs vs incelendiginde bu olay cok daha net olarak gun yuzune cikiyor.

  5. #5
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Ya doğru söylüyorsun SITALİN, HİTLER, MÜSOLİNİ, HEPSİDE ALLAH İÇİN SAVAŞTILAR. SENİN HAFIZAN BU KADAR MI? BİLE BİLE NASIL ÇAMU ATIYORSUN. DİNLER OLMASAYDI BELKİDE HALA BİRBİRMİZİ KURBAN EDİYOR VEYA YİYOR OLABİLİRDİK BİZİ YILLARCA BU UYARICILAR GELEREK BU MEDENİYET SEVİYESİNE GETİRDİLER. DİNLER TARİHİNİ OKU BAKALIM BULUŞLAR NEDEN YAPILIYOR. DARVİN TEORİSİ İLE İLĞİLİ ÇALIŞMALAR NEDEN YAPILIYOR. HEP BİR YARATICIYI ARAMAK VEYA BİR YARATICI OLMADIĞINI İSPATLAMAK İÇİN YAPILIYOR.

    Hem bütün dinleride insanlar bozdular. Dunya menfaatlerini öne çıkararak insanların bir yaratıcıya bir tanrıya inanma ihtiyaçlarını oraya buraya çektiler. Bunda ALLAH'ın kabahati ne ne yptılarsa insanlar birbirlerine yaptılar. Bu konuda ayette var ALLAH kularına kötülük yapmaz kullar kendi kendi kendilerine kötülük yaparlar.

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    13-11-2005
    Mesajlar
    9,059
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı barristor tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Konuyu acan arkadasa hak vermemek elde degil..Zaten dunyadaki SAPIKLIKLAR,KATLIYAMLAR vs vs incelendiginde bu olay cok daha net olarak gun yuzune cikiyor.
    He ya. Bütün bu sapıklıklar, katliamlar hep dindar insanların başının altından kalkıyor.

    Herkes dinsiz olsa ne güzel olurdu değil mi? Hiç Tanrı korkusu olmadan gül gibi yaşardık,








    :turk:



  7. #7
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    o zamanda dinsizlerin korkusu olurdu ne yapalım ALLAH korkuyu yaratmış insanlar korksunlar da bana itaat etsinler diye ama insanlar hep gördüklerinden korkuyorlar. Görmediklerinden korksalar özgürlüklerine kavuşacaklar ama farkında değiller.

    Düşünsene öbür dünyada iyilik ve güzelliği emreden yetimin hakkını ayrıntıları ile koruyan üstelikte bunları yapmadığımız taktirde cehennemle korkutan bir ALLAH ne olurdu bu ALLAH' aınanıpta özgür olsaydık HA UNUTMADAN SÖYLEYEYİM ''ÖZGÜR OLMAYAN ASLA VE ASLA MÜSLÜMAN OLAMAZ'' O YÜZDEN LAİKLİK KAVRAMI ASIL İSLAMİYETTE VARDIR.

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    13-07-2009
    Mesajlar
    180
    Karizma Gücü
    0
    çocuk oyuncağı değil bu işler her güzelliğin bir bedeli vardır dinsizlerin neler yaptığını görünce haliyle depresyonada giriyoruz. hatta hatta öyle ahlaksızlıklara şahit oluyoruz ki cinnet geçirmemek elde değil.

  9. #9
    ahmetaysever adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-12-2008
    Mesajlar
    353
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı RAMAZAN TOPTAŞ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ya doğru söylüyorsun SITALİN, HİTLER, MÜSOLİNİ, HEPSİDE ALLAH İÇİN SAVAŞTILAR. SENİN HAFIZAN BU KADAR MI? BİLE BİLE NASIL ÇAMU ATIYORSUN..
    Benim Irak'a girmemi tanrı istedi diyen Bush ateist değil mi? Ya da Cihad emri veren Bin Ladin ise agnostik? Hatta Ayetullah Humeyni'nin Panteist olduğu söyleniyor son zamanlarda?

    Arkadaşım böyle mantık olmaz. Sen kişilerden yola çıkıp kitleleri zan altında bırakacaksan, seni de başkaları zan ederler ki bu yaklaşım sonuçta suizandır . Hiçbir sonuç elde edilemez...

    Din savaşlarında ölen insanların sayısına; Dinlerin tek bir cevabı bile yoktur. Tanrı uğruna feda olsun der çıkarlar işin içinden. Dünya'da bir çok insan din savaşlarında hayata gözlerini yummuştur. Yazık olmuştur bir hiç uğruna.

    Şunu da belirtmek isterim; Dinsiz olsaydık daha mı az savaş olurdu? Bunu bilmemiz imkansız. Daha az olurdu demek kadar daha çok demek de yanlıştır. Söz konusu tez deneye tabi olamayacağından bu soru cevapsızdır ama cevabı net olan bir soru var ki; Dinler masum değildir. Dinsizliğin ise masum olup olmadığını bilmiyoruz. Öyle bir tane lider adı vererek inanmayanlara çamur atmak etik değildir. Ben daha masum insanların ölümüne sebep olan; kendini patlatan tek bir ateist görmedim mesela ama bunlar örnek teşkil etmez çünkü veriler genel kanı oluşturmaya yeterli değildir.
    Alıntı RAMAZAN TOPTAŞ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    DİNLER OLMASAYDI BELKİDE HALA BİRBİRMİZİ KURBAN EDİYOR VEYA YİYOR OLABİLİRDİK BİZİ YILLARCA BU UYARICILAR GELEREK BU MEDENİYET SEVİYESİNE GETİRDİLER. ..
    Uyarıcı derken Hz. Muhammed (s.a.v.) mi kast ediyorsunuz? Şimdi bu Arap Dünyası MEDENİYET SEVİYESİNE mi ulaşmış yani? Ulaştı da bizim mi haberimiz yok? Dünyanın en zavallı; en geri kalmış toplumları Müslüman değil mi? Hz.Muhammed uyarıcısının ümmeti değil mi yani?

    Bir defa Hz.Muhammed medeniyet değil; medeniyetsizlik getirmiştir. Getirdiyse getirdiği medeniyet nerededir? Hz. İsa deseniz anlarım ama Hz.İsa hiç yaşamamış bir insandır. Roma imparatorluğu tarafından yaşadığı varsayılmıştır. Bu ayrı konu ama Müslümanlar kim Medeniyet kim söyler misiniz?

    Açıkça kendinizle çelişiyorsunuz...

    Alıntı RAMAZAN TOPTAŞ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    DİNLER TARİHİNİ OKU BAKALIM BULUŞLAR NEDEN YAPILIYOR. DARVİN TEORİSİ İLE İLĞİLİ ÇALIŞMALAR NEDEN YAPILIYOR. HEP BİR YARATICIYI ARAMAK VEYA BİR YARATICI OLMADIĞINI İSPATLAMAK İÇİN YAPILIYOR. ..
    Bu dediğiniz tamamen yanlış bir bilgi arz ediyor. Kimsenin tanrının yokluğunu ıspatlamak için bir çalışma yaptığı yok! Bir şeyin yokluğu ıspat edilemez!!! Ancak varlığı ıspat edilebilir, baştan sona hatalı yaklaşımlar yapıyorsunuz. Tanrının yokluğu kimin umrunda! Herkes bilim yapmaya çalışıyor; hiçbir bilim adamı "bir şeyin yokluğunu ıspatlama" gibi bir saçmalıkla uğraşmaz, yanlış düşünüyorsunuz.
    Tanrı Öldü! Kiliseler, Camiler de Mezar Yeri...
    Her Gün Mezarı Başında Dua Alıyor

  10. #10
    tenere adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-05-2008
    Mesajlar
    3,231
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Din dediğin şey bir çeşit akıl hastalığıdır.
    "güneş herkes içindir, plaj ise sadece hak edenler için.''
    cidade de deus

    ''İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, ölümlü Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemal'ler ülküsüdür. Ben onu temsil ediyorum.Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı, Türk anaları daha Mustafa Kemal'ler doğurmayacaklar mı? Mutluluk Milletindir, benim değildir''

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •