• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 11 12345678910 ... SonSon
106 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    Bu Nasıl Allah Korkusu Böyle..!!!!

    AHZAP SURESI

    28. Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim.

    29. Eğer Allah'ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

    30. Ey peygamber hanımları! Sizden kim açık bir hayâsızlık yaparsa, onun azabı iki katına çıkarılır. Bu, Allah'a göre kolaydır.

    31. Sizden kim, Allah'a ve Resûlüne itaat eder ve yararlı iş yaparsa ona mükâfatını iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rızık hazırlamışızdır.

    32. Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah'tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin.

    33. Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

    34. Evlerinizde okunan Allah'ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah, her şeyin iç yüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır.
    Degerli forumcular;

    Ahzap Suresi gelis sirasi (!) itibariyle 90.siradadir.Buna karsilik TAHRIM SURESI ise 107.siradadir.Yani Ahzap suresi ,Tahrim suresinden epey bir zaman once inmistir.
    Bu Ahzap surelerinde Allahin ,Muhammedin eslerine bu kadar yalvarir gibi nasihatlarda bulunmasi cok ilginctir, ama benim su an gundeme getirmek istedigim konu bu degildir.

    Ahzap suresinde Muhammedin esleri ile ilgili 28-29-30-31-32-33-34 ayetler de gorulecegi uzere ,Muhammedin eslerine ,bir cok uyari ve uyarilara uymadiklari takdirde verilecek cezalar anlatilmaktadir. Hatta ve hatta HAYASIZLIK yapan eslerin cehennemde cekecekleri cezalar bile gundeme getirilmistir.

    Ama bence ALLAH korkusu ve inanci olmayan Muhammed esleri,bu HAYASIZLIKLARINI yapmaya devam ediyorlar ki,bu TAHKIM suresi inmek(!) zorunda kaliyor.

    Simdi soyle sigaranizi yakin,cayinizi demleyin ve 15 dakikanizi ayirarak bu ayetlere kendinizi korkusuzca verip, okuyun.
    Ve kendinizi Muhammedin eslerinin yerine koyun ( tabi Allaha inanciniz ve Allah korkunuz varsa),size AHZAP SURESI ile bir cok talimat ve tehdit geliyor ve Muhammedin en yakininda, hatta koynunda olan sizler bu ALLAH gercegini en iyi bilenlersiniz.
    Ne gibi HAYASIZLIKLAR yapiyorsunuz ki ,Allah bu TAHKIM suresini indirmek (!) durumunda kaliyor.

    Yoksa sizin icinizde ALLAH KORKUSU YOK MU?
    Yoksa siz bunlarin hepsinin MASAL oldugunu herkezden daha mi iyi biliyorsunuz ?




    TAHKIM SURESI.


    1. Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    2. Allah, (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmanızı size meşru kılmıştır. Sizin yardımcınız Allah'tır. O, bilendir, hikmet sahibidir.

    3. Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber: Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi.

    4. Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, (yerinde olur). Çünkü kalpleriniz sapmıştı. Ve eğer Peygamber'e karşı birbirinize arka verirseniz bilesiniz ki onun dostu ve yardımcısı Allah, Cebrail ve müminlerin iyileridir. Bunların ardından melekler de (ona) yardımcıdır.

    5. Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi kendini Allah a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadef eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir.

    BUYRUN EN YUKARIDA AHZAP SURESI ,EN ASSAGIDA TAHRIM SURESI..

    Inis zamanlarinida ogrendiniz ...

    Karar ve yorum sizin




    saygilarimla..

  2. #2
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Ahzab Suresi:
    28. Ey Peygamber, hanımlarına söyle: "Eğer dünya hayatını ve süslerini is*tiyorsanız gelin size bağışta bulunayım ve güzellikle salıvereyim.

    29. Yok eğer Allah'ı, Rasûlü'nü ve âhiret yurdunu istiyorsanız, muhakkak ki Allah, içinizden ihsan sahibi olan kadınlara büyük mükâfat hazırlamıştır.



    Ayetin nüzul sebebi ile ilgili rivayetler:

    1- Bu âyet-i kerimenin nüzulüne sebep olan hadise Sîret-i Nebeviyyede İlâ Hadisesi olarak meşhur olmuştur. Meşhur rivayetlere göre Kurayza ve Nadîr oğullan gazvelerinden sonra Hz. Peygamber hanımlarının (veya bazılarının) bazı dünyalık isteklerinden (veya birbirlerini kıskanmalarından) bunalarak on*lardan ayrılmış, bir ay (veya 29 gün) onlara varmıyacağına yemin etmişti. İşte bu sürenin sonunda bu âyet-i kerime nazil olmuştur.

    İbn Sa'd'ın anlattığına göre Hz. Peygamber'in hanımları özellikle Kurayza ve Nadîr yahudilerinden ele geçirilen ganimetleri görünce ve Kisrâ ve Kayserle*rin hanımları, kızları ve çevrelerinin yaşantıları hakkında bilgi sahibi olduktan sonra Hz. Peygamber'in çevresine oturup:

    "Ey Allah'ın elçisi, Kisrâ ve Kayser*lerin kızları süsler, takılar, cariyeler ve hizmetçiler arasında refah içinde yaşıyorlar. Biz ise gördüğün yoksulluk ve sıkıntı içinde yaşıyoruz." gibi sözler edip daha çok dünya geçimliği isteyip kendilerine, kralların hanımlarına ve kızlarına yaptığı muamele ile muaşerette bulunması imasında bulunarak onun kalbine elem verdiler.[50] Hicretin dokuzuncu senesi meydana gelen bu hadise, siyer, tarih, tefsir kitaplarında ve hadis mecmualarında geniş olarak yer almaktadır. Şöyle ki:

    2- Buhârî'nin kendi senediyle İbn Abbâs'tan rivayetle tahricinde o şöyle anlatıyor:

    Hz. Ömer'e, Allah Tealâ'nın haklarında "Eğer ikiniz Allah'a tevbe ederseniz (ne alâ, elbette iyi olur). Çünkü kalbleriniz sapmıştı." (Tahrîm, 66/4) buyurduğu eşlerinin kim olduğunu sormayı çok istiyordum. Bir senesi onunla birlikte hacca gitmiştim. Defi hacet için yoldan saptı, ben de elimde bir matara ile onu takip ettim. Biraz ilerde ihtiyacını görüp döndü, ben elimdeki mataradan su döktüm, abdest aldı. Ben bu fırsatı değerlendirmek üzere:

    "Ey Mü'minlerin emiri, Allah Tealâ'nın, Hz. Peygamber (sa)'in, haklarında "Eğer ikiniz Allah'a tevbe ederseniz (ne alâ, elbette iyi olur). Çünkü kalbleriniz sapmıştı." buyurduğu iki hanımı kimlerdi?" diye sordum.

    "Sana şaştım doğrusu ey İbn Abbâs; onlar Aişe ve Hafsa idiler." deyip hadiseyi anlatmaya başladı ve dedi ki:

    "Medine yakınlarındaki Ümeyye ibn Zeyd oğullarından bir komşumla Hz. Peygamber (sa)'in meclisinde nöbetleşe bulunurduk. Bir gün ben Hz. Peygamber (sa)'in meclisinde bulunur; o gün olanları komşuma analatırdım, bir gün de o bulunur ve o gün olanları bana anlatırdı.

    Biz Kureyşliler kadınlara hâkim insanlardık. Medine'ye geldiğimizde gördük ki ensar kadınları erkeklerine hakimdiler. Bunu gören bizim kadınlarımız da onları örnek alarak bize diklenmeye ve bizden olmıyacak şeyler istemeye başladılar. Bir gün eşime bağırmıştım. Baktım bana cevap veriyor. Bana cevap vermesi hoşuma gitmedi ve bunu belli ettim de:

    "Sana böyle cevap vermemi neden garip karşılıyorsun Allah'a yemin olsun ki Peygamber'in hanımları da O'na cevap veriyorlar. Hattâ bundan daha ileri gidip birisi geceye kadar ondan ayrılıyor, onu yalnız bırakıyor" dedi. Doğrusu bu beni ürküttü ve:

    "Onlardan her kim bunu yapmışsa en büyük kayıpla kaybetmiş, büyük bir günah işlemiştir." dedim, sonra elbisemi toplayıp (hemen toparlanıp) kızım Hafsa'nın yanına girdim ve ona:

    "Sizden biri Hz. Peygamber (sa)'in kızmasına karşılık verip bütün gün geceye kadar onu terkediyor mu?" dedim. O:

    "Evet." dedi. Ben:

    "O halde kaybetmiş, hüsrana uğramıştır. Allah'ın, Rasûlü'nü öfkelendirdiğinden dolayı ona gazab etmesinden ve bu gazabla helak olmaktan nasıl emin olur? Bundan korkmaz mı? Sakın sen Rasûlullah'a çok söz söyleme, ondan çok şey isteme, ona hiçbir şekilde karşılık verme ve onu terketme. Eğer bir ihtiyacın olursa gel, benden iste. Komşunun (Hz. Aişe'yi kastediyor- senden daha güzel ve Rasûlullah'a daha sevgili olması da seni aldatmasın." dedim.

    O günlerde Gassânîlerin bizimle savaşa hazırlandıklarını haber almıştık. Bir gün komşum Mescid-i Nebevî'ye indi. O gün onun nöbetiydi. Akşam dön*düğünde kapımı şiddetle vurup:

    "Uykuda mısın?" diye seslenince korktum ve yanına çıktım.

    "Büyük bir şey oldu." dedi. Ben:

    "Ne ola ki? Gassânîler mi gel*diler?" diye sordum.

    "Hayır, ondan daha büyük, daha uzun bir şey oldu. Al*lah'ın Rasûlü hanımlarını boşadı." dedi. Ben:

    "Öyleyse Hafsa bütün bütüne kaybetti, hüsrana uğradı." dedim. Zannettim ki Hz. Peygamber (sa) hanımlarını neredeyse boşadı boşıyacak. Hemen toparlandım, sabahleyin de sabah namazına Mescid-i Nebevî'ye gittim ve sabah namazını Rasûl-i Ekremle birlikte kıldım. O, odasına girdi, yalnız başına oturdu. Ben de kızım Hafsa'nın yanına girdim ve gördüm ki ağlıyor.

    "Seni ağlatan nedir? Ben seni uyarmamış mıydım? Allah'ın Rasûlü sizleri boşadı mı?" dedim.

    "Bilmiyorum, işte şuradaki odasında yalnız başına oturuyor." dedi. Hafsa'nın odasından çıktım, minberin yanına geldim. Baktım orada bir grup oturuyor, bazısı da ağlıyor, yanlarında biraz oturdum, sonra dayanamayıp kalktım ve Rasûlullah'ın yalnız başına oturduğu odaya gel*dim. Kapıdaki siyah hizmetçisine:

    "Ömer'in girmesi için Rasûlullah'tan izin iste." dedim. Odaya girdi, Rasûlullah ile konuştu, sonra çıktı ve:

    "Rasûlullah'a seni söyledim, girmek için izin istediğini söyledim, sustu, cevap vermedi." dedi. Mescid'e minberin yanında oturan grubun yanına döndüm, biraz daha onlarla oturdum, sonra dayanamayıp yine kalktım, hizmetçiye geldim ve:

    "Ömer’in ya*nına girmesi için O'ndan izin iste." dedim. Yine birinci seferdeki gibi oldu. döndüm minberin yanındaki grubun yanına gittim, onların yanında bir süre oturdum ama yine merakım galebe çaldı ve hizmetçiye geldim:

    "Ömer için izin iste." dedim, yine bir önceki gibi oldu, dönüp giderken bir de baktım hizmetçi beni çağırıyor.

    "Allah'ın Rasûlü girmen için izin verdi." dedi. Rasûl-i Ekrem'in yanına girdim ve baktım ki bir hasırın kumlan üzerine hafifçe uzanmış, hasırın üzerinde yatak yok ve kumlar mübarek bedeninde iz yapmış, içine lif doldurulmuş deriden bir yastığa dayanmış halde duruyor. Ben selâm verdim, ayakta du*rarak:

    "Ey Allah'ın elçisi, hanımlarını boşadın mı?" diye sordum, gözlerini bana çevirdi ve

    "Hayır." diye cevap verdi. Ben halâ ayakta duruyordum. Biraz senin*le oturabilir miyim ey Allah'ın elçisi?" dedim ve konuşmaya devam ettim:

    "Be*ni bir görseydin, biz Kureyşliler kadınlara hakim kimselerdik. Biz öyle bir kav*min bulunduğu yere geldik ki kadınlar erkeklerine hakim olmuşlar." dedim. Rasûl-i Ekrem tebessüm ettiler. Sonra ben şöyle devam ettim:

    "Beni bir görsey*din, Hafsa'nın yanına girdim ve ona, Aişe'yi kastederek:

    "Komşunun senden daha güzel olması, Peygamber'e senden daha sevgili olması seni aldatmasın." dedim. Rasûlullah tekrar tebessüm ettiler. Ondaki bu tebessümleri görünce yanına otur*dum, sonra bulunduğu odaya şöyle bir göz gezdirdim. Odada üç deri parçasın*dan başka hiçbir şey yoktu.

    "Allah'a dua et de ümmetinin rızkını genişletsin. Allah'a kulluk etmemelerine rağmen Allah Rumlara ve İranlılara bol bol rızık vermiş." dedim. Dayanır halde iken doğruldu ve:

    "Bir şüphen mi var ey Hattab'ın oğlu? Onlar, hasenatı dünya hayatında kendilerine çabucak verilmiş (âhirete bir şey kalmamış) olab bir kavimdir." buyurdular. Ben yaptığım hatayı farkedip:

    "Ey Allah'ın elçisi, benim için istiğfarda bulun." dedim.

    Allah'ın Rasûlü, eşi Hafsa'nın, Hz. Aişe'ye o söylemiş olduğu bir sözü ifşa etmesi üzerine kadınlarından ayrılmış ve kızgınlığının şiddetinden:

    "Onların yanına bir ay süreyle girmeyeceğim." demişti. Allah Tealâ bu yüzden ona itâbda bulunduğu zaman 29 gün geçmişti ki Aişe'nin yanına girdi ve Allah ve Rasûlü ile dünyalık arasında muhayyer olduklarını bildirmeye onunla başladı. Aişe der ki:

    "Bizim yanımıza bir ay girmeyeceğine yemin etmiştin. Biz sabahladığımızda .ben teker teker saydım 29 gece geçti." dedim. Rasûl-i Ekrem:

    "Ay 29'dur." buyurdu. Gerçekten de o ay 29 çekmişti.. Hz. Aişe anlatmaya şöyle devam eder:

    İşte bunun üzerine "Muhayyerlik âyeti" nazil oldu da Allah'ın Rasûlü ilk olarak benimle başladı:

    "Sana bir durumu zikredeceğim. Anne ve babanla istişare et*meden bana hemen cevap vermen gerekmez." buyurdu. Hz. Aişe der ki:

    "Anne*min ve babamın ondan ayrılmamamı emretmiyeceğini çok iyi biliyordu. " Sonra şöyle dedi:

    "Allah Tealâ buyurdu ki: "Ey Peygamber, hanımlarına söyle: "Eğer dünya hayatını ve süslerini istiyorsanız gelin size bağışta bulunayım ve güzel*likle salıvereyim. Yok eğer Allah'ı, Rasûlü'nü ve âhiret yurdunu istiyorsanız, muhakkak ki Allah, içinizden ihsan sahibi olan kadınlara büyük mükâfat hazır*lamıştır" Ben:

    "Bunun için mi annem ve babamla istişare edeceğim? Ben Al*lah'ı, Rasûlü'nü ve âhiret yurdunu istiyorum." dedim. Sonra diğer hanımlarına muhayyer olduklarını bildirdi, onlar da Aişe'nin söylediği gibi söylediler.[51]

    3- Yine Buhârî'nin Enes'den rivayetle tahric ettiği başka bir rivayette Hz. Peygamber (sa)'in hanımlarından îlâ yaptığı, Hz. Ömer'in:

    "Ey Allah'ın elçisi, hanımlarını boşadın mı?" sorusuna:

