Dizlerimin titreyişini anımsıyorum o merdivenleri çıkarken. Her basamakta diri bir titreyiş hepsinin orada kalacağından habersiz…
Geldiğim yerleri hafızamdan siliyor sihirli değneğiyle periler, belki de öyle olmasa daha dayanılmaz olurdu yokluğun. Hiç itiraz edemiyorum hayata. Kapımda ne bulmuşsam ciğerlerimde tuttuğumda o kadar. Fazlasını istemeye ne benim gücüm var ne senin. Hiç gidemeyen hiç gelemediği için duyarmış aşkın acısını. Bende öyle vaktimdeyim şimdi.
Bir gün gittiği yere kendisini de götürecek yüreğim biliyorum. Kimsenin dokunamadığı ve kimselerin dokunamayacağı yerde öyle beklerken hayatın son nefesini alır gibi titrek bir bakışla beklediği yere kendisini de götürecek. Hiç itirazsız. Belki gündelik gülüşlerden takılmış maskelerin ardında görülmeyecek titreyişi, can verişi… Ama biliyorum bir gün kendisini de götürecek yüreğim gittiği yere. Her öznesi benle başlayan cümlenin içinde olmak isterdim senle ilgili; olamayacağımdan haberdarım sevdiğim korkutma kendini.
Anlar mısın beni şimdi? Siyah bir masal’(dı) dediğimde içimde kopup duran kıyametin yanaklarımdan süzülüşünü göremesen de anlar mısın beni? Ve bilir misin söylenmemiş her bir kelimenin söylenecek çok şeylere gittiğini. Yasal olmayan bütün hayatları dosyama iliştirmiş birileri. İtiraz etsem asi bir kul olur kulluğu becerememiş yüreğim. Kabullensem…
Hayatın bütün rollerini beceriksizce oynuyorum, öyle kalın maskeler takıyorum ki yüzüme kimseler anlayamıyor hala sevdalı olduğunu. Hala senden bir adım geride durduğumu. Sen seslerin tınısına gizlenmiş bütün ikna edicilere bir bir inandırıyorsun kendini. İnanmak istiyorsun belki. Huzurun tadını almak için. Ben kapına yorgunca yığılmamak için aklımda tuttuğum sokakların ve adımladığım kaldırımların her birisini unutuyorum. İki sokak öteye taşıyorum gölgemi, senin sokağına ait olmadığını kabullenerek. İki sokak ötende nefesleniyorum hayatı kilometrelerce gerinden.
Kabullenişlerin ne zor olduğunu bilmiyor kimseler. Zannediyorlar ki her bir kelimenin harfi kadardır yaşadıklarım. Zannediyorlar ki yazılıp bitmiştir keder ve okunup unutulmuştur iz bırakmadan. Öyle kolayca… Kimse dokunamıyor kimsenin acısına.
Elinden tutar yürürüm bir gün seninle… Boğazımda kalmış bütün hayatlara inat bir gün yürürüm seninle. Sen kaçırmadan elini elimden ( yılların hatırına) Yürürüm sessizce, bilerek her şeyin bittiğini. Bir gün… Belki
Ve
Ne anlatsam sustuğumu ifade edemez kelimeler, sevdama yetersiz geldiği gibi tıkanıp kalır bir yerinde sayfaların. Sen diğerleri gibi göz ucuyla okursun yaralarımı; dokunamadan. Yardımıma koşamazsın boğulduğum yerde. Sadece okuyup geçersin kâbusların her birini, sessizce ve uzanmadan.
Kimse sevemez seni...


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla