AKP’NİN laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğunun yüksek yargı tarafından saptanmasından çok önce tehlikenin farkına varanların “paranoyak” olmakla suçlandığını anımsatıyor Kemal Öncü:
“Bu acı gerçeğin farkında olanlar, AKP’yi demokrasi havarisi görecek kadar zekâ sahibi sözde aydın tayfası tarafından sürekli alay konusu edilmişti. Bunun bir paranoya değil gerçek olduğu anlaşıldığında, AKP yandaşı ve destekçisi malum ‘demokrat aydınlar’ bu gerçeğin içini boşaltıp karşı bir kampanya ile doldurma yoluna gittiler.
İktidar yandaşları korku toplumuna giden yolda büyük bir yaygara ile büyük bir kampanya başlattılar. Bu kampanyada ‘tehlikenin farkında mısınız’ sloganına gönderme de yaparak devamlı gündeme taşıdıkları manşetleri ve eksik etmedikleri propaganda yazılarıyla askerin darbe yapacağı korkusunu tam bir paranoya çapında körüklemeye giriştiler. Genelkurmay Başkanlığı bu yayınlar karşısında, darbecileri içlerinde barındırmayacakları konusunda güvence verdikçe, demokrasi sınırları içinde görevlerinin başında olduklarını yemin billah ederek dile getirdikçe bu ‘demokrat aydınlar’ askeri darbe yapması için adeta kışkırtırcasına kampanyanın dozunu daha da arttırma yolunu seçtiler. Ve bu konudaki yayınları yürürlükteki yasalara göre suç oluşturmasına karşın hiçbir işlem yapılmaması, bir ülkenin ordusunu yıpratma kampanyasına yasaları uygulamaktan sorumlu olanlarca göz yumulması aynı ‘demokrat aydınlar’ açısından demokratik bir hak(!) olarak kullanılageldi.
İster asker, ister sivil yargı tarafından gerçekliği saptanıp karara bağlanmamış ‘Darbe Günlükleri’, ‘İrticaya Karşı Eylem Planı’ ve malum davanın klasörlerini dolduran hukuksal geçerliliği belirsiz binlerce ‘belge’, hep ‘asker darbe yapacak’ korkusunu diri tutmak ve daha da arttırmak amacıyla yasalar çiğnenerek gerçekmiş gibi sunuldu medyada ve sunulmaya devam ediliyor.
Gerçek demokrat ve yurtseverlerin paranoya olmadığı sonradan mahkeme kararıyla da kesinleşen ‘tehlikenin farkında mısınız’ kampanyasıyla ‘paranoya’ diyerek alay edenlerin, ‘asker darbe yapacak’ korkusunu topluma salmaya devam ederek besleyip büyüttükleri paranoyayı amaçları doğrultusunda kullanmaları, içi boşaltılmış postmodern bir namus anlayışına sahip olmalarından kaynaklanıyor olsa gerek…”
Fitnetullah ve orduda nifak yaratmak
“BATI Cephesi”nde değişen bir şey olmadığını söylüyor Bülent Esinoğlu:
“Emperyalist Batı’nın Doğu’yu sömürmeye devam etmesi için, gelişmekte olan ülkelerin, iç birliğini dinamitlemesi gerekiyor. Bunun için kullandığı toplum mühendisliğinin bileşenleri değişmiyor. Bu bileşenler; etnik ayırımcılığı kullanmak, varsa sınıf çatışmasını körüklemek, solu özgürlük, demokrasi ve eşitlik adına kullanmak ama hiçbir zaman iktidar olacak güce ulaşmasını istememek, feodal gericiliğin arkasına geçmektir.
Bize demokrasi satan işbirlikçiler, aslında Batı’nın sömürü ideolojisini bize satmaktadırlar. Gerçek demokrasinin (halkçılığın) bununla hiçbir ilgisi yoktur.
Batı’nın Türkiye’de yaratmaya çalıştığı kargaşanın, önüne geçebilecek tek kuvvet olan, orduya yüklenmeleri tesadüf değildir. Batı elde edeceği ülkenin içinde yeterince işbirlikçi zümre yaratmadan, bir hareket yapmaz.
Batı, Fitnetullah ve bölücülerin Türkiye’de yeterince güçlendiğini düşünüyor. Siyasi iktidar, kendilerine her yardımı yapıyor. Geriye bir tek ordu kaldı. Onun içinde nifak yaratmak, Batı’nın şimdiki birinci görevidir.
Fakat 30 Ekim 1918’de, dağıtılan bir orduyu bile yenemeyen Batı ve içerideki işbirlikçiler yine bir ders alacaklar gibi görünüyor.”
Yargılama
Erbil Tuşalp: “Ulemaya sorulmalı, mecelleye göre kadı yargılamalı, fıkıh hükümleri uygulanmalı.
Yağmur Deniz
Devlet kurumlarını yıpratmak fayda sağlamaz.
TSK hariç!
Nokta
Anıl Öçal: “Adım adım gelinen nokta: Anayasada değiştirilemeyecek maddelerin olması f tipi demokrasiye aykırıdır.”
Kiralık
Gülfatma Carlık: “Milli Eğitim Bakanlığı’nın Türkiye haritasında iki il eksik: 44 yıllığına kiraya vermişlerdir!”
Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