    "Hayır, boşamadım, fakat bir ay onlardan îlâ yaptım (Yanlarına bir ay süreyle girmeyeceğime yemin ettim." buyurdukları ayrıntısına yer verilmiştir.[52]

    4- Hz. Peygamber (sa) hanımlarından îlâ yapıp ayrıldığında Hz. Ömer mescid-i nebevîye girmiş ve insanların

    "Allah'ın Rasûlü hanımlarını boşadı." dediklerini duymuş. Hemen Hz. Peygamber (sa)'in yanına girmiş ve ona:

    "Hanımlarını boşadın mı?" diye sormuş, O'nun:

    "Hayır." cevabı üzerine dışarı çıkmış ve:

    "Uyanık olun, gözünüzü açın! Allah'ın Rasûlü kadınlarını boşamadı!." diye nida etmiş ve bunun üzerine "Kendilerine güven ve korkuya dair bir haber geldiğinde onu yayarlar. Halbuki o haberi O Rasûl'e ve kendilerinden olan ülü'1-emre götürselerdi onlar ondan ne gibi bir netice çıkaracaklarını bilirlerdi." (Nisa, 4/83) âyet-i kerimesi nazil olmuştur.[53]

    5- Hadise, îlâ hadisinde Müslim tarafından Hz. Ömer'den rivayetle tahric olunmakla birlikte orada bu âyetin nüzulüne sebep olduğu kaydı yoktur.[54]

    6- İmam Ahmed ibn Hanbel’in Câbir'den rivayetle tahric ettiği hadiste o şöy*le anlatıyor:

    Hz. Ebu Bekr, Rasûlullah (sa)'ın yanına girmek için izin istedi. Halk, Hz. Peygamber (sa)'in kapısı önünde oturmuşlardı. Hz. Peygamber (sa) de içerde oturuyordu. Ebu Bekr'e girmesi için izin verilmedi. Sonra Hz. Ömer geldi ve Efendimiz (sa)'in yanına girmek için izin istedi, ona da izin verilmedi. Biraz sonra ikisine izin verildi de Hz. Peygamber (sa)'in yanına girdiler. Al*lah'ın Rasûlü (sa), çevresinde eşleri olmak üzere oturuyordu ve susmuştu, ko*nuşmuyorlardı. Ömer der ki: Kendi kendime:

    "Bir söz etsem de Peygamber'i güldürsem." dedim. Sonra:

    "Ey Allah'ın elçisi, görüyor musun, Zeyd'in kızı -hanımını kastediyor- biraz önce benden nafaka istedi, ben de onu dövüp kafası*nı yardım." dedim. Bunun üzerine Allah'ın Rasûlü, ön dişleri görünecek kadar güldü ve:

    "İşte şunlar da benim etrafımda oturmuşlar, benden nafaka istiyorlar." buyurdu. Hz. Ebu Bekr kalkıp kızı Aişe'yi, Ömer de kalkıp kızı Hafsa'yı döv*mek istediler. İkisi de:

    "Peygamber'in sahip olmadığı şeyi ondan istiyorsunuz ha?!" dediler. Rasûlullah (sa) Ebu Bekr ve Ömer'i durdurdu. Hanımları dediler ki:

    "Biz, bu meclisten sonra bir daha Allah'ın Rasûlü'nden, yanında bulunmıyan hiçbir şeyi istemiyeceğiz."

    Câbir der ki: İşte bunun üzerine Allah Tealâ, muhayyerlik âyetini indirdi ve Hz. Peygamber (sa), Hz. Aişe'den başlıyarak dedi ki:

    "Ben, sana bir durumu hatırlatacağım. Ancak Annen ve babanla istişare etmeden çabucak cevap vermeni istemem." Hz. Aişe:

    "Neymiş o?" dedi, Hz. Peygamber (sa):

    "Ey Peygamber, eşlerine söyle: Eğer dünya hayatını ve süslerini istiyorsanız gelin size bağışta bulunayım. Yok eğer Allah'ı, Rasûlü'nü ve âhiret yurdunu istiyorsanız muhakkak ki Allah, içinizden ihsan sahibi hanımlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır." âyet-i kerimesini okudu.

    Hz. Aişe dedi ki:

    "Ben, senin için mi anneme ve babama danışacağım? Hayır, ben, Allah'ı ve Rasûlü'nü tercih ediyorum ve senden, hanımlarından hiçbirine benim tercih ettiğim şeyi söylememeni istiyorum." Bunun üzerine Hz. Peygamber (sa):

    "Doğrusu Allah Tealâ beni zorlayıcı ve sıkıştırıcı olarak göndermemiştir. Eşlerimden hangisi neyi tercih ettiğini söy*lerse ben de onu kendilerine hemen veririm."[55]

    7- Bu hadis Tirmizî tarafından Hz. Aişe'den rivayetle şöyle tahric olunmuştur: Allah'ın Rasûlü eşlerini muhayyer bırakmakla emrolununca benimle başladı ve bana:

    "Ey Aişe, sana bir işi hatırlatacağım; annenle ve babanla istişare etmeden hemen çabucak cevap verme." buyurdu. Aişe der ki: Ana babamın, benim kendisinden ayrılmamı emretmiyeceklerini çok iyi biliyordu (onun için annemle ve babamla istişare etmeden cevap verme, dedi). Hz. Aişe anlatmaya şöyle devam eder:

    Sonra: "Allah Tealâ buyuruyor ki Ey Peygamber! eşlerine söyle: Eğer dünya hayatı ve süslerini istiyorsanız gelin size bağışta bulunayım ve güzellikle salıvereyim... içinizden ihsan sahibi hanımlar için büyük bir mükâfat hazırlamıştır." buyurdu. Ben:

    "Hangi konuda annem ve babamla istişare edeceğim? Muhakkak ki ben, Allah'ı, Rasûlü'nü ve âhiret yurdunu istiyorum." dedim. Hz. Peygamber (sa)'in diğer eşleri de benim yaptığımı yaptılar.

    Tirmizî bu hadisin hasen ve sahih olduğunu da ekler.[56]

  3. #3
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    TAHRİM SÛRESİ


    Sûrenin tamamı Medine-i Münevvere'de ve Hucurât Sûresinden sonra nazil olmuştur. İbnu'l-Cevzî medenî olduğu konusunda icma olduğunu söyler.[1]

    Katâde ise Sûrenin baştan onuncu âyetin başına kadar kısmının medenî, kalan kısmının da mekkî olduğunu söylemiştir.[2]

    Âyetlerinin adedi, on ikidir. [3]



    1. "Eşlerinin rızasını gözeterek, Allah'ın sana helal kıldığı şeyi ni*çin kendine yasak ediyorsun? Allah bağışlayandır, acıyan'dır."



    Ayetin nüzul sebebi ile ilgili rivayetler:

    1- Mariye ile ilgili rivayetler:

    a- İbn Cerîr et-Taberî'nin İbn Abdurrahîm kanalıyla Zeyd ibn Eslem'den rivayetle tahric ettiği bir haberde o şöyle anlatıyor:

    Allah'ın Rasûlü (sa) bir gün hanımlarından birinin odasında oğlu İbrahim'in annesiyle temasta bulundu. Onu gören hanımı:

    "Ey Allah'ın elçisi, benim evimde, benim yatağımda ha?" dedi. Bunun üzerine Rasûlullah onu (İbrahim'in annesini) kendisine yasakladı. Bu sefer de hanımı:

    "Ey Allah'ın elçisi, sana helâl olan bir şeyi kendine nasıl yasaklarsın?" dediyse de Rasûl-i Ekrem (sa) onunla bir daha asla birleşmiyeceğine dair hanımına yemin etti ve bunun üzerine: "Ey O Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi neden kendine haram ediyorsun?" âyet-i kerimesi nazil oldu.[4]

    b- Taberî'nin Saîd ibn Yahya kanalıyla İbn Abbâs'tan rivayetle verdiği haber biraz daha detaylı. Bu rivayette İbn Abbâs şöyle anlatıyor: Ben, Hz. Ömer'e:

    "Allah Tealâ'nın haklarında "Eğer her ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz gerçek*ten kaymış olan kalbleriniz düzelmiş olur..." buyurduğu iki kadın kimdir?" diye sordum.

