Kuytularında sevmelerin

İncecik, iki büklüm

İki yanağı kızarık

Bir öpücük ikindisinde

Saklı kalınmış, utandırılmış

Olanca sevdalığıyla

Bırakılmış gecenin insafına

Oturmuş serin gecede

Soğuk kaldırımların kenarında

Terk etmiş kendini

Kalabalık diyarların tükenmez,

İflah olmaz yalnızlığına..



Durulmuş, dili yüreği

Bir o kadar yanmış geçmişi aşktan yana…

Sonsuzlaştırmak istediği her sevda

Soysuzlaştırılmış göz yaşı istilalarıyla…



Aldanışlarına kulplar takmış

Asmış maskelerini

Gülleri solmuş askılarına…



Susmuş yüreği

Susturulmuş!



Ne zaman şaha kalksa

Ayaklansa deli yanları

Çok gecikmeden belirmiş prangalı sürgünler

Ayaklar sürüklenirken akılsızlıkların ardında…



Vazgeçmiş sevmelerden,

Vazgeçirilmiş…



Her bahar sarhoşu rüyasından uyanışta

Güvendiği dağlardan üzerine üzerine

Esmiş fırtına,

Yeşiller yenilmiş kar yağdıkça beyazlara

Yeşiller yenilmiş yaş aktıkça gözlerinden kan kırmızıya…

Terk etmiş kendini, aldatmış hayallerini yalanlarla..



Bu adam ne zaman kendine

Yalnızlıktan kaleler kursa

Aşklar hücum etmiş surlarına





Şimdi karanlığı gecenin

Vurdukça kaldırımların suskunluğuna

Adım adım tükendikçe sürgünler

Prangaların inadına

Yalnızlığa dair yepyeni yeminler

Kilitlenir oldu dudağına…



Sonunda hep tek başına
Kendi kendini yiyen sevdalardansa
Razıydı artık
Eski aşkların ıssızlıklarında
Umutlarıyla yaşlanmaya...



Selim SEVEN,