ne diyor bu insanlar !
en hırçın denizlerin de kıyıları olur
bizim isyanımızı, neden duymuyorlar

yarım kalan düşler vardı sırtımda
omzumda sallanırdı dilekleriniz bir zamanlar
hani bir de o bakışlardaki bencillik olmasa
dile gelmezdi inanın, bunca yalan ve iftiralar

acımaz suskunluğum dikenli teller ardında
ama gel gör ki
duyduğum iki sözün biri intikam koynumda

ah bu sahte sokaktaki yorgun kaldırımlar
tuzaklarında bir onuru vardır bilmediniz
hadi söyleyin şimdi bana kırılan aynalar
siz hiç yansımamda güneş görmez misiniz ?

parkamızı yağmurdan esirgemeden yaşadık
gün geldi ayaz erken uğradı şafaklarımıza
titreyen ateş geçitlerine dost diye sarılırdık
geceleri güvercinler vurulmaz dinlemediniz
biz gözlerimizdeki kızılı bile suya bağışlamıştık

anlayın; zehir içer şerbet derdik tadına
artık hiçbir kimlik kabul etmez benliğimi
boynumdaki bu ağır yük nedir diye sorma bana
yüzünüzün akrep yuvası kanatır ellerimizi

varsın adımıza yolsuz desin bu kurt sürüsü
biz türkülerimizi dilimize ihanet diye dolamadık
avucumuzdaki çizgiyi kader kabul etmediysek eğer
alın yazımıza boyun eğen utangaç çocuklardık.



Alıntı