    "Onlar Aişe ve Hafsa'dır." deyip şöyle devam etti:

    "Sözün başlangıcı İbrahim'in kıbtî olan annesi hakkındaydı. Hz. Peygamber (sa), Hafsa'nın sırası olduğu günde ve onun odasında İbrahim'in annesiyle temasta bulunmuştu. Hafsa onları kendi odasında o şekilde bulunca:

    "Ey Allah'ın elçisi, benim gü*nümde, benim nöbetimde ve benim yatağımda ha? Eşlerinden hiçbirine yapma*dığın bir şeyi (bir kötülüğü) bana yaptın." dedi. Rasûlullah (sa):

    "İstemez misin ki ben onu kendime haram kılayım da bir daha ona hiç yaklaşmıyayım." buyur*du. Hafsa'nın:

    "Evet isterim." demesiyle de Hz. Peygamber onu (cariyesini) ken*dine haram kıldı ve:

    "Bunu başka birisine sakın söyleme." buyurdu. Ancak Hafsa bu sırrı saklıyamayıp Hz. Aişe'ye söyledi de Allah Tealâ onun, bu sırrı açığa vurduğunu bildirdi ve

    "Ey O Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu gözete*rek Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi neden kendine haram ediyorsun?" âyet-i ke*rimesini indirdi.[5]

    c- Muhammed b. Mansur et-Tûsî, Ali b. Amr b. Mehdî'den, o Hüseyn b. İsmail el-Mehamilî'den, o Abdullah b. Şebib'den, o İshak b. Muhammed'den, o Abdullah b. Ömer'den, o Ebu'n-Nasr Mevla Ömer b. Abdillah'tan, o Ali b. Abbas'tan, o İbn Abbas'tan, o da Ömer'den bize şunu rivayet etti:

    "Rasulullah (s.a.v.) oğlunun annesi olan Mariye ile, Hafsa'nın evinde cinsî mü*nasebette bulundu. Hafsa, Rasulullah (s.a.v.)'ı ve Mariye'yi kendi evinde buldu. Dedi ki:

    "Onu benim evime niçin soktun? Hanımlarının arasında bunu bana neden yaptın? Benim sana olan sevgimden mi yaptın?" Rasulullah (s.a.v.) ona:

    "Sen bunu Aişe'ye söyleme. Eğer Mariye'ye bir daha yaklaşırsam, o bana haram olsun." buyurdu. Hafsa dedi ki:

    "O, senin cariyen olduğu halde sana nasıl haram olur?" Rasulullah (s.a.v.) ona yaklaşmamaya yemin etti ve Hafsa'ya buyurdu ki:

    "Bunu kimseye söyleme."

    Hafsa bu konuyu Aişe’ye söyledi. Rasulullah (s.a.v.) da kadınlarına bir ay yak*laşmamak üzere yemin etti ve onlardan yirmi dokuz gece uzak kaldı (ila yaptı). Allah Teala da bu âyeti indirdi."[6]

    d- Enes'ten sahih bir senetle Nesâî ve Hâkim anlattı. Enes:

    “Rasûlullah'ın cariyesi vardı, onunla cima ederdi. Hafsa ve Aişe Rasulullah’ın (s.a.v.) onu nefsine haram kılmasını arzu ederdi. Bunun üzerine Allahü Teâlâ, Tahrim: 66/1 âyetini indirdi.” [7]

    e- Ebu Hüreyre hadîsinden zayıf bir senetle Taberânî anlattı:

    “Rasûlullah Mariye'yle Hafsa'nın evinde cinsî münâsebette bulundu. Hafsa eve geldi, Mariye'yi Rasûlullah ile beraber buldu. Dedi ki:

    “Diğer hanımlarının evinde değil de benim evimde mi?” Aleyhisselâm:

    “Mariye'ye dokunursam o bana haram olsun ey Hafsa, bunu gizle.” buyurdu. Hafsa evinden çıktı, Âişe'ye geldi ve durumu ona anlattı. Allahü Teâlâ, Tahrim: 66/1-2 âyetlerini indirdi.[8]

    f- Bu hadise üzerine Hz. Peygamber (sa)'in, hanımı Hafsa'yı boşadığı, daha sonra tekrar nikâhı altına aldığı da rivayet edilmiştir.[9]

    g- İbnu Abbas'tan sahih senetle Bezzâr anlattı:

    “Allahü Teâlâ'nn, Tahrim: 66/1-2 ayetleri.Rasûlullah'ın sürriyesi[10] hakkında indirildi.” [11]

    2- Bal şerbeti ile ilgili rivayetler:

    a- el-Hasen ibn Muhammed ibnu's-Sabbâh kanalıyla Hz. Aişe'den nakledildiğine göre o şöyle anlatıyor:

    Bir keresinde Hz. Peygamber (sa), Zeyneb bint Cahş'ın yanında biraz fazlaca kalmış ve orada bal şerbeti içmişti. Ben ve Hafsa birbirimizi tenbihledik ki hangimize gelirse

    "Ben sende Meşe ağacı zamkı kokusu alıyorum. Meşe ağacı zamkı mı yedin?" diyecektik

    Ravi der ki: Hz. Peygamber onlardan birisinin yanma girdiğinde böyle söylemiş de Hz. Peygamber (sa):

    "Hayır, Zeyneb bint Cahş'ın yanında bal şerbeti içtim, bir daha asla içmeyeceğim." buyurmuş ve işte bunun üzerine

    "Ey O Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi neden kendine haram ediyorsun?" âyet-i kerimesi nazil olmuş.[12]

    b- Ferve ibn Ebî Mağrâ' kanalıyla Hz. Aişe'den rivayette Hz. Peygamber (sa)'in, yanında bal şerbeti içtiği hanımı Hafsa'dır. Hz. Aişe şöyle anlatıyor:

    Hz. Peygamber (sa) tatlıyı ve balı severdi. O ikindi namazını kıldıktan sonra hanım*larının odalarına uğrar, onları ziyaret ederdi. Bir gün ikindiden sonra Hafsa bint Ömer'in yanına girdi ve daha önceden kalmadığı kadar uzun bir süre onun oda*sında kaldı. Orada uzun kaldığını öğrenince kıskandım ve bunun sebebini araş*tırdım. Bana denildi ki:

    "Kabilesinden bir kadın Hafsa'ya bir küçük tulum bal hediye getirmiş ve o da Hz. Peygamber (sa)'e bir bal şerbeti yapmış, O'na içirmiş. Kendi kendime:

    "Allah'a yemin ederim ki ona bir hile düzenliyeceğim." dedim ve Sevde bint Zem'a'ya gidip:

    "Birazdan Rasûlullah sana yaklaşacak. Senin yanma girdiğinde O'na:

    "Ey Allah'ın elçisi, meşe ağacının zamkından mı yedin?" diye sor. Sana:

    "Hafsa'nın yanında bal şerbeti içtim." diyecektir. O'na:

    "Herhalde o balı yapan arı meşe ağacından emmiş." de. Bunun sebebini daha sonra sana söyleyeceğim." dedim. Sonra Safiyye'ye gittim, onu da aynı şekilde tenbihledim.

    Sevde der ki: Vallahi Rasûlullah kapıda gözüktüğünde az kaldı senin bana tenbihlediğini ona söyleyecektim, ama söylemedim, bana yaklaştığında da:

    "Ey Allah'ın elçisi, meşe ağacının zamkından mı yedin?" dedim. Rasûlullah'ın

    "Hayır" demesi üzerine de:

    "O halde sende bulduğum bu koku ne?" diye sormuş. Hz. Peygamber (sa):

    "Hafsa bana bal şerbeti içirdi." buyurmuş. Sevde de:

    "Herhalde arısı meşe ağacından emmiş olacak." demiş.

