Çöllere nispet eden bedenin kuytu (38°!) sıcağında
Şubat’tan da soğuk bir ana rahmine düşüşü
Yazılmış hikayesinin kırık tınılı bir girizgahıydı, aslında

Hayatın tahammülü yoktu
Vakit kaybetmeden çetrefilli döngüsünde
savurmak ister gibiydi onu,
katli vacip yarınlarına
...
Ve
Getirdi onu tanrı,
erken doğan güneş kızıllığında
...
İçten pazarlıklı gülüşleri
ihtişamlı cibinliğinde seyrederdi
Çekimser kalışı ,
anlam veremediğindendi zira!

Aldığı meteliksiz nefesler
inci kılığında dizilirken,
Mahpusluk hüviyetlere gün doğar,
küçük kızın nabzı arşınlanırdı
usulca!

Ölüm karanlığında yükselen sessizliğe
yalıtılmış sığınaklar ararken, el yordamıyla
Anahtar deliğinden sızan ışık ile
yetinmeye zorlanmakta

Kader, bir kez daha direttiği kuralını
sufle verirken kulağına
O umudu mihrap eyleyip ’devam’ dedi
Arsızca!

Çalakalem yazılan yazgı akıyor,
alnına düşen iki damla gözyaşıyla...





Arzu Ünal