Yerçekimsiz düşlerinde
Uçurtması hep uzak uykuya kaçmış çocuğum
Kuyruğuna jilet takmış kabusların kadınlarıyla savaşım

Yeniden günahkar olmaktan yana spermlerin
Israrkeş laneti duş altından kalkamayıp yığılıncaya dek hiç bitmez

Soruya cevap vermenin anlamsız olduğu zamanlar
İlk uyanık geçindiğinde
Zaten dişlerim çekilirdi süt liman kıyılara sadece çocuk kalırdım
RH sadetine doymuş
Kulağı çekilesi

Atlantisten gelen adam değildim artk
Genizim yosun tutmuş
Tuzlu ve nemli
Ne kadar deniz yuttuysam kusardım ilk aklıma geliveren düşkırıklıklarını
Kendinden utanan bir adam yaratma isditadı olsa da
Aynayla kandırılıncaya dek vicdan
Kendine hep bir kelebek etkisi mazereti yaratırdı akıl
Kadından arta kalan
Ne de olsa akhilleus tendonu çaresizliği kadar bir ölümcül yanım var

Hatırlatamayınca kendini Leyladan
Her kadın ölümsüzlüğüme düşman

Sakın bir sır çözme özentiyse sokulma gün ışığına güvenipte
Henüz gümüş kurşundan habersiz zekan
Sadece
Teninle sıradan bir yemsin
Çok zaman elde edilmeye bile değmezsin

Ruhum gösterişsiz azapta
Gölgemi sıradan olmadığın bir pencerenin gökkuşağına astım
Gözünde ki kağıttan bir üç boyut gözlüğü
Sakladıklarımı bulmaya henüz yetmedi sinema
Sen dört mevsim kadar bir kandırmaca san
yedi renk kadar boya gözlerini
ve yalnızca
bunları nefes alabildiğinde yap
Zaten yazlık sinemalar düğün salonlarına dönüştü
Duvarın ışığa aşkı öldürüldü
O yüzden dipsiz bir karanlığa saklandı gerçek aşk


Topumu tenleri her gece kokan kadınlardan
Uzak arsaya kaçırmış bir çocuğum
Senin var olabiceğinin tuzak ihtimaline

Aynadan uzak bir penceren olduğuna inandığım
Ve Leyla koktuğun sürece güvendesin


Ama sen yine de bir gece karşılaşırsak

Gümüş kurşunu yanından eksik etme



Şevkate de tepki verebilim
Şehvete de...






Alıntı