    Hz. Aişe anlatmaya şöyle devam eder:

    Benim yanıma girdiğinde ben de Sevde'nin söyledikleri gibi söyledim, Safiyye'ye gittiğinde o da aynı şeyleri söylemiş. Dolaşıp tekrar Hafsa'nın odasına geldiğinde Hafsa:

    "Ey Allah'ın elçisi, ondan sana tekrar vereyim mi?" deyince :

    "Hayır, ona ihtiyacımız yoktur." buyurmuş. Sevde:

    "Sübhanallah, Rasûlullah'ı ondan mahrum ettik." dedi, ben de ona:

    "Sus." dedim."[13]

    c- Ebû İbrahim, İsmail b. İbrahim el-Vaiz'den, o Bişr b. Ahmed b. Bişr'den, o Cafer b. Hasan el-Firyabî'den, o Mincab b. el-Haris'ten, o Ali b. Müshir'den, o Hişam b. Urve'den, o babasından, o da Aişe'den bize şu rivayette bulundu:

    "Rasulüllah (s.a.v.) helva ile balı severdi. İkindi namazından çıkınca hanımlarının yanına uğrardı. Ömer'in kızı Hafsa'nın yanına girdi. Diğer hanımlarının yanında durdu*ğundan orada daha çok kaldı. Bunun sebebini öğrenmek istedim ve bunu sordum. Bana:.

    "Ona akrabalarımdan bir kadın küçük bir çömlek bal hediye etti. Hafsa da o baldan şerbet yaptı, Rasulullah (s.a.v.)'a içirdi." denildi Ben de:

    "Vallahi bunun için bir hile yapa*rım." dedim. Bunun üzerine Zem'a kızı Sevde'ye şöyle dedim:

    "Biraz sonra Rasulullah (s.a.v.) sana gelir. Yaklaştığında

    "Ey Allah'ın Rasulü megafir[14] mi yediniz?" dersin. O da sana:

    "Hayır" der. Bunun üzerine sen de:

    "Ya sizden bana gelen bu koku nedir?" diye sorarsın. O da sana tabii:

    "Hafsa bal şerbeti içirmişti" diyecektir. Sen de:

    "Öyle ise o balın arısı. Onu Urfud ağacından toplamıştır" dersin. Bana geldi*ğinde ben de böyle diyeceğim. Safiye'ye sen de böyle söyle."

    Olayın cereyan tarzını Aişe (r.a.) şöyle anlatıyor:

    "Sevde dedi ki:

    "Vallahi çok geçmedi, Rasulullah (s.a.v.) kapımın önünde durdu. Ey Aişe, senden korktuğumdan bana emrettiğin sözü hemen Rasulullah (s.a.v.)'a söylemeye azmettim. Rasulullah (s.a.v.) Sevde'ye yaklaşınca:

    "Ey Allah'ın Rasulü megafır mi yediniz" demiş. O da:

    "Hayır" cevabını vermiş. Sevde:

    "Sizden bana gelen bu koku nedir demiş?" Rasulullah (s.a.v.) da:

    "Hafsa bal şerbeti içirmişti" buyurmuş. Sevde:

    "O balı arı, Urfud ağacından toplamıştır" demiş. Rasulullah (s.a.v.) benim odama dönüp geldiğinde, ben de böyle söyledim, Safıye'ye gittiğinde, o da öyle söylemişti. Sonra Rasulullah (s.a.v.) dönüp Hafsa'nın nöbetinde yanına vardığında, Hafsa:

    "Ey Allah'ın Rasulü, size bal şerbetinden içireyim mi?" dediğinde Rasulullah (s.a.v.):

    "Hayır, o bana lazım değil" buyurdu. Sevde bana:

    "Vallahi biz Rasulullah (s.a.v.)'a balı haram ettik" diyordu. Ben de ona:

    "Sus" dedim. (Hafsa hakkındaki hile ve tedbirimin duyulmasını istemedim.)"[15]

    Bu hadisi Buhari, Ferve'den (İbn Ebi'l-Meğra'), Müslim ise, Süveyd b; Said'den, her ikisi de Ali b. Müshir'den rivayet etmiştir.[16]

    d- Ebû Abdirrahman b. Ebû Hamid, Zahir b. Ahmed'den, o Hüseyn b. Muhammed b. Mus'ab'dan, o Yahya b. Hakim'den, o Ebû Davud'dan, o Amir el-Hazzaz'dan, o da İbn Ebî Müleyke'den haber vererek dedi ki:

    "Sevde biint-i Zem'a'nın Yemen'de bulunan dayıları, ona bal hediye etmişlerdi. Rasulullah (s.a.v.) Zem'a'nın sırası olmadığı günde onun evine gitti ve bu baldan yedi. Hafsa ile Aişe Rasulullah (s.a.v.)'ın diğer hanımlarına karşılık, iki kardeş gibi birbirlerine davranırlardı. Bunlardan biri diğerine dedi ki:

    "Bunun neden olduğunu tahmin edebiliyor musun? Rasulullah (s.a.v.), gün sırası Sevde'de ol*madığı halde, ona gidip, bu baldan yemeyi itiyat haline getirdi. Rasulullah (s.a.v.) sana geldiğinde burnunu tut. O

    "Sende ne var?" dediğinde sen de:

    "Ne olduğunu bilmedi*ğim bir koku buluyorum" dersin, O bana geldiğinde, ben de aynısını yapanm."

    Rasulullah (s.a.v.) onlardan birinin evine girdiğinde, hanımı burnunu tuttu. O da:

    "Senin neyin var?" diye sordu. Hanımı da:

    "Sende bir koku buluyorum. Bu kokunun da meğafırden başka birşey olmadığını tahmin ediyorum" dedi. Rasulullah (s.a.v.) onun temiz kokuya karşılık böyle bir koku almasını hayretle karşıladı. Sonra diğer hanımının yanına gitti. O da aynı şeyi yaptı. Rasulullah (s.a.v.) diğer hanımının da aynı şeyi söyledi*ğini bildirdi, ve buyurdu ki:

    "Bu koku bana Sevde'nin evinde başlamıştır. Vallahi ben onu bir daha yemem."

    İbn Ebî Müleyke dedi ki: "İbn Abbas bu âyetin bu yüzden indiğini söyledi."[17]

    e- İbnu Abbas'tan (r.a.) sahih senetle Taberânî anlattı:

    “Rasûlullah, Sevde'nin yanında bal içerdi. Rasûlullah, Aişe'nin yanına girdi. Âişe (r.a.):

    “Sende koku buluyorum.” dedi. Rasûlullah, sonra Hafsa'nın yanma girdi. Hafsa Âişe'nin (r.a.) söylediği gibi söyledi. Rasûlullah kokunun Sevde'nin yanında içtiği baldan olduğunu anladı ve

    “Vallahi bir daha onu içmem.” buyurdu. Allahü teala Tahrim: 66/1 âyetini indirdi.

    Bu rivayet için Sahîhaynda şahit vardır. [18]

    f- Abdullah İbni Rafı'den İbnu Sa'd anlattı. Abdullah İbni Rafı':

    “Ben Allahü Teâlâ'nın, Tahrim: 66/1 ayetinden Ümmü Seleme'ye sordum. Ümmü Seleme:

    “Yanımda Beyaz baldan bir tulum vardı. Nebî Aleyhisselâm ondan yalardı ve onu çok severdi. Aişe, Aleyhisselâm'a:

    ”O balın arısı, balını urfud ağacından almıştır.” dedi. Rasûlullah, balı kendisine haram kıldı. Bunun üzerine bu âyet indirildi. [19]

    3- Hafız İbni Hacer: “Âyetin iki sebeb (Mariye ve bal şerbeti) hakkında inmesi muhtemeldir.” dedi. [20]

    Nevevî (Müslim Şerhinde) âyet-i kerimenin Mâriye el-Kıbtıyye hadisesi üzerine nazil olduğu rivayetinin Sahîhayn'de yer almadığını, bu olayın bize sağlam bir kanaldan gelmediğini; sahih olanın bu âyet-i kerimenin Hz. Peygamber (sa)'in, Zeyneb bint Cahş'ın yanında bal şerbeti içmesi hadisesi üzerine nazil olduğu rivayetleri olduğunu belirtir.[21]

    4- İbnu Abbas'tan (r.a.) İbnu Ebî Hatim anlattı:

    Allahü Teâlâ'nın Tahrim: 66/1 ayeti nefsini Nebî Aleyhisselâm'a hediye eden bir kadın hakkında indirildi.”

    Bu rivayet gariptir ve senedi zayıftır.[22]

    Rivayetlerin Tahlili:

    1- Müfessirlere göre, Mariye ile ilgili rivayet, âyetin nüzul sebebi hususunda daha meşhurdur. Bu, Rasulullah (s.a.v)'m, Mâriye'yi kendisine haram kıldığını gösteren rivayettir. Bu hadisi Darekutnî Ibn Abbâs'tan tahriç etmiştir. İkinci rivayet, Buhârî ve Müslim'de yukardakinden daha geniş anlatılmıştır ve isnat bakımından birinci rivayetten daha sahihtir. Fakat bu olayın, âyetin nüzulüne sebep olması uzak görülmüştür. Birinci rivayeti tercih ettiren birkaç sebep vardır.

    Birincisi: Bazı eşlerini kendisine haram kılması gibi şeyler, bazı hanımlarının gönlünü almak için yaptığı şeylerdendir. Yoksa mesele, bal içmek veya içmemek meselesi değildir,

    İkincisi: Rasulullah (s.a.v)'ın eşlerini boşamak ve onların yerine daha iyilerini almak tehdidi*ni, Allah, melekler ve salih mü'minlerin Rasulullah' (s.a.v)'ın yardımcıları olduğu ifadesini kapsayan bir sûrenin indirilmesi, eşlerin arasında bir rekabetin ve birbirlerine karşı kıskançlı*ğın varlığını gösterir. Bu durum, Rasulullah (s.a.v)'a fiilen eziyet veren şeylerdendir. Ki neti*cede Hz. Peygamber (s.a.v.) onları hoşnut etmek için cariyelerden birini kendisine haram kılmış ve onlardan birinden bu işi gizli tutmasını istemiştir. Onlar ise bu sırrı yaymışlardır. İşte bu, bizim anlattığımızın tercih sebebidir. Büyük alim İbn Kesîr şöyle der: Bal içme meselesinin, âyetin nüzul sebebi olması, tartışma konusudur. En iyisini Allah bilir.[23]

    2- İbnü'l-Arabi şöyle der: Haberlerin sahih olanı şöyledir: Rasulullah bal şerbetini haram kılmıştı -ki onu Zeyneb'in yanında içmişti-. Bu konuda Aişe ve Hafsa anlaştılar ve olan oldu. Hz. Peygamber bir daha içmemek üzere yemin etti ve bunun bir sır olarak kalmasını istedi. Ayet-i kerime hepsi hakkında nazil olmuştur. Ayetin, kendisini Rasulullah'a hibe eden kadın hakkında nazil olduğu şeklindeki rivayete gelince, bu hem senet hem de mana bakımından zayıftır. Senet bakımından zayıftır, çünkü ravileri adalet sıfatından yoksundur. Mana bakımından zayıftır, çünkü "Hz. Peygamberin hibeyi reddetmesi, onun haram kılması demektir." demek doğru olmaz, belki "hibeyi kabul etmemiştir." denilebilir. Kendisine hibe yapılan kişinin bu hibeyi kabul etmemesi şer’an hakkıdır.

    Darakutni'nin Ömer'den rivayet ettiğine göre "Rasulullah kendisine Kıpti Mariye'yi haram kılmıştır." şeklindeki rivayete gelince, bu her ne kadar mana bakımından yakın görünüyor ise de ne bir sahih hadis kitabında zikredilmiş ne de adil bir ravi bunu nakletmiştir.[24]



    2- Allah sizin için yeminlerinizin çözümlüğünü farz kılmıştır ve Allah sizin mevlânızdir, hem de alîm-hakînı O'dur!



    Ayetin nüzul sebebi ile ilgili rivayetler:

    1- Ömer'den (r.a.) İbni Ömer'in rivayet ettiği hadisten Muhtâre isimli kitabında Ziya anlattı:

    “Rasûlullah Hafsa'ya:

    “Kimseye haber verme muhakkak İbrahim'in annesi bana haramdır.” buyurdu. Ona Âişe'ye haber verinceye kadar yaklaşmadı. Allahü Teâlâ, Tahrim: 66/2 âyetini indirdi, dedi. [25]

    2- Âişe'den (r.a.) Müsned’inde Haris İbni Üsâme anlattı:

    “Ebu Bekir, Mistah'a infak etmeyeceğine dair yemin edince, Allahü Teâlâ, Tahrim: 66/2 âyetini indirdi. Ebu Bekir ona infak etti.”[26]

    Bu Rivayet âyetin nüzul sebebi hakkında hakîkaten gariptir. [27]



    4. "Ey Peygamber'in eşleri! Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, kaymış olan kalpleriniz düzelmiş olur. Eğer eşinizin aleyhinde yardımla*şarak bir şey yapmağa kalkarsanız, bilin ki Allah onun dostu, bundan başka Cebrail, iyi mü'minler ve melekler de yardımcısıdır."



    1- Ebû Mansur el-Mansuri, Ebu'l-Hasan ed-Darekutnî'den, o Hüseyn b. İsmail'den, o Abdullah b. Şebib'den, o Ahmed b. Muhammed b. Abdulaziz'den, o baba*sının kitabından, o Zührî'den, o Ubeydullah b. Abdillah'tan, o da İbn Abbas'tan bize şunu rivayet etti:

    "Hafsa, Aişe'nin gününde, Rasulullah'ı İbrahim'in annesiyle beraber buldu ve dedi ki:

    "Onu muhakkak duyuracağım. Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki:

    "Eğer ona bir daha yaklaşırsam bana haram olsun."

    Hafsa yine de bu durumu Aişe'ye haber verdi. Allah bu durumu ve Hafsa'nın söylediklerinin bir kısmını Rasulü'ne bildirdi. Bunun üzerine Hafsa Rasulullah (s.a.v.)'a dedi ki:

    "Sana bunları kim haber verdi?" O da buyurdu ki:

    "Bana, herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan Allah haber verdi" (Tahrim: 66/3) Rasulullah (s.a.v.) bir ay boyunca hanımlarıyla buluşmamaya yemin etti. Bunun üzerine Allah Teala da bu âyeti indirdi."[28]

    2- Bu âyet-i kerime de daha önce (Ahzâb Sûresinin 28-29. âyetlerinin nüzul sebebinde) geçtiği üzere İlâ Hâdisesi üzerine nazil olan âyetlerden olup hadise orada geniş bir şekilde anlatıldığı için burada tekrarına gerek görmüyoruz.[29]



    5- Gerek ki Rabbi- şayet o sizi boşarsa- yerinize ona sizlerden daha hayırlı zevceler verir, öyle ki müslimeler, mü'nıineler, kâniteler, tâibeler, âbideler, sâimeler, seyyibler ve bakireler!



    Âyetin indirilme sebebi geçti. Bu Bakara sûresinde Ömer'in sözüdür. [30]

    1- Bu âyet-i kerime de îlâ hadisesi üzerine inen âyet-i kerimelerdendir.

    Daha önce (Mü'minûn Sûresinin 14. ve Ahzâb Sûresinin 53. âyetinin nüzul sebebinde) geçtiği üzere Enes ibn Mâlik'ten gelen bir rivayette Allah Tealâ, sadece bu âyet-i kerimenin indirilmesinde değil, bununla birlikte üç konuda daha Hz. Ömer'in isteğine muvafık âyet-i kerimeler indirmiştir. Bu rivayette Hz. Ömer şöyle demiştir:

    Dört şeyde Rabbıma muvafakat ettim:

    "Ey Allah'ın elçisi, (İbrahim'in) makamı arkasında namaz kılsak." dedim. Allah Tealâ: "İbrahim'in makamından bir namazgah edinin." (Bakara, 2/125) âyetini indirdi.

    "Ey Allah'ın elçisi, hanımların için bir örtü edinsen (hanımlarını kapatsan); onların yanına iyi insanlar da giriyor, günahkâr insanlar da." dedim. Allah Tealâ: "Bir de O'nun hanımlarından lüzumlu bir şey istediğiniz vakit onlardan perde arkasından isteyin." (Ahzâb, 33/53) âyetini indirdi.

    Hz. Peygamber (sa)'in eşlerine: "Ya Allah'ın Rasûlü'nden bu isteklerinizden vazgeçersiniz, ya da Allah sizlerin yerine O'na sizden daha hayırlı eşler verir ve sizi onlarla değiştirir." demiştim. "Eğer o sizi boşarsa, Rabbının, sizin yerinize ona sizden daha hayırlılarını vermesi umulur." (Tahrîm, 66/5) âyeti nazil oldu.

