ABD, Avrupa Birliği ülkelerinden AB vatandaşlarının banka bilgilerini istediğine göre, Türkiye’den bu bilgilerin istenmemiş olması mümkün müdür? İç ve dış politikada ABD ekseninden çıkmayan/çıkamayan AKP Hükümeti’nin Türkiye’deki bankalardaki kullanıcıların bilgilerini ABD’ye veya başka bir ülkeye verilip verilmediğini sorgulamak, bununla ilgili soru önergeleri vermek Meclis’teki vatansever milletvekillerinin görevidir.

Yeni "Big Brother" ABD ve Vatansever Milletvekillerinin Görevi..


Sovyetler Birliği’nin herkesi, her yerde izleyeceği varsayımını kitaplaştıran George Orwell’in 1984 adlı yapıtı bir zamanlar büyük sükse yapmış ve Sovyetler Birliği üzerinde büyük bir baskı kurulmasına yol açmıştı.

Eserde işlenen ana tema ise “kişisel verilerin gizliliği”nin kalmayacağı, korkuya dayanan sistemin ülkeye hakim kılınacağı endişesiydi.

Orwell’in öngürdüğü 1984 yılında Sovyetler Birliği’nde gerçekten hemen herkesi izleyen bir “düzen” mevcuttu. Ancak, bu izleme öngörülen kadar kesin ve katı değildi.

Oysa Orwell’in “1984” adlı yapıtının adını artık “2010” şeklinde değiştirmek, Sovyetler Birliği’nin yerine de ABD’yi koymak gerekiyor. Çünkü, ABD kendi vatandaşlarını fişlemiyor ama “terörle mücadele” adı altında, küresel fişleme yapmaya başlıyor.

Üstelik, bu fişlemede sadece Türkiye gibi ABD’ye “hayır” demekten çekinen ülkeler hedef alınmıyor. Avrupa Birliği ülkelerinin vatandaşlarının kişisel banka bilgilerini de istiyor!

AB Komisyonu'nun, Avrupalı vatandaşların banka verilerini terörle mücadele çerçevesinde Amerikan makamlarının erişimine açma planı yoğun tartışmalara yol açtı. Süddeutsche Zeitung “CIA’nın ağzından El Kaide kelimesi çıktığında, AB'nin veri koruma ile ilgili tüm yönetmeliklerinin anlamını yitirmesi gibi bir şey olabilir mi?

Ortaya pekçok soru işareti çıkıyor: Banka verilerinin sadece terörle mücadelede kullanıldığı nasıl garanti edilebilir? Terör soruşturması çerçevesinde elde edilen verilerin yıllar sonra herhangi bir makamın gözünde başka bir şüpheye dayanak oluşturması nasıl engellenecek? Banka verilerinin ekonomi casusluğu için kullanılmaması nasıl güvence altına alınacak? Daha çok soru ortaya çıkacak.

Güvenmemek sağlıklıdır ve veri koruma ilkesinin çekirdeğidir.

‘No’ kelimesi de dostlar arasında söylenebilmelidir”

Bazı gazeteler de, cevap verilmesi son derece güç olan şu soruyu ortaya atıyorlar:

“Hollanda sınırında oturan bir Alman'ın, yazlığının bulunduğu Yeni Zelanda'ya para havale etmesi Atlantik'in öbür yakasındaki istihbarat birimlerini niye ilgilendiriyor ki? Ya da tam tersi: Almanya'da çalışan bir Hollandalı, maaşını ülkesindeki banka hesabına yatırtıyorsa ne olacak?

Kimseyi ilgilendirmemesi gerektiği halde yine de Amerikan soruşturma birimlerinin para akışını izlemesine izin verilmesi gündemde. Hem de hesap sahibinin bilgisi olmadan, gizlice.

Hukuk devleti nerede?

Demokrasinin kalan birkaç ilkesine de uymak gerekir. AB dünya çapında kendisini vatandaşlık hakları savunucusu rolünde göstermeye çalışıyor. Ama ABD ile bu anlaşmaya imza atılırsa, o zaman iyi uykular Avrupa!”

Gerçekten de bu vahim bir gelişme..

Ba vahim gelişmeyi

Luxemburger Wort gazetesi, bu “özgürlük haklarına karşı bir saldırı” diye nitelendirerek şöyle yorumluyor:

“Amerikan terörle mücadele birimlerinin Avrupalıların özel banka verilerine ulaşması konusu, aslında amaç ve yöntem arasındaki oldukça klasik bir çatışma noktası yaratıyor:

Bir yanda uluslararası teröristlerin mali işlemleri ile ilgili mümkün olduğunca ayrıntılı bilgilere duyulan meşru ilgi, diğer yanda Avrupa vatandaşlarının özel alanlarının koruma altına alınması yönündeki bir o kadar meşru talep.

Terörle mücadele birimlerinin tezleri ne kadar iyi olursa olsun, Amerikan girişiminin, terörle mücadelenin yanında vergi kaçakçılarının izinin sürülmesi gibi bir yan etkisi olması şüphesi de baki kalacaktır. Akla gelebilecek her tür tehdidi, özgürlük haklarına müdahaleye gerekçe gösteren, sadece Amerikan devleti değil. Vatandaşın etrafındaki çember giderek daha fazla daralıyor.”

ABD “terör”ü gerekçe göstererek pek çok ülkeye askeri birlik sevkediyor. Pek çok ülkeden, kendisine verilmesi “ulusal güvenlik” sorunu yaratabilecek bilgileri elde etmeye çalışıyor. Bunun adına da “terörle mücadele” diyor!

Oysa, Pakistan eski başbakanı NBC televizyonuna geçtiğimiz günlerd eyaptığı açıklamada şunu söylemişti: “Biz, Usame Bin Ladin’I yakaladık ve ABD kuvvvetlerine teslim etmeye hazırdık. ABD kuvvetleri, ladin’in şu anda yakalanması ulusal çıkarlarımıza hizmet etmiyor diye Ladin’I teslim almak istemediler..”

Ladin’in Amerikan çıkarlarını genişletmek üzere eylemde bulunan birisi olduğu artık kesindir. ABD’nin “terörizme karşı küresel mücadele” söylemi bir yalandan ibarettir. Ancak, ABD Dünya’nın gözünün içine baka baka bu yalanı sürdürmeye devam ediyor. Teröristleri fişlemek yerine, tüm dünya vatandaşlarını fişleyecek yeni bir yola giriyor.

ABD, Avrupa Birliği ülkelerinden AB vatandaşlarının banka bilgilerini istediğine göre, Türkiye’den bu bilgilerin istenmemiş olması mümkün müdür? İç ve dış politikada ABD ekseninden çıkmayan/çıkamayan AKP Hükümeti’nin Türkiye’deki bankalardaki kullanıcıların bilgilerini ABD’ye veya başka bir ülkeye verilip verilmediğini sorgulamak, bununla ilgili soru önergeleri vermek Meclis’teki vatansever milletvekillerinin görevidir.

Bakalım, bu soruyu kim soracak?

Diplomasi, hak ve hukuktan daha mı güçlü?

www.ulkucu.org