giderdin, bozulurdu yaşamdaki büyü !
zorlaşırdı, yaşamaya katlanmanın gücü
her seferinde;
uğuldayan bir çığ kalır arkanda
bomboş sokaklar düşerdi, kalabalık yalnızlığıma…
bozkır aklıma sığdıramadıklarımda
durmayan, bir firâri tedirginliği deler içimi
kısılan bir lâmbanın ışığı düşer içime
gecenin kapısı açılır günümde
çağrısız girerdi gözlerim içeri !
karanlık, dilsiz gecede uzar yollar
duygusuz gölgelerde
varamadığım yerde dururdun
öfkem patlar birden, bilenir dişleri
tövbelere durdururdu içimi
gelirdin / gözlerin yarar karanlığımı
yaşanmışların sıcağında
yeniden uyanırdım bahara
her yer güllük gülistanlık olurdu
susamış bir bedevî gibi
içerdim gözlerinden gençliği…
için için kanayan bir su var içimde şimdi
aşamadığım teller dikenli
ve uçurum, sınırın iki yanı !
kabuğunu kıramayan ben’le
yaşayamayacağız belki bir daha
o yanık haziranı
seni unutmaktan, ölesiye korkuyorum oysa!
Alıntı


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