    "Andolsun ki Biz, insanı çamurdan, süzülmüş bir özden yarattık..." âyet-i kerimesi nazil olduğunda ben: "Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şânı ne yücedir!" dedim de âyetin sonu bu şekilde nazil oldu.[31]

    2- Buhari'nin Enes'ten rivayet ettiğine göre Hz. Ömer şöyle dedi:

    "Müminlerin anneleri olan annelerimizden bazılarının Rasulullah'a karşı sert davrandıklarını ve onu rahatsız ettiklerini haber aldım. Onları teker teker ziyaret ettim ve nasihat ettim, Rasulullah'ı rahatsız etmemelerini söyledim ve

    "Eğer dinlemezseniz Allah ona sizden daha hayırlılarını verir." dedim. Zeyneb'e gittiğimde o bana:

    "Ey Hattab'ın oğlu! Rasulullah hanım*larına nasihat etmesini bilmiyor mu ki onlara sen nasihat ediyorsun" dedi. Ben de sustum. Bunun üzerine "Eğer o sizi boşarsa yerinize..." ayeti nazil oldu. [32]

    3- Hz. Peygamber (s.a.v.) Hafsa'nın evinde Mâriye ile ilişkide bulunmuştu. Bu durumu gören Hafsa ona ağır sözler söylemişti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) onu yatıştırmak için bir daha Mâriye'ye yaklaşmayacağına yemin etmiş ve Hafsa'ya da bunu kimseye söylememesin tenbih etmişti. Ancak Hafsa durumu Âişe'ye haber vermişti. Yine Hz. Peygamber (s.a.v.) bazı eşleri yanında uzun müddet kalıyordu. Onun bu uzun kalışını içtiği bal şerbetine bağlayan bazı kıskanç eşleri, onun bu eşlerinde uzun müddet kalmasını engellemek, bir araya gelerek yukandaki hadis-i şeriflerde gördüğümüz hiyleye başvurmuşlardı. İşte Hz. Pey*gamber (s.a.v.) eşlerinin aralarındaki bu kıskançlıklarına, geçimsizliklerine kızarak kadınlarından bir ay uzak kalmağa ye*min etmişti. Çok geçmeden Medine'de Hz. Peygamber (s.a.v.)in kadınlarını boşadığı haberi çalkalanmağa başladı. Bunun üzerine Hz. Ömer Hz. Peygamber (s.a.v.)'in huzuruna vararak:

    “Ey Allah'ın elçisi! Kadınların hususunda seni üzen nedir? Şayet onları boşamışsan, Allah'ın Melekleri, Cibril ve Mikâil, ben, Ebû Bekir ve bütün müminler seninle birliktedir.” dedi. O za*man Hz. Peygamber (s.a.v.):

    “Başım üzerine yemin ederim ki, kadınlarımı boşamadım.” bu*yurdu. Hz. Ömer:

    “Kadınlarını boşamadığını, müslümanlara haber verebilir miy*im?” dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.) O'na:

    “Dilersen, ver.” buyurdu. Hz. Ömer der ki:

    “Mescid'in kapısında dikilip, avazım çıktığı kadar, "Hz. Pey*gamber (s.a.v.) kadınlarını boşamadı" diye bağırmaya başladım. Bunun üzerine bu tahrîm âyet-i nazil oldu.[33]

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Sevgili dostum sana geçmiş olsun diyorum ve güzel bir konu açmışsın bunun içinde teşekkür ediyorum.


    3. Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber: Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi.
    Yahu bu ne basitlik ,bu ne kadar Allah dediğimiz yaratıcıyı basit görmek ve hakaret etmek.

    Koskoca Allahın işi gücü yokmuki ,peygamberin eşleriyle ilgili geyik muhabbetine giriyor.Sonra peygamberin eşlerinden, insanlık alemi için alınacak feyz nedir??.Bize ne??.Kaç tane fıstık aldığından,fıstıklarla arasındaki problemlerden..
    Bunların tüm zamanların ,tüm insanların olması gereken Kuranda işi ne.

  5. #5
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    El turuk insan ALLAH'tan korktuğu zaman sadece alaha kuluk eder başkasına degil. Tanrı nerde öbür dünyada bu dünyada olsa ona biyat edecekler va tapacaklar. O nedenle bazı uyanık geri kafalılar eski çaglardaki büyücülere özenip tanrıyı bu madde alemine getirmeye çalışıyorlar.

    Getirecekler ondan sonrada tanrı şunu istiyor tanrı bunu istiyor deyip Yaratıkları tanrı ile yine yaratıkları düşünmeyen koyun sürüleri arasına girip güdecekler.

    İşte ALLAH'dan korkmanın espirisi burda

  6. #6
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Kardeşim bırakın böyle saçmalıkları akıl zeka her neyse ikisinin sonucuda aynıdır. akıl/zeka düşünür sizin gibilerde nasıl çarpırırızda milleti sapıtırız diye düşünür hiç işiniz gücünüz yokmu başka şeyler düşünün nerelerden neler çıkarmaya çalışıyorsunuz.

    Zaten yetrince abuk sabuk birşeyler çıkarıp insanların dini inançları ile oynamışsınız.

    Bu telkinlerden uzaklaşında Kuranın Türkçesinin okunması günah denen Kutsal Kitabımızı alında bir okuyun.

    Bu yazıyı ne maksatla yazdığın hemen ortaya çıkıyor. ALLAH'tan şu anda hür irademiz çalışıyor. eger bu dediklerine uysak aklımızıda alacaksınız. Zaten günah diye bu millete Kuranı okutmadınız tam okuyacaklar derken hem kafanız karışacak hem milletin kafasını karıştıracaksınız. Siz ne yaptığınızın farkındamısısnız.

    Kopiy yapıştır yapıp durmayın.

  7. #7
    ahmetaysever adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-12-2008
    Mesajlar
    353
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı barristor tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Simdi soyle sigaranizi yakin,cayinizi demleyin ve 15 dakikanizi ayirarak bu ayetlere kendinizi korkusuzca verip, okuyun.
    Ve kendinizi Muhammedin eslerinin yerine koyun ( tabi Allaha inanciniz ve Allah korkunuz varsa),size AHZAP SURESI ile bir cok talimat ve tehdit geliyor ve Muhammedin en yakininda, hatta koynunda olan sizler bu ALLAH gercegini en iyi bilenlersiniz.
    Ne gibi HAYASIZLIKLAR yapiyorsunuz ki ,Allah bu TAHKIM suresini indirmek (!) durumunda kaliyor.
    Yoksa sizin icinizde ALLAH KORKUSU YOK MU?
    Yoksa siz bunlarin hepsinin MASAL oldugunu herkezden daha mi iyi biliyorsunuz ?[/B]
    Dostum yine mükemmel bir başlık açmışsın; tebrik ederim. Bu ara makale hazırlıyorum bitirdim sayılır, güzel bir konu açayım demiştim ama eline sağlık benim başlık biraz gecikse de olur dedirttin Vallahi Ellerine sağlık tek kelime ile konu,uslup ve anlatım çok güzel.

    Bu konuya dindarlar ne cevap verecek merak ediyordum ki gürgen arkadaşımız "tüyü çoktan dikmiş"

    Arkdaşlar git gide dindarlardan soğuduk sayenizde. Yahu bu kadar açık bir yalan kitaba nasıl inanıyorsunuz? İçimizde sempati kalmıyor kardeşim. Açıkça Peygamberin özel hayatı işleniyor bu kitapta! BArristor çarptırıyor diyn; ayetler böyle değil; böyle ayetler yok diyin bari de bu kadar aleni bir yanlışa inanmış olmayın ne diyeyim.

    Bunu ömrümün sonuna kadar kullanacağım Barristor! Demek önce Azhap böyle inmiş sonra da Tahkim aynen yazdığın gibi inmiş? Tek kelime ile FİYYYASKO

    Alıntı EL-TURUK tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Sevgili dostum sana geçmiş olsun diyorum ve güzel bir konu açmışsın bunun içinde teşekkür ediyorum.


