Bugün Lozan Antlaşması’nın imzalanmasının 86. yıldönümüdür.
Birinci Dünya Savaşı sonrası imzalanan uluslararası antlaşmalardan günümüzde de yürürlükte olan tek antlaşma Lozan Antlaşması’dır. Fakat görüyoruz ki son yarım asırdır onu da ortadan kaldırmak için yerli ve yabancı kışkırtmalar, gizli ve açık çalışmalar sürdürülmektedir.
Türkiye’deki siyasi iktidarlar ve yabancı medya Lozan’ı yıpratmak için çalışmışlardır. Batılı ülkeler de kendi açılarından Lozan’ın yerine yeniden Sevr’i getirmek için sürekli ve sinsi planlar uygulamaya çalışıyorlar.
Lozan şemsiyesini Türkiye’nin üzerinden kaldırmak için Batı’nın yaptığı faaliyetler hiçbir zaman eksilmeden devam etmektedir. Yerli odaklar ise Lozan’ın ortadan kaldırılmasına hizmet babında onun mimarları Atatürk ve İnönü’yü haksız tenkidlerle hırpalamaya devam ediyorlar. Başta Lozan’da elde edemediğimiz Batı Trakya, Musul, Kerkük, 12 Adalar olmak üzere Türk topraklarını gündeme getirerek, bu andlaşmanın banilerini dolaylı da olsa yıpratmak yolunu seçmişlerdir. Öncelikle vurgulamak lazımdır ki Lozan’da elde edilmesi hedeflenen pek çok şeyi -Batılıların bütün çalışmalarına rağmen- elde etmiş bulunuyoruz. Bilinmelidir ki Birinci Dünya Savaşı, petrol bakımından dünyanın en önemli enerji kaynaklarının üstünde oturan Türk devletini büsbütün ortadan kaldırmak için çıkarılmış bir savaştır. İngiltere gibi Thames nehrinin suları kadar kan akıtan bir emperyalist devlet başarıya ulaştıktan sonra oraları sana geri verir mi? Batı Trakya’ya gelince, buraları savaş ile mi geri alacaktınız? Evet, muzaffer ordularımız İzmir’e girmiş, vatanı kurtarmıştı ama askerin ayağında çarığı, sırtında gömleği yoktu. Nüfusumuz on milyon bile yoktu. Yeni Türk Devletinin yöneticileri, başta Cumhurbaşkanı, Türk milletinin aziz evladı Mustafa Kemal Paşa olmak üzere, dünya şartlarının uygun olduğu ilk fırsatta Hatay’ı almışlardır. Milli sınırlarımızın ve egemenliğimizin bir başka tescili olan Montrö Antlaşması’nı bütün dünyaya kabul ettirmişler ve İkinci Dünya Savaşı öncesi Türk Boğazlarının Türk egemenliğine yeniden ve bütün uluslararası garantilerle geçmesini sağlamışlardır. Eğer Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün ömrü kısacık olmasaydı, kim bilir daha nereleri yeniden Anavatan’a katacaktı.
Bugünkü dünya siyasi akımlarına bakarsak, Türkiyemizi yeniden yapılandırmak ve Lozan’daki bütün kazanımları da elimizden almak istemektedirler.
Eğer Türk devletinin başında bulunanlar “gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde” bulunmazlarsa, Türk ülkesinin siyasi ve kültürel birliğini kimseler bozamayacaktır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