    Yahu bu ne basitlik ,bu ne kadar Allah dediğimiz yaratıcıyı basit görmek ve hakaret etmek.

    Koskoca Allahın işi gücü yokmuki ,peygamberin eşleriyle ilgili geyik muhabbetine giriyor. Sonra peygamberin eşlerinden, insanlık alemi için alınacak feyz nedir??.Bize ne??.Kaç tane fıstık aldığından,fıstıklarla arasındaki problemlerden..
    Bunların tüm zamanların ,tüm insanların olması gereken Kuranda işi ne.

    Allahın bedevileri,çölde uydur uydur gitsin.
    Gece gece nasıl güldüm bilemezsin. Allah'ın bedevileri çölde uydur uydur gitsin

    Foruma üye olduğum ilk günden beri aynı şeyi söylüyorum; O koca yaratıcıyı nasıl aşşağılıyorlar değil mi? Resmen geyik muhabbetine döndürüyorlar Koca Yaratıcıya mal ettikleri kitabı. Utanmıyorlar üstelik! Tüm zamanları kaplayan bir kitap olacak da içinde böyle akıl dışı; geyik, günümüzle alakası olmayan Peygamber eşlerinden bahsedek. Allah'In bedevileri çölde uydur gitsin

    Alıntı RAMAZAN TOPTAŞ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    İşte ALLAH'dan korkmanın espirisi burda
    Ramazan kardeşim her cevabında aynı şeyi yapıyorsun; kızıyorum ama
    Kardeşim bak; Barristor'un açtığı konu çok açık ve net!

    Şimdi alakasız yerlere çekme lütfen; net bir şekilde cevabın varsa ver bir inanan olarak;

    Bu yazılan sureler doğru mu?
    İniş sırası doğru mu?
    Tüm zamanları kapsayan bir kitapta Peygamber eşlerinin ne yapması gerektiğinin anlatılmasının bir mantığı var mı? Böyle kutsal kitap olur mu; sana ne peygamber eşinin korkması gerektiğinden; Peygambere yoksa bakire kızlar verileceğinden? Böyle kutsal mı olur?

    Üç cevap istiyorum eğer bir şeyler söyleyeceksen; son yazdığın gibi cevap olmaz. 2 tane evet veya hayır, 3üncü soruma da aklına yatıyor mı yatmıyor mu; böyle kitaba kutsal denir mi? Hepsi bu kadar; lütfen konuyu hep dağıtıyorsun. Sen de bir inanan olduğun için senden cevap bekliyoruz haklı olarak. Diğer arkadaşlar zaten inanmıyor. Senin cevabın önemliyken sen alakasız yerlere gidiyorsun. 3 soru sordum cevap verirsen sevniriz, veremeyeceksen de saygı duyarız ama cevap vermeyiğ konuyu alakasızlaştırma lütfen.

    Alıntı RAMAZAN TOPTAŞ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Kardeşim bırakın böyle saçmalıkları akıl zeka her neyse ikisinin sonucuda aynıdır. akıl/zeka düşünür sizin gibilerde nasıl çarpırırızda milleti sapıtırız diye düşünür hiç işiniz gücünüz yokmu başka şeyler düşünün nerelerden neler çıkarmaya çalışıyorsunuz.

    Zaten yetrince abuk sabuk birşeyler çıkarıp insanların dini inançları ile oynamışsınız.
    Bak yine cevap yok. Sen din ile oynamadan cevap ver bize öyleyse. Gürgen zaten bizim forumun neşesi Onun cevaplarının 10'undan 9'u espiri 1 tanesi de bazen güzel oluyo hakkını yememek lazım
    Tanrı Öldü! Kiliseler, Camiler de Mezar Yeri...
    Her Gün Mezarı Başında Dua Alıyor

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Sevgili SEARCHER 1,EL-TURUK ve AHMETAYSEVER arkadaslarim;

    Ozellikle son gunlerde sizleri yanliz biraktigimizi falan dusunmeyin.Duzen dostumuzun PC sinde problem oldu ve onun tamirati ile ugrasiyor ,bugun/yarin doner.Ben de ona benzer bir problem yasiyorum,uye oldugum internet baglantisi cok sorunlar cikariyor,inanin 3-4 dakikada bir kopuyorum.Bu da, hem yorum yapma ,hem okuma zevkimi bir hayli baltaladi.Bugun onunla ugrasacagim ve bu sorunu cozmeye calisacagim.

    Ama goruyorum ki yeni uyemiz SACRED WOMEN le birlikte ,nefis konulari gundeme getirip bizim acigimizi fazlasiyla kapatiyorsunuz

    Bu arada konumuza donecek olursak,su an Kurandaki ,sadece Muhammed esleri ile ilgili yazilan ayetler uzerinde calisiyorum.Cok daha enteresan konular acacagim,kutsal kitabin icinde ne olmamasi lazimlari ,gozler onune sermeye devam edecegim.

    Bu arada sunuda itiraf etmeliyim ki,bu Ramazan gibi arkadaslari okudukca,student ve Hamza arkadasa haksizlik ettigimizi dusunuyorum ,studentten olmasa bile ,hic olmazsa HAMZA dost tartismaya deger bir insandi..Yakinda onlarinda donecegini dusunuyorum.

    Hatirlarsaniz onlarla olan tartismamin bir yerinde "cimada 30 erkek gucu" konusunda kaynaklari 3-4 gun icinde temin etmeye calisacagimi soylemis ve bu sure icinde sozumu yerine getiremedigim icin epeyce elestirilmistim,ama goruyorum ki ayni (zaman konusunda) hatayi onlarda yaptilar, 2 haftaligina yokuz dediler, ama masalllah 6-7 hafta oldu hala ortalikta yoklar.
    Sicaklar konusunda sizlere hak veriyorum ,burasi ile Turkiye arasinda en az 16-17 derece oynuyor,biz o konuda size gore sansliyiz,herhalde randimanli ve gene atesli tartismalarin yasanmasi icin SONBAHARI bekliyecek gibiyiz.

    Ahmet dostumun hazirladigi makeleyi sabirsizlikla bekliyorum.Hepiniz gozumde cok degerlisiniz,bu insanligin sizler gibi cagdas insanlara her zaman ihtiyaci vardir,yilmak yok sonuna kadar mucadele,geri kafalarin duzelmesine az kaldi ,selam olsun korkusuz kardeslerime...


    .

  9. #9
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Bak size alpi1 diye bir arkadaş var tam sizin kafadan o size hidayet verir. Bu uçkurunuzdan vaz geçin ben Kuranı okudum ama sizin tabirinizle cinsellikle hiç ugraşmadım. Ben yaratanla uğraştım. Daha önce size cevaplar vermiştim.

    Ne yani kuranda peygamber öldükten sonra istediğinizle evlenebilirsiniz mi deseydi o zamanda şöyle diyecektiniz. Bu nasıl peygambermiş peygamber ölür ölmez eşleri evlenmiş ne yanı koskoça ALLAH bir peygamber eşlerine sahip çıkamamışmı.

    İsterseniz ayetleri tek tek bana sorun ben size mantıklı bir açıklama yaparım. İyi niyetli olarak anlamak istiyorsanız. onlarıda düşününür düşünür başkalarının önüne koyarsınız. Dedim ya sizin SORUNUZ PEYGAMBERLE FALAN DEGİL KENDİNİZİ KANDIRMAYIN BAŞKADA KONU AÇMAYIN ÖNCE ALLAH VARMI YOKMU VE BU ALLAH NERDE OLDUĞUNUN BİR KARARINI VERİN DEVE KUŞU GİBİ KAFANIZI GÖMMEYİN.

    alpi1 arkadaştan özürabdi1 arkadaş diyecektim.

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    09-07-2009
    Mesajlar
    1,402
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Sevgili Barristor, deve kusu geri dondu... Siz o kadar insanlik yapip kafasini kumdan cikarin bakin diger arkadaslar dondu dolasti yine deve kusuna geldi,

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Bu nasıl insan böyle?
    2003 - 2004 Konuları bölümünde emosh-gs tarafından açılmış
    Yanıt: 22
    Son Mesaj: 12.07.04, 10:42

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •